Kadınlar daha çok söz hakkı istedi

  • Giriş : 17.11.2006 / 00:00:00

'Kadının Toplumdaki Rolünün Güçlendirilmesi' konferansında kadınlar, erkeklerin gölgesinde var olma mücadelesi vermekten yakınırken, eşit statüye toplumda söz sahibi olmakla kavuşulacağı noktasında birleşti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Avrupa Birliği (AB) Dönem Başkanı Finlandiya'nın Sosyal İşler ve Sağlık Bakanlığı ile AB Komisyonu işbirliğiyle İstanbul The Marmara Hotel'de düzenlenen “Kadının Toplumdaki Rolünün Güçlendirilmesi” konulu Avrupa-Akdeniz Bakanlar Konferansı, dün yayınlanan deklarasyonla sona erdi. Toplantıda dünyanın çeşitli yerlerinden gelen kadınlar, ülkelerinde kendilerine yönelik bakış açısını masaya yatırırken, kadının toplumda hak ettiği konuma gelebilmesi, erkeklerle eşit statüde, hak ve özgürlüklerine kavuşabilmesi ve beyinlerdeki tabuları yıkabilmesi için toplumun her alanında mutlaka yer alması gerektiğini söyledi. Kadınlar bunun ise ancak eğitimle mümkün olabileceği noktasında birleşti.
5 Yıllık Eylem Planı ve İstanbul Bildirisi'nin kabul edildiği konferansa AB üyesi 25 ülkeyle sürece dahil Suriye, Lübnan, Ürdün, İsrail, Filistin Ulusal Yönetimi, Mısır, Cezayir, Tunus, Fas ve gözlemci statüsündeki Libya ile özel davetli olarak Moritanya'dan bakanlar katıldı. AB Komisyonu'nun Dış İlişkiler ve Avrupa Komşuluk Politikasından Sorumlu üyesi Benita Ferrero-Waldner ve uluslararası sivil toplum kuruluşları ve örgütlerden temsilci-ler de konferansta hazır bulundu.

4 GÜNDE 1 KADIN KURBAN

Konferansta söz alan Mısırlı konuşmacı Amal Osman, ülkesinde kadınları korumak için ciddi kaynaklar ayırarak şikayet büroları kurduklarını söyledi. Eğitim hayatında kadın-erkek oranının eşitlendiğini belirten Osman, kadınların yalnız başlarına yurt dışına çıkmaları ve pasaport almaları için yaptıkları çalışmalarda başarılı olduklarını kaydederken “Siyasi temsil konusunda maalesef Mısırlı kadın çok zayıf” diye konuştu. “Fransa'da her 10 kadından 1'i şiddete uğruyor” diyen Francois Gouyette ise, ülkelerinde her 4 günde aile içi çatışmalarda 1 kadının öldüğünü kaydetti. Konferansta İtalyalı yetkili Massimo Pensato, göçmen ailelerin ülkeye kendi kültür ve dini özelliklerini kaybetmeden uyumlarından bahsederken, Yunanistan ve İngiliz yetkililer de konuşmalarında 'kadın ticaretinin' önüne geçilmesinin önemini vurguladı. Avusturyalı yetkililer de 'kadın sünnetine dur' demek için aile içi şiddete müdahale merkezi kurduklarını anlattı.

'İSRAİL-FİLİSTİN'İ BİZ ÇÖZERİZ

Suriyeli yetkili Mouna Ghanem, savaşlarda en fazla kadınların mağdur olduğuna dikkat çekerek “Kadınlar için önce barış” dedi. İsrailli yet-kili Eti Esther Livni de, kadınların etkin rol oynaması halinde Filistin-İsrail sorununa bile kalıcı bir çözüm bulunabileceğini ifade etti. Bu görüşü destekleyen İrlandalı Frank Fahey, İrlanda'da 40 yıl süren iç çatışmayı kadınların durdurduğunu anlatarak, “Akdeniz bölgesindeki kadınlar, buradaki çatışmayı çözmek için İrlandalı kadınların mücadelesini örnek alsınlar” dedi.

Lübnanlı yetkili Abeer Abdelsamed de, ülkesinde kadının adının sadece kağıt üzerinde kaldığını, parlamentolarında sadece 3 kadın olduğunu söyledi. 1970'li yıllarda yaşadıkları iç savaşın kadının siyasetteki rolüne ket vurduğunu dile getiren Abdelsamed, siyasi partilerin de bu konuda suçlu olduğunu, kadınlara hiçbir zaman li-derlik önermediklerini savundu. Ülkesindeki kadın sivil toplum kuruluşlarının çok güçlü olduğuna değinen Abdelsamed, buna karşın Lübnanlı erkeklerle evlenen yabancı kadınlara vatandaşlık verilemediğinden ve namus cinayetlerinin önüne bir türlü geçemediklerinden yakındı. Ürdünlü Falak El Jamani de, ülkesinde geleneklerin egemenliğinin yanlışlığından dem vurdu. Kadınların kocalarını eğitmesi halinde sorunların çözüleceğini kaydeden Jamani, “Ürdün'ün iç çekişmelerine, Filistin'deki siyonist saldırılara, Irak ve Lübnan'daki savaşlara rağmen Ürdünlü kadın yılmıyor. Üniversitede kadınların oranı yüzde 50'ye yükseldi. İş alanında da kadın-erkek dengesini buluyoruz. Kral Abdullah'ı Allah korusun, çok destek oluyor” diye konuştu. Danimarka hükümeti yetkilisi Vibeke Abel de, “Kadınların yönetici olması için çok çabaladık, ama başarılı olamadık, araştırmalarımız yönetici kadınların verimliliği arttırdığını gösterdi” dedi.


İşgaldeyken hangi haktan söz edilir ki?

Konferansın en dikkat çeken konuşmasını ise Filistinli yetkili Amal Jadou yaptı. Jadou, “Ülkemiz zalimce abluka altına alındı, lider kadrolarımız öldürüldü, memurlar 8 aydır maaş alamıyor, işsizlik yüzde 80'e, fakirlik yüzde 85'e çıktı, bankalarımız para transferini durdurdu, korkunç cinayetler sürüyor, işte bütün bunlar ülkemizde kadının geri kalmışlığına yol açıyor” diye konuştu. Sözlerini “Kadının eğitim, sağlık ve siyasi haklarından faydalanmasını isteyenleri Filistinli kadınlara sahip çıkmaya çağırıyorum” diye sürdüren Jadou, konuşmasının devamında BM ve AB yetkililerine seslendi: “Bu tarz konferansların öngördüklerini gerçekleştirmek istiyorsanız ülkemize bir heyet gönderin, ülkemizi İsrailliler'den koruyun. İsrailliler, lütfen Filistinli kadınların haklarını çiğnemeyin, kadınların iktidarındaki bölgelere zarar vermeyin. Çünkü işgal altındaki bir ülkede kadın haklarından

bahsedemeyiz.”



Hedefimiz okur yazarlığı artırmak

2 gün süren konferansın ev sahipliğini üstlenen Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, konferansta yaptığı konuşmada, Türkiye'nin rotasını, AB ülkeleri ve kriterleriyle buluşmak üzere çizdiğini, bu doğrultuda Türkiye'nin Anayasa'dan başlanarak Medeni Kanun, Türk Ceza Kanunu (TCK), İş Kanunu ve Belediye Kanunu ulusal mevzuatlarının gözden geçirildiğini hatırlattı.

“Türkiye, AB'ye üyelik süreci çerçevesinde kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasını, temel hedeflerinden biri haline getirmiştir” diyen Nimet Çubukçu, yasal düzenlemelerin temelinde kadın-erkek eşitliğinin yasal anlamda güçlendirilmesi, aile içi şiddetin önlenmesi, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarıyla töre cinayetlerinin önüne geçilmesi ve kadının insan haklarının hayatın her alanında yaşama geçirilmesi için siyasi irade ve toplumsal duyarlılığın var olduğunu anlattı. Yasalarla güvence altına alınan kadın hak ve özgürlüklerinin hayata geçirilmesine büyük önem verdiklerini belirten Çubukçu, şiddetin kadınların toplumsal hayatta rol almasının önündeki önemli engellerden olduğunu vurgulayarak, 2010'a kadar kız çocuklarının okullaşma oranını yüzde 100'e ulaştırmaya ve yüzde 82 olan kadın okur-yazarlık oranını yükseltilmeye çalışacaklarını ifade etti.


Karar mekanizması kadınlardan olmalı

Toplantıda konuşan 29 üyenin üzerinde durduğu en önemli nokta ise; kadınların iş hayatında istihdamının sağlanmasına yönelik eylem planları oldu. Sürdürülebilir kalkınma için kadının iş yaşamında yer alması gerektiğini söyleyen AB Komisyonu Dış İlişkiler ve Avrupa Komşuluk Politikasından Sorumlu üyesi Benita Ferrero-Waldner, “Kadınları düşük ücretle çalıştırma politikasından bir an önce vazgeçilmeli. Özel sektörde karar alma mekanizmasında kadınlara görevler verilmeli” dedi

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious