Kadınlar 'duygusal taciz' kurbanı!

  • Giriş : 04.09.2006 / 00:00:00

Yrd. Doç. Dr. Sevda Ergenekon, Türkiye'de iş yerlerinde duygusal tacizin, Avrupa ülkelerine göre çok daha fazla yaşandığını savundu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Yrd. Doç. Dr. Ergenekon, ''duygusal taciz'' olarak ifade edilebilecek olan psikolojik şiddetin (mobbing), yıldırma, bastırma, sindirme, yok sayma, psikoterör veya soyut şiddet uygulamayı içerdiğini söyledi.

Duygusal tacizin örgütsel çatışmanın, verimsizliğin ve motivasyon eksikliğinin kaynağı olarak görüldüğünü ifade eden Ergenekon, bu davranış biçiminin, çalışanlara üstleri, astları veya eşit düzeyde olanlar tarafından sistematik biçimde uygulanan her tür kötü muamele, tehdit, şiddet ve aşağılamayı da içerdiğini bildirdi.

Duygusal tacizin tüm Avrupa ülkelerinde yaygın görüldüğünü, şiddetinin ve sıklığının ülkeye, ülke kültürüne ve sektöre göre değiştiğini belirten Ergenekon, şöyle konuştu:

Türkiye'de iş yerinde duygusal taciz Avrupa ülkelerine göre çok daha fazla yaşanıyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri, çalışanların aynı iş yerinde uzun süre çalışmaları ve kıdem yükünün artması. Buna ihbar süreleri ve kullandırılmayan yıllık izinleri de eklediğimizde oldukça yüksek meblağlarla karşılaşıyoruz. Böylece yıldırma, sindirme, aşağılama, kısaca mobbing uygulayarak kişiyi istifaya zorlamak, bir yönetim biçimi olarak benimseniyor. İkinci nedeni ise ülkemizde hem kamu hem de özel sektörde yeni gelen yönetimin kendi adamlarını kadrolara yerleştirme isteği.''

KURBANLARIN YÜZDE 77'Sİ KADIN'

Duygusal tacizin gündeme gelme açısından çok kısa bir geçmişe sahip olduğuna dikkati çeken Ergenekon, şöyle devam etti:

Yöneticilerin çalışanlarla yaptıkları toplantılarda 'filanca iş arama sitesine verdiğimiz ilana şu kadar bin kişi başvurdu' diyerek aba altından sopa gösterdikleri bir ortamda çalışanlar, her türlü tacize katlanmakta ve görmezden gelmektedirler. Her yaştan kişi, duygusal tacize uğrayabiliyor. 25 yaşın altındaki ve 55 yaşın üzerindekiler daha çok tacize uğrama riski taşıyor.'' Almanya'da yapılan bir araştırmaya göre, tipik tacizcinin 35-45 arası yaşlarda erkek bir üst olduğunu ve uzun süredir şirkette çalıştığını belirten Ergenekon, ''Araştırmaya baktığımızda, erkeklerin yüzde 69 oranında kadınlara, kadınların ise yüzde 84 oranında kadınlara zorbalık yaptığını görüyoruz. Yani kadının dişi, erkeğe değil, kadına geçiyor, erkekle uğraşamıyorlar'' dedi.

Uzun yıllar çalışma ortamlarının erkeklerin egemenliği atında olduğuna işaret eden Ergenekon, şunları kaydetti:

''Kurbanların yüzde 77'si kadındır. Kadınlar iş ortamına girdiğinde, bir başka erkeğin işine engel oluyormuş gibi algılanıyor. Erkekler kendi aralarında 'Bir adam kendi evini, ailesini doyurur. O kadındır, sonuçta ona bakacak bir erkek vardır' diye düşünüyorlar. Yani avlanan ilkel erkek, günümüzde dışarıda çalışan erkektir.

Kadın evde çocuk bakar, yemek pişirir, anne ve ev kadını olarak görev yapar diye düşünüyorlar. Ama çağımızda durum değişti. Kadınlar, eskiden erkek işi olarak bilinen bazı işleri erkeklerden daha iyi yapabiliyorlar. Hatta erkeklerin de kendileri gibi yemek pişirip, bebek bakmalarını istiyorlar. Erkekler ise böyle şeylerden hiç hoşlanmıyorlar. Ayrıca ortamda bir tane bile kadın olsa, erkeklerin rahatı bozuluyor. Kadının aralarından gitmesi için uğraşıyorlar. Bu tabii ki herkes için geçerli değil.''

'SADECE İŞ YERİNDE ORTAYA ÇIKMIYOR'

Bir apartmanda, okulda veya mahallede birlikte yaşayan bir grup insanın, çok küçük de olsa olumlu ve olumsuz bazı farklılıklardan dolayı içlerinden birini kurban seçebildiklerini ifade eden Ergenekon, şöyle konuştu:

'Bu sadece iş yerinde ortaya çıkmıyor. Ancak iş yerinde insanlar haftanın en az 5 günü sabahtan akşama kadar bir arada olduklarından, duygusal tacizin etkileri çalışan üzerinde çok daha etkili oluyor. Düşünce ve inanç ayrılığından, kıskançlık ve cinsiyet ayrımına kadar her tür faktör duygusal tacize neden olabilmektedir. Mobbing süreci, çoğu zaman kişisel bir kıskançlık veya güç gösterisi sebebiyle bir kişi veya bir grup tarafından başlatılabilir.'' Duygusal tacizin sadece üstlerden astlara yönelik gerçekleşmediğine dikkati çeken Ergenekon, ''Astlar da birlik olarak, iş yerinden gitmesini istedikleri bir yöneticiye karşı mobbing uygulayabiliyor. Genelde terfi beklentisi olan astlar, hedefledikleri pozisyona şirket içinden veya özellikle dışarıdan biri geldiğinde, bu kişinin hayatını zorlaştırmak için ellerinden geleni yapabiliyorlar'' dedi.

PSİKOLOJİK ETKİLERİ

Duygusal tacize uğrayan kişinin bunu kimseyle paylaşamadığını ve asıl sorunun buradan kaynaklandığını belirten Ergenekon, mağdurun içe döndüğünü, kendinden şüphe ettiğini söyledi.

Ergenekon, bu nedenle kişinin yoğun depresyon yaşadığını ve sonrasında çeşitli hastalıklara kadar varan bir rahatsızlık oluştuğunu, çalışamayacak duruma gelen kurbanın işten ayrılmak zorunda kalabildiğini anlattı.
Cinsel taciz ve diğer fiziksel şiddet olaylarıyla kıyaslandığında duygusal taciz davranışlarının ''zararsız'' gibi görünse de hedef alınan bireydeki etkilerinin psikolojik olarak yıkıcı olduğuna hatta intiharla sonuçlanabildiğine işaret eden Ergenekon, ilk bakışta birbirinden çok farklı görünen bu iki eylemin kurban seçilen kişi üzerinde aynı etkileri yaptığını kaydetti.

TACİZE MARUZ KALAN ÇALIŞANLAR NELER YAPMALI

Ergenekon, duygusal tacize uğrayan çalışanların yapması gerekenleri şöyle sıraladı:
'Olayları, verileri, anlamsız emirleri ve uygulamaları yazılı olarak tarih, yer ve tanık kişilerin isimleriyle not etmeliler. Mobbingci ile açıkça konuşmalı ve taciz edici söz ve davranışlarını durdurmasını istemeliler. Bu konuşmayı yaparken yanlarında güvendikleri ve gerekirse tanıklık edebilecek birilerinin olmasına özen göstermeliler. Diğer iş arkadaşlarıyla bu durumu açıkça konuşmalılar. Başkaları da aynı kişi tarafından taciz ediliyor olabilir. Böylece birlikte hareket edebilirler. Bir sonraki aşama tacizciyi bağlı olduğu tepe yöneticiye ve insan kaynaklarına rapor etmeleri. Bu raporda her şey tüm açıklığıyla anlatılmalı ve kanıtlar eklenmeli. Bu süreçte psikolojik ve tıbbi yardım alınması, hem kişiyi rahatlatacak hem de kanıt oluşturacaktır. Bu aşamaların ardından değişen hiçbir şey olmadıysa, iş arayışına girmeleri, yeni iş bulduktan sonra istifa etmeleri sağlıkları açısından doğru olacaktır.'' Duygusal tacizin her sektörde çok yaygın yaşandığını ifade eden Ergenekon, tacize uğrayan kişilerin en büyük engelinin tanık bulamamaları ve yasadaki boşluk olduğunu söyledi.

DUYGUSAL TACİZE UĞRAYANLAR ANLATIYOR...

Adapazarı'nda işe başladığı kuruluştan 15 günde ayrılmak zorunda kaldığını belirten B.T. (22), yaşadıklarının duygusal taciz olarak adlandırıldığının farkında olmadığını söyledi.

B.T, ''Yeni girdiğim iş yerinde eski bir çalışanın baskısıyla karşılaştım. Eğitimli ama tecrübesiz biri olarak, ilk günlerde öne çıkmam onu rahatsız etti. Bana karşı davranışları değişti. Hitap ederken kabalığı, aşağılamaya kalkışı, birim yöneticisine hakkımdaki haksız şikayetleri beni işten soğuttu. Eski bir çalışandan, başarılı olduğum için gelen baskı nedeniyle 15'inci gün işten ayrıldım'' dedi.

Bir firmada çalışan N.F. ile S.K. da aynı birimde çalıştıkları eski çalışanın baskılarına, birlikte hareket ederek karşı çıktıklarını belirttiler.

N.F. yaşadığı baskıyı şöyle anlattı:

''Aynı pozisyonda olmamıza rağmen, sürekli öne çıkma gayretleri içinde beni ve arkadaşımı onun astıymışız gibi görüyordu. Firma yetkilisinin eşiyle yakınlaşarak, pozisyonunu sağlama almaya çalışıyordu. Sürekli yanlış arıyor, bulduğunu sanarak baskı oluşturuyordu. O olmadan işlerin yürümeyeceği düşüncesini yayıyordu etrafa. Kendisini uyardım. Durum değişmese de onun niyetini anladığımızın farkında şimdi.'' S.K. ise yeni başladığı birimde, meslektaşı hemcinsinin gösterdiği tepkileri anlamakta zorluk çektiğini ve kendinden şüphelenmeye başladığını söyledi.

Üniversite eğitimi almış biri olarak yaşadıklarının duygusal taciz olarak tanımladığının farkında olmadığını anlatan S.K, ''Bir kadının bir kadına bunları yapabileceğini sanmazdım. Sürekli sinirlerimi bozmaya yönelik davranışlar içindeydi. Yaptığım işi sürekli eleştirip, öğretiyormuş gibi yapıp, bağırıp çağırıyordu. Evime sinirlerim harap halde dönüyordum. Diğer arkadaşım uyarınca her şeyin farkına vardım. Sorun bende sanıyordum. Aslında ondaymış. Biz birlikte hareket edince, biraz kendine çeki düzen verdi'' diye konuştu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious