Kadınlar kendilerini temsil etmek istiyor

  • Giriş : 20.04.2007 / 00:00:00

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Edibe Sözen, ''Kadınlar artık kendilerini temsil etmek istiyor. Kadınların siyasete katılması demokrasiyi zenginleştiren bir durumdur'' dedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Sözen, AK Parti Şanlıurfa Kadın Kolları Başkanlığınca, El-Ruha Otelinde düzenlenen ''Medya, Siyaset ve Kadın'' konulu konferansta, ''bu ülkenin aşığı bir insan'' olduğunu belirtti.
Türkiye'de kadınıyla erkeğiyle uzun yıllar büyük mücadeleler veren bir toplumda yaşandığını, bu mücadeleler sonunda mutlaka çok büyük zaferler elde edileceği umudunu taşıdığını dile getiren Sözen, henüz tam olarak zafere ulaşılmadığını, ancak bu çaba ve samimiyetle Türkiye'yi şu andaki konumundan daha iyi yere getirmeyi amaçladıklarını ifade etti.
AK Parti iktidarı yönetiminde yapılan reformların birer ''sessiz devrim'' niteliğinde olduğunu söyleyen Sözen, bütün dünyanın gözünün Türkiye'nin üzerinde olduğunu, Türkiye'de yaşanılan bu yükselişin, dinamizmin bütün dünyada fark edildiğini anlattı.

TARİHSEL SÜREÇTE KADIN
Kadının ilk nüfus sayımının 1884 yılında yapıldığını, bu dönemden sonra kadın nüfusunun varlığının öğrenilmek istendiğini aktaran Sözen, Türkiye'de demokrasi tarihinin geç başladığını, İngiltere'nin 1215'te Magna Karta ile ilk insan hakları sözleşmesini ortaya koyduğunu anımsattı.
Türkiye'de demokrasinin genç, ancak güçlü olduğunu kaydeden Sözen, kadınlara yönelik ilk sınıfsal ayrımın 2. Abdülhamit döneminde, kadın işçiler ve aydınlar olarak ikiye ayrılmasıyla ortaya çıktığını hatırlattı.
1935'lerden sonra kadının siyaset kimliğiyle evrimselleşmeye başladığını, daha sonra siyasete girdiğini, 2000'lerden sonra ise Avrupa Birliği sürecinin de etkisiyle kendi başlarına siyasette temsil edilmeye başlandığını dile getiren Sözen, şöyle devam etti:
''Bugün AK Parti hükümeti döneminde kadının siyasetteki temsiliyetine bakıldığında, çağdaş demokrasilerde kadınlara ne veriliyorsa Türkiye'de de aynısıdır. 19. yüzyılda kadına çeşitli şekillerde bakılıyor. Kadın bu yüzyılda sadece nesil yetiştiren bir ögedir. 20. yüzyıl ise kadını modernleştirme süreci başlıyor. Bu dönemde çalışma ahlakı her türlü ahlaktan daha ön plan çıkıyor. 21. yüzyıl ise kadına ayrımcılığın en fazla yapıldığı dönemdir. 21. yüzyılın demokrasisi bu nedenle zaafa uğradı. Kadın politikası bütün dünyada var. Kültürel olarak biz kadınları ayrımcı politikalarla ayıran geleneğin mensubu değiliz. Ancak iş politikaya geldiğinde durum farklı noktaya geliyor. Kadınlar artık erkekler üzerinden değil, kendi kendilerini temsil etmek istiyor. Bunu talep ediyorlar. Kadınların siyasete katılması demokrasiyi zenginleştiren bir durumdur. Demokrasi bir talep rejimidir.''

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious