Kadir Topbaş'tan Vatan'a sert cevap!

Kadir Topbaş'tan Vatan'a sert cevap!.8050
  • Giriş : 18.02.2009 / 19:00:00
  • Güncelleme : 18.02.2009 / 18:56:06

Topbaş'tan Vatan'a sert cevap: "220 dönüm araziye konmak istedikleri için manşetindeyiz"

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş Beyoğlu'nda basın mensuplarının sorularını yanıtlayarak, "Sayın Baykal'ın Şaban Dişli olayını nasıl grubuna temcit pilavı gibi getirerek, defalarca bağıra bağıra konuştuğunu biliyoruz. Oysa o konuda Büyükşehir Belediyesi'nin hiçbir müdahalesi yoktur" dedi.

AK Parti Beyoğlu İlçe binasında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Topbaş, İmar Müdürünün evinden yaklaşık 2 milyon TL çalındığına dair iddiaları hatırlatan gazetecilere, "Bahsedilen kişi İmar Müdürü değil İDO'nun yönetim kurulu üyesi. Bizim de danışmanımız değil, ama tanıdığımız bir insan. Biz bu olayı duyduktan sonra bu konu gündeme getirilmeden bir hafta önce biz bu konuyu bilgi ve bulgularla birlikte savcılığa ihbarını yaptık. Mağdur olan Fethi Turgut da avukata giderek mahkemeye müracaat etti. Bütün tutanaklar, belgeler şu anda yargıda. Konuyu yargıya anında götürdük. Bizim konuyu savcılığa bildirdiğimizde bir hafta sonra açıklamaya başladılar. Oysa buz konuyu biliyoruz ve yargıya götürdük. Tabi yargı sonucunda ne çıkacak onu göreceğiz. Biz asla kim olursa olsun böyle bir konuda müsamaha göstermeyiz. Ama onların bahsettiği gibi 2 milyon TL gibi rakamlar değil. Mağdurun ifade ettiği ve tutanaklardaki beyanlar bizim doğru gördüğümüz. Ama tabi yargı süreci var" şeklinde yanıt verdi.

Topbaş, Baykal'ın bu tip şeyleri araştırdığını belirterek, "Sayın Sevigen'i de araştırıyordur herhalde. Şaban Dişli olayını manşetlerden indirmeyen medyamız bakalım bu olayı ne kadar manşetlerde tutacak. İkinci bir Dişli vakası denilen sayın Mehmet Sevigen ile ilgili olayı bakalım medya ne kadar takip edecek ve sayın Baykal bu konuyu ne kadar değerlendirecek? Sayın Kılıçdaroğlu da müfettişliğini burada nasıl gösterecek? Hep merak ediyoruz. Biz de takip ediyoruz. Bu konuyla ilgili daha sonra detaylı açıklama yapacağız. Hazırlıkları yapıyoruz. Burada nasıl kokular çıktığını vatandaşlarımız görecek. Daha nice kokular çıkacak. Var biliyoruz. Bize bir yerlerde konuşuluyor, duyuyoruz. Bunlar ortaya çıktıkça nasıl cevap vereceklerini merak ediyorum" dedi.

Bir gazetenin sürekli kendi ailesi, çevresi ve işyerleri ile uğraştığını öne süren Topbaş, "Saray Muhallebicisi'ni manşetten düşürmüyor sağolsun. Niye? Çünkü kendilerinin Kemerburgaz'da işgal ederek ruhsatsız yaptıkları kaçak bir okulları var. Tabi burasıyla ilgili müfettişler gitmiş. Yıkım kararları almışlar. Öğrenciler var diye sezon sonu bekleniyor. Bunu biliyorlar. Bu nedenle bize veryansın ediyorlar. Bizi sindirmek, susturmak adına. Bugüne kadar hiç konuşmadım. Ama gazetenin manşetindeki asıl gerekçe oradaki kaçak okulunun, o haksız yeri üzerine geçirmeye çalıştığı araziyle ilgili bizim tutumumuzdan kaynaklanıyor. Bütün mesele bu. Ben hatta bir zamanlar 'Ne istediniz de alamadınız' diye sormuştum. 'Namerdiz, eğer bir şey istiyorsak' dediler. Ama bunu istiyorlar, istediklerinin bir tanesi bu. Gazete burada 220 dönüm araziye konmak istiyor ve tabi ki kaçak yapısını meşrulaştırmak istiyor. Bizden geçemediği için Vatan Gazetesi'nin devamlı manşetindeyiz biz. Bugün de yine manşetteyiz" diye konuştu.

Topbaş, söz konusu gazetenin beklentisinin 220 dönüm araziyi bir şekilde ele geçirip, milyarlarca rant sağlamak olduğunu iddia ederek şöyle konuştu;
"Orada kaçak yaptığı okulu meşru hale getirmek. Bizi geçemediği için bunları gündemde tutuyorlar ve bu devam edecek. En ufak şeyi büyütecekler. Biz hep sustuk, sabrettik. Ama 'Yağız hırsız ev sahibini bastırır' diye atasözü var. Böyle yaptıkları yanlışlıkları, yamuklukları örtbas etmek adına maalesef bizi manşetten düşürmüyorlar. Şimdi biz bekliyoruz. Eğer bu kadar ilkeli bir gazetecilik yapıyorlarsa, Mehmet Sevigen olayında nasıl bir gazetecilik yaptıklarını göreceğiz. Şişli'deki Safir binasıyla ilgili manşetlerden düşmedik. 'Başkan İstanbul'u bilmiyor' diye neler söylediler. Gelsinler onlara ben İstanbul'u gezdireyim. Bizim hayatımız burada geçti. Daha dün İstanbul'a gelmişler, bugün 'Başkan İstanbul'u bilmiyor' diye laf ediyorlar. Biz bu İstanbul'u karış karış bilen birisiyiz. Orada Kiler Gurubu'nun yaptığı yapının imarına Büyükşehir Belediyesi olarak müdahilliğimiz yok. Ne olarak söylüyorum. Daha önce Şişli Belediyesi ruhsatı vermiş. Sonra bina Kağıthane'ye bağlanmış Kağıthane Belediyesi ruhsatı vermiş. Ayrıca bina yapılırken 1991'de sayın Sözen döneminde verilen imar haklarını kullanmış. O zaman böyle plan yapmışlar. O kadar net konuşuyorum, bunu bile anlamak istemiyorlar. Devamlı gündemde tuttular, manşetlerden inmedi. Binanın yanında boy boy fotoğraf çektirdiler. Maalesef medya guruplarımız da bunlara çanak tutuyor. Takip ediyoruz."

"Sayın Baykal'ın Dişli olayını nasıl gurubuna temcit pilavı gibi getirerek, defalarca bağıra bağıra konuştuğunu biliyoruz" diyen Topbaş, "Oysa o konuda Büyükşehir Belediyesi'nin hiçbir müdahalesi yoktur. Normal bir plan sürecidir ki CHP'nin döneminde o bölgedeki belediye başkanının yaptığı bir imardır. Sayın Baykal bunu incelememesine rağmen bu konuyu nasıl gündemde tuttuğunu biliyoruz. Şimdi sayın Baykal'a soruyorum; Sayın Sevigen ile ilgili hassasiyetini, tutumunu göreceğiz. Bakalım, 'Olur mu böyle şey bizim içimizde' diye haykıracaklar mı? Bakılım CHP'nin İstanbul adayı da müfettişlik görevini yapacak mı? Bunu da takip edeceğiz, göreceğiz" dedi.

Topbaş, VIP otobüs konusunun da mı aynı gazetede, aynı şekilde gündeme getirildiğini ifade ederek, "O da aynı şekilde, VİP otobüs diye bahsettiğimiz projede bizim arzu ettiğimiz şuydu; Beş biletle Anadolu Yakası'ndan Avrupa yakasına karşılıklı geçişi sağlayacak bir otobüs hattı. 25 otobüslük bir gurupla başlatacaktık. Çok karlı bir işletme değil. İstanbul'da sayın Sözen dönemi dahil olmak üzere yıllarca otobüs işletmeciliği yapmış bir firma bu ihaleyi kazandı. Ancak rantabilitesi çok yüksek bir proje değil. Arzu ettiğimiz şuydu; O kadar kaliteli bir hizmet verilsin ki, bireysel araçlar trafikten çekilsin. Trafik rahatlasın. Böyle gayet iyi niyetle bu çal dştığı araziyle ilgili biışmayı başlattık. Yoksa orada çok büyük ölçekte bir ihale söz konusu değil, zaten iptal edildi. Hamd ediyorum çok şükür ki, bizimle ilgili bulabildikleri bu" diye konuştu.

Saray Muhallebicisi'nin Fatih'deki yerinin de söz konusu gazetenin manşetinden inmediğini belirten Topbaş, "Buradaki cami 1927'de yıkılmış. Daha sonra birilerine atılmış bu arsa ve birileri daha sonra binalar yapmış. Nerdeydiniz? Niye cami yerini sattırdınız diye sorulur adama. Bu mülkiyete göre bu cami yerini satanları sorgulamak lazım. Biz orayla ilgili planları işlettik ve orada kiracıyız. Bugün varız, yarın yokuz. Ama bunu da manşetlere taşıyarak bir eksiklik bularak bizi milletin gözünden düşürmeye çalışıyorlar. Bunlar tabi iki yenilir yutulur şeyler değil. Tamamen mesnetsiz iftiralar. Temelinde gazetenin mensuplarının Kemerburgaz'daki araziyi bir şekilde sahiplenme arayışlarına fırsat vermememiz, oradaki kaçak okullarını meşru hale getirmememiz yatıyor. Başka şeyler de var. Yani bu manşetleri atanların kendi yapılarını da sorgulayacağız zamanı gelince. Nasıl yapmışlar onları? Neler var binalarında diye" şeklinde konuştu.

Topbaş, Fethi Turgut'un evinden 3 kasa ve 2 milyon TL'den değil, sadece bir kasa çalındığını belirterek, "Tabi bu konuyu nasıl değerlendirmek istiyorlar. Nasıl iftiraya çevirmek istiyorlar görüyoruz. Onların maharetleri bu. Medyadan da destek alarak bunu yapacaklardır. Biz o olayı hemen yargıya biz götürdük. Mağdurun ifadesi bir kasa 200 bin TL para ve bir miktar döviz şeklinde. Bunlar üçe çıkarır, beşe çıkarır. Yirmi de derler. Mağdur orada gitmiş karakola, konu yargıya götürülmüş. Canı yanmış adamcağızın. Biz kim olursa olsun yanımızda da olsa kimseye asla yanlışta hiç müsamahakar davranmayız. Bizim bir duruşumuz var. Siyasette ve iş hayatımızda bu duruşumuzu asla değiştirmeyiz. Bize güvenler bundan dolayı güveniyor. Bize inananlar bundan dolayı inanıyor. Ama maalesef bazıları kıyamet habercisi gibi tamamen demogojiye dayalı, tahripkar ve korku oluşturarak insanları yanına çekmeye çalışıyor" dedi.

Söz konusu gazetede önce kendisi ile ardından CHP'li Sevigen ile ilgili haberler çıktığını hatırlatan basın mensuplarına, "Tabi sayın Sevigen ile ilgili haberi okursanız. Olayı biraz bize doğru çevirme çalışmaları var. Gazetenin oradaki düşüncesini, art niyetini daha sonra göreceğiz. Konuyu dönemsellik olarak getirerek hiç alakası olduğunu zannetmediğim halde Mehmet Emin Erkal'ı sayın Başbakanımıza bağlayarak, işi buradan çevirip sayın Sevigen'in üzerinden kaldırarak bize yıkmaya çalışan bir anlayış var orada. Önce oradan taşıyıp öyle getirecekler. Bunları biz gayet iyi biliyoruz, okuyoruz. Haberlere baktığınız zaman işin çevrilme tarzı bu. Bunları hep biz siyasi hayatımızda gördük. Biz gelişmeleri takip edeceğiz. Daha çok söyleyeceklerimiz var, zamanı gelecek söyleyeceğiz. Ama hiçbir zaman biz kalkıp da onların üslubunu benimsemeyiz. Ama vatandaşlarımızın bilmesi gereken her şeyi belgelerle, bulgularla açıklarız. Hiçbir şey gizlenmez, kapalı kapılar ardında kalmaz. Bunu biliyoruz" diye yanıt verdi.

Topbaş, kası hırsızlığı meselesini neden savcılığa götürdüğünün sorulması üzerine de, "Bu konuyu yargıya götürmemizin sebebi, bunun arkasından başka şeyler de çıkabilir diyedir. Bu işin içersine bir medya mensubunun karıştığını biliyoruz. Bir şeyler döndüğünü biliyoruz. Bize gelen bilgiler öyle. Bütün bunlar yargı sürecinde netleşir inşallah. Yargımıza güveniyoruz" diye konuştu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*