‘Kalbe yakın durmak lazım’

  • Giriş : 17.01.2006 / 00:00:00

Edebiyat okurlarının; çıkardığı Irmak Yazıları, Martı ve Yitik Düşler dergilerinden tanıdığı Sait Türkoğlu, uzun yıllar sessiz ve derinden sürdürdüğü edebiyat yolculuğunda, yılların birikimi olan çalışmalarını üç kitapla ortaya koydu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Yazarlık Ağacı, yazı evrenini bütünüyle ortaya koymaya çalışan rehber bir kitap. Yoklukta Hayat Var, Mevlâna’nın Fihimafih adlı eserinden esinlenerek yazılmış manzum bir çalışma. Kalbin Sularında ise yazarın denemelerinden oluşuyor. Günümüzde özellikle Mevlânâ’nın Mesnevi’si üzerine çalışmalar yoğunlaşmışken kendisinin Mevlânâ’nın diğer eserlerine yönelişini, bu yönelişin meyvelerini ve Yoklukta Hayat Var’ın ortaya çıkışını, “Üniversite yıllarında birçok Doğu klasiğini okumuştum. Bunların içinde Divan-ı Kebir, Mesnevi, Fihimafih de vardı. Yıllar sonra Mesnevi’yi baştan sona okuma fikri beni ciddi şekilde kuşatmaya başladı ve okudum. Sonra aynı şekilde Divan-ı Kebir’i okudum orada da beni kendine en çok bağlayan sözleri işaretledim. Mevlana Hazretleri ile başlamışken Fihimafih’e eğildim. Sohbet metinlerinden oluşan Fihimafih’te yer yer çekirdek kıssalar vardı. Buradan da Yoklukta Hayat Var adlı kitap çıktı.” diyerek özetliyor Said Türkoğlu.

Her kitap, okurda kendince izler bırakır. Düşündüren, sarsan, harekete geçiren bir güce sahiptir kitaplar; kendince oluşturduğu o söz evine çeker okuru. Kimi zaman şiirselliğiyle, kimi zaman akıcılığıyla, duruluğuyla... Daha çok dilin gücüne yaslanan kitaplardır, kalbimizde yer bulan. “Yürek, bilinmezlikler ülkesidir. Yalnız adam, dünyanın müzmin göçebesidir. Her yalnızın kendi başına geliştirdiği bir alfabesi vardır. İçimde kabarıp duran bir özlem denizi var. Ey beni geceyle buluşturan sonsuz kudret! Geceyle aramdaki sisleri dağıt, geceye bakışımı derinleştir.” ‘Kalbin Sularında’ adlı kitabından seçtiğimiz bu cümleler, yazara ve kitabına dair önemli ipuçları veriyor.

Said Türkoğlu, Kalbin Sularında’nın öyküsünü şöyle anlatıyor: “Bu kitap, iç didişmelerin tahammülü zorladığı zamanlarda, derdini kalemle paylaşma zorunluluğunun ortaya koyduğu yazılardan oluşuyor; yazıcısının dünya kaygılarından uzakta bir kuytuya sığınmayı başardığı zamanlarda akıl edebildiği, hissedebildiği anlam ve duygu meyvecikleri içeriyor. Bir başka ifadeyle; yaşadığımız çağın bunca yıldırıcı, sığlaştırıcı baskılarına karşı koymaya çalışan bir şuurun ortaya koyabildiği reflekslerin bir sonucu olarak ortaya çıktı bu yazılar.” Okumuyorsak ihanet içinde olduğumuza vurgu yapan yazar, okuyunca hayatımızı içten ve dıştan kuşatan objelere yönlendiriyor vurgularını: Yol sezgileri, Gurbet yalımları, Dünyanın faniliğine dair, Yalnızlık düşleri, Gece yürüyüşü, Gökyüzü düşleri, Okumanın aydınlığında, Harlı bir ateş yakmak gönül dağında, Güz resimleri, Aşk üzerine, Ruh sarayı nereye kurulmaz... Kitabı oluşturan yazılar; kitabın içeriği, evren ve evrenin derinliğine dair oldukça sağlam ipuçları verir. Buraya aldığımız bazı yazı başlıklarından hareketle Kalbin Sularında bizi nelerin beklediğini görebiliyoruz.

Kalemini gezdirdiği konuları, kendini besleyen kaynaklara, Risale-i Nur’a ve Mevlânâ’ya göndermeler yaparak, onlardan aktarmalarda bulunarak, düşünsel derinliğini şiirsel bir dille süsleyerek işliyor yazar. “Kalbin Sularında” ile okura, kalbe yakın durması gerektiğini hatırlatıyor. Bu hatırlatmanın temelini de “Kalp hayatın merkezidir.” şeklinde açıklıyor. Çünkü ona göre yaşadığımız çağ, kalbi gündem dışı bırakmakla işe başladı: “Dünyayla sınırlı bir hayatı seçenler, kalbin öte eğilimlerini iptal etmekle işe başlamışlardır. Kalp, salim çizgisini korudukça kişinin yanlış hareketlerini sorgular durur. Yaşadığımız çağ, topyekûn icraatlarıyla kalbi gündem dışı bırakmıştır. Ne var ki insanoğlu bu çağın, nihayetinde bir bataklığa yahut cehennem çukuruna yuvarlayacak kirli oyunlarından uzak durmak istiyorsa kalp duyarlığını, vicdan duruluğunu hep korumalıdır. ‘Kalbin Sularında’ ile insanın Yaratıcısı ile irtibatını, dünyanın faniliğini, dostluğun sıcaklığını, gecenin-yolculuğun-yalnızlığın-gurbetin gizlerini, okumanın donatıcılığını hatırlatmaya çalışıyorum. Başka deyişle, kalp sahiplerini, kalbin gerçek yurdunda yaşamaya davet ediyorum.”

Özgün bir üslubun sahibi olan ve ‘yazı’ yı önemsediğini her cümlesinde âşikar eden Sait Türkoğlu’nun kitapları, onun söyleyecek çok şeyi olduğunu haber veriyor. Yazarlık Ağacı, benzeri kitaplardan oldukça farklı. Deneme tadı veren yazılarda ortaya konan teorik görüşler, örnek metinlerle zenginleştiriliyor. Yoklukta Hayat Var ise ‘klasik eserlerin günümüze aktarılmasında nasıl bir yol izlenmeli?’ sorusuna iyi ve özgün bir cevap niteliği taşıyor. Kalbin Sularında, denemenin kendine özgü cazibesiyle düşüncenin derinliğini birleştiren bir dil şöleni yaşatıyor okura.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious