Kalbin Necatı
07.02.2012 / 22:17
Ümitlerin sana el verir ve hayallerin, taze biten bir çiçek gibi dallarından yeşerir. Adres sormadan koşarsın küçük bir yüreğin koridorlarında. Karşına çıkan hoyrat ve bir o kadar da korkak engelleri aşarsın yılmadan usanmadan… Bakışlarına bir berhudarlık bulaşır. Sükûnete teslim olan dilin, yerini, bitmeyen sözlere, tükenmeyen cümlelere bırakır. Yitik bir mutluluğun peşinde ömür tüketenler senin bu halini görseler, ayakları yerden kesilen, kanatlarından pervaz eden bir üveyik sanır.
Billur gibi duru, saf su kadar temiz ve güneş gibi parlak bir yürektir günbegün özlemini çektiğin. Beklersin… İnsan neyi aşk ile isterse, Allah onu nasip eder çünkü, bunu bilirsin. Başını gökyüzüne çevirir, ellerini semaya kaldırır ve ancak O'ndan istersin... Sonra kâinatın ihtişamlı sahibinin dillere destan rahmetine sineni çevirirsin. Üzerinde duran inatçı bulutların birden bire zail olduğunu gördüğünde, istediği zaman alan, istediğinde de veren tarifsiz bir gücün dualara teveccüh ettiğine şahit olur, edebildiğin kadar şükredersin. Yekpare aydınlıklar üşüşür üzerine, mutluluğun resmini ellerinle değil, yüreğinle çekersin.
Rüyadaymışsın gibi ama gözlerin açıkken izliyorsun işte hayatının en güzel filmini. Bırak şimdi yüreğine attığın çizgileri! Kalbinin seni götürdüğü yere çevir dümenini. İşte gördün ya; çözdün çözülmez zannedilen düğümün birini. Söyle şimdi bana; yüzündeki tebessüm, izini sürdüğün mutluluğa visal olduğun için mi? Yoksa kalbini yaratan rahmeti sonsuz güç, kalpten istediğin dualara karşılık verdi diye mi?
Aydınlık bir gelecek görünüyor işte ufukta. Kalbin, yeni doğmuş bir bebeğin kalbi gibi atıyor hoyratça. Sıkı sıkı sarıl sahip olduklarına ve olacaklarına... Çünkü ömrün çok kısa ve kalbini açık tut, kalbinde yaşamaya çalışanlara… Vesselam…


































