Kamu binalarının yüzde 90'ı çürük

  • Giriş : 23.02.2007 / 00:00:00

60 ildeki 2 bin devlet binasında yapılan kontroller korkunç bir gerçeği ortaya çıkardı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Birçok okul, askerî yapı ve hastane çökme tehlikesiyle karşı karşıya. Betonlarda deniz kabuğu, midye ve tahta parçaları bulundu. Kolon demirleri de erimeye başlamış.

Deniz kumundan beton yapıldığı ortaya çıktı.
İstanbul Zeytinburnu'nda 5 katlı binanın çökmesi, inşaatlarda standart dışı ve kalitesiz ürün kullanılmasını yeniden gündeme taşıdı. Vatandaşların yanı sıra pek çok devlet dairesinin de uyarılara kulak tıkadığı ortaya çıktı. Yapı malzemelerini inceleyen laboratuvarların tespitlerine göre, resmî binaların çoğu çökme tehlikesiyle karşı karşıya. 60 ilde devlete ait 2 bin binayı denetleyen Yapı Laboratuvarları Derneği'nin başkanı inşaat mühendisi Murat Doğan, kamu binalarının yüzde 60'ının yıkılıp yeniden yapılması, yüzde 30'unun da güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Resmî dairelerin neredeyse tamamında, hiçbir işleme tabi tutulmayan tuzlu deniz kumu kullanılmış. Bu sebeple binaların 'kemik sistemini' oluşturan demirler erimiş. Bazı duvarlardan alınan örneklerde midye ve deniz kabukluları tespit edildi.

Marmara Bölgesi'nde 30 bin kişinin ölümüne yol açan 17 Ağustos 1999 depreminden sonra binaların tadilatında yeterli mesafe alınamadı. Ülke genelindeki hasar tespit çalışmaları için ayrılan ödenekler son kuruşuna kadar harcanmasına rağmen somut adımlar atılmadı.

Sayısı 60'ı aşan ilde okul ve hastanelerin yanı sıra askeriye ve emniyete ait 2 bine yakın kamu binasını inceleyen Norm Beton'un ulaştığı sonuçlar vahim durumu gözler önüne seriyor. Askerî bir tesiste inceleme yapılırken yıllar önce binada yapılan tadilat sırasında kiriş betonunun kesildiği görüldü. İncelemeleri gerçekleştiren Norm Beton'un genel müdürü Murat Doğan, "Binaların yüzde 90'ında ucuz olduğu için deniz kumu kullanılıyor. Onun içindeki tuz ve iyotlar da betonun içine konulan demirleri çürütüp paslandırıyor. Tuz içine yatırılacak bir demir 5 senede erimeye başlar. Standartlara göre beton içinde kullanılacak malzemenin dağlardaki büyük kaya parçalarından kırılıp çakıl haline getirilmesi, sonra da yıkanıp içindeki kimyasallardan arındırılması gerekiyor. Ancak bu iş maliyetli olduğu için denizden çıkarılan kum, içindekilerle birlikte harç yapılıyor." ifadelerini kullandı. Şirketin incelediği beton numuneleriyle ilgili sonuçlar da dehşet verici: Normalde 30 birim olması gereken beton dayanıklılığı ancak 10 birimi buluyor. Doğan bu durumu, "Vücudun ağırlığını ayaktaki kemikler çeker. Bu bütün ağırlığın ellerdeki kemiklere yüklenmesiyle aynı şey." diyerek izah ediyor. Güçlendirmesi ya da yıkılması tavsiye edilen kamu binalarının yöneticilerinin, inşaat sürerken nerede faaliyet gösterecekleri ya da inşaat için gerekli yasal prosedürlerin çokluğundan yakınarak buna yanaşmadığı ifade ediliyor. Bazı binalarda en önemli taşıyıcı parça olan kirişin bir tadilat sırasında kesildiğini gördüklerini söyleyen Doğan, "Faaliyete başlamak için depreme dayanıklılık raporu alması gereken hastaneler kâğıt üzerinde gerekli izni alıyor. Laboratuvarda inceleme yaparken gördüğümüz manzaralar içimizi acıtıyor. Türkiye'nin artık bu skandallar zincirine son vermesi lazım. Zeytinburnu'nda yıkılan bina gibi mezar evlere son vermek için yetkilileri somut adım atmaya, göreve çağırıyoruz." uyarısında bulunuyor.

Marmara depremi yapıların depreme dayanıklı olmadığını ortaya çıkardı. Hasar gören yapılardaki incelemelerde proje hatalarının yanı sıra yeterince denetim yapılmadığı ve kullanılan malzemelerin standartlara uygun olmadığı tespit edildi. Benzer durumun her bina için geçerli olduğunu 100'e yakın vatandaşa mezar olan Konya'daki Zümrüt Apartmanı bir daha hatırlattı. Zeytinburnu'nda önceki gün çöken ve 2 kişinin hayatını yitirdiği 7 katlı binanın da kalitesiz malzeme kullanımı yüzünden çöktüğü kaydediliyor.

'Günü geçiştirip idare ediliyor'

Kamu kuruluşlarının büyük deprem sonrası güçlendirme çalışmaları için ödenek ayırmaya başladığını söyleyen Yapı Laboratuvarları Derneği Başkanı Murat Doğan, ancak asıl sıkıntının sorunun tespitinden sonra başladığını ifade ediyor. Kamu binalarından alınan örneklerin pek çoğunun testinden 'yıkım' ya da 'günlendirme' sonucu çıkıyor. "Ancak güçlendirin ya da yıkın deyince bürokrasi devreye giriyor." diyen Doğan, 'yıkılıp yapılana kadar biz nerede çalışacağız, bir sürü yasal prosedürle uğraşacağız' diye düşünen yöneticilerin ihmalkâr davrandığını öne sürüyor. Doğan, "Yıkılıp yapılması daha ucuza mal edilebilecekken güçlendirme yoluna gidiliyor. Böylece idare ettiklerini zannediyorlar. Ama maalesef yıkıp yeniden yapma ya da güçlendirme istenenlerin büyük çoğunluğu, hiçbir işlem yapmadan oturmaya devam ediyor." diyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious