Kan bağışıyla ilgili yanlış inanışlar

  • Giriş : 18.01.2007 / 00:00:00

Türk Kızılayı Gaziantep Kan Merkezi Müdürü Dr. Gökhan Özboz, gelişmiş ülkelerle kıyaslandığı zaman Türkiye'deki en önemli problemin düzenli, gönüllü kan bağışlarının yetersizliği olduğunu söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Özboz, halk arasındaki kan bağışıyla ilgili yanlış inanışlar nedeniyle düzenli ve gönüllü kan bağışlarının yetersiz olduğunu belirtti. Sağlığı uygun olan insanların iki ayda bir kan bağışlayabileceğini ifade eden Özboz, şöyle konuştu:
“Halk arasında hala kan bağışının kilo aldırdığı, bağımlılık yaptığı ya da tehlikeli olduğuna dair yanlış inanışlar var. Bu tür inanışlar halk arasında oldukça yaygın olmakla birlikte bilimsel dayanağı yok.

Genellikle kan, hemoglobin düzeyi zaten yüksek olan kişilerin, kan bağışlayınca belirli süre bazı şikayetleri hafifliyor. Daha sonra kan seviyesi yükselince bu kişiler kan verme gereksinimi duyuyor. Bu durum halk arasında kan vermenin bağımlılık yaptığı inancına yol açmış olabilir. Kan seviyesi normal olan kişilerde bu tür şikayetler oluşmaz.”

Özboz, kan bağışının insanı kansız bırakacağı düşüncesinin de yanlış olduğunu, kan bağışı yapmadan önce yapılan muayenede, kan düzeyi düşük olan kişilerden bağış alınmadığını ifade etti.

Bazı ilaçları kullanan kişilerin kan bağışı yapamayacağını, bu nedenle bağış öncesinde kişinin kullandığı ilaçları doktora söylemesi gerektiğini ifade eden Özboz, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Çok nadir olmakla birlikte kan bağışından sonra istenmeyen bazı şikayetler ortaya çıkabiliyor. Bunlar çoğunlukla baş dönmesi, bulantı, terleme, bayılma gibi şikayetler. Kan merkezine başvurduğunuzda gerekli muayene ve kan tahlili yapılmaktadır.

Ancak buna rağmen çok nadir de olsa yan etkiler görülebilmektedir. Bunun en önemli nedeni kan görmeye dayanamama ve aşırı heyecan gibi psikolojik nedenlerdir. Bu tür durumlarda müdahale için hazırlıklı ekipman ve personel, kan merkezlerinde 24 saat hazır bulunur.”

KAN BAĞIŞI SONRASI

Özboz, kan bağışı sonrasında kişilerin doktorların tavsiyesini dikkatle dinlemesi ve uygulaması gerektiğini vurguladı. Kan verme işlemi sonrasında kişinin ayağa kalkmak için acele etmemesi gerektiğini ifade eden Özboz, şunları anlattı:
“Kişiler bağış sonrasında ayağa kalktıktan sonra ikram bölümünde bir süre dinlenerek, ikram edilen sıvıları almalı. Kişi eğer sigara kullanıyorsa kan bağışından sonra 30 dakika sigara içmemeli. Sigara kullanımı, baş dönmesi ve bulantıya neden olabilir.

Kişiler ilk birkaç saat içinde kan verdiği koluyla ağır şeyler taşımamalı. Bu kanamaya neden olabilir. Kan verildikten ilk 4 saat içinde her zaman olduğundan daha çok sıvı tüketmeye çalışılmalı, bir sonraki öğünden önce alkollü içecekler alınmamalı. Alkol, vücuttan sıvı kaybını arttıracağı için şikayetlere yol açabilir.”

Özboz, kan bağışlanan gün ağır spor etkinliklerinde bulunulmaması, ilk 4 saat aşırı sıcak ortamlarda bulunulmaması gerektiğini vurguladı.

“Kan bağışından sonra baygınlık hissi ve baş dönmesi yaşayan kişiler uygun bir yere uzanmalı” diyen Özboz, kişilerin başını iki dizinin arasına alacak şekilde oturmasının da rahatsızlığın azalması açısından uygun olacağını kaydetti.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious