Kanadoğlu: "Bu gidiş dinci dikta rejimine gidiştir"

Kanadoğlu:
  • Giriş : 25.01.2008 / 15:07:00

Kanadoğlu, ''Türkiye'nin sorunu dinin siyasete alet edilmesi sorunudur'' diyerek, siyasi partileri uyardı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, türban tartışmasıyla ilgili olarak, ''Türkiye'nin sorunu dinin siyasete alet edilmesi sorunudur'' diyerek, siyasi partilere ''kapatılma'' uyarısında bulundu.

"Bu gidiş dinci dikta rejimine gidiştir" diyen Kanadoğlu, siyasi partilerin Anayasa hükümlerine uyması gerektiğini, aksi davranışın yaptırımının parti kapatma olduğunu belirtti.

Atatürkçü Düşünce Derneği Adana şubesinin düzenlediği bir toplantıda konuşan Kanadoğlu, "Türban özellikle kullanılan bir araçtır. Kutsal kitabımızda belirtildiği gibi bir örtünme biçimidir. Önce dinsel simge haline getireceksiniz ve dinsel simgeyi de siyasi simge haline getirerek siyasi çıkar sağlayacaksınız" ifadesini kullandı.

Kanadoğlu, AKP ve MHP tarafından başörtüsü ile ilgili çalışmaları da sert bir dille eleştirdi.

Kanadoğlu, "Aslında Türkiye'nin sorunu dinin siyasete alet edilmesi sorunudur. Türban bunun bir vesilesidir, bir bahanesidir, özellikle kullanılan bir aracıdır. Bunun adı dinin siyasete alet edilmesidir. Eğer dinin siyasete alet edilmesini, iktidara gidişin tabii bir yolu olarak kabul ediyor isek, o takdirde bu devletin laik niteliğini, bu Cumhuriyet'in laik niteliğini inkar ederiz ve dinin üzerinden siyaset yapıldığı bir ülkede gerçek görüşlerin ortaya atılabilmesi o toplumun refaha, gönence ulaşması mümkün olmaz" dedi.

"Bu gidiş hayırlı bir gidiş değil"

"Bu gidiş hayırlı bir gidiş değildir" diyen Sabih Kanadoğlu, "Bu gidiş dinci dikta rejimine gidiştir. Bunu önlemek her Türk yurttaşının vazgeçilmez görevi olmalıdır. Buna karşı çıkmak zorundayız. Eğer hür, özgür, demokratik hakları sağlanmış, Atatürk ilke ve devrimlerine inançla bağlanmış bir Cumhuriyetin özgür vatandaşı olmak istiyorsak kesinlikle bu çabalara karşı koymak durumundayız" diye konuştu.

Parti kapatma...

Dinin siyasete alet edilmesini önlemek için gerekli önlemlerin alındığını kaydeden Kanadoğlu, "Demokrasiyi yok etme özgürlüğü hiçkimseye tanınanamaz. Anayasımızın 68'inci maddesi siyasi partilerin uymaları gerekli düzenlemeleri net şekilde ortaya koymuş" dedi.

"Siyasi partiler, Anayasa ve kanun hükümleri dairesinde faaliyette bulunurlar" hükmünün dikkate alınmadığı eleştirisinde bulunan Kanadoğlu, "68'inci madde siyasi partilerin neleri yapmamaları gerektiği çok açık ortaya koymaktadır. Hiç kuşkusuz millet egemenliği, insan hakları, hukuk devleti ilkeleri ve özellikle laik cumhuriyet ilkesi aleyhine eylemler yapamazlar. Yaparlarsa ne olur? Bu yaptırım 69'uncu maddede siyasi partilerin bu eylemlerin odağı olmaları halinde temelli kapatılacaklarını anlatıyor" dedi.

"Ya yasaya uy ya terk et"

Türkiye'nin siyasi parti mezarlığına dönüştüğünü, bugüne kadar 30'dan fazla partinin kapatıldığından bahsedilip "Türkiye demokratik ülke değil. Bu yönde bir takım önlemler alınması gerekir" denildiğini bildiren Kanadoğlu, herşeyden önce demokrasinin kendisini savunma hakkı bulunduğunu söyledi.

Kanadoğlu, "Bir ülkede siyasi partiler demokrasinin olmazsa olmaz unsurlarına saldırıda bulunuyorlarsa, yani laiklik ilkesinin aleyhinde çalışıyorlarsa, devletin bölünmez bütünlüğü aleyhine faaliyette bulunuyorlarsa bu ülkenin, bu demokratik rejimin kendisini koruma hakkı yok mudur?" diye sordu.

Kanadoğlu, "Siyasi partiler ya bu ülkenin çağdaş, uygar Atatürk ilke devrimleri doğrultusunda, ekonomik, siyasal, sosyal yönden bir ilerleme vasıtası olacaklardır. Bu kalıp içerisinde siyaset yapacaklardır ya da bu siyaset alanını terk edeceklerdir" dedi.

Başbakan'a ve siyasilere uyarı

Kanadoğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Yargıtay ve Danıştay'ın türban uyarıları ile ilgili olarak "İhsası reyde bulunuyorlar" dediğini anımsatarak, şu açıklamayı yaptı:

"İhsası rey şudur: Bakılmakta olan veya bakması olası bir davada oyunu ihsas ettirme, yani sezindirme, yani ima yoluyla açıklama demek. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı karar yeri değildir, iddia makamıdır, yani taraftır.

Danıştay Başkanlar Kurulu'nun ihsası reyde bulunması diye bir olay olamaz. Çünkü, Danıştay bu konudaki düşüncesini kararlarında göstermiştir. Danıştay'ın yaptığı bu kararların ne olduğunu anımsatmak ve uygulanmasını istemekten ibaret bir bildiridir.

Siz bu bildirileri dikkate almazsanız, bu bildirileri ihsası rey gibi kabul eder ve yargının siyasallaşması yolunda çabalar sarf eden bir siyasi iktidar olarak bu karşı çıkışı ve uyarmayı kendi işinize müdahale olarak görürseniz bundan sonra nelerle karşılayacağınızı da hesap etmeniz gerekir.

Bu ülkede kesinlikle bilinmelidir ki; Anayasa dışında, Anayasa'nın laiklik ilkesini ortadan kaldıracak biçimde eylemlerde bulunan siyasi partiler Anayasa'daki yaptırımlarla mutlaka karşı karşıya kalacaklardır. Bunun başka türlü ne açıklaması vardır, ne de başka türlü bir nedene bağlanabilir.

Ama, bugün Türkiye'nin en büyük sorunu budur. Bir kişi diktasına doğru gidilmektedir. Bugün siyasi partilerdeki genel başkanlık sultasının ulaşacağı yer de zaten budur.

Bir siyasi parti genel başkanının iktidar olması halinde bütün yasamayı, milletvekillerini teker teker, kimlik olarak ve sıralarıyla tespit ettiğini düşünün. Yasama o kişinin elindedir. Aynı zamanda yürütmenin başıdır. Aynı zamanda kendisine engel olarak gördüğü yargıyı da kendisine bağımlı hale getirmek istemektedir."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious