Kanadoğlu'ndan 301 tepkisi

Kanadoğlu'ndan 301 tepkisi.9278
  • Giriş : 08.04.2008 / 18:03:00

Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, 301. maddede değişiklikten rahatsız.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


TED Ankara Koleji Mezunları Derneğince, TOBB Üniversitesi Konferans Salonu'nda düzenlenen ''Anayasa Taslağı'' sempozyumunu izleyen Kanadoğlu, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Kanadoğlu, AK Parti Hükümeti'nin, TCK'nın 301. maddesinde yapmayı planladığı değişiklikle ilgili görüşünün sorulması üzerine, ''301'in kaldırılması biçiminde bir uygulama fevkalade yanlış olurdu. Şimdi birçok hükümde değişiklik yapılmak isteniyor ama yapılan değişikliklerin özellikle 'Türklüğü' ibaresinin 'Türk milleti' olarak anlaşılmasında herhangi bir değişiklik yok. Zaten Yargıtay içtihatları bunu Türk milleti olarak anlıyordu. Cumhuriyet zaten Türkiye Cumhuriyeti devletiydi. Bunlarda bir değişiklik yok'' dedi.

Değişikliklerin ''ceza sürelerinin azaltılması ve yaptırımların dışarıda ve içeride eşit hale getirilmesi, bir de Cumhurbaşkanlığına yetki verilmesi'' olduğunu ifade eden Kanadoğlu, yetkinin cumhurbaşkanına bırakılmasını şöyle değerlendirdi:

''Zaten cumhurbaşkanının görevlerinin Anayasa'da fevkalade fazla olduğunu iddia ettikten sonra ona yeni bir ek görev yüklemenin doğru olduğu kanısında değilim. Cumhurbaşkanı bu tür suçlarda o ülkenin ve kamunun yararı olup olmadığını tayin etmeyle de görevlendirilmemeliydi. Bu, adalet bakanı olabilirdi. Tabii denebilir ki 'Adalet bakanı siyasi birtakım düşüncelerle bazılarına izin verir bazılarına izin vermez'. Bugünkü uygulamaya göre aynı sıkıntı, sakınca Cumhurbaşkanı için de geçerli. Bunun için onun uygun bir görevlendirme olduğunu zannetmiyorum.''

Bir gazetecinin, ''Anayasa Mahkemesinin 4 üyesinin AK Parti hakkındaki kapatma davasında, Cumhurbaşkanı'nın ayrı tutulması yönünde oy kullandıklarını ve bu konuda bu üyelerin tarafsızlığının zedelendiği ve çekilmeleri gerektiği yönünde iddialar bulunduğunu'' hatırlatması ve bu konudaki görüşünün sorulması üzerine Kanadoğlu, şunları söyledi:

''Ben aynı fikirde değilim. Zaten Cumhurbaşkanı'nın yargılanması diye bir konu söylenemez. Yargılanan siyasi partidir. Cumhurbaşkanı'nın, Cumhurbaşkanı olmadan önceki eylemlerinin bu kapatma eğer olursa buna neden olup olmadığı tespit edilecektir. Yani burada Cumhurbaşkanı'nın yargılanması biçiminde bir olay da olmadığı için bu oyların herhangi bir şekilde bir oy açıklaması olarak kabulü mümkün değil. O görüşte değilim.''

Bundan sonra TCK'nın 301. maddesi ile ilgili daha önce açılmış davalara benzer davaların açılıp açılamayacağı yönündeki bir soruyu Kanadoğlu, ''Eğer bir iddia varsa bu iddiaya izin verip vermeme de Cumhurbaşkanı'nın takdirine bırakılmışsa her zaman bu tür davalar açılabilir. Yani 'Cumhurbaşkanı öyle bir süzgeç olur ki her şeyi önler' düşüncesi, beklentisi yanlış olur'' diye yanıtladı.

Kanadoğlu, ''301. maddedeki değişikliğin hukuk tekniği açısından doğru olup olmayacağı'' sorusuna ise ''Olabilir. Kullanılan yollardan biridir ama bizim Anayasamızdaki sistem itibarıyla cumhurbaşkanına bu kadar çok görevin içinde bir de bunu yüklemenin doğru olmadığı düşüncesindeyim'' karşılığını verdi.

-ANKARA BAROSU BAŞKANI COŞAR-

301. maddedeki değişiklik konusundaki soruları yanıtlayan Ankara Barosu Başkanı Vedat Ahsen Coşar ise ''bu maddenin değiştirilmesinin geç kalınmış bir düzenleme olduğunu'' söyledi.

Tam olarak metni bilmediğini ifade eden Coşar, ancak izin verme yetkisinin Cumhurbaşkanlığı makamına verilmesini doğru bulmadığını kaydetti.

TCK'nın 159. maddesinin yürürlükte olduğu dönemde yetkinin adalet bakanına ait olduğunu hatırlatan Coşar, yetkinin yine adalet bakanına ait olması gerektiğini söyledi.

Coşar, şöyle devam etti:

''Birisinin siyasi fatura ödemesi gerekir. Yaptığı yanlış bir tasarrufsa onun faturasını ödemesi gerekir. Cumhurbaşkanlığı makamı farklı bir makam. Cumhurbaşkanının vatana ihanet dışında herhangi bir cezai, hukuki sorumluluğu yok. Ödeyeceği bir siyasi fatura da olmaz, olamaz, olmaması gerekir. Doğrusu da odur. O bakımdan o yönüyle yanlış.''

''Türklük'' kavramının ise daha önceki düzenlemede oldukça geniş olduğunu, hatta Afganistan ve Kırgızistan Türklerini de içerdiğini ve etnik bir tanım olduğunu anlatan Coşar, bu tanımdan geri dönülmesinin olumlu bir adım olduğunu ifade etti.

''Bundan önce TCK'nın 301. maddesiyle ilgili davaların, değişiklikten sonra açılıp açılamayacağı'' yönündeki bir soruya Coşar, ''Açılır gayet tabii. Belki biraz daha farklılaştırılabilir. Sanıyorum eleştiriyle ilgili hususlara biraz vurgu yapmışlar. Her türlü hakareti veya hakaret kabul edilebilecek, bireylerin birbirlerine karşılıklı söyledikleri şeylerin 301 kapsamında hakaret değil de eleştiri kabul edilmesi gerektiği belirtilmiş. Bu da yargının zaman içindeki uygulama şekline bağlı'' dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious