Kanatlıları öldürünce 'böğü' arttı

  • Giriş : 25.08.2006 / 00:00:00

Kuş gribi nedeniyle aşırı kanatlı hayvan itlafının, bazı yerlerde böğü potansiyelinin artmasına neden oldu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Anadolu'da yaşayan ve bilinen 34 çeşit böğüden hiç birinin zehirli olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Bayram, hava sıcaklığının artmasının, bu hayvanların büyüyüp erginleşmesinde önemli bir ekolojik faktör olduğuna işaret etti. Sıcaklığın bu hayvanların aktivitesini, hareket yeteneğini artırdığını belirten Prof. Dr. Bayram, şu bilgiyi verdi:

''Böğü ya da halk arasında karabüğü denilen bu hayvanlar, gündüzleri her zaman toprak içinde, toprak altındaki galerilerde, duvar diplerinde, taş, ağaç kovuklarında saklanırlar. Geceleri ise avlanırlar. Çok güçlü çene yapıları vardır. Sıçan, fare, köstebek, tavşan, sincap gibi hayvanları çeneleri ile parçalayabiliyorlar. Oburca yiyorlar. Leşler üzerinden de beslenebiliyor.

Kurbağa, kertenkele, yılan, kedi bile yiyebiliyor. Şahdamarlarını keserek öldürüyor. Sıcaklıklar artınca, bu hayvanların besin arama aktivitesi artıyor, çok daha hızlı koşup besin arayabiliyorlar, dolayısıyla daha fazla görülüyorlar.''

Sıcaklık dışında, bazı yerlerde aşırı kanatlı itlafının da söz konusu yerlerde böğü sayısının artmasında önemli rol oynadığını anlatan Araknolog Prof. Dr. Abdullah Bayram, şöyle devam etti:

''Haymana'da, Ankara'da, Doğu Anadolu'da, kanatlı hayvanların itlafından çok cesur davranıldı. Böğülerle beslenen kanatlı hayvan popülasyonlarındaki kırılma, böğü ve zehirli hayvan polülasyonunda bir artış çıkardı karşımıza. Böğü dışında zehirli örümcek, akrep, kırkayak, çıyan gibi hayvanların sayısında artış bekliyordum.

Ancak, şimdi köyde, kırda 1-2 tane görürseniz. Bu popülasyon patlaması sayılmaz. Söz gelimi 5 metrekarede 1 tane, baktığınız her yerde bunları görüyorsanız görüyorsanız, popülasyon artışından söz edilebilir.''

Haymana'nın Çarıklı Köyü'nde popülasyon artışından söz edildiğini bunu incelemek için yakında oraya gideceklerini, Ankara Çayyolu'nu da inceleyeceğini anlatan Prof. Dr. Abdullah Bayram, vatandaşlar ve Jandarma Genel Komutanlığı mensuplarınca bulunarak tarım il müdürlüklerine getirilen böğülerin kendilerine ulaştırıldığını, halen 10 civarındaki bu böğü örneklerini incelediklerini kaydetti.

İncelenen türler arasında zehirli örneğe rastlamadıklarını vurgulayan Prof. Dr. Bayram, incelemeler sonunda hazırlayacağı raporu, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı zirai Araştırma Enstitüsü'ne sunacağını söyledi.

İNSANLARA ETKİSİ VE ÖNLEMLER

Araknolog Prof. Dr. Abdullah Bayram'ın verdiği bilgiye göre, örümcek ve akrepler saldırmadığı halde, böğüler saldırgan hayvanlar. Anadolu'daki türlerinin boyları 5-10 cm arasında değişiyor. Ayakları ile beraber 16-18 cm olabiliyor. Çok kuvvetli çenelere sahip bu hayvanlar kuvvetli ısırmaları nedeniyle insanı ''yerinden hoplatıp'', şoka sokabiliyorlar. Bir metreye kadar da sıçrayabiliyorlar.

Önlem olarak evlerin içine girmesine izin vermemek gerekiyor. Gerekirse evlerin içinde; Sağlık Bakanlığı'nın onayladığı halk sağlığı ilaçlarını kullanılabiliyor. Ancak bu ilaçları kullanınca insanların 24 saat içeri girmemesi gerekiyor.

Dışarıda, tarlalarda, evlerin etrafında, kümeslerin çevresinde tarım ilaçları kullanılabiliyor.

Mümkün olursa serbest gezen tavuk sayısını artırmak da böğülerle mücadele çok yararlı olacak.

İnsanları ısırınca, bol sabunlu su ile yıkayıp, enfeksiyon riskine karşı sağlık kuruluşuna gitmek gerekiyor.

BAKTERİ-VİRÜS BULAŞTIRMA RİSKİ

Türkiye'deki böğülerin zehirli olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Abdullah Bayram, ''Ancak bu hayvanlar, insanların alışık olmadığı bir çok bakteri ve virüsü enfekte edebilirler. Dolayısıyla, bir hastayı, yaşlıyı, çocuğu soktuğu zaman, bağışık olmayan bir virüs bulaştırırsa ölümcül olabiliyorlar'' dedi.

Türkiye'de şimdiye kadar böğüler, örümcekler nedeniyle yaygın bir sağlık sorunu yaşanmadığına işaret eden Bayram, ''kene, böğü gibi hayvanların biyolojik silah olarak kullanılması'' ile ilgili soru üzerine şunları söyledi:

''Bu hayvanlar zehirli olmasa da tanışık ve bağışık olmadığımız virüsleri bulaştırdıkları için tehlikeli olabiliyorlar. Kırım kongo kanamalı ateşi, kuş gribi gibi virüslerle tanışık değildik, onun için bağışık olmayan virüsler ölümcül olabiliyor. Keneler için, bakteriler, virüsler biyolojik savaş ajanı olarak bunlar kullanılabiliyor. Keneler üzerinden Anadolu'ya yayılmasında bunları düşünebiliriz. Olası doğrusu... Ancak, böğü popülasyonunun artmasında, hayır...''

Prof. Dr. Bayram, vatandaşların, bundan sonra bulacakları böğü örneklerin tarım il müdürlükleri aracılığıyla kendilerine göndermelerinin, bundan sonraki bilimsel araştırmalar açısından da yararlı olacağını ifade etti.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious