Kaplıcalar şifa dağıtıyor

  • Giriş : 01.07.2006 / 00:00:00

Tem 2006 - Halk arasında "Ilıca ve içme" gibi isimlerle adlandırılan kaplıcalar şifa dağıtıyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Gündüz şifalı sulardan faydalanan insanlar geceleri kaplıca ya da ılıcaların, nemden uzak ve serin havasında keyifli vakitler geçiriyor. Kış boyunca doktor doktor dolaşarak şifa bulamayanlar şifayı kaplıcalarda ararken, uzmanlar kaplıca sularının faydalarını doğruluyor.

Gelişmiş ülkelerde insanların normal zamanda stres atmak, vücudunu rahatlatmak amacıyla yılda bir kez de olsa termal kaynaklardan yararlanma amacıyla seyahat ettiklerini belirten uzmanlar, "Ülkemizden çok daha az kaynaklara sahip olmalarına rağmen, termal turizme uygun tesisler gelişmiş. Oysa ülkemiz termal kaynaklar olarak çok zengin olmasına rağmen termal sular yeterince bilinmemekte ve faydalanılmamaktadır." diye konuşuyor.

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Tıbbi Ekoloji ve Hidro Klimatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zeki Karagülle, kaplıca suyunun bir çok hastalığa iyi geldiğine dikkat çekti.

Suyun kendisinin başlı başına bir şifa kaynağı olduğunu hatırlatan Karagülle, kaplıca sularındaki minarellerden dolayı bu suların ayrı bir öneminin olduğunu anımsattı.

Kaplıca suyunda, kükürt, sodyum, çinko, magnezyum, klor, flor, kalsiyum bulunduğunu hatırlatan Karagülle, suyun özellikle romatizmal hastalıklar, mide, safra kesesi, kadın, sinir sistemi hastalıkları, ülser, karaciğer ve deri gibi hastalıklara iyi geldiğini ifade etti.

Kaplıcalara şifa bulmak amacıyla gelenlere tavsiyelerde bulunan Karagülle, kaplıca suyuna girenlerin kesinlikle vücutlarına kese yaparak fazla sabun sürmemesi gerektiğine işaret ediyor.

Vücuda sürülen kese ile sabunun kaplıca tedavisinin etkisini azaltacağına vurgu yapan Karagülle, "Banyoya çok girmenin ve içeride fazla durmanın yararı yoktur. Önemli olan seanslara dikkat etmektir. Her kaplıca küründe 25-30 dakika banyoda kalınmalı. Her banyodan sonra banyo süresi veya iki katı yatarak dinlenilmelidir." biçiminde konuştu. Banyoyu ikiye ayıran Karagülle, "Banyoyu ikiye ayırıyoruz; tam banyo ve yarım banyo. Biz tam banyoyu tavsiye ediyoruz. Bunada da, sud içinde 25-30 dakika durulmalı. Çıktıktan sonrada başka işlere yönelmeden dinlenmeye çekinilmeli."şeklinde konuştu.

Karagülle, kaplıcalara sadece hasta olanların gitmesinin yanlış olduğunu, sağlıklı insanlarında en azından yılda bir kez kaplıcalara gitmesi gerektiğini kaydetti.

Sıcaklığı 40 derecenin üzerindeki 140 jeotermal alan çoğunlukla Batı, Kuzey-Batı ve Orta Anadolu'da Bölgelerinde yer alıyor.

Nevşehir Kozaklı kaplıcalarının yanı sıra, Kahramanmaraş Zeytin, Ankara'da Kızılcahamam, Kütahya Simav, İzmir'de Çeşme, Antalya Bodrum'da Karada, Karadeniz'de Havza,B itlis'te Ilıcaköy, Çankırı'da Kurşunlu ve Ladik kaplıcaları bulunuyor.

Adını bölgedeki kırmızı toprakları ve hamamlarından alan Kızılcahamam en çok kadın, romatizmal, deri hastalıkları ve ortopedik rahatsızlıklara iyi geliyor.

Sülfatlı suların bulunduğu kaplıcalar arasında yer alan Bitlis Ilıcaköy, Çankırı-Kurşunlu, Fatsa-Sarmaşık ve Gemlik-Armutlu Kaplıcaları ise böbrek rahatsızlığından muzdarip hastalara çok iyi gelmesiyle biliniyor.

Sülfatlı suların idrardaki albümin oranını azaltıcı ve kanda birikmiş zehiri vücuttan dışarı atıcı tesirleri bulunuyor. Yakşık 6 yıl önce hizmete açılan Şanlıurfa Karaali kaplıcalarının romatizmal ve cilt hastalıklarına iyi geldiği belirtiliyor.

Denizli travertenleriyle ünlü olduğu kadar şifalı kaplıcalarıyla da tanınıyor. Denizli travertenlerinde yapılan banyolar dolaşım sistemine ait hastalıklar başta olmak üzere kalp, beyin ve çevresindeki atar damarlardaki iskemik sendromlar, damar sertliği, tansiyon değişimi, bronşiyal astım vakalarına iyi geliyor.

Su sıcaklığı 58 derece olan İzmir Çeşme Ilıcaları'ndan daha çok, romatizmanın kronik her şekli, gut şişmanlık gibi metabolizma bozuklukları ile raşitizm, kadın, deri ve karaciğer rahatsızlıkları olanlar fayadalanıyor. Hastalar tarafından 'mucize su' olarak anılan Muğla Serpin-Manyas Termal Kaplıcaları ise kadın hastalıkları başta olmak üzere deri bozuklukları, karaciğer ve idrar yolları rahatsızlıklarına iyi gelmesiyle tanınıyor.

Banyo Kürleri: Sıcaklıkları vücut ısısına yakın olan (35-38) maden sularıyla gerçekleştirilir. Küvet veya havuz gibi bir yere biriktirilen suya bütün vücutla girilirse buna "tam banyo"; yarı beline kadar girilirse "yarı banyo" denir. Suyu bol olan kaplıcalarda "duş banyoları" da yapılmaktadır.

Buhar Kürleri: Sıcaklıkları vücut ısısının üzerinde olan maden sularının buharından istifade edilmektedir. Tavandan veya tabandan açılan deliklerden fışkıran buharlar teneffüs edilerek (iç çekilerek) şifa aranır. Ayrıca, fışkıran buharlar dış deriye temas ederek cilde de tesirli olur.

İçme Kürleri: Bazı maden suları, ihtiva ettikleri minerallerin özelliğinden dolayı içilmekle fayda verir.

Çamur Kürleri: Maden sularıyla senelerce ıslak kalarak çamur halini almış olan kaplıca toprağı, madensel tuzlara doymuştur. Bu çamur gözeneklerden içeriye sızarak dokulara nüfuz eder.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious