Kara çarşaf ihbarı 'Kapıcı İdris' döneminden mi kaldı?

Kara çarşaf ihbarı 'Kapıcı İdris' döneminden mi kaldı?.10480
  • Giriş : 06.12.2007 / 01:23:00
  • Güncelleme : 06.12.2007 / 01:10:25

Gazetecilerin, Köşk'e kadar sızan bu iftira şebekesini ortaya çıkarması gerekmiyor mu?

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


ABDULHAMİT BİLİCİ yazdı...

Pazartesi günü 4 gazetede birden yer alan "Eşi kara çarşaflı bekar rektör" haberi bu kadar yankı yapmasaydı, burada kardeş Pakistan'daki siyasi krizi ele alacaktık. Daha önemlisi, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün kritik zamanda bu ülkeye yaptığı ziyaretin, Türk dış politikası açısından ne anlama geldiğini irdeleyecektik.

Ancak Pakistan'a giderken Cumhurbaşkanı Gül'ün uçakta verdiği bilgiyle ortaya çıkan skandal bu kadar ses getirince, haberi kamuoyuna ileten 4 gazeteciden biri olarak hadisenin nasıl geliştiğini anlatmam gerekiyor.

Çünkü dönüp gazetelere bakınca, olayın nasıl geliştiğinden habersiz bazı meslektaşların, haberin özünü atlayarak gazetecilik dersi vermeye başladığını gördüm. Bazı meslektaşlarımız, haberin asıl konusu olan vahim iftiranın, hangi kaynaktan geldiğini ve en küçük araştırma yapılmadan Cumhurbaşkanı'nın önüne giden dosyaya nasıl girdiğini araştırmak yerine, akılları sıra Ana uçağındaki gazetecilerin anlayış düzeyini sorgulamaya başlamış.

Vahim iftirayı ortaya çıkaran sorulardan haberi olmayan bir başkası, önce kafasına göre bir soru yazmış. Sonra da asıl vahim olan bir gazetecinin böyle soru sorması demiş.

En kötüsü de etik, demokratik ve akademik açıdan tartışmaların odağındaki YÖK'ün, bir iletişim kazasını vesile yaparak temize çıkmaya çalışması ve mağdur rolüne soyunması. Üç gün sonra, bu kadar tartışmalı bir kurumun başındaki şahsın süresinin dolacağını ve yeni ismi de Cumhurbaşkanı Gül'ün belirleyeceğini bilen hiç kimse, uçakta bu mevzunun konuşulmuş olmasını yadırgayamaz.

Ayrıca konu, "YÖK'ün başına özgürlükçü bir rektörün atanması iyi olmaz mı?" gibi safça bir soruyla açılmadı. Arkadaşlardan biri, Gül'ün YÖK için düşündüğü adayı sordu. Beklendiği gibi Cumhurbaşkanı, bir isim vermekten kaçındı. Ardından skandalı ortaya çıkaracak soruyu ben sordum. Soru şuydu: YÖK'ün başına özgürlükçü bir ismin gelmesi sorunları çözer mi, yoksa sistemde değişiklik yapmak şart mı?

Bunun üzerine Gül, özgürlükçü birisinin başkan olmasından herkesin memnun olacağını, ama sistemin de mutlaka ele alınması gerektiğini belirtti. Sistemin çarpıklığına örnek olarak da rektör atamalarında yaşananları gösterdi ve kendisini dehşete düşüren bir olayı anlattı. Köşk'teki üçüncü gününde, YÖK'ten onay için gelen dosyanın bir tarafında 3 rektör adayının isimleri, diğer tarafında ise ikinci sıradaki adayla ilgili bir not vardı. Bu kişi, eşi kara çarşaf giyen biriydi. Üstelik o kadının, fakülteye her gün gelip hocaları tehdit ettiği yazıyordu. Böyle birisinin rektörlüğe aday olamayacağını düşünen Gül, olayı tetkik ettirdi. Bu şahıs, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nden Prof. Fazıl Tekin idi ve bekardı.

Evet, Cumhurbaşkanı, bu notun YÖK tarafından dosyaya konduğunu söylemedi. Ancak 'YÖK'ten onay için gelen dosyada böyle bir not olduğu' ifadesinin başka türlü anlaşılması da imkansızdı. İletişim kazası işte burada doğdu. Ancak Gül'ün asıl vurgulamak istediği, rektör atamalarında yaşanan bu jurnal mekanizmasıydı. Dolayısıyla asıl soru, asılsız bir iftiranın bu dosyaya nasıl girdiği ve Cumhurbaşkanı'nın önüne kadar nasıl çıktığıydı.

Nitekim daha sonra Köşk'ten yetkililerle konuştuğumuzda şunu öğrenecektik: YÖK ya da başka bir kurumdan gelen yazı, Köşk'teki ilgili birimde gerekli tetkik yapıldıktan sonra, o birimin dosyası olarak Cumhurbaşkanı'nın önüne çıkıyordu. Dolayısıyla YÖK'ün yazısı, ilgili birimde incelendikten sonra onaya sunulacak bir dosya haline gelmişti. YÖK sahip çıkmadığına göre, iftira notu da bu aşamada dosyaya girmişti. YÖK, açıklamasıyla bu notun kendisine ait olmadığını duyurmuş oldu. Yeni Şafak'ın dünkü haberine göre MİT de nota sahip çıkmamış. Bir rakibin ya da aklı kaçığın mesnetsiz mektubu, ilgili birimi aşıp tetkik edilmeden Cumhurbaşkanı'nın önüne gidemeyeceğine göre bu iftira dosyaya nasıl girdi?

Ayrıca, başörtüsü merkezli bir tartışmadan sonra belirlenen Köşk'ün yeni kadrosunun, böyle bir iftirayı Gül'ün önüne koyması düşünülemeyeceğine göre, geriye şu ihtimal kalıyor: O da dosyanın, sabık Cumhurbaşkanı Sezer zamanında hazırlandığı ve bu notun da o zamandan kaldığı. Bu ihtimal de şu soruları gündeme getiriyor: Birçok isim böyle iftiralarla mı Köşk'ten dönüyordu? O gizemli kaynak dosyalara koyduğu notlarla Sezer'i de yanıltıyor muydu? Tekin dosyası, bu haliyle Sezer'in önüne gelse karar ne olurdu? Bütün bunlar, kara çarşaf notunun, TRT Genel Müdürü'nün önünün kesildiği meşhur "Kapıcı İdris" döneminden kalmış olabileceğini akla getiriyor.

'Eşi kara çarşaflı bekar rektör' rezaleti ortaya çıktığına göre, şimdi gazetecilerin birbirine laf atmak yerine, Köşk'e kadar sızan bu iftira şebekesini ortaya çıkarması gerekmiyor mu?

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious