‘Karakoç gibisi, yüz yılda bir gelir’

  • Giriş : 03.04.2006 / 00:00:00

Günümüz şiirinin büyük ustası Sezai Karakoç adına Kahramanmaraş Belediyesi tarafından düzenlenen “Kahramanmaraş’ta Sezai Karakoç’la Kırk Saat” sempozyumu dün sona erdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden gelen şiir severler, sempozyumda Karakoç’u ve şiirlerini daha yakından tanıma imkanı bulurken etkinliği takip edenlerin çoğunluğunu gençlerin oluşturması da ayrı bir güzellik olarak hafızalarda kaldı.

Adını Karakoç’un “Hızır’la Kırk Saat” şiirinden alan etkinliğin açılış konuşmasını Kahramanmaraş Belediye Başkan Vekili Mahmut Nedim Tepebaşı yaptı. Tepebaşı, Sezai Karakoç’u daha yakından tanıyabilmek için bu sempozyumu düzenlediklerini ifade ederek, “Karakoç bir bakıma sarp kayalıkların arasında bulunan her boşluğa bir fidan diken ve yetişmesi için onları itina ile sulayan çaba adamlarından biridir.” dedi. Yazar Rasim Özdenören, Sezai Karakoç’un akşamdan sabaha yetişen insanlardan olmadığını, onun gibi şair ve düşünürlerin, dünyada birkaç yüzyılda bir yetiştiğini söyledi. Ardından yapılan konuşmalarda Prof. Dr. Kurtuluş Kayalı, eğitimci Duran Boz, Dr. Muhiddin Bilge, Yrd. Doç. Dr. Osman Sarı, Yrd. Doç. Dr. Köksal Alver, Karakoç’un şiir ve düşünce dünyasının zenginliğini anlattı.

Sempozyumun ikinci günündeki oturuma başkanlık yapan Prof. Dr. Ramazan Kaplan ise Sezai Karakoç’un kendine özgü dil ve şiir üslubu olduğuna dikkat çekerek, “Karakoç’un şiiri geçmişten süzülerek, şimdiki zamanın gerçeğini kucaklayıp gelecek zamana açılan bir penceredir. Onda sönmüş bir devrin, medeniyetin değerlerini övme görülmez. Ona göre medeniyetler insanlar gibi doğar, büyür ve eserlerini verirler. Medeniyetlerin ölümü, insanlığa verecek özlerinin kalmayışından itibaren başlar.” dedi. Yahya Kemal, Mehmet Akif ve Tanpınar’ın yerli düşünceyi, tarihten kaynaklandırarak aldıklarına dikkat çeken Kaplan, Türk şiirindeki ikinci hareketin ise ‘maddeci’ esaslar üzerine kurulduğunu söyledi. Karakoç’un şiirini bu grubun dışında ve ‘ruhçu’ şiir olarak tanımlayan Kaplan, “Karakoç’un şiirlerini en güzel çizgileriyle takip etmiş olanlar bilirler ki, onun şiiri çağdaş şiirin bütün özellikleriyle donatılmıştır. Bu şiirler hiçbir şekilde gelenekle bağını koparmamış, aksine diri tutmuştur.” dedi. Kaplan, “Doğu ve Batı medeniyetlerini gerçek yüzleriyle tanıyan Karakoç’ta, hayat, zaman, tarih, hakikat, insan, kültür, ölüm, kadın gibi mefhumlar, yeni bir ruh ve yorum kazanmıştır.” cümlesiyle konuşmasını tamamladı.

Oturumda konuşan eğitimci-yazar İbrahim Demirci ise Karakoç’un “şiir dili” hakkında bilgi verdi. Dil ve anlatım bakımından Karakoç’un şiirlerinin araştırılması gereken bir kaynak olduğuna işaret eden Demirci, “Karakoç’a göre kelimenin önemi yoktur. Kelimenin verdiği anlam ve mesaj önemlidir. İslam ve Batı uygarlığını birleştiren kavramlara yer vermiştir. Dil ve anlatım bakımından araştırılacak bir kaynaktır.” diye konuştu.

Sempozyumun son oturumunda ise Prof. Dr. Durmuş Günay, “Diriliş düşünce sistemi”, Prof. Dr. Mahmut Özbay, “Diriliş düşüncesinde medeniyet anlayışı” konulu tebliğler sundu. Etkinlik, sempozyum kapsamında düzenlenen şiir ve makale yarışmalarında dereceye girenlere ödül verilmesiyle sona erdi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious