Karanlık güçler iş başında ZAMAN

  • Giriş : 18.05.2006 / 00:00:00

Ankara, dün sabah Danıştay’a düzenlenen silahlı saldırı ile sarsıldı. Avukat Alparslan Aslan, rutin toplantılarını yapan Danıştay 2. Daire üyelerine kurşun yağdırdı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Aslan’ın, Danıştay’ın türban kararı sebebiyle saldırıyı gerçekleştirdiğini söylemesine rağmen bu karara muhalif üye Özdemir’i de vurması dikkat çekti. Kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden Özbilgin için Danıştay’da bugün 15.30’da tören düzenlenecek. Ardından, Özbilgin’in cenazesi Kocatepe Camii’nde kılınacak ikindi namazından sonra Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

İstanbul Barosu’na kayıtlı olan Aslan, dün 09.45 sularında 34 BE 0126 plakalı Opel Astra marka aracını Necatibey Caddesi’ne park ederek Danıştay binasına geldi. Girişte x-ray cihazının bulunduğu bölümden avukat kimliğini göstererek geçti. Avukatların üzeri aranmadığı için emniyet görevlileri arama yapmadı. 29 yaşındaki Aslan, ana binayla ek binayı birbirine bağlayan tünelden geçerek asansöre bindi ve 6. kata çıktı. Asansöre saldırganla birlikte binen 1. Daire Üyesi Osman Alpat, Aslan’ın takım elbiseli ve kravatlı olduğunu söyledi. Aslan, 6. katta indikten sonra 2. Daire’nin bulunduğu 5. kata inerek, daire üyelerinin toplantı

yaptığı Birden’in odasına yöneldi. Saldırgan, odanın kapısını açarak, Glock marka tabancasıyla içeriye kurşun yağdırdı. Saldırıda, Başkan Birden, üye hakimler Özbilgin, Gönenç, Özdemir ve tetkik hakimi Çobanoğlu yaralandı. Daire üyesi Kamuran Erboğa ise masanın altına yattığı için yara almadı. Silah seslerinin duyulması üzerine güvenlik görevlileri ve 155 Polis İmdat arandı. Ek binayla ana binayı bağlayan tünelin çıkışında güvenlik görevlileri saldırganı durdurmak istedi. Ancak Aslan, silahını çekerek, “Çekilin yoksa vururum” diyerek polislerin üzerine ateş açtı. Kurşun, kimseye isabet etmezken bir polis

memuru saldırganın üzerine atlayarak silahını aldı. Aslan, daha sonra Çankaya ilçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince kelepçelenerek, ilçe emniyete götürüldü. Ardından sağlık kontrolü için Adli Tıp Kurumu’na, oradan da akli dengesinin yerinde olup olmadığının tespiti için İbni Sina Hastanesi Psikiyatri Kliniği’ne alındı. Muayenesinden sonra ise Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nde sorgulanan Aslan adliyeye çıkarıldı.

Silahlı saldırıda yaralanan Başkan Mustafa Birden’in 2 ay önce Ankara Emniyet Müdürlüğü’nden koruma istediği öğrenildi.

Konuyu doğrulayan emniyet yetkilileri, yapılan başvurunun değerlendirilmesi sonucu 1 ay önce Birden hakkında, “çağrı üzerine koruma kararı” verildiğini ifade ettiler.

Arabasında da iki silah çıktı

Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Boyrazoğlu ile Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Hamza Keleş olayla ilgili soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında kendisini polis olarak tanıtan Kanal D kameramanı İbrahim Gündüz gözaltına alındı. Aslan’ın, 11 el ateş ettiği, çantasında da 2 adet boş şarjör bulunduğu ortaya çıktı. Arabasında ise biri 7.65 diğeri

Glock olmak üzere iki silah daha bulundu. Bu arada saldırganın Çankaya İlçe Emniyet Müdürlüğü’ndeki ilk sorgusunda Glock marka silahının ruhsatsız olduğunu ifade ettiği öğrenildi. Saldırının ardından yaralılar, Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastanenin Genel Direktörü Prof. Dr. Uğur Erdener, mide ve dalağından yaralanan Başkan Birden’in durumunun ciddiyet arz etmediğini belirtirken, başından yaralanan Özbilgin’in bizzat rektör tarafından ameliyat edildiğini; ancak tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığını açıkladı. Erdener, diğer yaralılar Gönenç, Özdemir ve Çobanoğlu’nun ise hayati tehlikesinin bulunmadığını kaydetti.

___________________________________

Gerilimi tırmandıran açıklamalar

CHP lideri Deniz Baykal: Siyasete kan bulaşmıştır. Saldırının hedefinde Anayasa vardır. Hükümetin sorumluluğundan kuşkumuz yok.

&&&

Danıştay Başkan Vekili Tansel Çölaşan: Bunlar türban kararından ötürü... Lanetlemek yetmez. Toplumsal mutabakatı bozanlar suçludur.

&&&

YÖK Başkanı Erdoğan Teziç: Amaç Danıştay’ı yok etmek. Bu tehlikeli gidişi durdurmak için başta iktidar, herkese sorumluluğunu hatırlatırız.

Sağduyu ve itidal çağrıları

Meclis Başkanı Bülent Arınç: Türkiye provokatif bir eylemle karşı karşıya. Bu acı olay üzerinden hiç kimse rant devşirmeye kalkışmasın.

&&&

Eski Baro Başkanı Yücel Sayman: Ortada kanıt yokken olayı türbana bağlamak yanlış. Türkiye’de her zaman böyle tezgahlar kurulmuştur.

&&&

Anavatan lideri Erkan Mumcu: Amaçlanan şey panik havası oluşturmak. Kimse saldırıdan yararlanmaya, bunu fırsat olarak görmeye kalkmasın.

____________________________________

Çantasından Ulusal Haber kimliği çıktı

Danıştay 2. Dairesi’ne silahlı saldırı düzenleyen Alparslan Aslan’ın kimliği ilginç ayrıntılarla dolu. Çantasından Ulusal Haber adına düzenlenmiş sarı renkli kimlik kartı ile Vatansever Kuvvetler Güç Birliği’nin üst düzey yöneticisine ait kartvizit çıktı. Polis, ‘hukuk danışmanı’ sıfatını taşıyan Aslan ile Ulusal Haber arasındaki bağlantıyı araştırıyor. Arkadaşları, Aslan’ın aşırı sağ görüşlü olduğunu ileri sürerken komşuları zaman zaman içki içtiğine dikkat çekiyor. İkamet ettiği apartmanın yöneticisi Fehmi Akyol, “Bir dinî örgütle bağlantısına ihtimal vermiyorum. Yan masamızda içki içerken çok gördüm.” diyor.

1977 Bingöl doğumlu olan Aslan, 1998’de MÜ Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra avukatlık yapmaya başlamış. Üniversite yıllarında aşırı sağ görüşleri ile tanınan Aslan, bir süre Sedat Peker’in avukatının yanında da çalışmış. Avukatlık stajını Kadıköy’de bürosu bulunan Ahmet Kılıç’ın yanında yapmış. Kılıç, ‘agresif ve saldırgan bir kişilik’ olarak nitelendirdiği Aslan’ın radikal olmadığını belirtiyor. Fakülteden arkadaşı Mehmet Taşdelen, “Dindar biri değildi. Başörtüsü yüzünden silahlı saldırı yapacak biri değil. Dinci denilen insanlarla irtibatı yoktu.” diyor. ‘Şöhret peşindeydi’ ifadesini kullanan bazı arkadaşları, son zamanlarda komplo teorilerinin anlatıldığı kitaplar okuduğunu dile getiriyor. Ortağı Avukat Burhan Gür ise psikolojik sıkıntıları olduğunu kaydediyor.

&&&

Glock, PKK ve mafyanın silahı

Trabzon’daki rahip cinayetinin ardından Danıştay’daki silahlı saldırıyla tekrar gündeme gelen Glock marka tabancaların gövdesi, polimer maddesinden yapılıyor. Emniyet istihbarat kaynaklarına göre, gayri resmi yollardan ülkeye sokulan Glock’lar, terör örgütleri ve organize suç şebekelerince kullanılıyor. DHKP-C başta olmak üzere PKK ve mafya içinde bu silaha sahip birçok kişi var. Silah, Kuzey Irak sınırından Türkiye’ye sokuluyor. Fiyatı 4 bin dolardan başlayan suikast silahı Glock’lar, 10 bin dolara kadar alıcı buluyor. Bu arada tabancanın tetik, namlu, iğne, sürgü ve tırnak kısmı tamamen çelikten oluştuğu için sanıldığının aksine ‘hayalet’ silah olmadığı ve X-Ray cihazından sinyal vermeden geçemeyeceği vurgulanıyor. Türkiye’de yakalanan Glock marka tabancalar arasında en çok 19-C modeline rastlanıyor. Uzmanlar Glock marka silahların yakalanmasında son 1 yıl içinde yüzde yüzlere varan bir artış olduğunu belirtiyor. Trabzon’daki Rahip Andrea Santoro’nun öldürülmesinde kullanılan Glock marka silahlardan biri de, 9 Kasım 2005’te İstanbul Karaköy’de Birlik Metal’e yapılan ve 1 kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırıda kullanılmıştı. Başka bir ilginç istatistik ise ruhsatlı Glock’ların hiçbirinin suça karışmamış olması olarak değerlendiriliyor. Glock marka silahın şu anda Türkiye’ye resmî yollardan girmesi sadece devlet görevlileri sayesinde gerçekleşiyor. Yurtdışında görev yapan Milli İstihbarat Teşkilatı, Emniyet ve Genelkurmay’a bağlı görevlilerle elçilik ya da konsolosluklarda çalışanlar, Glock’u yurda sokabiliyor.

&&&

Güvenlik kameraları OYAK’ta tamirde

Sadırgan Alparslan Aslan’ın önceki gün de Danıştay binasına geldiği, Danıştay 2. Daire Başkanı Mustafa Birden’in kapısını zorladığı belirtildi. Aslan olaydan bir gün önce Danıştay’a gelerek 2. Daire’nin bulunduğu ek binanın 5. katına çıkmış. Müzakerenin yapıldığı yerde Daire Başkanı Mustafa Birden’in kapısını kontrol ederek keşif yapmış. Saldırının meydana geldiği Danıştay 2. Dairesi, Danıştay ana binasının arkasındaki ek binanın 5. katında bulunuyor. Ek binaya aradaki tünel şeklindeki bağlantı yoluyla geçiliyor. 5. katta 2. Daire’nin başkan ve üyelerinin odaları bulunuyor. 2. Daire Başkanı Mustafa Birden’in 5. katın köşesinde bulunan geniş odası aynı zamanda müzakere amacıyla da kullanılıyor. Bu arada Danıştay binasının çevre güvenliğini sağlamak amacıyla yerleştirilen kameraların bozulduğu öğrenildi. Olayın ardından kamera görüntülerini incelemek isteyen polis yetkilileri, kameraların hiç çekim yapmadığını görünce şaşkınlığını gizleyemedi. Yapılan inceleme sonrasında bozulan kameraların tamir için OYAK’ın güvenlik şirketine gönderildiği belirlendi.

&&&

Barolar, avukatların aranmasına karşı çıkmıştı

Avukat Alparslan Aslan’ın Danıştay üyelerine yönelik silahlı saldırısı mahkemelerdeki güvenlik sorununu yeniden gündeme getirdi. Avukatlık Kanunu’na göre ağır cezayı gerektiren suçüstü halleri dışında avukatların üstleri aranamıyor. Cezaevi gibi bazı yerlerde güvenlik gerekçesiyle avukatların üstlerinin aranması yönündeki uygulamalara ve bu yöndeki yasa değişikliklerine barolar karşı çıkmıştı. Barolar tarafından gösteriler yapılarak avukatların aranması girişimleri protesto edilmişti. Yasaya rağmen üstleri aranan avukatlar mahkemelerde dava açmış ve avukatların üstlerinin aranmasının yasak olduğu gerekçesiyle açtıkları davaları kazanmıştı. Adana’da bir avukatın yanında çalışan A.A., adliyeye tabancayla girerek, Ömür Hallaçoğlu’nu öldürmüş, Ümit Günay ve Erkan Cebe’yi yaralamıştı. Ankara Adliyesi’nde ise avukat kılığında duruşmaya giren Serkan Yılmaz, hasmını öldürmek isterken görevli askeri ağır yaralamıştı.

&&&

2. Daire, tartışılan kararlara imza attı

Saldırıya sahne olan Danıştay 2. Dairesi, kamu görevlileriyle idare arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakıyor. Kamu kurum ve kuruluşlarının memurlar hakkında yaptığı tayin, terfi, yükselme, atama gibi işlemlere ilişkin davaların temyiz incelemesi bu dairede görülüyor. Daire, özellikle Milli Eğitim Bakanlığı’nın yurtdışı görevlendirmeleri ile yurtdışında okuyanlara denklik konularında kararları tartışmaya konu oldu. Daire, okula geliş gidişlerinde başörtüsü takan bir öğretmenin anaokuluna müdür olmasını sakıncalı bulan kararıyla gündeme gelmişti.

&&&

Özbilgin, 1 yıl sonra emekliye ayrılacaktı

Danıştay’a yapılan saldırıda hayatını kaybeden 2. Daire Üyesi Mustafa Yücel Özbilgin, 1942’de Akçaabat’ta doğdu. Tokat Zile nüfusuna kayıtlı olan Özbilgin, Yozgat Lisesi’nden sonra 1965 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Taşova kaymakam vekilliği, Havsa, Ardahan, Kahta ve Bozova kaymakamlıkları, mülkiye müfettişliği yaptı. 1992-1996 yılları arasında Adıyaman valiliği görevinde bulundu. Merkez valisiyken 9. Cumhurbaşkanı Demirel tarafından 1999 yılında Danıştay’a üye olarak atandı. Evli ve iki çocuklu olan Özbilgin, gelecek yıl haziran ayında yaş haddinden emekliye ayrılacaktı.

&&&

Saldırının davamla alakası olamaz

Danıştay’ın, sokakta da başörtüsü takamayacağına dair karar aldığı eski anaokulu müdürü Aytaç Kılınç, Danıştay’a yapılan saldırıyı ‘şiddetle kınadığını’ söyledi. Yargının kararlarına saygı göstermek gerektiğini vurgulayan Kılınç, “Danıştay’a yapılan menfur saldırıyla hakkımda verilen karar arasında bağlantı kuruluyor. Ama ben saldırının davamla alakası olduğunu düşünmüyorum. Olsa olsa provokatörlerin ülkeyi germek için yaptığı bir eylemdir, belki de benimle ilgili kararı bahane ederler.” dedi. Olayı televizyondan izlediğini kaydeden Kılınç, saldırıyla kendisi arasında bağlantı kurulmasından rahatsız olduğunu belirtti. Avukatı Muzaffer Kaplan’ın Danıştay’ın hakkında verdiği temyiz kararının temyizin sonuçlanmasını beklediğini anlatan Kılınç, anaokulu öğretmenliğine devam ediyor. Danıştay 2. Dairesi geçen sene aldığı kararda, okula geliş gidişlerinde başörtüsü takan Kılınç’ın anaokuluna müdür olmasını sakıncalı bulmuş ve öğretmenin okula girerken başörtüsünü çıkarmasını laiklik açısından yeterli görmemişti.

&&&

‘Agresif ve psikolojik sorunları olan birisi’

Danıştay 2. Dairesi’ne ‘Biz Allah’ın askeriyiz, Allahu Ekber’ diye bağırarak saldırı düzenlediği iddia edilen Alparslan Aslan 1977 doğumlu ve Bingöl nüfusuna kayıtlı. Elazığ Kovancılar Lisesi Ortaokulu’ndan 1990 yılında mezun olduktan sonra İstanbul Üsküdar’daki Burhan Felek Lisesi’ne kayıt yaptıran Aslan, lise 2’nci sınıftan sonra lise son sınıfı okumak için yeniden Elazığ Kovancılar Lisesi’ne dönmüş. Aslan, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni 1994 yılında bitirdikten sonra İstanbul Barosu’na bağlı olarak avukatlık yapmaya başlamış. Saldırgan, polisteki ilk ifadesinde Danıştay İkinci Dairesi’ni türban kararı yüzünden hedef aldığını söyledi. Kanlı eylem için bir süredir hazırlık yaptığını ve eylem günü olarak 16 Mayıs’ı seçtiğini belirten Aslan’ın, “Saldırıyı dün gerçekleştirecektim. Birden’in odasının kapısını zorladım; ancak güvenlik güçleri beni uzaklaştırdı.” dediği öğrenildi.

Üniversite arkadaşları, Aslan’ı aşırı sağ görüşlü kimliği ile tanıdıklarını anlatıyor. Aslan’ı tanıyan avukatlar ‘Şöhret peşindeydi, dinî bir amacı olamaz’ diyor. Aslan’ın son zamanlarda Alman bir profesörün 1776 yılında kurduğu ‘İlluminati’ (aydınlanma) isimli akımla komplo teorilerinin anlatıldığı kitaplar okuduğu öğrenildi. Psikolojik sorunları da bulunan Aslan’ın üniversite yıllarında bir kız arkadaşına bıçak çektiği öne sürüldü. Aslan’ın ikamet ettiği apartmanın yöneticisi Fehmi Akyol, apartmana girip çıkarken gördüğünü söyledi. Aslan’ın içki içtiğini ifade eden Akyol, “Arka masamızda birçok defa içki içerken gördüm.” dedi. Akyol, “Aynı mekanda ayrı ayrı masalarda içtik. Ben de içtim o da içti.” diye konuştu.

Avukat Aslan, stajını Kadıköy’de bürosu bulunan avukat Ahmet Kılıç’ın yanında yaptı. Aslan’ın radikal bir insan olmadığını belirten Kılıç, ‘agresif ve saldırgan bir kişilik’ olarak nitelendiriyor. Arkadaşları Aslan’ı herhangi bir siyasi gruba mensup olarak tanımlamıyor. Arkadaşlarına göre Aslan kendi halinde, zaman zaman da saldırgan yapıya sahip bir kişilik. Ortağı avukat Burhan Gür, Aslan’ın psikolojik sorunları sebebiyle böyle bir eylemi gerçekleştirmiş olabileceği görüşünde. Aslan’ı üniversite yıllarından tanıdığını ve Temmuz 2002’den beri ortak olarak çalıştıklarını ifade eden Gür, son zamanlarda psikolojik sıkıntılarının olduğunu, ancak bunu kabullenmediğini belirtiyor. Ortağıyla 15 Mayıs’ta telefonda görüştüğünü anlatan Gür, normal şekilde konuştuklarını ve nerede olduğunu söylemediğini kaydediyor. Aslan’ın en son 2 yıl önce Ankara’ya gittiğini belirten Gür, Danıştay’da herhangi davası olup olmadığına ilişkin bilgiye sahip olmadığını açıklıyor. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi yıllarından beri yakın arkadaşı olan avukat Mehmet Taşdelen ise, arkadaşının dindar birisi olmadığını anlatıyor. Taşdelen, “Ben bu saldırının siyasi bir boyutu olduğuna inanmıyorum. Benim tanıdığım kişi, başörtüsü yüzünden silahlı saldırı yapacak birisi asla değil.” diye konuşuyor. Aslan’ın eski ev arkadaşı avukat Fikri Cora, 3 yıl aynı evi paylaştıklarını söylüyor. Cora, “Bunda bir yanlışlık var. Alparslan kimsenin tesiri altında kalmayacak biridir.” diyor. Avukat Ahmet Kılıç ise Aslan’ı agresif olarak tanıdığını ve başına buyruk davranışlar gösterdiğini belirtiyor. Kılıç, 2000’de birkaç ay birlikte çalıştıklarını aktarıyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious