'Karanlıkta kalacağız, nükleer şart'

  • Giriş : 16.02.2006 / 00:00:00

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü Veysel Eroğlu, mevcut yatırımlarla Türkiye'nin en erken 2008 en geç 2010'da enerji krizi yaşayabileceğini belirtti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Eroğlu, yaşanan doğalgaz krizinin, enerjideki bağımlılığı göstermek açısından hayırlı olduğunu; nükleer düşündürdüğünü, su ve kömürün önemini artırdığını kaydetti.

Gündemdeki elektrik krizi ve nükleer santrallerle ilgili olarak Cihan muhabirinin sorularını cevaplayan Eroğlu, Türkiye'nin 2005 yılında toplam elektrik tüketiminin 161 milyar kwh olduğunu, mevcut üretimle Türkiye'nin 2006 ve 2007 yılında herhangi bir elektrik sıkıntısı yaşamayacağını belirterek, "Ama Türkiye'de şuanda enerjiye olan talep çok hızlı bir şekilde artıyor. Bizim DSİ olarak yaptığımız hesaplara göre, elektrik talebi yılda ortalama yüzde 7 nispetinde artıyor. Bizim tahminlerimize göre en erken 2008, en geç 2010 yılında Türkiye enerji açığı ortaya çıkıyor. Buna karşı tedbir alınmazsa ülke karanlıkta kalabilir" dedi.

Geçmişte olduğu gibi "Olmayan enerjinin parası mı konuşulur?" diyerek, gelecekte dışa bağımlı olacak şekilde doğalgaz santrallerine yönelme riskinin olduğuna işaret eden Eroğlu, elektrik açığı ile ilgili şimdiden tedbirlerin alınması gerektiğini vurguladı.


HER YIL 6 MİLYAR DOLAR ENERJİ BOŞA AKIYOR

Eroğlu, Türkiye'de elektrik enerjisinin büyük kısmının doğalgaz çevrim santrallerinden elde edildiğini hatırlatarak, 2003 yılı öncesinde toplam elektriğin yüzde 65'inin doğalgaz çevrim santrallerinden üretildiğini, 2003 sonrasında bu rakamın yüzde 54'lere kadar gerilemesine karşın, bunun halen çok yüksek bir rakam olduğunu kaydetti.

Eroğlu, Türkiye'de elektriğin doğalgaz, kömür ve hidroelektrik santralleri (HES) olmak üzere üç ayak üzerinde oturduğunu ancak bunun nükleer, kömür ve su olarak değiştirilmesi gerektiğinin altını çizdi. HES'lerden üretilen elektriğin ülke enerjisinin üçte birini karşılamasına karşın şu anda Türkiye'nin elektriğinin yüzde 50'den fazlasının dışarıya bağımlı durumda olduğunu vurgulayan Eroğlu, "Rusya doğalgaz ihraç eden ülke olmasına rağmen kendisi doğalgazdan elektrik üretmiyor. Kömür, nükleer ve hidro elektrik santrallerini kullanıyor. Yani kendisi dahi doğalgazı kullanmıyor. Norveç'te kendisinde her türlü kaynak olmasına rağmen, onlar dışa satıyor; elektriğini HES'lerden ve diğer kaynaklardan kullanıyor. Bizim ise suyumuz boşa akıyor. Mevcut potansiyelin ancak üçte birini kullanabiliyoruz ve sadece sudan dolayı boşa akan enerji miktarı 6 milyar dolar" şeklinde konuştu.


DOĞALGAZ KRİZİ, ENERJİDEKİ BAĞIMLILIĞI GÖSTERDİ

Eroğlu, doğalgaza bağımlılığı azaltmak için enerji çeşitliliğine gitmesinin şart olduğunu söyledi. Bu amaçla da Türkiye'nin biran önce nükleer santralleri devreye sokması gerektiğini ifade eden Eroğlu, şöyle dedi: "Türkiye nükleerde çok geç kalmıştır. Nükleer enerjiye 1990'lı yıllarda girmesi lazımdı. Fakat her seferinde nasıl olduysa bu uzatıldı, bir takım faktörler işin içerisine girdi ve netice itibariyle nükleer santral yerine doğalgaz çevrim santralleri yapılmaya başlandı. Nükleer enerji ülkemiz için gerekli çünkü enerji öncelikle yerel kaynaklara bağlı olmalı aksi takdirde siz elektrikte dışa bağlı olursanız, Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan bir krizde veya çok soğuk havalarda sizin en ihtiyaç duyduğunuz anda gaz gelmeyebilir. Bu doğal krizi bizim biraz daha derin ve ciddi düşünmemize vesile olması bakımından şahsen bunun hayırlı olduğunu inanıyorum."

Eroğlu, geçmişte gerekli yatırımların yapılmış olması durumunda bugün Türkiye'nin yerli kaynaklarıyla ihtiyaç duyduğu elektriği üretebileceğini belirterek, "Ancak gelecekte bunu karşılamak zordur. Çünkü ülkenin nüfusu artıyor ve sanayisi gelişiyor. Yani Türkiye'nin enerji ihtiyacı hızla artıyor. 2015 yılından sonra enerji ihtiyacının karşılanması mümkün değil. Dolayısıyla yeni kaynaklara ihtiyaç var. İşte bunların başında nükleer enerji geliyor" dedi.


EN ÇEVRECİ ENERJİ KAYRNAĞI NÜKLEER

Nükleer enerjinin gündeme gelmesiyle birlikte çevre konusunun da gündeme getirildiğine işaret eden Eroğlu, nükleer enerjinin en çevreci enerji kaynağı olduğunu söyledi. Kendisinin bir çevre ve su profesörü olduğunu hatırlatan Eroğlu, bu konunun gerçek uzmanlarıyla tartışılmadığını belirterek, konu ile ilgili şunları söyledi:

"Nükleer santrallerden üretilen elektrik enerjisi temiz enerjidir. Bunun altını çizerek söylüyorum. Çünkü herhangi bir şekilde karbondioksit emisyonları, tozlar, partiküller gibi çevreyi kirletecek hiçbir madde söz konusu değildir. Sadece radyasyon söz konusudur ama bu santrallerden yayılacak radyasyonunda doğal radyasyonun 30'da; 40'da biri kadardır ki bunun da çevreye zarar verdiği iddia edilemez. Dolayısıyla orada herhangi bir ileri teknolojiden doğacak kaza riski yoktur diğer sitemlere göre kaza riski çok daha düşüktür. Bunuda açıkça ifade edeyim. Nitekim bu konuda dünyada risk puanlaması yapılıyor. N ükleer santrallerin riski çok daha düşüktür. Bununla ilgili araştırmalara bakılırsa bu görülecektir. Yeterli emniyet tedbirleri alındığı müddetçe nükleer santrallerde bir problem olduğu söylenemez."

Eroğlu, Nükleer artıklar konusunun ise iddia edildiği çok büyük bir problem oluşturmadığını ileri sürdü. Bu konuda çok çeşitli metodların olduğunu anlatan Eroğlu, "Bu atıkları beton içerisine alıp yerin yüzlerce metre altına gömülerek, bertaraf edilebilinmektedir. Çok değişlik teknolojiler vardır. Dolayısıyla orda da bir problem yoktur. Yeteri kadar ileri teknolojiler kurulursa atıkları bertaraf etmek için gerekli tedbirler alındığında nükleer santrallerin çevreye hiçbir zararı yoktur" diye konuştu.

Eroğlu, nükleer enerji de olsa uranyum maddesi nedeniyle Türkiye'nin yine enerjide dışarı bağımlı olacağına yönelik eleştirilerine katılmadığını belirterek, "bir nükleer santralin on yıllık ihtiyacı yaklaşık 30 metreküp büyüklüğünde bir oda kadardır. Dolayısıyla bağımlılık gibi bir problem söz konusu değildir. Ülkemizde yeteri kadar bu kaynakların olduğu tahmin ediliyor. Ayrıca mevcut toryum kaynaklarının kullanılması konusundada ilmi araştırmalar başladı. Yakın bir gelecekte onun da kullanılmasına başlanacaktır" dedi.

Eroğlu, nükler enerji konusunda şu görüşlerini dile getirdi: "Nükleer enerji santrallerinin kurulması ülkemiz açısından şarttır. Ama bu demek değildir ki nükleer kurarken diğer kaynaklarımızı ihmal edeceğiz. Enerji kaynaklarımızı nükleer, hidro elektrik, kömür üzerine oturtmamız lazım. Tabi jeotermal ve diğer rüzgar kaynakları da kullanılmayacak manasında değil. Hatta jeotermal güneş enerjisi ve hidrojen enerjiside kullanılabilir ama bunların oranları düşük olduğu için bu üç ayak daha önemli. Doğalgaz ise azaltarak, gitgide azaltmak gerektiğini düşünüyorum. Elektriğe dönüştürmek; yerine doğalgazı sanayide ve ısınmada kullanmak daha doğru olacaktır. Doğalgazı burada kullanmak pahalıdır. Türkiye'de yakın bir gelecekteki enerji sıkıntısından enerji darboğazından kurtulmanın yolu birincisi inşaası süren hidro elektrik santrallerinin hızla tamamlanması boşa akan akarsularımızın değerlendirilmesi mevcut tesislerin elden geçirilmesi kömüre bağlı bir takım termik santrallerin kurulması gerekir. Bunlar yapılırsa 2010-12 yılına kadar sıkıntı bertaraf edilebilir."


HES'LERE YILDA 3,5 MİLYAR DOLAR YATIRIM

Nükleer santraller için 10 ile 15 milyar dolar bir yatırımın yapılacağını, bunun yaklaşık 10 milyar dolarının özel sektör eliyle kalan 5 milyar dolarının ise kamunun yükleneceğini tahmin ettiğini ifade eden Eroğlu, DSİ'nin HES yatırımlar için ise yılda yaklaşık 1,5 milyar dolar, özel sektörün ise 2 milyar dolar gibi yıllık bir yatırım yapacaklarını belirterek, şöyle devam etti:

"Yani toplam yıllık 3,5 milyar dolar yatırım yapılacak. Ayrıca biliyorsunuz 2003 yılında büyük bir hamle gerçekleştirdik. Boşa akan suları özel sektör kullanımına tahsis etmek için su kullanım anlaşması diye bir yönetmelik çıkardık. Boşa akan nehirler üzerinde özel sektör 49 noktada yapacağı tesislerle elektrik üretip satabiliyor. Şuana kadar 640 tane hidro elektrik santrale müracaat var ve bunların miktarıda aşağı yukarı 5 tane Atatürk Bbarajı'na eşdeğer. yani yaklaşık 11 bin megavat. İki yılda ulaştığımız rakam. bunların üreteceği enerjide 36 milyar kwh olacak ve yatırım miktarıda toplam 11 milyar doları buluyor. Bunların 4-5 yılda tamamlanacağını ümit ediyoruz. Yani yılda yaklaşık 2-2,5 milyar dolar."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious