Kararı okur verir!

  • Giriş : 21.09.2006 / 00:00:00

Yazar Elif Şafak, beraat kararıdan memnun olduğunu, ancak kendisi üzerinden yapılan tartışmaların Türkiye'ye zarar verdiğini söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Türklüğü aşağılamadığını belirten Şafak, "Yazıya yazı ile karşılık verilir, silahla değil" dedi. Şafak, "Müdahil olma sıfatıyla gelip, dışarıda bulunup, önce sözlü ve ardından fiziki şiddet sergileyen bir grup var. Bundan çok kaygı duyuyorum." diye konuştu.

Yazar Elif Şafak Türklüğe hakaret suçundan yargılandığı davanın ilk duruşmasında beraat etti. Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecinin tartışılmasına yol açan dava için Beyoğlu Adliyesi önünde geniş güvenlik önlemleri alınırken Elif Şafak beraat kararından sonra telefonla katıldığı özel bir televizyon kanalının canlı yayınında açıklamalarda bulundu.

Duruşmaya katılmayı çok istediğini, savunmasını da hazırladığını belirterek, müdahil olma sıfatıyla gelip dışarıda bulunarak önce sözlü, ardından da fiziki şiddet sergileyen bir grup olduğuna dikkat çeken Şafak, "Bir 'iç mihrak' mantığı var bu insanların. Daha önce de tanık olduk bunlara. Müdahil olma sıfatıyla gelip dışarıda bekleyip sözlü şiddet ve fiziksel şiddete başvuran bir grup var. Bundan çok kaygı duyuyorum. Bunun etrafında halelenen bir linç kültürü var. Bundan da çok kaygı duyuyorum. Bir takım güçlerde istiyor bunu." şeklinde konuştu.

Yazarların halka dış mihrakların emrindeymiş gibi yansıtılmak istendiğini dile getiren Şafak, "internet sitelerinin uşağı, internet sitelerinin adamı, sürekli dış mihraklarla iş birliği halinde olan aydınlar teması var. Bundan çok kaygı duyuyorum. Bu demektir ki bizim gibi düşünmeyen herkes bir şekilde bizim düşmanlarımızdır, iş birliği halindedir. Böyle bir sonuç çıkıyor. Onun etrafında halelenen bir linç çağrısı var." diye konuştu.

Şafak, yeni doğum yapmış olmasının duruşmaya katılmasına engel olduğuna değinerek, kendisinin aslında duruşmaya gelmek istediğini hatta savunmasını bile hazırladığını belirtti.

Elif Şafak, 'Baba ve Piç' romanıyla ilgili 'Türklüğü aşağılama' iddiasını ise şöyle açıkladı: "Kendimle ilgili kısma cevap vermeden önce bu, "Türklüğü Aşağılamak" lafında bir muğlaklık olduğunu söylemek istiyorum. O muğlâklıktan da zaten birçok sorun çıkıyor. Çünkü ne demek Türklüğü aşağılamak? Kime göre? Hangi kritere göre? Bunun sınırları nerede başlıyor? Nerede bitiyor? Bu, yoruma ve suiistimale açık bir hale geldi. O yüzden ben tereddütle yaklaşıyorum bu ibarenin kendisine. Ama onun yanı sıra benim romanımda ne yazdığıma ne yaptığıma karar verecek olan okurun kendisidir. Beğenen okur sonucunu çıkartır. Beğenmeyen, belki gene yazıyla cevap verebilir. Ama benim bildiğim yazıya yazıyla cevap verilir. Yazıya silah muamelesi yapılmaz. Ve ben bu kitapta bırakın Türklüğü aşağılamayı, tam tersine Ermenilerle Türkler arasındaki birbirini anlamaya yönelik adım atıldığını yapıcı bir adım atıldığını düşünüyorum. Yazarken ben bunu hissettim. Şimdiye kadar birçok okurdan Türkiye'nin çok farklı kesimlerinden, çok farklı ideolojik noktalarda da duran insanlardan hep benzer yönde tepkiler aldım. Yani bazen Batı basını bana soruyor. Çünkü zannediyorlar ki Kemal Kerinçsiz gibi düşünenler Türkiye'de çoğunlukta ve Türkiye'yi temsil ediyor. Ben kesinlikle öyle olduğunu düşünmüyorum. Bizzat bu kitap üzerinde de benim okurlarla yaşadığım ve İzmir'den Diyarbakır'a kadar çok farklı ideolojik okurlara kadar yaşadığım tecrübe o kadar farklıydı ki! Yani aldığım karşılık, yorumlar, e-mailler, mektuplar birebir gündelik hayatta duyduklarım Kemal Kerinçsiz'in söyledikleriyle hiç ilgisi yok. Onun için bu kitapta Türkleri aşağılandığını ben tam tersini düşünüyorum."

Şafak, sanat ve edebiyatın siyasetin aşamadığı engelleri aştığına inandığını söyleyerek, "Davanın olumsuz sonuçlanması halinde yazarlar, sanatçılar, roman yazarken, film çevirirlerken yarattıkları karakterleri sansürlemek zorunda mı kalacaklardı?" dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious