Kariyerimde Adnan Menderes'in yaşadığı dramın etkisi büyük

Kariyerimde Adnan Menderes'in yaşadığı dramın etkisi büyük.9912
  • Giriş : 29.11.2007 / 10:38:00

Turkcell CEO'su Süreyya Ciliv, ABD'de çok büyük bir şirketten ayrılmasında Adnan Menderes'in hayatının etkili olduğunu söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Şirketin genel müdürü ile sorun yaşadığı bir dönemde amcasının hediye ettiği 'Menderes'in Dramı' adlı kitabı okuduğunu ifade eden Ciliv, "Kendi vizyonuna çok inanmış, dünya bir yönde gidiyorken o kendi yönünde giden çok karizmatik bir adamdan söz edilmekteydi. Bazı konularda çok ısrar etmiş, sonunda da idam edilmişti." diyor. Günseli Özen Ocakoğlu'nun bu haftaki konuğu olan Ciliv, hayatının inişli çıkışlı dönemlerini anlattı. "Bugün Turkcell'in CEO'suyum; ama Amerika'da sıfıra düştüğüm zamanlar oldu." diyen Ciliv, "Milli Eğitim Bakanlığı'nın verdiği aylık 300 dolarlık bursla Amerika'ya gitmiştim. Zaten zorlukla geçiniyorken, paranın bazen geç gelmesi beni epey zorluyordu. Amerika'da paramın sadece 25 cent olduğu günler yaşadım." ifadesini kullanıyor.


"Öğrencilik yıllarımda sıfıra düştüğüm zamanlar oldu. Milli Eğitim Bakanlığı'nın verdiği aylık 300 dolarlık bursla Amerika'ya gitmiştim. Burs param bazen gecikiyordu. Zaten zorlukla geçiniyorken, paranın geç gelmesi beni epey zorluyordu. Amerika'da paramın sadece 25 cent olduğu günler yaşadım. Ancak tüm sıkıntılardan yılmadan, mücadele ederek sıyrılmasını bildim." Turkcell'in üst yöneticisi (CEO) Süreyya Ciliv ile söyleşiyi 'Geleceğe Koşanlar' Projesinin tanıtım toplantısı sonrasında Mardin'de yapacağım. Soluklanmak için durduğumuz Artuklu Kervansarayı'nın konuklar için hazırlanmış eyvanlarından birindeyiz. Mardin'in o anlaşılmaz gizeminden mi bilinmez derin konulara da giriyoruz. Onun hayata bakışı, keşkeleri ve kendine gelecekte biçtiği rol gündemimize giriyor. Oysaki henüz bir yıl olmasına rağmen basında yer alan yüzlerce iş söyleminden kendisini Amerikalılaşmış Türklerden sanıyordum. Yanılmışım!

Süreyya Ciliv, Zonguldak'ta doğmuş. 19 yaşında Sümerbank'tan kazandığı bursla üniversite eğitimi için ABD'ye gitmiş. Michigan Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği ve Endüstri Mühendisliği'ni iftihar derecesiyle zamanından önce bitirmiş. Harvard'dan da MBA derecesi almış. Okul bitince Türkiye'ye dönmemiş ve bir yazılım şirketinde önce mühendis sonra da uluslararası satış ve pazarlamadan sorumlu direktör olarak çalışmış.

Kabına sığmayan enerji, zekâ ile birleşince

Girişimci bir ruha sahip Süreyya Ciliv. Trendleri görür. 1987 yılında bir ortakla beraber Novasoft Systems bilişim şirketini kurar, IBM de şirkette hissedar olur. Novasoft Systems'de on yıl boyunca genel müdür ve yönetim kurulu başkanı olarak görev yapar. Bu süre içinde şirket iki kişiden 200 kişiye ulaşılır. 1997'de Türkiye'ye Microsoft'un ülke genel müdürü olarak döner. Üç yıl sonra yolu yine Amerika'ya düşer. Enerjisi ve öngörüsü onu Microsoft'ta üst yönetime kadar yükseltir.

Amerika'daki işi onu yeterince tatmin etmektedir. Ancak Turkcell'den gelen teklifte; ülkeye geri dönmesine vesile olacak, kendisi için önemli temel bir nokta vardır. Ciliv, gerekçesini şöyle açıklıyor: "Türkiye GSM pazarının güçlü oyuncusu Turkcell'in gelişen küresel rekabet ortamında başında olup, bu Türk kuruluşunu Finlandiya'nın Nokia'sı gibi bir şirket haline getirmek. Bana işi teklif edenler, 'Turkcell'in en çetin dönemi. Vodafone geliyor. Bu rakiplerle Turkcell'in mücadelesi zor olacak. O yüzden gidip bu takıma kaptanlık yapman gerekir' dediler. Ben de bunu çok ciddiye aldım."

"Turkcell'i sadece bir GSM operatörü olarak kısıtlayamayız, teknoloji ve iletişim şirketi olarak konumlamalıyız." diyen Ciliv, böylece şirketin gelecekte kendini var edeceği yeri de tanımlamış oluyor. Bilindiği üzere Turkcell yüzde 60'lık pazar payıyla Türkiye'nin lider mobil iletişim şirketi ve hisseleri ise New York Borsası'nda işlem gören tek Türk firması.

Kendine olan inancını nereden alıyor?

Süreyya Ciliv, "Vazgeçmez ve çok çalışmaya devam ederseniz, başarı gelir" diyenlerden. Takım çalışmasına inanıyor ve kendisiyle çalışmanın hem kolay hem de zor olduğunu söylüyor. Sağlıklı yaşamak onun önem verdiği konulardan. "Eğer spor yapmazsam normal Süreyya Ciliv'den eser kalmıyor. Stres altında çok aksi olabiliyorum." diyor. Düşündüklerini aklının kıvrımlarında saklamadan konuşanlardan. Turkcell'in CEO'su olarak parlak bir kariyer sergiliyor. Peki, hayatta sadece kendi olarak ne yapmak istiyor? Cevabında, son dönemde onu bu konuda düşünmeye iten bir olayı paylaşıyor benimle:

"Geçen sene liseden mezuniyetimin 30'uncu yılıydı. Mezunlar toplantısına gelmeden önce arkadaşlardan biri, 'Herkes 30 senede neler yaptı, bundan sonra neler yapmayı düşünüyor konulu bir sayfalık yazı yazsın' dedi. Oturup düşündüğümde ne yaptığımı anlatmanın kolay ama ne yapacağımı anlatmanın zor olduğunu gördüm. Ancak bu konuyu ciddiye aldım ve kendime gelecekle ilgili iki özel hedef koydum. Öncelikle sevdiklerime, kaliteli zaman ayırmak; aklına değer verdiklerimle vakit geçirmek istiyorum. İkincisi, çocuklarım da dahil olmak üzere gençlere koçluk yapmak. Bugün Turkcell'in CEO'suyum ama Amerika'da sıfıra düştüğüm zamanlar oldu."

Süreyya Ciliv, enerjisini karşısındakine geçirebilen yöneticilerden. Hem enerjik hissedip hem de bunu paylaşmaya gönüllü olmayı ise İngilizce 'to build' fiilinin karşılığı olan 'inşa etmek'le anlatıyor. "Bir şeyi alır (b) noktasından (c) noktasına taşırsınız. Bunu da bir ekiple birlikte yapabiliriz." diyor. İşte bu nedenle emekli olmayı istemiyor, "80 yaşına kadar kafam iş üretsin." diyen Türkcell'in üst yöneticisi, yaşam felsefesi olarak geriye çok az bakıp, ilerisi için heyecan duymayı seçenlerden.

Menderes'in hayatını okudu, kararı değişti

"1988-1996 yılları arasında sermayedar ortaklarla bir firma kurmuştum. Firmayı satın almak isteyenler 100 milyon dolar teklif ettiler. Teklife sıcak baktım. Ama büyük ortaklar satmak istemiyordu. Sanırım; 'Bir Türk kendi başına bizden hiç yardım almadan bu başarıyı sağlıyorsa, biz bu şirketin başına tecrübeli bir Amerikalıyı getirirsek, şirketi uçurur' diye düşündüler. Ben şirketin CEO'suydum. Önce beni 'chairman/yetkisiz başkan' yaptılar. Kızıp şirketten ayrılmayayım diye de bir sürü hisse verdiler. Bence büyük ortakların kafasındaki yaklaşım bencilceydi ve ortaya başarılı bir şey çıkıyorken 'bunu ben başardım' havası vermek istediler. Bir süre sonra yeni CEO ile pek çok konuda anlaşmazlığa düştüm. Yönetim kurulundaki herkes kararlarımın doğru olduğunu düşünüyordu. Fakat yeni CEO, 'Ben buraya ufak bir şirketi yönetmeye değil, 250 milyon dolarlık bir yazılım firması kurmaya geldim.' diyerek blöf yaptı. İş arkadaşlarım da bu blöfü yediler ve kararlarını değiştirdiler. Benim kararım ayrılmak yönünde oldu. Orada büyük bir fırsat kaçtı. 100 milyon dolarlık değil, 2 milyar dolarlık bir şirket kaçtı. Aslında benim yönetimim devam etseydi o şirketin değeri şu anda 2 milyar dolardı." diyen Ciliv'e, 'Neden çabuk vazgeçtiniz?' diyorum.

Cevabı bir tesadüfler silsilesi gibi: "Evet, çabuk vazgeçtim. Bu kararımda etkili olan şey aslında bir kitap. Kitabın adı 'Menderes'in Dramı'ydı. Amerika'daki ortaklarımla yaşadıklarım daha gerçekleşmeden birkaç ay önce Belçika'ya amcamı ziyarete gitmiştim. O hediye etmişti. İki üç günde hızlıca okudum, bitirdim. Kitapta şu anlatılıyordu: Kendi vizyonuna çok inanmış, dünya bir yönde gidiyorken o kendi yönünde giden çok karizmatik bir adamdan söz edilmekteydi. Bazı konularda çok ısrar etmiş, sonunda da idam edilmişti. Bana gelince, ısrarımdan vazgeçmemin nedeni, ortaklarımın benden çok daha fazla tecrübesi vardı ve ben onların tecrübesine saygı duydum; çünkü ben henüz çok gençtim. Aslında çabuk vazgeçmedim, aksine çok ısrarcı oldum. Ancak bu olayda başka etkenler de vardı. Büyük sermayeli Amerikalılarla uğraşıyorsun ve tek Türk de sensin. Bizim şirkete en yakın rakibin 2,5 milyara satıldığını düşünürsek, 500 milyon dolarlık para kazanma fırsatını kaçırdığımı görüyorum. Yönetim kurulu beni dinleseydi sonuç farklı olurdu. Dediğim çıktı ve şirket parçalandı ve satışa çıkarıldı."

Süreyya Ciliv'in Amerika'da okuduğu yıllarda bile bilişim, yazılım kavramları ortaya atılmamışken, kendisi daha o günlerden bu alandaki gidişatı nasıl görmüştü? Seçme şansı olsaydı, başka bir meslek seçer miydi?

"İçinde bulunduğum teknoloji dünyasını çok seviyorum. Babam, iş konusunda beni her zaman sorgulardı ama buna rağmen bilgisayar mühendisi olacağım dediğimde karşı çıkmadı. Yazılım mühendisi olacağım dediğimde de yine çok anlayışlı davrandı ve destekledi. Bana kimse 'Oğlum git, şu mesleği seç' demedi. Amerika'ya gittim. 2-3 ay sonra gördüm ki bilgisayar dünyası bağıra çağıra geliyor. Ve kendi kendime dedim ki, 'Benim bilgisayar uzmanı olmam lazım. Bunları öğrenir Türkiye'ye giderim. O zaman da bir avantajım olur' diye düşündüm. Yeni teknoloji fırsatları zaten yeni olduğu için ilgimi çekti." Süreyya Ciliv'e 19 yıl sonra Türkiye'ye dönerken onu en çok neyin buraya çektiğini soruyorum; "Bendeki duygu biraz farklı. Ülkemi çok seviyorum derken, insanlarını çok seviyorum demek istiyorum. Benim için en değerli konu milletim." diyor.

Cep telefonuna sadece telefon deyip geçmek haksızlık olur!

Sanal dünya, mobil telefon, internet ve geniş bant TV'ler derken internet ve mobil yakınsamasını konuşuyoruz. "Dünyada telekom sektöründe muazzam değişimler var." diyor ve ekliyor: "O değişmeler Türkiye'ye er ya da geç mutlaka yansıyacak. İnternet üzerinden skyp ile ücretsiz olarak konuşuluyor. Sabit hat kullanımında ciddi bir düşme var. Sabit hat hem internette hem de mobilde pazar kaybediyor. Bunun yanına Microsoft yeni bir ürün daha açıkladı. Bu yeni ürünle internet üzerinden şirketler sabit hat gibi konuşabilecekler. Bunun yanında Google'ın yeni bir cep telefonu projesi var ve bu yeni mecra reklam ağırlıklı olacak. Bilgisayar iletişim dünyası birleşiyor. Kamera, video kamera, Ipod, memory stick anında bir kimlik ya da bir banka kartı haline dönüşüyor. İleride 3.Nesil (3N) hayata geçtiğinde bu söylediklerim tamamıyla gerçek olacak."

Aklından hiç çıkarmadığı 3N ihalesine gönderme yapıyor. 'Turkcell olarak 3. çeyrekte de 1 milyon abone artırıp toplamda 34,8 milyon aboneniz oldu. Avea ve Vodafone için ne düşünüyorsunuz? Sizinle rekabet edebiliyorlar mı?' soruma ise, "Çok çetin rakiplerimiz var. İyi pazarlama yapıyorlar ve tecrübeleri de var. Ayrıca Türk Telekom'un da çetin bir rakip olduğunu düşünüyorum. Yöneticileri vizyoner. Turkcell'in işi bundan sonra daha da zor olacak." diye cevap veriyor. Pazardaki paylar nasıl oturacak, büyüklükler ne olacak diye soruyorum. "Bu pasta gittikçe büyüyecek. İlla üçünün arasında bir tanesinin kaybetmesi şart diye bir şey yok. Üçü de kazanır. En iyi stratejiyi koyan ve oyunu en iyi oynayan kazanacak." karşılığını veriyor. Rekabette tedarikçiler dahil en iyi takıma sahip olanın ipi önce göğüsleyeceğini söylüyor.

"İmkânlar sonsuz ve tamamen Türklerin elinde. Nasıl ki İrlanda bilişimde Avrupa'daki sonunculuktan birinciliğe geçti. Buna benzer örnekleri çoğaltmak mümkün." diyor Ciliv ve Türkiye ekonomisi için bilişim de dâhil olmak üzere çok iyimser bir tablo çiziyor: "Son beş senede muazzam gelişmeler kaydedildi. Bunlar güven ve ümit verici. Gelecek günler daha zor olacak. Stratejik kararlar vermek gerekiyor. Nasıl İrlanda bir vizyon geliştirmiş, devlet desteğini almış ve devlet de yolları açarak köstek olmamışsa biz de bu yöntemi seçmeliyiz. Bence devletin küçülmesi yani son beş senede yaptığı gibi özelleştirmeler yapması, düzenleyici rol oynaması ve işi girişimcilere, işadamlarına bırakması en mantıklısı."

Gençler için geleceğin sektörü interaktif diyebilir miyiz? Gençlere tavsiyeniz nedir?

"Gençlere tavsiyem, birincisi lisan öğrenmeleri; bilhassa İngilizce. Kendilerini ve ürünlerini pazarlarken de İngilizce lazım. İkincisi kendileri ve işleri için fark oluşturmalılar. 'Artık alınteriyle değil, akıl teriyle para kazanılacak' demişti Ulaştırma Bakanı'mız. Zaman kafayı kullanarak para kazanma zamanıdır." Cep telefonlarında yeni bir trend var mı, neler görüyorsunuz, diye soruyorum; "Bizim sektörümüzde inanılmaz fırsatlar var. Cep telefonları daha da güçlenecek ve kişiselleşecek. Örneğin kalbinizin atışını cihazlar ölçecek, bu bilgiler doktorunuza ulaşacak. Doktorunuz, tansiyonunuzu kilometrelerce öteden ölçecek ve hangi ilaçları almanız gerektiğini içeren bir mesaj atacak." diyerek cevaplıyor. "Peki, bir türlü yapılamayan 3N ihalesi ne zaman?" diye soruyorum, "İhale iptal edildi. Yeni bir tarihte de ihale konusu gündemde görünmüyor." diyor.

34,8 milyon abonesiyle yüzde 58 pazar payına sahip

Turkcell, 30 Eylül 2007 itibarıyla toplam 34,8 milyon faturalı ve ön ödemeli abonesiyle, üç operatörlü pazarda yaklaşık yüzde 58 pazar payıyla hizmet veriyor. (Kaynak: Telekomünikasyon Kurumu) Yüksek kalitedeki mobil telefon hizmetlerinin yanı sıra ülke çapında GPRS (Paket Anahtarlamalı Radyo Hizmetleri) ve nüfus yoğunluğunun olduğu yerlerde EDGE (GSM Gelişimi/Evrim İçin Geliştirilmiş Data Hızları) hizmetlerini sunmakta. Bu şekilde daha iyi veri ve ses servisleri sağlıyor. 7 Kasım 2007 tarihi itibarıyla 196 ülkede 565 operatör ile uluslararası dolaşım anlaşması bulunuyor. Yüksek kalite mobil telefon hizmetleriyle, geniş abone bazına hizmet veren Turkcell UFRS finansal sonuçlarına göre 30 Eylül 2007 itibarıyla 4,521 milyon ABD Doları ve 31 Aralık 2006 itibarıyla 4,700 milyon ABD Doları net satış geliri elde etti. Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan, Moldova, KKTC ve Ukrayna'daki uluslararası GSM faaliyetlerinde hissesi bulunuyor. Temmuz 2000'den beri New York Menkul Kıymetler Borsası (NYSE) ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda (İMKB) işlem görüyor ve Türkiye'de NYSE'de kote olan tek şirket unvanına sahip. Şirket hisselerinin yüzde 51'i Turkcell Holding'e, yüzde 4,22'si Çukurova Grubu'na, yüzde 13,07'si Sonera Holding'e, yüzde 4,07'si MV Grubu'na, yüzde 0,01'i diğer ortaklara ait olup kalan yüzde 27,63'ü halka açık durumda.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious