Kars'ta 'Beş Vakit' sinema

  • Giriş : 15.11.2006 / 00:00:00

Günde beş kez okunan ezan, insanın beş vaktini yani beş halini, korkusunu ve arzusunu, sevgisini ve kinini, inancını ve acısını, çığlığını ve hıçkırığını, tutkusunu ve nefretini, mevsimler gibi, güneş gibi, ay gibi döndürüp karşısına getiriyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


"Her karşılaşma yeni bir acı, büyüme, olgunlaşma, yaşlanma acısına yol açıyor..." sözleriyle özetliyor 'Beş Vakit' filmini yönetmen Reha Erdem. Kars'ta yapılan Avrupa Gezici Film Festivali'nde Beş Vakit filminin galasına katılmayan Erdem, ancak festival broşürüne filmi için böyle not düşmüştü.

Avrupa Gezici Film Festivali'nin ikinci durağı olan Kars'ta film ve sinema adına yaşanan renkli görüntüler 'Beş Vakit'le zirveye ulaştı. Festivalin dördüncü günü akşamı Kars Şehir Sineması sanatseverlerin akınına uğradı. İlk günden beri tüm seanslarda salonu hıncahınç dolduran Karslılar bu filme de verdikleri önemi saatler öncesinden oluşturduğu kuyruklarla gösterdiler. Galası yapılacak Beş Vakit'i seyretmek için oturacakları koltukların numaralarını gündüz zamanı alan sinemaseverlerden bir kısmı salona bile giremezken, yine büyük bir kesim ise 110 dakikayı ayakta geçirdi. Koridorlara sandalyeler koyarak bu ihtiyacı gidermek isteyen salon yetkilileri ise büyük ilgi karşısında yine çaresiz kaldılar. Film başlamadan önce herkes yerini alırken, Beş Vakit'in yazarı ve yönetmeni Reha Erdem adına oyunculardan Selma Ergeç ile Yiğit Özşener sahneye çıktı.

Gördükleri ilgiden dolayı büyük bir sevinç yaşadıklarını ifade eden sanatçılar çekimlerinde keyif aldıkları filmin seyredilmesinden de keyif alınacağını vurguladılar. Yiğit Özşener, Karslılar'ın misafirperverliğinden dolayı memnun olduklarını dile getirirken Selma Ergeç ise filmin başrol oyuncularının okulda olmaları nedeniyle buraya gelemediklerini açıkladı.

Kars Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu da Kars'a gelen misafirlerin kar yağması için çok dua ettiklerini ve sonunda karın yağdığını ifade ederek, "Ama ben belediye başkanı olarak kar yağmasını istemiyorum çünkü sıkıntıyı biz çekiyoruz." dedi. Karslılar'a soğuk havaya rağmen salonu doldurdukları için teşekkür eden Alibeyoğlu, burada galaların yapıldığını ve günlerdir çok güzel filmleri seyrettiklerini belirtti. "Bu anlamda Kars çok şanslı, çünkü bu filmler bir hafta sonra vizyona girecek" diyen Alibeyoğlu, "Bu durumun farkında olmak lazım. Ama salona bakınca bunun farkında olduğunuzu görüyorum ve teşekkür ediyorum. Buraya gelen yönetmenler ve tüm oyuncular artık Kars'ın sevdalısı ve gönüllüsü oluyor. Ben de onlara şu teklifte bulunuyorum, Kars'ta çekecekleri her filme ev sahipliği yapmaya hazırız. Konaklamadan ulaşıma kadar tüm masrafları belediye olarak üstlenmeye hazırız. Yeter ki, Kars'ı tanıtacak, taçlandıracak, bir yerlere taşıyacak filmler yapılsın. Bu konuda her şeye hazırız." diye konuştu. Daha sonra 'Beş Vakit' Karslılar'ın beğenisine sunuldu.

'ZAMAN HER GÜN EZAN SESİYLE BEŞ AYRI VAKTE BÖLÜNÜR'

Özen Film tarafından hazırlanan 'Beş Vakit'in konusu şöyle: "Sırtını yüksek kayalıklara dayamış, yüzünü yüce bir denize dönmüş, etekleri zeytinliklerle süslü küçük fakir bir köy. Köyün sakinleri sert bir coğrafyayla başa çıkmak için uğraş veren, sade ve çalışkan insanlardır. Yiyeceklerini, günü gününe, topraktan ve besledikleri az sayıdaki hayvandan çıkarırlar. Çevrelerindeki hayvanlar ve ağaçlar gibi kendilerinin de gelip geçici olduklarının bilgisini taşırlar. Bu yüzden ağırbaşlıdırlar. Toprak, hava ve suyun, gecenin, gündüzün ve mevsimlerin ritmine göre yaşarlar. Zaman her gün ezan sesiyle beş ayrı vakte bölünür. İnsana özgü bütün olaylar her gün bu beş vakit dilimi içinde yaşanır. Yetişkinler büyüklerinden gördüklerini çocukları üzerinde devam ettirirler. Sevgilerini beceriksizce gösterip, dayağı cennetten çıkma sayarlar. Babalar daima oğullarından birini ötekine üstün tutar. Anneler kızlarına acımasızca buyurur. Çocukluktan gençliğe geçen, 12-13 yaşlarında üç çocuk Ömer, Yakup ve Yıldız bu beş vakitli filmde, köy sakinleri arasında öne çıkar. İmamının oğlu Ömer umutsuzca babasının ölmesini diler. Sadece dilemekle onun ölmeyeceğini anlayınca babasını öldürmek için çocukça yollar aramaya koyulur. Suçluluk dolu düşüncelerini arkadaşı Yakup'la paylaşır. Öğrenciler köyün tek sınıflı okulunda öğrenim görür. Aileler, genç bir kadın olan öğretmene minnettarlıklarını evlerinde pişirdikleri ekmeği, koyunlarının sütünü hediye ederek gösterirler. Yakup öğretmenine aşıktır. Suçluluk dolu düşüncelerini arkadaşı Ömer'den bile gizlemeye çalışır. Bir gün babasını öğretmeni gözetlerken görünce o da Ömer gibi babasını öldürmeyi aklından geçirir."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious