Kayıp askerlerin ailelerine DTP mi yardım edecek?

Kayıp askerlerin ailelerine DTP mi yardım edecek?.14143
  • Giriş : 24.10.2007 / 16:10:00
  • Güncelleme : 24.10.2007 / 16:10:04

Kayıp askerlerin aileleri DTP'li vekil Akın Birdal'a başvurarak çocuklarının kurtarılmasını istedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Birdal, başvuruları TBMM İnsan Hakları Komisyonu'na taşıyarak meclisin ailelere yardımcı olunmasını isteyecek.

Hakkari'de meydana gelen saldırının ardından haber alınamayan ve PKK'nın ellerinde olduğunu açıkladığı askerlerden Mehmet Şenkul (Niğde) ve İrfan Beyaz'ın (Gaziantep) aileleri DTP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal'a başvurdu. Aileler, 1996 yılında Hakkari'nin Şemdinli İlçesi'ndeki Ortaklar Karakolu baskını sırasında kaçırılan 8 askerin serbest bırakılması için oluşturulan heyette İnsan Hakları Derneği Başkanı olarak yer alan Birdal'dan çocuklarının serbest bırakılması için girişimlerde bulunmalarını istediler.


BU HAKSIZLIK! - Muaz Kalaycı, Genel Yayın Yönetmeni 

Yine mi galeyana geldik acaba? Birileri bizi yine mi ateşledi ve biz bir barut gibi fırlayarak yerimizden vuracağımız hedefi mi şaşırdık? Onu mu vursak? Bunu mu, şunu mu?

 

No panik! Bu konuya tekrar döneceğiz.

 

Evet…

 

Talabani insafa mı geldi dersiniz? Sanmam! İnsafsız bir adamın insafa gelmesi kadar anormal bir durum olamaz. Bu herif insafsız!

 

O zaman “kedi bile teslim etmeyiz” diyen devlet adamına bugün geri adım attıran neden ne? DTP’li Türk’e PKK’ya “askerleri bırakın” dedirttiren ne? Sorular oyun kokuyor. Cevaplar ise muamma.

 

DTP’nin neden mecliste olduğunu sorguladık. Irak’a neden hala elektrik verildiğinin hesabını sorduk. Hatta bazıları neden hala Kuzey Irak’a girilmediğini bile tartışma programlarına taşıdılar. Hem nalına hem mıhına vurdular.

 

Tekrar konuya döndük.

 

Evet…

 

Saniyeler bazında süratle değişen gündem fitilimize temas etmiş olmalı. Herkes hükümete yüklendi. “Sınır ötesi için daha ne bekliyoruz” diye… Dinlediğim bazı radyolarda hükümete küfür bile edildi. Bazı yazarlar Erdoğan’ı bir kaşık suda boğdu. Tartışma programlarında hükümetle beraber Abdullah Gül’ü de istifaya çağırdılar.

 

Şimdi soruyoruz:

 

Yanlış mı yaptılar?

 

PKK, DTP’nin “askerleri bırakın” talebine ne cevap verir bilinmez. Talabani ne kadar sözünde durur bunu kimse bilemez. Ancak benim bildiğim bir şey var ki yine güvenmesini ve tevekkül etmesini bilemedik.

 

Sıcağı sıcağına herkes birileri suçladı. Kılıcını kınından çıkaran salladı kolunu “düşmana” doğru. Siyasiler Kurban öncesi ikinci bayramını bile yaptı. Erdoğan’ın ne adamlığı kaldı, ne ajanlığı!

 

Soruyoruz.

 

Yanlış mı yaptılar?

 

Kriz yönetimini devleti yönetenlerden daha mı iyi biliyorduk ki kendi çözümlerimizi savunduk hep? Gelişmeleri izlemek, en azından şehitlerimizin yasını tutmak, yere gözyaşı damlatmak ve tevekkül etmek, beklemek daha akılcı olmaz mıydı?

 

Sanırım biz yine yenildik. PKK, DTP’yi takar mı, Talabani’den korkar mı bilmem ama görünen köy kılavuz da istemez, karga da… Devletin kriz yönetim stratejisi yavaş yavaş anlaşılmaya ve icraata dönüşmeye başladı.

 

Ama biz sağduyulu olmayı yine başaramadık. Hırsız’ı değil de hep ev sahibini suçladık. Yanlış yaptık. Sıcak kızgınlığımızla devletten talep ettiğimiz cezalandırma yöntemlerinin bizi daha da içinden çıkılmaz bir bataklığa sürüklediğini bilemedik.

 

Şimdi geç kalınmış bir sağduyuya davet ediyoruz herkesi. Birbirimize düşmek ve sürekli birilerini suçlamak terör örgütünün ekmeğine yağ sürmek demektir.

 

Önceki yazımda da söyledim;

 

Biz, biz olmalıyız.

 

Isıracak it dişini göstermez. Yeniden bir doğuş ve geliş için…

 

Sağduyuya davet.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious