Kelimenin ruhunu keşfeden adam

Kelimenin ruhunu keşfeden adam.11035
  • Giriş : 10.01.2009 / 18:45:00
  • Güncelleme : 10.01.2009 / 18:45:13

Yahya Kemal, şiirimizi zirveye taşıyan, “Modern Türk Şiiri”nin üstat şairlerindendir.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:



Fuzûlî, Bâkî, Nedîm ve Şeyh Galip geleneğinin, yirminci yüzyıldaki en önemli temsilcisi olan şair, düşünce derinliği ve felsefi birikimi ile de bir düşünürdür aynı zamanda. Dil, tarih, kültür ve medeniyet varlıklarımız onun engin düşünce ve yorumunda yeniden hayat bulmuştur.

Yahya Kemal; Tanpınar'ın ifadesi ile "kelimenin ruhunu keşfetmiş" XIX. yüzyılda başlayıp XX. yüzyılda süren değişim sürecinde Türk kimliğini en iyi belirleyip bunu nesirde ve şiirde en güzel anlatan güzide şairlerimizden biridir. Süleymaniye'de Bayram Sabahı, Akıncı, Mohaç Türküsü, İstanbul'un Fethini Gören Üsküdar gibi muhteşem eserlere imza atan bu şiir dehası, yabancılaşmadan milli ve mânevi değerlere bağlı kalmayı başarmış, ileri görüşlü bir Aydın ve mütefekkir olarak, Türk kültür ve medeniyetini adeta yeniden inşa etmiştir.

"Yahya Kemal'in dünyası, birbiriyle uyumunu bulmuş bir sesler ormanı olarak da tanımlanabilir. Bir taraftan nal sesleri, at kişnemeleri duyulur onun şiirinden. Uzaktan uzağa top sesleri uğuldamaktadır.O uğultu içinden, ak tolgalı beylerbeyinin 'ileri!' diye haykıran hücum sesi parlar bir an. Bunlar gerilere doğru çekilirken derinlerde başlayıp belirginleşen bir tekbir sesi; Itri'nin bestesiyle yüzyıllardan beri söylenen 'bin dalgalı' 'saltanatlı tekbir' ruhları coşturur. Sonra tüm bunlar bir tarafta kalır. İstanbul'un ücra ve fakir bir semtinde, evlerde, sokaklarda, servilikte sükûnun sesi duyulur yalnızca...”

Kaynak Yayınlarından çıkan “Yahya Kemal Beyatlı” kitabı, bu cümlelerle aralıyor sayfalarını. Bir anda; Boğaziçi'nden açılan bir tablonun içinde buluveriyoruz kendimizi. Şairin, ses ve ritmin uyum içinde buluştuğu efsunlu dizeleri yükseliyor mısraların arasından. Bir ses kudreti vermesi için Allah'a niyaz eden bir nefes duyuyoruz sanki, inceden inceye…

Alim Kahraman, dilimizin sırlarını ve sınırlarını genişlettiği dizeleriyle, vatan, tarih ve estetiği bir ahenk içinde sentezleyen bu önemli şahsiyetin, tarihi kökeninden başlıyor araştırmaya.

Bugün Evlad-ı Fâtihan diyarı dediğimiz diyarların çocuğudur Yahya Kemal. Senelerinin dökümünü yaparken Üsküp'te geçen ilk on sekiz yılı bir dönem olarak göstermiştir şair. Üsküp O'nun için en başta anne,çocukluğun mesut yılları demektir zira..Ömrü boyunca kendisini terk etmeyecek, kulaklarından eksilmeyecek olan ezan sesleri…

Yahya Kemal'i iyi anlayabilmek; düşünce ve sanat evrenini gerçek anlamda kavrayabilmek, onun ruh dünyası ve tarihi kökenini iyi algılamaktan geçer. Osmanlının en zor dönemlerinde Balkanlarda yaşanan acılı olaylar,onun iç dünyasını derinden etkilemiştir. Bu vatan toprağının gün be gün güç kaybedip umutsuz bir sona doğru gidişi, çocukluk ve ilk gençlik yıllarını yaralamış olsa bile, şair ümidini hep korumuştur :

Mağlupken Ordu, yaslı dururken bütün vatan,
Rüyama girdi her gece bir fâtihâne zan


Yahya Kemal'le ilgili diğer biyografilerde yer almayan “Hatıra” şiiri dikkatimizi çekiyor bu çalışmada. Bu şiir şairin gerçek adını ( Ahmet Agâh) kullandığı çok az sayıdaki eserlerinden birisidir ve Üsküp'te geçen yılları içinde yayımladığı tek şiirdir.

Sahrada bir gece idi Balkanlara karib
Takrir ederdi nâle-i sevdayı andelib
Feyzinle şâd olmuş idi ömri-i bi- nasib
Feryâd, bu hasretle bugün pür-keder, garib
Kalbim muhabbetinle senin nâle-hân olur


Yazar'ın sistematik çalışmalarının bir ürünü olan kitap, klasik biyografi kalıplarından bir hayli uzak. Yazar Alim Kahraman;med ve cezirlerin birbirini takip ettiği dramatik bir hayatı ve öze dönüş yolculuğunu ustalıkla seriyor okuyucusunun önüne. Maddi ve manevi dünyamızın asırlık motiflerini, ince ruhunun tezgahında ilmek ilmek işleyen bu duygu adamının, sevda karşısında düştüğü aczi, trajedileri, kavgaları, kızgınlıkları kısacası insani zaaflarının da anlatıldığı kitapta; hayatının bütün evreleri, seyahatleri, mektupları, dostları, adeta bir film şeridi gibi geçiyor hayal muhayyilemizden. Üslubun dinginliği, ifadelerdeki zengin çağrışımlar bizi o günlere taşıyor. Sayfaların arasına yerleştirilmiş bazı resim ve belgeler ise siyah beyaz bir tarihin sessiz tanıkları gibi sanki…
Ahmet Agâh'ın; Balkan şehirlerinde başlayan hayat hikayesi, büyük bir aşkla sevdiği şehr-i İstanbul'da “Allah'adır tevekkülümüz itimadımız” sözleriyle son bulur …Rumeli Hisarı mezarlığında toprağa verilen irfan ve kültür dünyamızın bu çok önemli şairinin mezar taşına, vasiyeti gereği şu dizeleri yazılır:

Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter
Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar, her gece bir bülbül öter


Kaynak Yayınlarından çıkan eser; Yahya Kemal Beyatlı'nın 50. ölüm yıldönümünde, milli ve manevi konuları, kültür-sanat edebiyat meselelerini analiz edip düşünme, Yahya Kemal'i tanıma ve tanıtma fırsatı sağlayacak önemli bir araştırma ürünü olarak, kitap raflarında ki müstesna yerini alacağa benziyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*