Kendi kendini yok eden adam: Uğur Dündar

Kendi kendini yok eden adam: Uğur Dündar.9727
  • Giriş : 26.05.2009 / 16:27:00

Son günlerin en çok konuşulan ismi Uğur Dündar. Yılların gazeteci. Camianın akil adamı, ağabeyi iken şahsi meselelerini iddia meseleri yapınca tükenmeye başladı. İşte çok teknik bir Dündar eleştirisi...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:



2. Ergenekon İddianamesi'nin mahkeme tarafından kabul edildiği gece Uğur Dündar'ın eşiyle ilgili başlattığı fırtına, kendisini de içine alıp ailesiyle birlikte savuran bir kasırgaya dönüştü.

İddianamede çeşitli yerlerde Ergenekon sanıklarının, devletin önemli isimleri dahil kamuoyunda tanınan-tanınmayan insanlarla ilgili bilgiler var.
Delil olarak sunulan bir belgede sıradan bir mülki amirle ilgili Ergenekoncuların yaptıkları fişleme yeralırken, bir başka belgede Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyakanıt'la ilgili ağır ithamlar içeren dosya bilgileri yeralıyor.

Uğur Dündar'ın eşinin sık sık Brezilya'ya gidişiyle ilgili bilgi de bunlardan biri. Bu bilgiler genel olarak Ergenekon'un kişilerin özel yaşamı hakkında bilgi toplamaları ve fişleme, manipülasyon, yıpratma amaçlı dosyalama gibi faaliyetlerine delil olarak sunuluyor.

Ancak Org. Büyükanıt'ın kökeni, Org. Özkök'ün aile bilgileriyle ilgili bu tip faaliyetler İddianamede yer alırken, sözkonusu pek çok önemli isim, iddianamenin bu yönünü değerlendirip, tepkisini yönelteceği kişileri doğru seçti. Org. Büyükanıt, 32. Gün'de kendisiyle ilgili yapılan bu faaliyetlerde suçlayacağı kişileri; işin failleri olarak seçmiş, serinkanlı ama hedefine cümlelerle değerlendirmeler yapmıştı.

Dündar'ın en büyük hatası; tepkisini ortaya koymadan önce, oldukça hacimli iddianameyi genel olarak incelemeden çok acele ve refleksif tepki göstermesi oldu. İddianamenin yayınlandığı günün akşamı hızla gösterilen bu tepki çok erkendi. Dozu da yanlıştı.

Uğur Dündar'ın Star Ana Haberi şahsi meselelerinde kullandığı izlenimi doğuran temel olay buydu. Süreç başlayınca da Dündar bunu defalarca yapmak zorunda kaldı.

SEYAHAT ÖZGÜRLÜĞÜNÜ NAMUS KRİTERİ YAPTI

Dündar'ın seçtiği üslup da yanlıştı. Kıpkırmızı bir suratla ve bağırarak gösterdiği tepkide öfke kontrolünü kaybederek “eşimin tek başına yurt dışına çıktığını ispat edin intihar ederim” gibi gereksiz bir taahhüdün altına imza attı. Bu bakış açısı sağdan sola herkesin eleştirisine neden oldu. Dündar, “seyahat özgürlüğünü namus kriteri” haline getirdi. Sonra da kendi koyduğu bu kriterle eşini tartışılır hale soktu. Tek başına yurt dışına çıkmanın namusla bir ilgisi yoktu aslında..

Haber değeri bile olmayan “Brezilya” konusunu gündeme oturttu ve hemen herkesin merak duygusunu tahrik etti. Belki de iddianamenin en çok okunan bölümü haline getirdi sözkonusu yeri. Tabi gazeteciler de okudu, Dündar'ın eşinin yurt dışına çıkıp çıkmadığını görebilecek kişiler de…

Aşırı öfke cümleleri arasına Ergenekon Savcıları ve Başbakan'ın isminin geçmesi de daha sonra Erdoğan'ın, “kimyası bozulmuş” eleştirisine neden oldu. Grubunun Erdoğan'la hassas ilişkiler yürütmeye çalıştığı bir dönemde, şahsi işini olayın bir yerine montelemiş oldu.

Olayın ikinci perdesi savcılarla girdiği “dava açma” polemiği oldu. Sonuçta kontrolsüz ifadeleri nedeniyle Ergenekon Savcıları kendisi hakkında suç duyurusunda bulundular. Dündar bu noktada geri adım atmak durumunda kaldı.

ESKİDEN HERKESİN SEMPATİSİ VARDI AMA…

Tüm bunlar Dündar'ı bir “tarafa” itti. Öylesine eleştiriler yapıldı ki; Star Haber eski Kanal Türk'e, Uğur Dündar ise Tuncay Özkan'a benzetilir oldu. Bu ayrışma sonucu Uğur Dündar'ın adı vergi kaçakçılığı gibi haberlerle gazetelerde boy göstermeye başladı.

Artık konu Uğur Dündar'ın şahsı üzerinden yürütülmeye başlandı. Oysa Dündar'ın sağdan sola her kesimden sevenleri vardı. O bizim gıda müfettişimizdi.

Ancak, 2. İddianamenin yayınlandığı gece verdiği, erken, ölçüsüz ve yanlış taahhütlerle dolu tepkisi “dokunulmazlığını” yok etti.

Eşinin yurt dışına tek başına çıktığıyla ilgili tarihleriyle Vakit'in yayınladığı belge de bunun sonucu. Dündar eşiyle ilgili öylesine akılalmaz bir taahhütte bulundu ki, Emniyet, Dışişleri Bakanlığı, Havalimanları ve MİT'in görebildiği “yurt dışına giriş çıkış” listesine o kurumun çalışanlarının bile merak edip bakmaması düşünülemezdi.

Çünkü Dündar artık hem bir taraftı hem de kendini tartışmaya açmıştı.
Nitekim öyle de oldu… Onlarca kişinin Dündar'ın sorgusunu yaptığı ortaya çıktı. Ve bunlardan biri, bilgiyi Vakit'e uçurdu..
Sonuç ortada....

TAŞRALI KISKANÇ DELİKANLI DURUMUNA DÜŞTÜ

Dündar şimdi de eşinin gidişlerinde yanında başka akrabaları olduğunu ispat etmeye çalışan taşralı kıskanç bir delikanlı pozisyonuna düştü.

Eşinin Brezilya'ya tek başına gittiği dedikodusu üzerinden namus sonuçları çıkaran ve bunun üzerinden Dündar'a baskı kurmayı planlayan Ergenekonculara yükleneceğine; hedefi yanlış seçip kriz çıkardı. Çıkardığı krizi yanlış temel ve taahhütler üzerine kurdu. Yanlış yönetti.

Şimdi Doğan Grubu gazetelerine haberler yaptırarak, demeçler vererek; yönettiği Star Haber'e haftasonu konuğu olarak çıkarak işi daha vahim boyutlara tırmandırıyor.

Her açıklaması ailesini işin daha da içine sokuyor. Suçlamalarındaki biçim, imajını yok etmeye; kendisine karşı bir cephe oluşturmaya neden oldu.
Son iki gündür eşinin yurt dışına giriş çıkışıyla ilgili bilgilerin yayınlanması konusunda İçişleri Bakanlığı'nın başlattığı soruşturmayı öylesine yanlış değerlendirdi ki; Emniyet Teşkilatı'nı blok olarak karşısına aldı. Üstelik de bir polis çocuğu kendisi.

Vergi kaçırma ve yurt dışına çıkış çizelgesiyle ilgili haberleri verenlere yönelik tepkisi de bu gazeteleri kendisi hakkında daha çok araştırma yapmaları için benzine körüktü..

Üstelik, daha kısa süre önce kişilerin sağlık bilgilerini yayınlamak kesin yasak olmasına rağmen Kemal Unakıtan'ın sağlık raporunu ekranda sallaya sallaya yayınlatan Dündar'ın “özel hayat” diye tutunacak dalı da kalmadı.

40 yıllık imaj, bir hamleyle ancak bu kadar yok edilir.

Güner Ümit'in “mum söndü&Kızılbaş” sözlerindeki “namus” skandalıyla kendisini bitirmesi gibi; Dündar da yine bir “namus” meselesinden kendisini bitiriyor.

Bu stratejiyle devam ederse “Keşke şu Star Haber'i sunmasaydım” diyecek noktaya gelmesi yakın…

POSTMEDYA / ANALİZ

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*