Kenelerin azalmasında karınca faktörü

Kenelerin azalmasında karınca faktörü.15178
  • Giriş : 09.05.2008 / 22:55:00
  • Güncelleme : 09.05.2008 / 22:57:26

Prof. Dr. İlyas Dökmetaş, bazı türleri Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığına yol açan kenelerin azalmasında, popülasyonunda en önemli rolü karıncaların oynadığı görüşünü savundu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


CÜ Rektörlüğüne adaylığıyla ilgili basın mensuplarına açıklamada bulunan Prof. Dr. Dökmetaş, program sonrası Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı ile ilgili bilgi verdi.

Hastalığın Türkiye'de 2002 yılından itibaren görülmeye başladığını belirten Prof. Dr. Dökmetaş, ''2002'de 17 olguyken, olgu sayısı 2003'de 133'e, 2004'te 249'a, 2005'de 266'ya, 2006'da 438'e çıktı. Giderek artan bir oran var'' dedi.

Rusya'da bu hastalığın ilk çıktığı dönemlerde ölüm oranının yüzde 40-50 civarında olduğunu ifade eden Prof. Dr. Dökmetaş, Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2002-2007 yılları arasında Türkiye'de 1820 olgu görüldüğünü, bu olgulardan 92'sinin ölümle sonuçlandığını, yani Türkiye'deki ölüm oranının yüzde 5 civarında olduğunu kaydetti.

Türkiye'deki olgu sayısında giderek bir artış olduğunu, bu konuyla ilgili Sağlık Bakanlığı ve Tarım Bakanlığının çeşitli önlemler aldığını, doktorların ve bilim adamlarının çalışmalar yaptığını ifade eden Prof. Dr. Dökmetaş, doğru bilgilendirmenin çok önemli olduğunu vurguladı.

Hastalığın görüldüğü ana bölgenin Kelkit Vadisi olduğunu, ancak başka bölgelerde de görülebildiğini ifade eden Prof. Dr. Dökmetaş, son yıllarda Tokat başta olmak üzere Sivas, Yozgat ve Erzincan yörelerinden hastalık şüphesiyle vakaların geldiğini söyledi.

Kenelerin kış mevsiminde soğuk ve diğer çevresel faktörlerin etkisiyle yuvalarında olduğunu, toprak altında bulunduğunu ve baharla birlikte beslenmek için dışarıya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Dökmetaş, hayvanlara ve insanlara yapıştığını söyledi.

İlkbahar mevsimi ile birlikte hastalıkla ilgili olgu sayısının arttığını ifade eden Prof. Dr. Dökmetaş, gerekli önlemleri aldıktan sonra vatandaşların piknik alanlarına gitmesinde bir sakınca olmadığını kaydetti.

Hastalığın belirtileri, tanısı, bulaşma şekilleri ve korunma yöntemleri hakkında da bilgiler veren Prof. Dr. Dökmetaş, ilaçlamayla ilgili olarak da ''Öncelikle her bölge ve her alan ilaçlanmalı mı? Tarım Bakanlığının görüşü de Sağlık Bakanlığının önerileri de bizim görüşümüz de ilaçlama ile kenelerin alanlardan yok edilemeyeceği, ilaçlama sırasında başka canlılara da zarar verilebileceği yönünde. Çok özel durumlarda ilaçlama yapılabilir. Ama genel olarak Türkiye'nin hangi alanını ilaçlayacaksınız. Kelkit Vadisi'ni düşünün, binlerce dönüm, binlerce kilometre karelik alan. Bu alanın neresini ilaçlayacaksınız?'' diye konuştu.

Kenelerin sinekler gibi uçup, pireler gibi zıplayan bir hayvan olmadığını belirten Prof. Dr. Dökmetaş, evcil hayvanlarla, kuşlarla veya diğer hayvanlar aracılığıyla insanların üzerine geçebildiğini kaydetti.

-KENELERİN AZALMASINDA KARINCA FAKTÖRÜ-

Kuş gribi hastalığının ardından yapılan kanatlı hayvan itlafının KKKA hastalığına etkisi ile ilgili düşüncelere katılmadığını kaydeden Prof. Dr. İlyas Dökmetaş, ''1989'da ilk olgularımızı gördüm. 1989 yılında kuş gribi yoktu. 2002 yılında bu hastalıktan bizim hastanemize yatan 15 tane olgu vardı, kuş gribi yoktu. 2003'te, 2004'te kuş gribi yoktu. Kuş gribi son 2-3 sene içerisinde gündemimize geldi'' dedi.

Bilim adamlarının ve insanların bir kısmının tavukların keneleri topladığını ve bunun kene popülasyonunda azalmaya neden olduğunu savunduğunu ifade eden Dökmetaş, kenelerin genellikle, tavukların olmadığı dağlık alanlarda yaşadığına dikkat çekerek, ''Kenelerin azalmasında, popülasyonunda en önemli rolü oynayan karıncalar'' diye konuştu.

Bu konuyla ilgili çok önemli araştırmaları olan Prof. Dr. Kosta Mumcuoğlu'nun da bu görüşü savunduğunu belirten Prof. Dr. Dökmetaş, ''Çünkü kenelerin küçük yumurtalarını karıncalar topluyor. Yani sadece 'kuş türünde azalma oldu, kanatlı hayvan türünde, tavuklarda azalma oldu, bu nedenle kene hastalığı arttı' savı, sözleri doğru değil. Bizim tavuklarımız Manyas'ta öldürüldü, Bolu'da öldürüldü. O bölgede Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı yok. Tokat bölgesinde, Giresun bölgesinde, Ordu'da çok sayıda tavuk itlafı yaşanmadı, ama hastalık bu bölgede var'' dedi.

-BİYOLOJİK SİLAH MI?-

Bu hastalık virüsünün bir biyolojik silah olarak kullanılıp kullanılmadığı ile ilgili görüşleri de sorulan Prof. Dr. Dökmetaş, ''Bunun bir biyolojik silah etmeni olarak ülkemizde kullanıldığına inanmıyorum. Çünkü biyolojik silah amacıyla kullanan insan, bunu Tokat bölgesinde kullanmaz. Ülkemizin insanlarının çok yoğun yaşadığı, turizmin çok canlı olduğu alanlarda bu hastalığın yayılması bize belki onu düşündürebilirdi. Kesin olarak bu değildir demek istemiyorum. Her ihtimal, her dönemde olabilir'' diye konuştu.

Prof. Dr. Dökmetaş hastalığın görülme oranının ilerleyen dönemlerde azalacağını, hatta biteceğini, ancak bunun kenelerin popülasyonuna bağlı olduğunu söyledi.

AA

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious