Kentbank davasında teknolojiye başvuruldu

  • Giriş : 28.02.2006 / 00:00:00

Kentbank'ın zarara uğratılmasına ilişkin davada, yurtdışında bulunan Süzer'in ifadesinin sesli ve görüntülü iletişim tekniği kullanılarak alınmasına karar verildi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından el konulan İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuksuz sanıklar Sami Çakır, Veysel Bilen, Mustafa Selçuk, Hasan Kılavuz, Yasin Hilmi Yavuz, Uğur Tevfik Doğan, Cevdet Erkanlı, Hurşit Kemal Cantürk, Mete Kılıç, Hakan Coşkun, Seyit Şahin, Salih Hakan Üzgüz, Mustafa Vuruşkaner, Uğur Güner Gürses, Önal Necip Yücesan, Turan Saka, Nurettin Özmen, Önder Karataş, Osman Altıparmak, Şaban Yem, Bülent Haluk Bayülgen, Barbaros Hayrettin Görkem, Ömer Yener, Sabri Şahin Alataş, Ömer Nurhan Azizoğlu, Kenan Öztekin, Mehmet Açıkgöz ve Servet Bozdağ katıldı. Mustafa Süzer'in de aralarında bulunduğu davanın diğer tutuksuz sanıkları ise duruşmaya gelmedi.

Duruşmaya, önceki celsede savunmalarını yapmayan 19 sanığın ifadelerinin alınmasıyla başlandı. Sanıklardan Bülent Haluk Bayülgen, hakkındaki suçlamaya konu olan eylemlerin kişisel değerlerine göre "şerefsizlik" olduğunu belirterek, "Böyle bir şerefsizliği içime sindirmem mümkün değildir. Gururum şiddetli şekilde incinmiştir." dedi.

İddianameyi eleştiren Bayülgen, Kentbank'ta hiçbir zaman görev yapmadığını ifade etti. Süzer Grubu firmalarda çalıştığını belirten Bayülgen, tek bir yönetim kurulu kararındaki imzasından dolayı 2 farklı eylemde suçlandığını söyledi. Bayülgen, hakkındaki iddiaları kabul etmediğini belirterek, beratına karar verilmesini talep etti. Diğer sanıklar da, haklarındaki suçlamaları kabul etmediklerini söyledi.

Mahkeme Başkanı Mustafa Akın, sanık savunmalarına ve iddialara karşı sanık avukatlarına söz verdi. Mustafa Süzer'in avukatı Dilek Helvacı, müvekkilinin 2003 yılından bu yana giderek artan bir kanser hastalığının bulunduğunu söyledi. Süzer'in böbreklerinde başlayan kanser hastalığının akciğerlerine yayıldığını belirten avukat Helvacı, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Alman ve Amerikan Hastaneleri'nden alınan raporları mahkemeye delil olarak sunduklarını ifade etti. Mustafa Süzer'in tedavi gördüğü dünyanın sayılı merkezlerinden biri olan Texas Üniveristesi'ne bağlı kanser araştırma merkezinden de bir rapor aldıklarını belirten Helvacı, bu raporda hastanın tedavisinin sürdürülmesinin hayati önem taşıdığının bildirildiğini ve yolculuk yapmasına izin verilmediğini açıkladı. Bu nedenle müvekkilinin ifadesinin yurtdışında talimatla alınmasını istediklerini belirten avukat Helvacı, Süzer'in Huston Başkonsolosluğu'ndan tasdikli geçici ikametinin de mahkemeye bildirildiğini kaydetti. Avukat Helvacı, müvekkili Süzer'in aslında mahkemeye gelerek ifade vermek istediğini söyledi.

Diğer sanık avuatları da, ifadesi alınan müvekkillerinin duruşmalara gelme zorunluluğunun kaldırılmasını talep etti.

İfadeleri alınan sanıkların, isterlerse duruşmalara gelmeyebilecekleri yönünde karar veren mahkeme heyeti, davanın 5 duruşmasının yapılmasına rağmen sanık Mustafa Süzer'in duruşmalara katılmadığını hatırlattı. Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 14. maddesinin "Sanığın gereksiz bir gecikme olmadan yargılanması ve bununla birlikte duruşmalarda bizzat hazır bulunma hakkını" kapsadığını belirten heyet, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin "Yargılamanın yüzyüzeliği" ilkesi çerçevesindeki bir kararından örnek verdi.

Uluslararası anlaşmalar ve Anayasa'ya paralel olarak düzenlenen CMK'nın 196. maddesinde "Sanığın alt sınırı 5 yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere yurt dışında talimatla sorguya çekilebileceğine" ilişkin hüküm bulunduğu belirten mahkeme heyeti, Mustafa Süzer'in yargılandığı yasa maddesinin 12 yıla kadar hapis cezası öngördüğünden bu yöndeki talebin reddine karar verildiğini bildirdi.

Mahkeme heyeti, sanık Mustafa Süzer'in Türkiye'ye geldiği takdirde CMK'nın 196. maddesinin 6 fıkrası uyarınca duruşma günü beklenmeden ifadesinin alınmasına karar verdi. Heyet, Sanık Süzer'in "Aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle sorgusunun yapılabilmesi imkanının varlığı halinde bu yöntem uygulanarak sorgu yapılır" hükmünü içeren CMK'nın 196. maddesinin 4. fıkrası uyarınca sanık ya da avukatları tarafından geniş manada sesli ve görüntülü iletişim tekniğinin sağlanabilmesi durumunda, ifadesinin bu şekilde alınmasını da karara bağladı.

Mahkeme heyeti, alınan bu kararların yerine getirilmemesi halinde, sanık hakkında CMK 247. maddede düzenlenen "Hakkındaki kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurt içinde saklanan veya yabancı ülkede bulunan ve bu nedenle mahkeme tarafından kendisine ulaşılamayan kaçak kişiler" hakkındaki hükümlerin uygulanmasına karar verdi. Heyet, bu durumda CMK 248. maddesi uyarınca sanık Süzer'in duruşmaya gelmesini sağlamak için Türkiye'deki mal ve alacaklarına el konulması ve aynı maddenin 5. fıkrası uyarınca tutuklama kararı verilmesininin düşünülmesini de kararlaştırdı.

Davanın 82 sayfalık iddianamesinde, Kentbank Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Süzer, Genel Müdürler Sami Çakır, Veysel Bilen ve Cevdet Erkanlı, Yönetim Kurulu üyeleri Mustafa Selçuk, Hasan Kılavuz, Yasin Hilmi Yazan, Mehmet Ercan Targay, Uğur Tevfik Doğan, Taner Berksoy, Kemal Cantürk ve Mete Kılıç, Genel Müdür Yardımcıları Hakan Coşkun ve Barbaros Hayrettin Görkem'in, "zimmet" suçlamasıyla 15'er yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına çarptırılması isteniyor.

Ayrıca sanıklar Seyit Şahin, Bülent Haluk Bayülgen, Salih Hakan Özgüz, Mustafa Vuruşkaner, Hasan Süzer, Mehmet Ali Kaya, Cennet Teker, Ömer Yener, Turan Saka, Nurettin Özmen, Uğur Güner Gürses, Turgut Bolu, Ömer Nurhan Azizoğlu, Mehmet Açıkgöz, Önal Necip Yücesan, Osman Altıparmak, Kenan Öztekin, Sabri Şahin Alataş, Servet Bozdağ, Şaban Yem ve Önder Karataş'ın da "Zimmet suçuna iştirak"ten dolayı 6'şar yıldan aşağı olmamak üzere hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious