Anasayfa
Şikayetim Var
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK İZLENENLER
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Talha-UGURLUEL
Talha UĞURLUEL
Keyif Budur!
03 Aralık 2009 Perşembe
 

Kış kendisini yeni yeni göstermeye başladı. Aralık ayına geldik. Soğuklar kendisini hissettirmeye başladı. Önümüzde uzun bir yolculuk var. Türkiye'nin bir ucundan diğer ucuna gideceğiz. İstanbul'dan Van'a. Dile kolay Türkiye'nin diğer ucundan araba ile tam 28 saat süren bir yol. Uçak ile tam iki saatte gidilebiliyor.

 

İstanbul'da hava hala serinse kim bilir oralarda nasıl soğuklar vardır diye endişeleniyoruz. Tabi bunu düşünürken atladığımız bir şey var. O da, Van'ın Dünya'nın en çok güneş alan şehri olması. Konumu itibari ile yeryüzünde yıl içerisinde güneşi en çok gören yer burası. Gerçekten de uçaktan indiğimizde bizi sıcak bir hava karşılıyor. Havaalanının hemen yanında uzanan ve pırıl pırıl çehresi ile maviliğin en güzel tonlarını sergileyen Van Gölü. Diğer yanımızda başı hala dumanlı ve karlı Erek Dağı. Tertemiz bir hava ve bizi elinde çiçeklerle karşılayan Serhat Koleji'nin öğrencileri. Eskiler, "Dünya'da Van, Ahrette iman" derken boşuna söylememişler.

 

Anadolu'da İlk İnsan İzleri: Van Tilki Tepe

 

Van Gölü'nün kenarında uzanan yoldan göl manzarasını seyrede seyrede ilerliyoruz. Bu bölge bugün nasıl bizi cezp ediyor ise tarihte insanları da etkilemiş ki, yeryüzünün ilk yerleşimlerinden biri olarak seçilmiş. Anadolu'da insanların ilk yerleştikleri yerlerden birisi de işte tam bu havaalanı ile askeriyenin bulunduğu kısım. Mevki olarak Tilki Tepe olarak geçiyor. Dikkatle bakıldığında göl kenarında küçük bir Tümülüs görülebiliyor. İşte Anadolu'da en erken insan izleri buralar. Van Tilki Tepe yanında Çorum Alacahöyük, Yozgat Alişar, Kayseri Kültepe'de diğer eski medeniyet merkezleri...

 

Sodalı Bir Deniz

 

Van Gölü'nün yanından geçerken bize hatırlattıklarını ifade etmekte fayda var. Türkiye'nin en büyük gölü burası. Hatta Vanlılar hiçbir zaman göl demezler. Onların gözünde burası denizdir. Suyu sodalıdır ve eğer siz bir Vanlıya - Ben dün ya da az önce göle girdim derseniz size - sıhhatler olsun diyecektir. Yani banyodan çıkan kişiye söylediğimiz gibi. Çünkü Van gölüne girmek ala bir şekilde yıkanmaktır. Bu göle yıllar önce defalarca girmiş biri olarak ifade edeyim, önce saçınız köpüklenmeye başlar. Siz ovuşturdukça da artar. Yüzüşü çok güzeldir. Yalnız ağzınıza su kaçırmamanız lazım. Tadı hiçte tavsiye edilecek cinsten değildir. Gölün bu temizliği kıyıda yaşayan Van sakinlerinin işine yarar. Çünkü suya yakın oturan teyzeler çamaşırlarını akşamdan gölün içinde taşa bastırırlar ve sabah kalktıklarında çamaşırlarını sadece durularlar. İşte deterjansız, zahmetsiz temizliğin alası burada böyle yaşanır.

 

Bizim Canavarımız Bile Var

 

Van gölünde dünyada eşi ve benzeri olmayan bir canlı yaşar. Hemen 'Van Gölü Canavarı'

demeyin sakın. Çünkü değil! Bu canlı inci kefaldir. Bu sodalı suda yaşayan tek balık cinsimizdir. Zaten başka yerde de bulunmaz. Gelelim meşhur canavarımıza, onun hakkında çok şey söylendi ve yazıldı ama hala kimse ne olduğunu bilmiyor. Halk arasında efsaneleşmiş canavar öyküleri bir hayli çok. Göl içinde garip şeyler görenler var. Ama bu gördükleri suda serinlemeye çalışan bir manda mıydı ya da gizli araştırma yapan bir denizaltı mı yoksa gölün derin sularında yaşayan esrarengiz bir canlı mı? Bunu hiçbirimiz tam olarak bilemiyoruz.

 

Van'da Bir Kahvaltı Salonunda

 

Normalde bugün Van'da geç saatte kalkan bir uçakla gelebilirdik. Fakat özel olarak neredeyse sabahın köründe kalkan bir uçağı seçtik çünkü niyetimizde Van'da bir kahvaltı yapmak var. Bir kahvaltı için mi sabahın 05:00 inde yataktan kalkıp havaalanına gittiniz? diyorsanız Van'ın meşhur kahvaltı salonlarını hiç duymamışsınız demektir.

Evet bu memleketin kahvaltıları meşhurdur. Başka şehirlerdeki İskender, kebap, mantı salonları gibi burada da kahvaltı salonları vardır. Ailecek gidilir ve uzun uzun oturulup keyfi çıkarılır. Tabi kahvaltıyı meşhur yapanlarda elbetteki içindeki kahvaltılıklardır. Önce kahvaltı masası donatılmaya başlar. Bu sofranın şahı otlu peynirdir. Kansere bile iyi geldiği söylenen ve otu Erek Dağı'ndan toplanan, özel olarak basılan bu peynir keskin ama tutku meydana getiren aroması ile başköşeye kurulur. Yanına onun ayrılmaz yoldaşı 'cacık'ı yerleştirirler. Ama öyle bildiğimiz sulu cacıklardan değil. Yoğurt gibidir ama yerken helva gibi gelir insana. Sonra kurut ve kavut. Orta Asya göçebe kültüründen getirdiğimiz ve bugün genelde batıda unuttuğumuz bu gıdalar buralarda yaşamaya devam ediyor. Ve sofranın bence kralı ballı kaymak. Yufka ekmekleri de geldi. Herkes sabırsız ama bir türlü başlayamıyoruz çünkü sütümüz eksik. Nihayetinde koca bardaklarda dumanı tüten sütlerimizde geliyor ve başlıyoruz. İşte Van'da bir kahvaltı salonunda yapılan keyif budur…

 

…devamı haftaya!

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
ÜYE GİRİŞİ
RÖPORTAJ
YAZARLAR
VİDEO HABER
ANKET
12 Eylül'de Yapılacak Referandumda "Evet" mi Diyeceksiniz, "Hayır" mı?
Evet Diyeceğim
Hayır Diyeceğim
Henüz Karar Vermedim
HABER BÜLTENİ