Kıbrıs, Osmanlı'nın adasıydı

  • Giriş : 27.03.2007 / 00:00:00

KKTC 1. Cumhurbaşkanı Denktaş, "Kıbrıs'ın Dünü, Bugünü ve Yarını" konulu konferans verdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi'nde "Kıbrıs'ın Dünü, Bugünü ve Yarını" konulu konferans verdi.

Düzenlenen konferansta bir konuşma yapan Türkiye Kamu - Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, şunları söyledi: "Sayın Cumhurbaşkanım, peşinen hakkınızı helal etmenizi diliyorum. Çünkü ne kadar kısaltırsam kısaltayım söyleyeceklerim, söylemek istediklerim yine de zaman alır. Bu nedenle değinmeden geçemeyeceğim bazı noktaları söylemek istiyorum. Sözlerime bir fıkra ile başlamak istiyorum. Çok anlamlı bir fıkra. Her zaman için geçerliliğini muhafaza etmiş. Akrebin bir tanesi dere kenarında telaşla dolaşıyormuş aşağı yukarı; telaşından ne yapacağını şaşırmış. O arada sudan kafasını çıkartan bir su kaplumbağası, 'akrep kardeş bu telaşın nedir, neden telaşlı bir şekilde aşağı yukarı dolaşıyorsun' diye sorunca, 'Kaplumbağa kardeş, karşıda bir meselem var. Hayati bir mesele, oraya mutlaka geçmem lazım. Bir yol bulamıyorum. Bana bir yol gösterir misin' demiş. Bunun üzerine kaplumbağa, 'Akrep kardeş niye telaşlanıyorsun, seni sırtıma alır karşıya geçiririm.' demiş. Akrep, 'Yaparmısın bana bu iyiliği, benim hayatımı kurtarır mısın?' demiş. Kaplumbağa da 'Tabii, gel sırtıma' diyor. Derken, derenin ortasına geldiğinde küt küt diye bir ses duyuyor kaplumbağa, dönüyor, 'akrep kardeş ne yapıyorsun?' diye soruyor. 'Ne yaptığımı biliyor muyum. Sana hiçbir kötülük yapamayacağımı biliyorum. Bana büyük bir iyilik ettiğini, hayatımı kurtardığını da biliyorum. Ama akrepliğimden vazgeçemiyorum. Seni sokmaya çalışıyorum.' diyor.

Değerli arkadaşlarım, akrep akrepliğini yapacak. Rum Rumluğunu, Ermeni Ermeniliğini, Bulgar Bulgarlığını yapacak. Ama önemli olan Türk; Türk, ne yapacak? Ona karar vermemiz lazım."

KKTC 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş verdiği konferansta şunları söyledi: "Kıbrıs, 1878'e kadar Osmanlı'nın adasıydı ve sizin denizlere açık bir ülke olmanızın teminatıydı. İngiliz burayı kahpelikle 1. Dünya Savaşı'nda aldıktan sonra, o savaş esnasında denizlere açık bir ülke olamadınız. Neticede İngiliz buradan ne zaman çıkacak sorusu daima bizim aklımızdaydı. Benim dedem İngilizler geldiğinde 1878'de gencecik bir Osmanlı zaptiyesiydi ve bayrağın gönderden indirildiği günü hiç unutmadı. Unutmadı ve ben 5-6 yaşında bir çocukken beni alır gezdirir daima o günü anlatırdı. O günü anlatır ve 'biz bahtsız bir nesildik.' derdi. 'Biz o günü yaşadık. Rumların nasıl şımarıklık yaptığını nasıl hakaretlere başladığını, kan akmasına nasıl ramak kaldığını hiç unutmamıştı ve sözlerini hep 'Gittiler ama yine gelecekler.' diye tamamlardı.

O, ona inanmıştı ve 5-6 yaşında bir çocuk olan bana da bu telkini yaparak beni de inandırmıştı. 'Gittiler ama gelecekler' niçin dede, '70 bin şehit var oğlum bu toprakların altında, 70 bin şehit var. Bunlar bırakmaz Türkiye'yi.' Ve 7 yaşına geldim dedem öldü. 7 yaşında iken Rumlar Enosis için, adanın Yunanistan'a bağlanması için isyan ettiler, 1931. İngiliz öyle bir yasalar koydu ki, bizler nefes alamadık. Artık Türk'üz diyemezdik, Müslüman'ız diyeceğiz. Rumlar Yunanız diyemezdi Hıristiyan'ız diyeceklerdi. Türk Bayrağı yasaktı, Atatürk'ün resimleri, milli şiirler yasaktı, 1943'e kadar. 2. Dünya Savaşı'nın sonuna kadar bu böyle devam etti. Siz bayrak hasreti nedir yaşadınız mı? Allah size yaşatmasın.

Sadece konsolosluk önüne Cuma günleri bayrak çekilirdi ve insanlar o bayrağı görmek için daima o taraftan yürüyüşe çıkarlardı. Babam da dahil. Ama bayrağa durup bakmak, bayrağa selam vermek yasaktı. Ne yapardı babam, başının üzerindeki şapkasını çıkarır başını silerdi. Aralarında böyle sohbetler olurdu.

1945'te yasaklar kaldırıldı. Halkların kendi kaderlerini tayın etme hakkı kabul edildi ve 1931 isyanından suçlu olan Rumlar Yunanistan'a sürülmüşlerdi. Yunanistan'dan geldiler ellerinde daha yüksek Enosis bayrakları, 'Enosis' diye bağırarak. Enosis, Yunanistan'da birleşme. Biz 21 yaşındayız, Allah rahmet eylesin Dr. Hüküm'ün etrafında o günün gençliği toplandı. Muhtardan, öğretmenden, memurdan herkes Dr. Hüküm'ün etrafında 'Enosis'e hayır, Kıbrıs Türk'tür, Türk kalacaktır.' diye bir mücadele başlattık.

21 yaşında, bugün 83 - 84 yaşına geliyorum. İnsan haklarına ve insanlığa aykırıdır. 60 küsür sene bir insanı kazandığı bir davaya rağmen hala 'Sen azınlıksın ve Rum senin hükümetindir.' diye bastırsınlar. Bu devam ediyor ama. Şimdi ben düşünüyorum. Şanıyla, şerefiyle 1960'ta gelen alay, 650 kişi. Onların varlığı bizi kurtardı zaten. Ondan sonra Barış Harekatı'yla gelen Kolordu çıkacak. Başı yerde anlaşmalar öyle istiyor ve bu sefer şehitlerin kemiklerini de torbalara koyarak Anadolu'ya dönecekler. Ben torunlarıma gittiler ama yine gelecekler diyemeyeceğim. Sadece bu düşünce, sadece bunun ihtimal dahilinde olabilmesi, bizim gibi bu davaya, milli davadır, anavatanımın davasıdır, hürriyet davasıdır diye baş koymuş insanları çıldırtmaya kafidir. Böyle bir ihtimal mi var ki böyle açık konuşuyorum diye sormaya hakkınız vardır. Maalesef böyle bir ihtimal var. Eğer Türk Hükümeti, Sayın Cumhurbaşkanı Sezer'in bütün dünyaya duyurduğu kırmızı çizgiyi, milli davayı, bizim Lefkoşa'daki Hükümetimizle duyurmazsa... Nedir bu kırmızı çizgi, milli dava formülü, Sayın Sezer'in dünyaya duyurduğu. Annan kararı diye bir Amerikan İngiliz komplosunun meydana getirdiği bir plan gündeme gelinceye kadar milli dava olarak Türkiye ile birlikte yürüttüğümüz davadır bu. Büyük Millet Meclisi'nde 2 kez karara bağlanmıştır. Kimsenin hakkı yoktur. O karar oradayken, Meclis'ten yeni bir karar almadan o milli formülü, o kırmızı çizgiyi ortadan kaldıran bir plana evet deme hakkı yoktur. Ama hükümet öyle uygun görmüştür o zaman, inandırılmıştır ki çok iyi bir şey yapıyor, ve Annan planına evet demiştir.

Evet deyince o güne kadar devam eden milli formül ortadan kalkmıştır. Neydi o milli formül, Kıbrıs'ta iki eşit egemen halk vardır. Bunların devletleri vardır ve Kıbrıs üzerinde Türk Yunan dengesi vardır, Lozan dengesi vardır. Bunları kale almayan bir anlaşma yapılamaz. Galip Sait, Birleşmiş Milletler'in eski Genel Sekreteri ve yardımcısı der ki, emekli olduktan sonra maalesef, 'Kıbrıs'ta 400 yıl bir arada yaşamış olan, ama tek halk, tek millet haline gelmemiş olan, entegre olmamış olan iki halk, iki millet vardır. Biz bunları tek halk tek millet yapmak için ideal planlar koyduk masaya. İdealdir ama gerçekçi değildi, bunun için başaramadık. Bundan sonra bu gerçekleri kale almamız lazım.' Yunanistan'dan eski Büyükelçiler kitap yazdılar ve dediler ki 'Kıbrıs meselesinin kalıcı hal çaresi için iki taraf arasındaki sınırın uluslararası sınır haline gelmesi lazımdır.'

En yüksek Hukukçulardan görüşler aldık zamanında kitap halinde yayınladık. Derler ki, 'Kıbrıs Rum idaresi meşru bir idare değildir. Avrupa Birliğine girmesi yasal değildir, olamaz, kabul edilemez.' Ama oldu. Şimdi, Annan planı ne yaptı, biz niçin hayır dedik? Annan planı, Türkiye'yi adadan çıkartıyor. 650 kişilik, bir uluslararası anlaşmalarla Türkiye'nin ebediyen bırakabileceği o 650 kişilik asker bile her üç yılda bir ne gün çıkarılacak diye masaya yatırılacak, o duruma getirildi. 650 kişilik asker bile kalmayacak. En önemlisi Türkiye Avrupa Birliğinin daimi üyesi olmaksızın Kıbrıs üye yapılıyor. Halbuki 1960 anlaşmasında der ki 'Kıbrıs, Türkiye'nin de üye olmadığı herhangi bir topluluğa üye olamaz.' Yani 1960 anlaşmasında Türkiye'nin elde etmiş olduğu ne varsa Annan planı silip süpürüyor. Bize karma bir vilayet veriyor. 70 bin Rum gelecek içimize, Türkiye'yi adadan çıkarıyor. Türkiye üye olmaksızın Kıbrıs'ı Avrupa Birliği'ne üye yapıyor ve Türk hükümeti buna evet dedi ve bizim de evet dememiz için Amerikaların parasıyla puluyla, İngilizler öyle, Avrupa Birliği üyeleri öyle onların bütün yaptıkları baskıya, yaptıkları bütün vaatlere ek olarak milli ses diye bildiğimiz Türk Hükümeti, içimize adamlar göndererek, radyodan televizyondan beyanatlar yaparak 'Evet' deyiniz, demezseniz bundan hem Türkiye hem siz diye' halkımızı ikna ettiler, % 65 insanımız 'evet' dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious