Kılıçdaroğlu: 12 Eylül darbe yasalarını kendi vesayetleri için tahkim ettiler

Kılıçdaroğlu: 12 Eylül darbe yasalarını kendi vesayetleri için tahkim ettiler.10551
  • Giriş : 01.11.2014 / 12:36:15

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, demokrasinin vesayet kabul etmeyeceğini belirterek "Demokrasilerde vesayet olmaz.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:

Beşik Modelleri

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, demokrasinin vesayet kabul etmeyeceğini belirterek "Demokrasilerde vesayet olmaz. Bugüne kadar vesayetten şikayet ediyorlardı, onun vesayeti, bunun vesayeti, diyorlardı. 12 Eylül darbe yasalarını kendi vesayetleri için tahkim ettiler. Yeni bir vesayet var demokrasimizin üzerinde." dedi.

CHP'nin Antalya'da başlayan kampında konuşan Kılıçdaroğlu, aklın egemen olduğu ülkeyi yeniden inşa etmek zorunda olunduğunu kaydetti. "Akılla yönetilen ülkede siyasetçiler önce insan der." diyen Kılıçdaroğlu, siyasetin para için, kişisel hırs için yapılmayacağını belirterek siyasetin insan ve insanın mutluluğu için yapılacağını vurguladı.

"Ceplerine bakıyorlar, yandaşlarına bakıyorlar. Böyle bir siyaset anlayışıyla Türkiye hiç karşı karşıya gelmedi." diyen Kılıçdaroğlu, "İlk kez 21. yüzyılın başında karşı karşıyayız. İnsana değer vermeyen, insanı savunmayan bir siyaset olabilir mi? İnsanın emeğini sömüren bir siyaset olabilir mi? Bunları kabul etmiyoruz. Biz cumhuriyeti bunun için kurmadık. Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür insanlar için cumhuriyeti kurduk. Eğer siz bunu yapmayacaksanız, köleci bir sistem yaratacaksınız bütün çabalarımız emeklerimiz boşa gitmiş demektir. Bunun mücadelesini yapacağız." diye konuştu.

"DEMOKRASİ VESAYET KABUL ETMEZ"

Cumhuriyetin demokrasiyle taçlandırıldığını dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: "İlk kez dünya tarihinde bir tek parti, kendi özgür iradesiyle çoğulcu sisteme geçti. İktidarı kaybetmeyi zafer olarak nitelendirdi. Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırdığınızda ortak akılla bir ülkenin daha sağlıklı yönetileceğini toplumun önüne sunuyorsunuz. Toplum o siyasi partiler arasında tercihte bulunuyor. Demokrasinin vesayet kabul etmediğini de en iyi bizler biliyoruz. 'Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir' diyen kişi bu partiyi kuran kişidir. Demokrasilerde vesayet olmaz. Bugüne kadar vesayetten şikayet ediyorlardı, onun vesayeti bunun vesayeti diyorlardı. Vesayetten mi şikayet ediyorsunuz, o zaman gelin 12 Eylül askeri darbe döneminde yapılan bütün yasaları değiştirelim. 12 Eylül darbe yasalarını kendi vesayetleri için tahkim ettiler. Yeni bir vesayet var demokrasimizin üzerinde."

"TOPLUMU İNANÇ VE ETNİK KİMLİK BAĞLAMINDA AYRIŞTIRIYORLAR"

Her aklı başındakinin "Bu kadar haksızlığı yapan, işsizliği görmezlikten gelen bir yapı içinde nasıl olur da bunlar hala iktidar oluyorlar?" diye sorduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, "Toplumu inanç bağlamında, etnik kimlik bağlamında ayrıştırıyorlar, toplumu bölüyorlar, böldükleri toplumun özgürce düşünmesi önüne set çekiyorlar. Çocuğu işsiz. Sen bizdensin, diyorlar. 21. yüzyılın başında Ortaçağ'a geri dönüş yaptık. İnanç, etnik kimlik ve yaşam tarzı üzerinden siyaset toplumu kutuplaştırdı, iktidar bundan beslenmeye başladı ama sokaktaki vatandaş bunu görmezden geldi. Bize, CHP'lilere bir görev düşüyor. Ülkesini seven, ülkesinin geleceğini düşünen, çocuğunun geleceğini düşünen her yurttaşın düşünmesi gereken bir şey. Yaşam tarzı temelli siyaset ülkeyi bölüyor. Buna hep beraber karşı durmak zorundayız. Bunu yaptığımız zaman demokrasiye de cumhuriyete de en büyük katkıyı vermiş olacağız." şeklinde konuştu.

"HIRSIZLIĞIN PRİM YAPTIĞI, HIRSIZLARIN EL ÜSTÜNDE TUTULDUĞU BİR DÜZEN OLABİLİR Mİ?"

Aklın egemen olduğu bir ülkede hukukun üstünlüğü kavramının yüce olduğuna dikkat çeken Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: "Hukukun üstünlüğü yoksa orada sorun var demektir. Hukukun üstünlüğü kuralının temel sorunu nedir biliyor musunuz? Birileri için özel hukuk yoktur. Darbe anayasası için tanımladığımız anayasada bile hiçbir sınıfa, zümreye imtiyaz tanınamaz diye hüküm konmuş. Elini vicdanına koy ve şu sorumun cevabını ver: Hukuk karşısında birileriyle eşit koşullara sahip misiniz? Sokaktaki vtanadaşlarla belli koltuklara sahip olanlar eşit koşullarda değil. İki lira çaldı diye garibanın çocuğu 15 yıl cezayla yargılanıyor. Ayakkabı kutularında, yatak odalarındaki kasalarda milyonlarca dolar çalanlar ellerini kollarını sallayarak geziyorlar. Hırsızlığın prim yaptığı, hırsızların el üstünde tutulduğu bir düzen olabilir mi? Bu düzeni yıkmak zorundayız. Bu düzenle mücadele etmek zorundayız. Hem vesayetten söz edeceksin, hem kendi hukukundan bahsedeceksin. Hukukun üstün olduğu bir toplumda, hukuk iktidarın sopası değildir. Toplumu dize getirmeye çalışırlar. Bunu düşüneceğiz ve bunu anlatacağız. Bakın tek partili rejimden çok partili rejime geçtik. Çok partili rejim varmış gibi gözüküyor ama bir tek parti devletiyle karşı karşıyayız. Siyasal iktidarla devletin içiçe geçmesi demektir. Devletten beslenenlere, siyasal iktidarın beslemelerine bakın. Biliyorlar ki bu iktidar gittiğinde nemalanamayacaklar. O zaman yapmamız gereken şu. Vermemiz gereken söz şu: Buna asla CHP iktidarında izin vermeyeceğiz onların hesabını da soracağız."

"HIRSIZLARI SAVUNAN SAVCILAR VAR; BİR TEK CHP'Lİ HAYATTA KALDIĞI SÜRECE BU DOSYAYI KAPATAMAYACAKLAR"

Kılıçdaroğlu, "Kendi tabanlarını tahkim etmek için içte ve dışta sürekli düşman yaratmak. Bunlar Hitler'in taktikleridir arkadaşlar. 21. yüzyılın başında AKP'nin izlediği taktikler, Goebbels'in taktikleri. O tablo Almanya'yı felakete götürdü, bu tablo da Türkiye'yi felakete götürecektir. Toplumun bütün bunları bilme sorumluluğu var. Yargıyı sopa olarak kullanıyorlar. Hakim ve savcıyı ne diye bilirdik? Bir vatandaş haksızlığa uğramışsa savcı onu savunuyordu. Savcılar onu bıraktı, hırsızları savunan savcılar var. 17-25 Aralık sürecini kapatıyorlar. İstedikleri kadar mücadele etsinler, bir tek CHP'li hayatta kaldığı sürece bu dosyayı kapatamayacaklar. Parlamentoya bunlar yetmiyormuş gibi yeni bir teklif getirdiler. İşveren kardeşlerime sesleniyorum, ister esnaf ol, ister Türkiye'nin bir numaralı sanayicisi ol. Diyorlar ki, bundan sonra bir kişi hakkında soruşturma açmak için 'makul şüpeh' yeter. Makul şüphe varsa, senin malvarlığına el koyabilirim diyor. Yetiyor mu? Yetmiyor. Malvarlığına el koyacağım, seni hapse atacağım, Bu adalet mi? (Hitler rejimi denilince) Hitler'in aklına bile bu gelmemişti. Neymiş ileri demokrasiymiş. Türkiye'yi hangi sürecin içine sürüklediklerini gör diye söylüyorum. CHP karşı çıkıyor. Kim demokrasiyi, kim hukukun üstünlüğünü savunuyor; CHP." dedi.

"BU HÜKÜMETİN ÖMRÜ BİTMİŞTİR"

"Bu hükümetin ömrü bitmiştir. Halkına baskı yapan bir iktidarın ömrü bitmiştir." diyen Kılıçdaroğlu, "Kanun çıkararak kendi yandaşlarını zengin etmek istiyorlar. Kanun çıkararak onları hapse atmak istiyor. Kanunlarla hiçbir baskıcı yönetim ayakta kalmamıştır. Bu hükümetin de süresi bitmiştir. Yeni bir süreç başlamıştır Türkiye'de. Bütün yurttaşlarıma sesleniyorum, Otur düşün ve kararını ver. Adında cumhuriyet olan bir parti var, adında halk olan bir siyasal iktidar var. Türkiye'yi batı uygarlığına taşıyan, AB sürecini başlatan bir siyasi parti. Bu ülkeye önce insan diyen, sosyal demokrasiyi getiren bir siyasal parti var. Ne zaman kriz çıkmışsa, ne zaman ülke felakete sürüklenmişse, o felaketten çekip çıkaran bir siyasal parti var. Yeni süreçte Türkiye'nin yeniden ayağa kalkması lazım." diye konuştu.

"ÜLKEMİN TOPRAKLARINA YABANCI BİR ASKERİN POSTALLARININ DEĞMESİNİ İSTEMEM"

Hiç kimseyle kavga etmediklerini, yurtta barış dünyada barışı içselleştiren bir parti olduklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: "Etrafımızda kan akıyor. Ben kendi ülkemin topraklarına yabancı bir askerin postallarının değmesini islemem. O tezkereye evet diyenlerin bunun hesabını vermesi lazım. Bu partinin milliyetçilik anlayışı vatanseverliktir. Kendi ülkemizde yabancı asker görmek istemeyiz. Bu ülkenin akılla yönetilmediğini söyledik. Türkiye Cumhuriyeti'nin akılla yönetilmediğini söyledik. Akılla yönetilmeyen bir ülkenin iktidarı sorun çözemez, tam tersine kendisi sorun olur. Bugün AKP sorun çözen değil sorun üreten bir partidir. Elinizde sorun olduğu zaman aklınızı kullanmıyor musunuz? Gelin hep beraber ülkenin sorununu çözelim. Bu ülkeye cumhuriyetin gereklerini yeniden getirelim. Buradan sözümüzdür. Madem cumhuriyeti kutladık, cumhuriyeti sonsuza kadar savunacağız, demokrasiyle taçlandıracağız. CHP'nin demokrasi anlayışı birinci sınıf demokrasidir. Almanya'da ne anlıyorlarsa biz de aynısını anlıyoruz, kitap yasağı, düşünce yasağı olmamalı. Biz birinci sınıf demokrasiye bu ülkenin insanlarını layık görüyoruz. Bunu savunacağız ve gereğini yapacağız. Madem ki evrensel hukuk diyoruz, o zaman iş güvenliği ile ilgili bütün standartları kendi ülkemizede de getireceğiz. Ortak ses çıkarmaya önem vereceğiz."

"UMUTSUZLUK BİZİM TARİHİMİZE RUHUMUZA YAKIŞMAZ"

"Yeni bir seçim sürecine gireceğiz." diyen Kılıçdaroğlu, "Türkiye'nin içinde bulunduğu şartları biliyoruz. Bir ve beraber olacağız, ortak ses çıkaracağız, Türkiye'nin sorunlarına kilitleneceğiz, çözümlerini de üreteceğiz. Önümüzdeki süreç içerisinde toplumu rahatlatacak pek çok projeyi toplumun önüne koyacağız. Biz bu ülkeyi akılla yönetmek istiyoruz, yandaşlar kazansın diye değil vatandaşlar kazansın diye ekonomiyi yöneteceğiz, bütün komşularımızda huzur olsun istiyoruz. Ana hedeflerimiz var. Bir olacağız, birlik olacağız. Umutsuzluk var belli kesimlerde. Bizim tarimize, ruhumuza umutsuzluk yakışmaz. Bu ülke işgal altındayken bile umudunu yeşertmişse, endişe etmeyin. Bir tek parti var, mücadele zor ama biz CHP'liyiz, biz cumhuriyetçiyiz, devrimciyiz, laikiz, ülkeyi karanlıktan aydınlığa çıkaracak olan tek partiyiz. Bunun mücadelesini vereceğiz. Toplumun her kesimine gideceğiz. Hiç kimseyi ne kimliğinden ne inancından ne yaşam tarzından ötürü ötekileştirmeyeceğiz, bu alanlarda siyaset de yapmayacağız. Bizim siyasetimiz barış üzerine, alınteri üzerine, ortak aklı egemen kılma üzerine olacak. Çünkü biz sosyal demokratız. Çünkü biz toplumu ve halkı seviyoruz. Onların barışı onların huzuru için çaba harcayacağız." diye konuştu. CİHAN

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious