Kilo vermek istiyorum!

  • Giriş : 18.05.2006 / 00:00:00

Havaların ısınmasıyla birlikte kışın belki de kalın giysiler içinde fark etmediğimiz kilolar iyice gözümüze batmaya başladı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Önemli olan sağlığımızı bozmadan, uygun sürede, uygun diyetle zayıflamak ve beslenme düzenimizdeki yanlışları düzeltmek... Dr. Murat Topoğlu ve Dr. Murat Tunç ile birlikte hazırladığımız bu yazı dizisinde nasıl diyet yapmanız gerektiğini, zayıflama ile ilgili doğru ve yanlışları öğrenecek, daha önce yaptığınız hataları gözden geçirebileceksiniz...

NASIL KİLO ALIYORUZ?
Şişmanlığın çok farklı sebepleri bulunabilir. Genelde kiloların yüzde 85'i psikolojik, stres nedeniyle normalden daha fazla yemek tüketimi ve az hareket sonucu gelişir. Başlangıçta 3-4 kilo aldığını fark etmeyen kişiler bu yemek düzenini devam ettirdikçe daha fazla kilo almaya başlar. Şişmanlığın yüzde 15'i de organik nedenlere bağlıdır. Bunları sıralayacak olursak, hipotiroidi; özellikle vücudun direkt metabolizmasıyla ilgili troid bezinin az çalışması sonucu şişmanlık gelişebilir. Hipotiroidi saçlarda kuruma, dökülme, sabah kalktığında göz altlarının şişkin olması, tırnaklarda kırılmalar gibi çeşitli belirtiler gösterir. Ailesel yatkınlık bir başka sebeptir. Beslenme alışkanlığı çok küçük yaşlarda başlar ve ailenin bu konudaki alışkanlıkları gelecekte bireyi de etkileyecektir. Beyindeki hipofiz bezinin az çalışması, yumurtalık kistleri, depresyon ilaçları, gebelik önleyici iğneler, haplar da kilo alınmasına neden olabilir. Yağlanma erkek ve kadında değişik bölgelerde olur. Kadınlar en çok kalça, üst bacaklar ve karın bölgesindeki yağlanmalardan yakınırlar. Ancak şunu da bilmelisiniz ki kadınlarda yağ dokusu estetik açıdan zararlı olsa da sağlık açısından erkeğe göre daha az zararlıdır. Erkeklerin göbeğinde biriken yağlar tehlikeli olup, diyabet, kolesterol, yüksek tansiyon gibi rahatsızlıklara yol açar.

İYİ BESLENEMİYORUZ
Yapılan bir araştırmaya göre Türkiye'de 25 yaşın üzerindeki kadınların yaklaşık %40'ı, erkeklerin ise %20'si fazla kilolu sınıfına giriyor. Bu durum aslında bir anlamda gelişen teknolojinin bir sonucu.... Televizyon ve radyolar bizi sürekli oturmaya, asansörler merdiven kullanmamamıza, otobüs ve arabalar da yürümemize engel oluyor. Sonuç ise harcamamız gereken kaloriyi, enerjiyi tüketemeyince aldığımız kaloriler fazla gelip yağa dönüşüyor, bu da kilo almamıza neden oluyor. Çalışanların çok hızlı yemek zorunda kalması, genellikle ekmek veya sandöviç arasına konulan peynir, sucuk, mayonez, ketçap gibi kalorisi yüksek besinleri bir arada tüketmesi de kiloların bir nedeni...

SIK AMA AZ YEMELİSİNİZ
Yeterli ve dengeli beslenme prensiplerinden biri de az ve sık beslenmedir. Vücudun sağlıklı bir şekilde çalışması için kan şekerinin daima belirli bir düzeyde kalması gerekir. Kan şekerindeki iniş ve çıkışlar baş ağrısı, konsantrasyon güçlüğü, yorgunluk, uyku hali gibi birçok belirtinin ortaya çıkmasına neden olur. Oysaki azar azar ve yemek yeme kan şekerinin belirli bir düzeyde kalmasını sağlar. Uzun süre aç kalınarak yemek yendiğinde besinlerin daha çok yağa dönüştüğü saptanmıştır. Hatta açlık hissi fazla olduğundan yemek miktarı da fazla olmakta ve böylece daha çok yağ oluşmaktadır. Bu nedenle günde 3 ana 3 ara öğün şeklinde tüketilmesi daha uygundur.

--------------------------------------------------

Diyette nelere dikkat edilmeli?
- Sıcak su içmenin metabolizmayı hızlandırıp fazla kilo verdirdiği doğru değildir. Ancak bağırsakların az çalışması söz konusu olduğunda sabahları 2-3 kuru kaysı üzerine ılık su içilebilr. Sabahları sıcak suyun üstüne limon sıkıp içilince zayıflanacağını zannetmek de yalnıştır.
- Yemek aralarında su içilirse zayıflamanın durduğuna inanmak, zayıflama kremlerinin kilo verdirdiğine inanmak yalnıştır
- Her hafta kilo verilmez. Bazı haftalar diyet bozulmasa bile metabolizma hızının yavaşlaması sonucu o hafta kilo verilmez. Bu nedenle diyeti bırakmak ya da işe yaramadığını düşünmek, acele etmek doğru değildir.
- Günün neredeyse her saatinde tartılmak da doğru değildir. Çünkü tartılma stresi bazan metabolizmayı durma noktasına kadar getirebilir.
- Diyette mutlaka sebze, meyve tüketilmelidir. Kabukları soyulmamalıdır. (Özellikle şekerli meyve sularından kaçınmalıdır.)
- Kesinlikle öğün atlanmamalıdır. Sabah kahvaltı alışkanlığımız olmasa bile bir meyve yiyip çıkmalıyız. Sık sık az yemeliyiz ki açlıktan diğer fazla kalorili yiyeceklere saldırmayalım.
- Diyet yaparken haftada bir kez abartmadan kendimize ödül verebiliriz (pizza, lahmacun )
- Haftada bir kez sütlü veya meyveli tatlı (muhallebi puding, keşkül kazandibi veya ayva, kabak tatlısı gibi)
- Sebzeleri az suda pişirmeli sularını dökmemeliyiz. Salatayı hazırladıktan hemen sonra bekletmeden yemeliyiz.

Bunları biliyor musunuz?

Atıştırmak diyeti bozar mı?
Bu tamamen atıştırmanın türüne ve miktarına bağlı olarak değişir. Eğer siz günlük almanız gereken kaloriyi öğünlere böler ve ara öğün tüketirseniz bu tür atıştırmalar bir sorun yaratmaz, aksine azar azar sık sık yemek diyet döneminde istenilen bir durumdur. Ama siz günlük enerjinizi ana öğünlerde doldurup, bunun haricinde bir de atıştırma yapıyorsanız bu tabi ki diyeti bozar.

Çok su içmek zayıflatır mı?
Suyun zayıflamaya doğrudan bir etkisi yoktur, ancak gerek metabolizmayı hızlandırması gerekse vücuttaki diğer hayati işlevlerinden dolayı hayatımızın vazgeçilmez bir parçasıdır. Diyet dönemindeyken vücutta biriken toksinlerin atılmasını kolaylaştırmak için bol su tüketilmelidir.

Tuz şişmanlatıyor mu?
Fazla tuz tüketilmesi vücutta su tutulmasına yol açar ancak vücuttaki yağ oranlarıyla bir ilgisi yoktur. Ancak su tutulduğu için kişide şişkinlik hissine yol açabilir. Ayrıca tuzun iştah açıcı bir özelliği olduğundan özellikle diyet döneminde fazla tuz tüketiminden kaçınılmalıdır. Bunun en kolay yolu da sofrada tuz kullanmamak ve pişmiş yemeklere fazladan tuz eklememektir.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious