Kim akıllı, kim deli?

  • Giriş : 06.11.2006 / 00:00:00

Sıradan görünen ve ti'ye alınan "muhtarı protesto için akli dengesi yerinde olmayan 4 üyeyi azalığa seçen köy haberi hayli siyasi çıktı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Muhtarını protesto etmek için akli dengesi yerinde olmayan dört üyeyi azalığa seçen Müşküle köyü'nün hikayesi oldukça siyasi. 1950'de Bursa cezaevinde yatan bir köylünün Nazım Hikmet'le tanışması Müşküle'nin bugünkü siyasal duruşunu belirlemiş.

Bursa'daki Müşküle Köyü, muhtarlarını protesto etmek isteyen köylülerin, akli dengesi yerinde olmayan dört kişiyi ihtiyar heyetine seçilmesiyle gündeme geldi. Hizmetlerinden memnun olmadıkları muhtarın belirlediği listeye oy vermeyen köylüler, 5 kişilik ihtiyar heyetine akli dengesi yerinde olmayan 4 kişiyi sokmayı başardı.

Basında "delileri aza seçen" köy olarak yer alan Müşküle'nin aslında çok daha derin bir öyküsü var. Öyle ki köyün Türk siyasal hayatındaki yeri konusunda bir doktora tezi bile bulunuyor.

Cumhuriyetin ilk yıllarında, henüz okullaşmanın Anadolu ilçelerine ulaşamadığı 1928 yılında Müşküle Köyü'nde bir okul bulunuyordu. Okuma yazma oranının çok yüksek olduğu bu köyün kaderi 1940'ların sonunda meydana gelen bir olayla değişti. Köyün ileri gelenlerinden Fevzi Kavuk, toprak yüzünden çıkan sıradan bir kavgaya karışır. Ancak kavga büyür ve cinayetle sonuçlanır. Fevzi Kavuk, Bursa Cezaevi'nde hapis yatmaya başlar.

Hapisanede tüm köyün geleceğini etkileyecek kişiyle, Nazım Hikmet'le tanışır. Nazım'ın kişiliğinden çok etkilenen Kavuk hapiste bulunduğu sürede uzun sohbetler yapar ve kendi dünya görüşünü oluşturur. Köyüne döndüğünde, Nazım Hikmet'le yaptığı sohbetleri, dünyaya bakışını köylülerle paylaşır. İddiaya göre Müşküle aynı zamanda Nazım Hikmet'in yurtdışına gitmeden önce uğradığı son yerlerden biridir.



TİP'in kalesi Müşküle

Sadun Aren'in liderliğindeki Türkiye İşçi Partisi'nin (TİP) kuruluş aşamasında köye birçok yazar, düşünür gelerek konferanslar verir, söyleşiler yapar. 1960'larda köy halkı olduğu gibi TİP'e oy verir. Aynı zamanda partinin Bursa'daki ilçe örgütlenmesi de, Müşküle'den başlar.

1970 muhtırasının ardından siyasal partiler geçici olarak kapatılır. Daha sonra Behiçe Boran'ın liderliğinde yeniden kurulan TİP, duruş farkı sebebiyle bu kez Müştüleliden destek alamaz. Köyün "kanaat önderi" durumundaki Fevzi Kavuk, 1974 yılında CHP'yi desteklemeye başlayınca Müşküle de yüzünü CHP'ye döner.

Ancak köyün "ideolojik" tercihleri devletin hizmetlerine de yansıyacaktır. TİP'in en yüksek oy oranına sahip olduğu köy, elektrik-su gibi temel ihtiyaçların kullanımında büyük zorluklar yaşar. Oysa zamanında İznik halkının "orada komonostlar yaşar" diyerek gösterdiği Müşküle, coğrafi açıdan da zor ulaşılan bir bölge değildir.



Köyün darbesi

12 Eylül 1980, Müşküle için başka bir dönüm noktasını oluşturur. Ankara sokaklarında tanklar yürümeden birkaç saat önce, köyün çevresi askerler tarafından sarılmıştır. Darbe Müşküle'de etkisini Ankara'dan bile önce göstermiştir. Köyün erkekleri meydanda toplanır, aralarında Fevzi Kavuk'un da bulunduğu pek çok insan tutuklanır. Tutuklananlardan uzun süre haber alınamaz. Yıllar sonra köyüne dönebilen Fevzi Kavuk artık susmayı tercih etmiş biridir. 12 Eylül'ü tüm şiddetiyle yaşayan Müşküle de bu süreçten sonra susmayı seçer.

Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Sertaç Serdar, Fevzi Kavuk'un önderliğindeki grubun siyasal davranışa etkisini araştırdığı, "Müşküle Köyünün Retrospektif Analizi" isimli ilginç doktora çalışmasında, köyün Türk siyasetindeki yerini en ince detaylarıyla anlatmış. Serdar, "delileri" aza seçerek muhtara karşı tepki koyan köylülerin Müşküle siyasal kültürünün son temsilcileri olduğu görüşünde. 1980 sonrasında köyde eski yapının kalmadığını düşünen Serdar, bu olayla birlikte, "tamam bunu yapanlar 1960'larda Müşkülelilerin torunları olmalı" demiş.


Suskunluğu bozan 'deliler'

Müşküle, 1980 sonrasındaki suskunluğunu, dört "deliyi" ihtiyar heyeti üyesi yapmasıyla bozdu. Çok geçmeden protestoya yol açan sorunun "susuzluk" olduğu ortaya çıktı. Köylüler, azaları defalarca istifa etmesine rağmen "bu köyde neler oluyor" demeyen muhtara karşı seslerini ancak bu şekilde duyurabildiklerini söylüyor. Bazı köylüler, çıkan haberler yüzünden rezil olduklarını düşünedursun, anladığımız kadarıyla Müşkülelilerin genelinde kendinden emin bir hava bulunuyor. Zaten böyle bir sivil itiraz, Müşküle siyasal kültürünün sürekliliğini kanıtlıyor.

Deli olduğu söylenen yeni azalardan İbrahim Güvenç, belli ki esprili bir yanıt duyacağı umuduyla mikrofonunu uzatan muhabirin "projen var mı?" sorusuna, "Ben mühendis miyim ki projem olsun" cevabını veriyor. Foucault'cu analizlere konu olabilecek bu cevap bile, ideolojik tercihlerde bulunan, kendi siyasal kültürünü oluşturmuş Müşküle için ünlü soruyu akıllara getiriyor: "Kim akıllı, kim deli?

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious