'Kimsenin tanımadığı zenginler' geliyor

'Kimsenin tanımadığı zenginler' geliyor.8412
  • Giriş : 03.11.2008 / 09:42:00

Ekonomist Cemil Ertem: Kriz sonrası Türkiye kilit ülke olacak. Geleneksel büyük patronların yerini kimsenin babalarının adını bilmediği patronlar alacak.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Bu hafta Haftanın Sohbeti'nin konuğu ekonomist Cemil Ertem. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi olan Ertem, finans uzmanı. Ertem, Türkiye'de ekonomik politika yazan çok az yazardan biri. Ertem Taraf gazetesinde yazıyor. Kriz sonrası dünya ekonomisini ne bekliyor? Köklü bir değişim mi yaşanacak? Türkiye bu değişimin neresinde? 15 kasım'da yapılacak ve Türkiye'nin de katılacağı G- 20 zirvesinde kapitalizmin geleceği mi belirlenecek? ABD Başkanı seçilmesi beklenen Obama'nın bu değişimdeki rolü ne olacak? Peki, Türkiye, IMF ile anlaşma imzalayacak mı? Bu soruların yanıtını Ertem'e sorduk. Ertem'e göre asıl küreselleşme yeni başlıyor ve dünya düzeni yeniden şekilleniyor.

* IMF ile anlaşma tartışması var. Başbakan neden "Ümüğümüzü sıkmazsa anlaşırız" dedi? Aslında Türkiye tarihinde ilk kez ve üstelik sağ siyasetten gelen bir başbakan IMF ile pazarlık için birtakım argümanlar kullanıyor. Bu Türkiye'nin pazarlık gücünün olduğunu gösteriyor.

GERÇEK KÜRESELLEŞME

Ne zamandan beri bu güç var?

2002'den sonra uygulanan politikalarla bu yakalandı. Bu tam olarak AKP'nin başarısı da değil. Aynı durumda Güney Kore, Brezilya, Çin ve Arjantin de var. Gelişmekte olan ülkeler önemli bir başarı trendi yakaladı. Bu başarı üretim ekseninin gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere kaymasıdır.

Büyük iş çevreleri neden IMF ile hemen anlaşma imzalansın istiyor?

Birincisi geleneksel bir refleks var; iş çevreleri IMF ile bir anlaşma yapıldığında Türkiye'nin kredibilitesinin artacağını ve dışarıdan kolay para bulunabileceğini zannediyor. İkincisi bütün bu süreçte bazı iş çevreleri dışarıdan çok kolay borçlandı. Ve paraları etkin alanlara yatıramadılar. Bunun de nedeni Türkiye ekonomisinin yapısal sorunları. İşte bu borçları ödeme noktasında sıkıntıya düşeceklerini biliyorlar. Ama daha önemli ve tarihsel bir neden var. 

Nedir o?

İş çevrelerinin büyük bir korkusu var. O korku da kriz sonrası dünyanın ekonomik dengesinin önemli ölçüde değişeceği. Türkiye de önümüzdeki 10 yılda ciddi yatırımlara ve değişimlere sahne olacak. Küresel kriz sonrası kontrol sanayi çevresi değişecek. Değişen yeni alanlara yatırım yapacak güçlerinin olmaması onları korkutuyor. "Kriz geliyor, IMF ile hemen anlaşalım" seslerinin nedeni bu. Kriz sürecinde hükümetin bütün kaynaklarıyla, IMF ile anlaşarak kendilerine yönelmesini istiyorlar. Bunun için IMF'yi istiyorlar. Ancak IMF'nin yatırımları sayesinde bu krizden kaybetmeden çıkacaklarını zannediyorlar.

BERLİN-TOKYO HATTI

Bu değişime ayak uydurmasalar ne olur?

Geleneksel sermaye yapısı çok hızlı değişim gösterecek. 2008 krizi yeni birikim alanları ve öncü sektörler yaratacağı gibi sermayeyi elinde tutanları da değiştirecek. Türkiye'ye geleneksel sermaye hâkim. Büyük ailelere dayanan sermaye yapısı mevcut. Krizden sonra artık babalarının adlarını bilmediğimiz büyük işadamları ortaya çıkacak. Aslında 2001 krizinden beri finans sermayesi alanında çıkıyordu böyle işadamları. Geleneksel sermayenin yerini bunlar alacak.

Bu küresel ekonominin değişimi nasıl olacak?

Bu kriz şunu ortaya çıkardı; artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Gerçek küreselleşmeyle şimdi karşılaşacağız. Bu kriz, kapitalizmin iki büyük savaş sonrası gerçekleştirdiği dönüşümlere benzer bir dönüşümü yeni bir dünya savaşı olmaksızın gerçekleştirecek dinamikleri barındırıyor. İkinci Dünya Savaşı sonrasının değişim dinamiği nasıl ABD'nin üzerinde kurulduysa şimdi de değişim dinamiği Avrupa ve Asya bütünleşmesi çerçevesinde olacak. Ben bunu Berlin- Tokyo hattı olarak adlandırıyorum. Bu çizgi üzerinde enerji ve finans hatları oluşturuluyor, mıknatıslı hızlı tren hatları yapılıyor. 

Ekonomik hat mı?

Evet. Burada geçmişte İpek Yolu'nun benzeri ticari ve ekonomik hat ve pazar ağı oluşturuluyor. Şimdi Körfez ülkelerinin ve Rusya'nın elinde bulunan trilyonlarca dolarlık petrol fonları ve Asya devlet fonları bu büyük tarihsel bütünleşme için hareket edecek. Özellikle Rusya'nın enerji hatları için önümüzdeki on yılda yapacağı yatırım trilyonlarca dolarlık olacak.

Türkiye, yeni ekonomik düzenin kilit ülkesi olacak

Peki, bu hattı oluşturan devletler hangisi?

Bu bütünleşmede üç devlet dinamiği ortaya çıkıyor. Birincisi kıtasal devletler; AB ve ABD. AB; tam anlamıyla kıtasal bir devlet olacak. İkincisi ise eksen devletler. Bunlar ulusal komplekslerinden soyunmuş olarak çıkacak. Burada Türkiye'nin demokratikleşmesi hem AB hem ABD hem de küresel sermaye için önemli. Çünkü Türkiye bir eksen devlet. İran ve İsrail de öyle. Latin Amerika'daki Şili ve Brezilya gibi ülkeler de Amerika'nın sömürgesi değil de kıtasal tamamlayıcı işlevi görecek. Bir de uygulamacı yerel devletler olacak. Irak'ta kurulacak yerel devlet böyle olacak. Afrika'da da böyle devletler ortaya çıkacak. Türkiye, sermaye ilişkisi nedeniyle Kuzey Irak'ta kurulacak yerel hükümeti tanımak zorunda kalacak.

Türkiye'nin AB ilişkileri ne olacak?

Türkiye, AB üyesi ülke olarak yeniden yapılanacak. AB merkezli bir ülke olacak. AB genişlemesini tartışırken aslında AB'nin derinleşmesiyle karşı karşıyayız. AB'nin bütün bu süreçte sadece ekonomik olarak değil siyasi olarak da aktif olacak. Tek bir devlet gibi örgütlenecek. İçinde Türkiye de, Ukrayna da olacak. Belki Gürcistan ve Ukrayna Türkiye'den önce birliğe alınacak ama Türkiye'nin üyeliği de hızlanacak. Türkiye'nin geç üye olacak olmasının nedeni; siyasal ve sosyal sorunları var. Yine sermaye ilişkisi nedeniyle Kıbrıs sorunu çözülecek. GAP da çok önemli hale gelecek. Ki geliyor da. Çünkü GAP bölgenin kapitalize olması için önemli araç. Zaten Türkiye'nin çekici yatırım alanlarından biri de gıdadır.Geleneksel işadamlarının yerini alacak, dediğiniz yeni patronlar kimler olacak?

Başta Körfez ve Rus sermayesi olmak üzere kriz öncesi dönemde önemli ölçüde sermaye birikimi sağlayanlar yer alacak. Aslında krize hazırlık dönemi vardı. 5 dolara mal edilen petrol 120-140 dolara satıldı. Bu paralar nerede birikti; Rusya'da, Kuveyt gibi Körfez ülkelerinde ve Asya devlet fonlarında. İşte bu biriken paralar şimdi Berlin-Tokyo hattı üzerinde Türkiye'ye yatırım olarak gelecek. Çünkü Türkiye hızlı küreselleşmenin odak ülkelerinden biri olacak.

Ne kadar sürer bu el değiştirme?

Birincisi kısa vade olacak. Bu fonların Türkiye üzerinden Avrupa-Asya köprüsünü kuracak. İkincisi ise bu dönemde yapılacak yatırımların sonucunda oluşacak. Döneme uygun yatırımlar ortaya çıkacak. Parlak fikirler önemli hale gelecek. Çünkü bu patronlar yeni konsepti yakalamış olacak. Girişim sermayesi önem kazanacak. Bankaların risk anlaşışı değişecek; girişim sermayesi ve parlak projeler kredilendirilecek. Ailelerin soy ağacına, fabrikalarına, geçmişlerine bakılarak kredilendirme bitecek.

Enerji sektörü önemli hale gelecek...

Eneri ve boru hatları, pazarları birbirine bağlayan ağları da örüyor. Rusya'nın en büyük şirketi Gazprom'un en büyük ortakları proje bazında İtalya, hisse bazında ise Almanya'dır. Aslında bu bütünleşme başlamış bile. Ama Ceyhan'ın da Teksas eyaleti gibi petrolde fiyat belirleme havzası olacağını öngörüyorum. 

Türkiye'de kriz için de mi?

Artık ulusal değil küresel krizler söz konusu. Bu krizi böyle tanımlamak lazım. Türkiye'nin yapısal ekonomik sorunları var. Bunlar nedeniyle kriz yaşıyor.

Türkiye'nin bu hattaki rolü tam olarak ne?

Çin, Hindistan, Rusya, İran ve Türkiye bu ekonomik bütünleşmenin kilit ülkeleri. Türkiye, bu küresel değişimde anahtar rol oynayacak. Hat Türkiye üzerinden geçiyor ve çok önemli. Kafkaslar ve Ortadoğu'daki petrol hatları Türkiye üzerinden Avrupa'ya bağlanacak. Burada Marmaray projesi küçük ama önemli. Çünkü bu proje Avrupa ile Asya'yı gerçek anlamda birbirine bağlayacak.

Rus ve Körfez sermayesi yatırıma gelecek

Bu değişimin somut işaretleri ne?

IMF, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülkelerin krizden az etkilenmesi için kolları sıvadı. Bu ülkeler için anlaşma yapmasa bile acil durumlar için kotalarının 5 katı büyüklüğünde bir fon ayırdı. Bu iyilik sadece Berlin-Tokyo hattındaki ülkelere yapılıyor. IMF de, küresel uzlaşıyı bekliyor. Camp David zirvesinde de kriz için alınacak esas önemlerin ABD seçimlerinden sonra gündeme gelmesi kararlaştırıldı. Bunun nedeni ABD'nin yeni iktidarıyla birlikte bu küresel uzlaşıyı istemesidir. 15 Kasım'da toplanacak ve Türkiye'nin de katılacağı G-20 zirvesinde dünya ekonomisinin yeniden yapılandıracak kararlar alınacak.

Ekonomik değişim için Obama mı bekleniyor?

Obama'nın seçilmesi bu değişimi başlatacak. İkinci Dünya Savaşı'ndan itibaren dünya kapitalizmine baktığımız zaman ABD'de sermaye birikimini yönlendirecek iktidarlar iş başına geldi. Bir tek Kennedy hem ABD hem dünya için erken bir adamdı. Sonuçta da öldürüldü. Ondan sonra Sovyetler ile kavgayı derinleştirecek Cumhuriyetçi iktidar oldu. Ama şimdi hem halk hem de küresel sermaye Obama'yı istiyor.

İsteğin nedeni sadece bu ekonomik değişim mi?

Bu değişim ancak bir demokratla olabilir. Çünkü Amerika da bu süreçte hegemonyasını paylaşacak. Çin'le, Rusya ile... Fidel Castro, Obama için "Kennedy gibi öldürülebilir" dedi. Ama Castro, 1960'larda kalmış. Asıl McCain'in dikkat etmesi lazım. Yarın Obama kazanmazsa McCain öldürülebilir. Bu değişimlerin olması için Obama şart.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*