Kimsesizlerin kimsesi oldular

  • Giriş : 03.07.2006 / 00:00:00

Aylardır çadırlarda eğitim gören Muzafferabad’lı öğrencilerin yarasına Kimse Yok Mu Derneği merhem oldu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Okulun enkazından 16 saat sonra çıkarılan Kazvi, depremi anlatırken, adeta o anlara geri dönüyor. Hatırladığında hâlâ kendini kötü hissettiğini söylerken yüzündeki ifade sözlerinin önüne geçiyor: “Gözlerimi açtığımda etrafımda arkadaşlarımın cesetleri vardı.”

Onun için deprem henüz bitmemiş. Enkazdan çıktıktan ancak on üç gün sonra kuzenleri ve ablasından haber alabilmiş, köydeki okulun enkazından sağ çıkarılamamışlar. Aylarca çadırlarda yaşayan ve eğitim gören Kazvi, özellikle kışın zor şartlara maruz kalmış. Sığındıkları yazlık çadırlarda soğukla mücadele etmenin yanı sıra birçok tanıdığını çıkan yangınlarda kaybetmiş. Çadırlarda, yetersiz imkanlar ve soğukta ders dinlemek de öğrencileri çok zorlamış. Geçtiğimiz hafta Kazvi’nin neşeli olmasının nedeni, yaşadıkları şartlarla karşılaştırılacak olursa çok lüks imkanlara sahip yeni okullarında artık eğitim görecek olmalarıydı.

Depremden hemen sonra Muzafferabad’a yardım için ulaşan ilk ekiplerden olan Kimse Yok Mu Derneği’nin açtığı 6’sı Keşmir’de, 4’ü Serhad eyaletinde olmak üzere 10 prefabrik okul, bundan sonra 350’şer kişilik dershanelerinde öğrencileri çatısı altında buluşturacak. Saba Kazvi de arkadaşı Şamile Refike ile birlikte bu okulda 8. sınıftan itibaren eğitimlerine devam edebilecek.

Yıkılan ‘Post Graduate College for Women’ın müdürü Prof. Dr. Şahcihan Saime, ciddi bir rahatsızlık geçirdiği halde yatmış olduğu hastaneden izin alarak 7 Mayıs’ta gerçekleşen okulun açılış törenine katıldı. Programın ardından tekrar hastaneye dönecek olan Saime, depremden sonra yardımlarını esirgemeyen Türk halkının yanında kendi fedakârlığının hiç önemli olmadığını düşünüyor. Muzafferabad’a ilk destek veren Türklerin her alanda yardımcı olduğunu heyecanla aktaran Saime, ölülerin enkazlardan çıkarılmasından, yeni binaların yapılmasına kadar hep yanlarında olduğunu dile getiriyor.

DOSTLUK PEKİŞİYOR

Depremi o da okulda ofisteyken yaşamış. Öğrenciler dersteyken ilk önce sarsıntıyı hissetse de neler olduğunu anlayamamış. Dışarıdan gelen seslere yöneldiğinde ise kalabalık ile karşılaşmış. Öğrencilerin arasından çıkma mücadelesi verirken bina hızla yıkılmaya başlamış. Şahcihan Hanım bahçeye adım attığında bina aniden çökmüş. “Etrafıma baktığımda bütün binanın yıkıldığını gördüm. Öğrenciler ise yıkıntıların altında kalmıştı, çığlık sesleri geliyordu. Çok acı vericiydi.” diyor. Okulda toplam 2000 öğrencinin olduğunu ve bunların 150’sini depremde kaybettiklerini anlatıyor; beş öğretmen de verilen kayıplar arasında. Ramazan ayında gerçekleşen depremin ardından on gün boyunca enkazın altından öğrenciler çıkarılmış. Eğitimin tekrar başlaması için çadırların ayarlanması ise bir ay sonra gerçekleşmiş. O günden beri dersler Muzafferabad’da çadırlarda devam etmiş.

Röportajı yaptığımız, idarecilerin kullandığı kulübeyi NATO ilk dönemlerde okula bağışlamış fakat dayanıklı olmaması yeni bir bina ihtiyacını doğurmuş. Türkiye’nin yapmış olduğu yardımların diğer ülkeler, BM ve NATO’nunkinden en büyük farkı karşılıklı değil tamamen bağış olması. Pak-Türk Uluslararası Eğitim Kurumları’nın desteği ile Kimse Yok Mu Derneği’nin açtığı okullar da tamamen Pakistan Hükümeti’ne teslim edildi. Pakistan’da eğitim sistemi Türkiye’den çok farklı. Medreseler, özel okullar ve devlet okulları olmak üzere üç kolda faaliyet gösteriyor. Medreselerin dışındaki eğitim sistemi sömürge döneminden Pakistan halkına miras kalmış. Öğrenci, girdiği okulda eğitimine mastıra kadar devam edebiliyor. Yıkılan okulda da mühendislik bilimleri, tıp bölümlerine dair eğitimler dahi veriliyormuş. Eski eğitim sistemi yeni mekânda; kalan öğretmenler, öğrenciler ve idarecilerle devam edecek. Saime, yeni bina içinde ihtiyaçları olan bütün araçların var olmasından memnun fakat eskiden okullarında 1800 talebe eğitim aldığı halde şimdiki okulun bu sayıyı kaldıramayacak olmasından ötürü kaygılı. Türkiye’den gelen yetkililerle görüşerek yeni binalara ihtiyaçları olduğunu çoktan dile getirmiş.

Muzafferabad halkı Pakistan’daki depremi en acı tecrübe edenler fakat onların dışında bir de depremin hemen ardından bölgeye gelen yardım ekiplerinde çalışan ve zor şartları yaşayanlar da var. Açılan okulun inşaatını yürüten şirkette yönetici olarak çalışan Ayfer Kürklü bunlardan biri. Eğitim kurumunu beş ayda yaptıklarını anlatan Kürklü, sekiz aydır Muzafferabadlılar ile iç içe vakit geçiriyor. Tüm ekipte tek bayan olması halkla daha samimi ilişkiye girmesine ortam sağlamış. Özellikle kız öğrenciler ve öğretmenler okulun akıbeti hakkında sık sık Kürklü’yü sıkıştırarak bilgiler almış: “Bina ne zaman bitecek?, Prefabrik binayı nasıl koruyacağız?”

O da Muzafferabad halkını çok sevmiş, yavaş yavaş Urduca öğrenmeye başlamış bile. İlk günlerinde pansiyonda kalan hatta bir sabah kucağında fareyle gözünü açan Kürklü, şartların olumsuzluğuna rağmen halinden şikâyetçi değil. “Depremde her şeylerini kaybetmiş olmalarına rağmen insanlar hâlâ gülümsüyor. Ben burada sokaklarda sekiz aydır kavga eden bir kişi bile görmedim. Yolda korna çalarken bile sanki birbirlerine selam veriyorlar.” diyor. Şirketin çalışanlarına halkın da zaman zaman yardımları olmuş.

Okulun açılış töreni yapılmış ve inşaat işi bitmiş olsa da Kürklü’nün Pakistan’daki macerası noktalanmadı, onu ve şirketini bekleyen yeni projeler var. Fakat o, okul ve yöre halkı ile bağlantısını koparmak istemiyor. Aynı zamanda dilbilimci olan Ayfer Hanım, özellikle yabancılara Türkçe öğretmek konusunda eğitim almış. İleriye dönük planları arasında Pakistan’da kaldığı sürece Muzafferabad’da açılan okullardan birinde iki haftada bir de olsa, müfredatın dışında gelip gönüllü olarak Türkçe öğretmenliği yapmak var.

“Burada binaları yaparken adeta taşları üst üste dizmişler.” diyor Kürklü, zayiatın bu kadar fazla olmasının birinci nedeni de bu. Bölgeye bağışlanan okullar ise 30-40 sene kullanılacak kadar dayanıklı. Öyle ki şehirdeki en lüks bina, inşa edilen okullar. Milli Eğitim Bakanı’nın binayı görünce “Keşke deprem daha önce olsaymış.” gibi abartılı bir cümle kullanması, Kürklü’ye göre halkın imkânlarının ne kadar kısıtlı olduğunun en büyük göstergesi. Muzafferabad’a depremden sonra yardım için gelen ekiplerin hepsi çoktan ülkelerine geri dönmüş. Sadece Türkiye ve BM çalışmalarına devam ediyor. Fakat BM vaat ettikleri desteklerin ancak yüzde 20’sini bölgeye bağışlamış. Türkiye’den gelen diğer yardımlar gibi Kimse Yok Mu Derneği ve Pak-Türk Eğitim Kurumları’nın karşılıksız destekleri bu nedenle Pakistan halkı için bir kat daha anlamlı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious