Kırım Kongo kasıp kavuruyor

  • Giriş : 17.07.2006 / 00:00:00

Kırım Kongo hastalığı öldürücü yılını yaşıyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Antalya Veteriner Hekimler Odası Başkanı M. Muammer Saygılı, virüsün kuvvetlenmiş olabileceğini belirterek, insan popülasyonundaki değişim ve hava sıcaklığındaki artışların vatandaşların virüse karşı direncini azaltmış olabileceğini söyledi.

Türkiye'de ilk olarak Kırım Kongo Kanamalı Ateşli Hastalığı (KKKA) 2002 yılında görüldü. Hastalık Türkiye'de şu ana kadar toplam 43 kişinin ölümüne sebep oldu. Sağlık Bakanlığı'nın resmi internet sitesinde yer alan bilgiye göre, virüsün Türkiye'de ilk ortaya çıktığı tarih 2002-2003 yılına rastlıyor. Bu dönemde 150 vakaya rastlanmış, bunlardan 6'sı ölümle sonuçlanmış. 2004'te 249 vakadan 13'ü, 2005'te 266 vakadan 13'ü ölümle sonuçlanmış. 2006 yılında ise 29 Haziran itibariyle 150 vakaya rastlandı, bunlardan 11'i ölümle sonuçlandı. Bu bilgilere göre, 2002-2003 yılında rastlanılan vakaların ölüm oranı yüzde 4, 2004 yılında yüzde 5, 2005 yılında ise yüzde 4,5 oldu. 2006 yılında ise tespit edilen vakaların ölüm oranı yüzde 11,1'e yükseldi.

Ölüm oranındaki yüzde 100'lük artışı değerlendiren Antalya Veteriner Hekimler Odası Başkanı M. Muammer Saygılı, virüsün kuvvetlenmiş olabileceğini belirtiyor. Saygılı, insan popülasyonundaki değişimin, hava sıcaklığındaki artışların insanların virüse karşı direncini azaltmış olabileceğini söyledi. Ekim ayına kadar kene vakalarının devam edeceğine dikkat çeken Saygılı, ölümlerin artacağından endişe ettiğini kaydediyor. Hastalığın sadece keneler aracılığıyla insanlara bulaşabileceğini hatırlatan Saygılı, şöyle konuştu: ''Virüs kenelerin metabolizması aracılığıyla değişime uğrayarak insanlar için ölümcül bir hastalık haline geliyor. Sivrisinek veya bit, pire ısırmasıyla hastalık insanlara geçmez. Fakat kenenin virüsü bulaştırdığı bütün hayvanlar KKKA hastalığını insanlara bulaştırabilir. Mesela kenenin virüsü bulaştırdığı kasaplık bir hayvanın çiğ etiyle veya kanıyla temas, hastalığı insanlara taşıyabilir. ''

Virüsün hayvanlarda hastalık yapmadığını bu yüzden de tespitinin oldukça zor olduğunu vurgulayan Saygılı, "Virüsten kurtulmak çok zor. Virüs hayvanlarda belirti göstermiyor ve hayvanlar için herhangi bir risk taşımıyor. 30 tür kene var ve bu keneler toprakta, bitkilerde, hayvanlarda, insanlarda olabilir. Bu durum virüsün ortadan kaldırılmasını zorlaştırıyor ve aynı zamanda virüsün yayılmasını hızlandırıyor.'' dedi.

Hastalığın Asya, Afrika, Doğu Avrupa ve Orta Doğu'da salgın olarak, İran, Arnavutluk, Kosova, Pakistan ve Güney Afrika'da yerel olarak devam ettiğini hatırlatan Saygılı, gerekli tedbirlerin hemen alınmaması halinde virüsün Türkiye'de lokallikten salgın hale dönüşeceği uyarısını yapıyor. Türkiye'de koruyucu sağlık hizmetlerinin yetersiz olduğunu öne süren Saygılı, ''Türkiye'de bireye yönelik tedavi üst düzeydedir. Tıp fakültesinden mezun olmuş bir öğrenci koruyucu hekim olmak istemez çünkü toplumsal talep insan sağlığınadır. Bizim genel mantalitemiz bu olduğundan koruyucu hekimlik ikinci planda kalıyor.'' diye konuştu.

İnsanlardaki hastalıkların yüzde 50'sinin hayvanlardan insanlara geçtiğine dikkati çeken Saygılı, şunları kaydetti: "Hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklar bu kadar önemliyse Tarım Bakanlığı'nın, Sağlık Bakanlığı'nın bünyesinde Veteriner Halk Sağlığı Daire Başkanlığı diye bir birimin olması gerekir. Hasta hayvanların taranması bunların koordinasyonunun sağlanmasının yapıldığı bir teşkilatlanmanın olması gerekir. Fakat Türkiye'de böyle bir birim yok. Bu durum kuş gribinde olduğu gibi KKKA virüsü ile mücadeleyi zorlaştırıyor."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious