Kırım-Kongo | Paniğe gerek yok

  • Giriş : 29.06.2006 / 00:00:00

Sağlık Bakanlığı, "Kent merkezlerinde KKKA ile igili paniğe gerek yok" şeklinde açıklamada bulundu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Turan Buzgan, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) Hastalığı ile ilgili kent merkezlerinde gereksiz bir panik havası oluştuğuna dikkat çekerek, yaban hayvanların olmadığı kent merkezlerinde hastalığın görülme riskinin düşük olduğunu söyledi.
Sağlık Bakanlığı Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Bilimsel Kurulu bugün toplandı. Toplantı sonrasında Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Turan Buzgan bir açıklama yaptı. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının (KKKA) taşıyıcısı konumundaki kenelerin; yabani hayvanlar, çiftlik hayvanları ve insanlar arasında virüsün taşınmasına ve çoğalmasına aracılık ettiğini kaydeden Buzgan, "Ülkemizde hastalıkla ilişkisi bulunan kene türü yaban hayatı ile çok yakından ilişkilidir. Bu kene yaşama dönemlerinin bir bölümünde yaban hayvanlarından kan emerken, hayatın diğer evresinde özellikle çiftlik hayvanlarından kan emmektedir" diye konuştu.

Hastalığın Türkiye'de Kelkit Vadisi civarı ağırlıklı olmak üzere 22 ilde görüldüğünü ifade eden Buzgan, "2002-2003 yılında görülen 150 vakada 6 ölüm gerçekleşirken, 2004 yılında 249 vakadan 13'ü hayatını kaybetti. 2005 yılında 266 vakatan 13'ü, bu yıl 29 Haziran itibariyle ise 150 vakatan 11'i ölümle sonuçlandı.. Yani ülkemizde toplam 815 vakadan 43'ü hayatını kaybetmiştir" şeklinde konuştu.

KKKA'daki ölüm hızının dünya genelinde yüzde 30 ve üzerinde gerçekleşirken, Türkiye'de yüzde 5 olduğunu kaydeden Buzgan, "Hastalık, yaban hayatı ile insanların iç içe olduğu bölgelerde kene sayısının artışına bağlı olarak çıkmaktadır" dedi.

Yaban hayvanlar ile evcil hayvanların karşılaşmaları veya gece-gündüz farkı da olsa aynı ya da yakın alanları kullanmaları sonucunda evcil hayvanlara kene gecişi olduğunu kaydeden Buzgan, "Evcil hayvanlara yapışmak sureti ile beslenen enfekte kenelerin yumurtaları ile otlaklar ile kenelerin yaşadığı diğer alanlar da riskli hale gelebilmektedir" ifadesini kullandı.

HASTALIK ATEŞ, BAŞ AĞRISI VE HALSİZLİKLE BAŞLIYOR

Hastalığın ani başlayan ateş, baş ağrısı, kırıklık, halsizlik, kas ağrıları, belirgin iştahsızlık ile başladığına dikkat çeken Buzgan, bazı vakalar da ise ishal ve kusmanın da görülebileceğini belirtti. Buzgan, "Bazı vakalarda ise vücudun değişik bölgelerinde, burun, diş eti, iç organ ve cilt altı kanamaları görülür ve hastalık ağır seyredebilir" dedi.

Hastalığın tedavisinde etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmış bir ilaç ya da aşının bulunmadığını vurgulayan Buzgan, hastalığın kontrolünde bilinçli korunma tedbirlerinin alınmasının oldukça önemli olduğunu söyledi.

Buzgan hastalığın büyük şehirlerde de görüldüğü yönünde çıkan haberlerin hatırlatılması üzerine, gereksiz bir panik havası oluşturulduğunu aktardı. Virüsü taşıyan kene türünün kırsal bölgede yaşadığını kaydeden Buzgan, yaban hayvanlarının bulunmadığı kent merkezlerinde hastalığın görülme olasılığının düşük olduğunu dile getirdi. Kent merkezlerinde insanların hastanelere kene ısırması şikayeti ile geldiğini ancak bunların çoğunun kene olmadığını söyleyen Buzgan, "Keneler yürür; uçamaz ve zıplayamaz" dedi.

Buzgan, Temmuz ayında hayvan hareketlerinin artması nedeniyle riskin de arttığı yönünde yapılan açıklamaların sorulması üzerine de, "Virüsün hayvan hareketleri ile yayılması teorik olarak mümkün. Ancak bunun önemli bir risk oluşturmayacağını düşünüyoruz. Hayvanların kenelerden arındırılması burada çok önemli" diye konuştu.

Buzgan, kenenin vücuttan çıkartılması için sağlık kuruluşuna başvurulmasına gerek olmadığını da vurguladı. Usulünce yapıldığı takdirde kenenin vücuttan uzaklaştırılması işleminin kolayca ve risksiz yapılabileceğini ifade eden Buzgan, "Vücut üzerindeki keneler öldürülmemeli ve patlatılmamalı. Keneleri vücuttan uzaklaştırmak amacıyla üzerlerine sigara basmak veya kolonya ve gazyağı dökmek gibi yöntemlere başvurulmamalı. İnsanların veya hayvanların kanlarına korunmasız temas edilmemeli" dedi.

Kuş gribi nedeniyle itlaf edilen tavuklar nedeniyle kene sayısının arttığı ve hastalıkta artış görüldüğü yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine ise Ankara Üniversite Veteriner Fakültesi Parazitoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Zati Vatanser, bu görüşün doğru olmadığını dile getirdi. Vatanser, tavukların kene popülasyonunu arttırdığı yönünde görüşlerin de olduğunu sözlerine ekledi.

ÖNERİLEN KORUNMA TEDBİRLERİ

Bilimsel Kurul'un önerdiği korunma tedbirleri ise şöyle:

-Kene riski olan yerlerde bulunulduğunda, vücudu tamamen örtecek giysiler giyilmeli (Pantolon paçaları çorap içine konulmalı, çizme giyilmeli)

-Kenelerin bulunduğu alanlara gidilirken vücudun açıkta kalan alanlarına ve elbiselere cilde sürülebilen böcek kovucu maddeler uygulanmalı.

-Dış elbiselere yıkanmaya da dayanıklı olan, etki süresi uzun kene öldürücü ilaçlar sürülmeli.

-Eve gelindiğinde vücut kene yönünden kontrol edilmeli. Kene varsa bir cımbızla, keninin deriye yapıştığı yerden tutulup sağa sola oynatılarak çivi çıkarır gibi çıkarılmalı.

-Çiftlik hayvanlarına yönelik kene mücadelesi ile hayvan barınaklarının ilaçlanması uygun olmakla birlikte, geniş çevre ilaçlamaları da yapılmalı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious