Kırışıklığa çözüm!

Kırışıklığa çözüm!.8806
  • Giriş : 09.10.2006 / 00:00:00

Kırışan yüzdeki her derin çizginin ayrı bir silgisi var.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:



Günlük kozmetik bakımlar ve özellikle geçtiğimiz haftalarda üzerinde sıkça durduğum nemlendiricilerin düzenli kullanımı, cilt güzelliğinin korunmasında en temel yaklaşımı oluşturuyor. Yüzde kırışıklık oluşumunun önlenmesinde ilk kural cildi nemlendirmektir. Her gün, sabah ve akşam, cilde doğal esnekliğini ve canlılığını sağlayan nem miktarının kazandırılması, eksilenin yerine konulması; güneşin morötesi ışınlarının, sıcak ve hava kirliliği gibi dış etkenlerin, cildi kurutarak sönükleştirmesinin önüne geçer. Bu amaçla kullanılan yeni nesil nemlendiriciler; hem derin tabakalara nüfuz ederek cildin doğal nemlendirici faktörlerini içeriden harekete geçiriyor ve sürekli sıvı takviyesi sağlıyor; hem de içerdikleri vitamin, mineral, antioksidan ve bitkisel ekstrelerle hücre yenilenmesine katkıda bulunuyorlar. Bunun sonucunda da kompakt, sağlıklı ve taze bir cilt ortaya çıkıyor. Ancak yaşlanma süreci maalesef durdurulamıyor. Günlük bakımların ötesinde bir performans beklenildiğinde, bu ihtiyaç acil olarak karşılanması gereken hale geldiğinde, tıbbi çözümlere yöneliniyor. Günümüzde bazı müdahalelerle cildin biyomekanik özellikleri geliştirebiliyor. Bu müdahaleler sayesinde, ciltteki hoşa gitmeyen görünüm belirgin biçimde ortadan kaldırılabiliyor.

AH ŞU MİMİKLER!..

Kırışıklıklar, gevşemeler ve diğer pek çok estetik sorun; kolajen ve elastin adı verilen liflerin yaşla birlikte eksilmesinden, bu destek yapının formunun bozularak elastikiyetini yitirmesinden kaynaklanıyor. Özellikle mimik kasları, zaman içinde çöküntülere yol açıyor ve derinin görünen dış tabakasının bu boşlukların içine doğru gömülmesine ve kalıcı kırışıklıklara neden oluyor. Normal şartlarda geri dönüşümü olan bu kırışıklık hali, derinin derin tabakalarındaki yapısal bozukluk nedeniyle kalıcı hale gelebiliyor. Bunlara ’dinamik kırışıklık veya çizgiler’ diyoruz; göz çevresi kırışıklıkları ve gülme çizgileri gibi. Alın ve göz çevresinde dinamik çizgilenmelere neden olan kasların hareketlerinin geçici olarak kısıtlanmasıyla, kırışıklıklar ortadan kaldırılmak istenirken, yanak ve ağız çevresinde çizgiler oluşur. Bu çizgilerin silinmesinde, mekanik olarak çöküntünün altının doldurularak seviyelenmesi amaçlanıyor ve dolgu maddesi enjeksiyonlarına başvuruluyor. Bu gençlik enjeksiyonlarıyla ilgili olarak, geçtiğimiz hafta, kırışıklıkların giderilmesinde ’geçici dolgu’ maddelerinden söz etmiştim. Bu hafta, etki süresine göre iki yıldan uzun etkili olan ’yarı kalıcı’ ve ömür boyu enjeksiyon bölgesinden uzaklaşmayan ’kalıcı dolgu’ maddelerini inceleyeceğiz.

KALICI DOLGU MADDELERİ

’Yarı kalıcı’ olarak adlandırılan, iki yıl civarında etki süresi olan dolgu maddelerinin en yaygın ve güvenle kullanılanı, kalsiyum hidroksiapatit mikrokürecikleri içeren dolgu maddeleridir. Diş hekimliğinde kullanımını takiben, Amerika Birleşik Devletleri’nde konuyla ilgili otorite olan FDA’nın ’insan sağlığı için sakıncalı olmadığına ve etkinliğinin ispatlandığına’ dair onayıyla birlikte, yumuşak dokularda dolgu malzemesi olarak yararlanılması kısa zamanda yaygınlaşmıştır. Özellikle burun kenarından dudağa uzanan çizgilerde başarılı sonuçlar vermesi nedeniyle, bugün Batı’da pek çok hekimin tercihi olmuştur. Polimetilmetakrilat (PMMA) ve poliakrilamid içeren dolgu maddeleri de, tüm güvenlik standartları sağlanmış bir şekilde yine aynı amaçla kullanılıyor ve uzun süre etkinliğini koruyor. Yarı kalıcı dolgu maddelerinin uygulanmaları, yine aynı geçici dolgu maddelerindeki gibi oluyor. Tek oturumda, incecik bir iğne yardımıyla, seçilen maddenin ve kırışıklığın özelliğine bağlı olarak, derinin orta veya derin tabakalarına enjekte edilerek, acısız bir şekilde yapılıyor. Anestezik etkili bir krem, acı duymamak için yeterli oluyor. Enjeksiyon bölgesinde iki saat ile iki gün arasında sürebilecek hafif ödem ve kızarıklık dışında başka bir lezyon (doku bozukluğu) gelişmiyor. Tıp camiası, burada dikkat edilmesi gereken en önemli hususun; hasta ve kırışıklık tipine göre uygulanacak maddenin seçilmesi olduğu konusundaki ortak fikri paylaşıyor. Kalıcı olarak sınıflanan dolgu maddeleri arasında; dolgu maddesi olmaktan çok, kapsül oluşturup bir protez gibi davranan özel bir poliakrilamid türeviyle, mayo ve rüzgarlık yapımında da kullanılan etken maddesi politetrafloroetilen (PTFE) olan ve küçük cerrahi bir işlemle yerleştirilen implantları saymak gerekiyor. Bunlardan ilki, kimi hastalarda yarattığı sorunlar nedeniyle kısıtlı sayıda hekim tarafından tercih edilirken, ikincisi kalıcı sonuçlar arzu eden kişilerde son derece güvenle ve yüz güldürücü sonuçlarla kullanılıyor. Çoğu zaman lokal anestezi yardımıyla yerleştirilen ve istenildiği takdirde çıkarılabilme özelliği olan PTFE, tüm yüzde, dudaklarda, çene ucu ve elmacık kemiğinin belirginleştirilmesinde başarıyla uygulanıyor. Kalıcı dolgu maddeleri arasında sayılan ve bugün ABD ve pek çok Batı Avrupa ülkesi gibi ülkemizde de yasak olan, enjektabl sıvı silikon konusunda ise kesinlikle uzak durulmasını öneriyorum. Her tür tıbbi girişim için söz konusu olan bu duruma da bir kez daha dikkat çekmek istiyorum: Güzel olayım derken sağlığı kaybetmemek gerekiyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious