Kırk yılda 3 Van Gölü kaybettik!

  • Giriş : 03.02.2007 / 00:00:00

Çevre kirliliği ve tutarsız su rejimleri nedeniyle Türkiye sulak alanlarını hızla kaybediyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Su varlığına göre ülkeler sınıflandırıldığında, yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 1000 metreküpten az olan ülkeler “su fakiri”, 2 bin metreküpten az olan ülkeler “su azlığı yaşayan”, 8 bin metreküpten fazla olanlarsa “su zengini” olarak kabul ediliyor. Türkiye’de bu sayı bin 400 metreküp civarında ve ülkemiz su azlığı yaşayan bir ülke konumunda. Türkiye İstatistik Kurumu’na göre 2030’da nüfusu 100 milyon olacak Türkiye’de kişi başına kullanılabilir su miktarı bin 100 metreküpe düşecek ve su fakiri bir ülke olmaya doğru gidecek. Sulak alanlar, doğal servetimizin bir parçasıdır. Dünyadaki tüm sulak alanların ekonomik değeri 14.9 trilyon dolar olarak saptanmıştır. Türkiye Doğal Hayatı Koruma Derneği’nin hazırladığı rapor da durumun vehametini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

Yok olma tehdidi altındaki tatlı su kaynakları

Tuz Gölü - Konya Havzası: Türkiye’nin ikinci büyük gölü ve en büyük Özel Çevre Koruma Bölgesi. Gölün öncelikli sorunu kuruma. Olması gereken büyüklüğün şu anda yarısı kadar alana sahip olan gölde her sene yeraltı su seviyeleri ortalama 1-2 metre düşüyor. Diğer önemli sorun ise kirlilik.

Beyşehir Gölü - Konya Havzası: Türkiye’nin en büyük tatlı su gölü ve Milli Park alanı olan Beyşehir Gölü’nden tarımsal sulama amacıyla su çekiliyor. Bu nedenle göl yüzeyi küçülüyor ve sığlaşıyor. Çevre yerleşimlerin atıkları ve bazı sanayi atıkları da göle boşalıyor.

Meke Gölü - Konya Havzası: Havzanın diğer sulak alanları gibi kuruma sürecinde olan Meke Gölü parçalara ayrılmış durumda. Gölün küçülmesinde azalan yağışlardan daha çok havza bazında sürekli düşen yeraltı su seviyesinin etkili oluduğu gözleniyor, düşüşün nedeni ise aşırı ve plansız tarımsal sulama amaçlı kullanılan kaçak su kuyuları.

Eğirdir Gölü - Akarçay Havzası: İçmesuyu havzası olan Eğirdir Gölü, görsel zenginliği ile özgün bir turistik alan. Yapılaşma baskısının yanı sıra gölün derinliği son 30 yılda 2.5 metre düştü.

Bafa Gölü - Büyük Menderes Havzası: Gölü besleyen Büyük Menderes Nehri ile göl arasına yapılan barajlar ve Söke sulamasına verilen su gibi nedenlerle göl susuz ve oksijensiz kalmakta, küçülmekte ve toplu balık ölümleri yaşanmaktadır.

Uluabat Gölü - Susurluk Havzası: Gölün asıl sorunu kirlilik. Ayrıca Uluabat Gölü’nde yasadışı çeltik ekimi sorunu öne çıkıyor. Mustafakemalpaşa Çayı sularının yasadışı çeltik tarlalarına kaçak sedde yapımı ile yönlendirilmesiyle, alanın geleneksel tarım ve su düzeni daha da bozulmuş oluyor.

Gediz Deltası - Gediz Havzası: Gediz Deltası’nı oluşturan Gediz Irmağı, akışı boyunca endüstriyel atıkları ve havzadaki yerleşimlerin evsel atıkları ile kirletiliyor. İzmir kentinin giderek deltaya doğru genişlemesi, yeni konut ve sanayi alanlarının açılması da alanı tehdit eden başlıca sorunlar.

Fırtına Vadisi - Doğu Karadeniz Havzası: WWF tarafından belirlenmiş Türkiye ormanlarının öncelikli olarak korunması gereken 9 “sıcak nokta”sından biri. Taş ocakları, kirlilik, hidroelektrik santrallar, plansız altyapı (yollar ve yapılaşma), kontrolsüz turizm, yasadışı avlanma, toprak kayması bölgedeki başlıca sorunlar.

Küresel ısınmayı durdurmak için nasıl önlemler almalıyız?

Islak çamaşırları ipte kurutun
Ampüllerİnİzİ değiştirin. Enerji dostu yeni nesil ampuller, diğerlerinden yüzde 66 daha az enerji harcıyor. Evdeki ampullerinizden sadece 3’ünü değiştirdiğinizde, yılda 135 kilo karbon gazının atmosfere salınmasını önlersiniz. Çamaşırlarınızı makinede kurutmak yerine, telde kurutun. Yılda 315 kilo karbon gazının atmosfere yayılmasını önlersiniz.

Cipler binek otodan 2 kat daha zararlı
Ortalama bir cip, şehir içinde 10 kilometrede 3 kilogram karbon gazını atmosfere salıyor. 94 model bir Ford Escord için bu oran 1.8 kg. Yani ortalama bir arazi aracı, binek otomobilden yüzde 47 daha fazla karbon gazı üretiyor. Otomobilinizin lastiklerini ve hava filtresini sık sık kontrol edin. Fazla inik lastikler otomobilin daha fazla yakıt harcamasını ve yılda fazladan 115 kilo karbon gazının atmosfere yayılması anlamına geliyor.

Cihazları stand by’da bırakmayın
Fşyatları düştüğü için satışları da artan düz ekran televizyonlar, normal televizyonların 3 katı elektrik harcıyor. Ayrıca elektronik eşyalarınızı kullanmadığınız zaman stand by modunda bırakmayın. Cihazlar stand by modunda bile enerji tüketmeye devam eder. Ortalama evde 8 saat stand by’da bırakılan TV, DVD, müzik seti gibi cihazlar, yılda 450 kilo karbon gazının atmosfere yayılması anlamına geliyor.

Uçak yerine demiryolunu tercih edin
Ortalama 3 saatlik bir uçuşta Boeing 747 tipi bir yolcu uçağı 2 bin ton karbon gazını atmosfere yayıyor. Alışverişte de organik ürünleri tercih edin. Tarlada kullanılan gübre, böcek zehiri gibi kimyasal maddeler çevreyi kirlettiği gibi suyu da kirletir. Alışverişe giderken, yanınızda bez alışveriş torbası götürün. Böylece atık madde oranını azaltmış olursunuz.

Evlerdeki yalıtıma dikkat!
Dünyada tüketilen enerjinin yüzde 36’sı bir mekanı ısıtma veya soğutmaya gidiyor. İşin uzmanları tarafından bina çevresine yapılan yalıtım hem ısıtma masraflarını hem de enerji kullanımını, hem de karbon gazının atmosfere yayılmasını önleyebilirsiniz.

Sulak alanların yarısı şimdi çorak toprak
Türkiye‘de son 40 yıl içerisinde yaklaşık 1.3 milyon hektar sulak alan, yani toplam sulak alanların yarısı, son 40 yılda kurutma, doldurma ve su sistemlerine müdahaleler nedeniyle ekolojik ve ekonomik özelliğini yitirmiş.Bunda en büyük neden çevre kirliliği ve küresel ısınma... Bu alanlarda balıkçılığın yapılamaması önemli bir ekonomik kayıp.


Chirac: Bilinç devrimi şart
Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, dünyayı kurtarmak için siyasi eylem ve ekonomik devrim çağrısında bulundu. “İklimsel intikamın kontrol edilemeyeceği gün yaklaşıyor: Geri dönülmez olanın eşiğinde bulunuyoruz” diyen Chirac “Bilinç devrimi, ekonomi devrimi, siyasi eylem devriminin zamanının geldiğini” söyledi.

Hollanda: Sular altında kalacağız
Hollanda, Fransa’nın başkenti Paris’te açıklanan iklim değişikliklerine ilişkin rapordan kaygı duyduğunu bildirdi. Çevre Bakanı Pieter Van Geel, gelecek 100 yıl içinde, deniz seviyesinin ortalama 59 santimetre yükselmesinin öngörülmesine karşılık, bunun Hollanda için 85 santimetreye kadar çıkabileceğinin tahmin edildiğini söyledi.

İngiltere: Kendi sonumuzu hazırladık
İngiltere Çevre Bakanı David Milimand, raporun dünyaya verilen en ciddi uyarı olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Bu küresel ısınmaya inanmayanların tabutuna çakılan bir çividir. Eğer küresel ısınmanın etkilerini azaltamazsak insanoğlu, kendi sonunu hazırlamış olacak. Çocuklarımıza bir dünya bırakmak istiyorsak harekete geçelim”

Greenpeace: Bu son şansımız
Çevreci örgüt Greenpeace, raporu ‘alarm sireni’ olarak değerlendirdi. Greenpeace’den yapılan açıklamada, “2001’deki eski rapor uyanmak için bir çağrıysa, bugünkü rapor bir alarm sirenidir” denildi. Açıklamada, “İyi haber iklim sistemini ve insan etkisini anlamamızda büyük ölçüde ilerleme sağlanması, kötü haber ise geleceğimizin ne kadar tehlikede olduğunu bilmemiz” ifadesine yer verildi.

Petrol şirketinden uzmanlara rüşvet
ABD Başkanı Bush’a yakınlığıyla bilinen Exxon-Mobil petrol şirketinin finanse ettiği Amerikan düşünce kuruluşu American Enterprise Institute’un, dün BM şemsiyesi altındaki İklim Değişikliği Uzmanlar Grubu tarafından hazırlanan küresel ısınma raporuna itiraz etmeleri için bu grubun dışındaki bilim adamları ve ekonomistlere 10’ar bin dolar para teklif ettiği iddia edildi. 130 farklı ülkeden 500 bilim adamına mektup gönderen Enstitü, “Raporun eksiklerle dolu olduğuna ve analitik yaklaşımın izlerini yansıtmadığına ilişkin raporlar hazırlayın” dedi.

Okullarda küresel ısınma dersi
İngiliz Independent gazetesi, dünkü manşetiyle küresel ısınmanın İngiltere’de orta okul müfredatına zorunlu ders olarak gireceğini açıkladı. Gelecek Pazartesi günü yayımlanacak önerilere göre, öğrencilerin iklim değişimi ve küresel ısınmayı öğrenmesi, tüketici olarak sorumluluklarını anlaması hedefleniyor. Gazetede yer alan bir makaleyle planlara destek veren Eğitim Bakanı Alan Johnson, “Çocuklarımız farklı düşünmeli. Gelecek nesle eylemlerimizin nasıl küresel ısınmaya yol açabileceği ya da etkilerini nasıl sınırlayabileceği konusunda bir bilinç aşılayabilirsek, dünyayı kurtarabilecek bir kültür değişikliğini sağlamış oluruz” diye yazdı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious