KKTC ambargo kıskacını nasıl aştı?

KKTC ambargo kıskacını nasıl aştı?.10641
  • Giriş : 07.11.2008 / 20:07:00

KKTC, teknik donanımı ve fiziki olanaklarıyla Avrupa ve ABD'deki üniversitelerle işbirliği yapan 6 üniversitesi sayesinde dünyada tanınan bir ülke haline geldi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:

Beşik Modelleri

Türk basın mensupları, Yükseköğretim Planlama, Denetleme, Akreditasyon ve Koordinasyon Kurulu (YÖDAK) ''Eğitim Adası Kıbrıs'' çalışması kapsamında KKTC'de misafir edildi.

KKTC'deki 6 üniversitenin kampüsünü ziyaret eden basın mensuplarına rektörler, üniversiteleri hakkında bilgi verdi.

Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) Rektörü Prof. Dr. Nilgün Sarp, 1985'de kurulan üniversitede, 6 fakülte ve 7 yüksekokulda, yüzde 79'u Türkiye'den, yüzde 11'i KKTC'den ve yüzde 10'u da değişik 57 ülkeden 6 bin öğrenciye eğitim verildiğini bildirdi.

Dünya standartlarında toplam 125 bin metrekare alana yayılan kampüste, Doğu Akdeniz'in en büyük araştırma ve eğitim kompleksi Teknopark'ın bulunduğunu anlatan Sarp, aralarında ABD'deki Uluslararası İşletme Eğitimi Asamblesi, Avrupa Konseyi İşletme Birliği (ECBE), Birleşik Krallık Ulusal Denklik ve Enformasyon Merkezi, Uluslararası Bilgi İşlem Federasyonunun da bulunduğu kurumlarla akreditasyonları bulunduğunu söyledi.

Rektör Sarp, ABD, Avrupa ve Orta Doğu'da, Uluslararası Üniversiteler Birliği, İslam Dünyası Üniversiteler Federasyonu (FUIW), Avrupa Okullar Birliği Daimi Üyesi, Erasmus Öğrenci Ağı, Avrupa İşletme Federasyonu'nun da aralarında bulunduğu kurumlara üyelikleri bulunduğunu da anımsattı.

-''BİLİMİN GÜNEYİ, KUZEYİ OLMAZ''-

KKTC'deki üniversitelerin uluslararası platformlarda temsilinin önemine işaret eden Nilgün Sarp, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bilimin güneyi, kuzeyi, Amerika'sı, Avrupa'sı olmaz. Bilim evrensel. KKTC, ne yazık ki dünyada tanınmayan bir ülke, ama üniversiteleriyle tanınıyor. Adadaki tüm üniversiteler dünyadaki bir çok üniversite ile anlaşma yapmış durumdadır. Bizim, 76 ülke ile anlaşmamız var. ABD ve İngiltere'de tam akrediteyiz. ABD'de programlarımız kabul ediliyor. İngiltere'de, Kırgızistan'da, Hindistan'da kampüslerimiz var.

Biz bilimsel olarak herkesle çalışabiliriz. Güney Kıbrıs'ın Kuzey'deki üniversiteleri engellemeye yönelik çabaları olabilir, ama akademik olarak bir şey yapamazlar. Biz dünya çapında bilimsel çalışmalara, araştırmalara, ortak çalışmalara devam ediyoruz.''

Sarp, 57 değişik ülkeden gelen öğrencileri ''kültür elçileri'' olarak nitelendirerek, ''Onlar hem kendi kültürlerini bize öğretiyorlar hem de bizim kültürümüzü, ülkemizi kendi ülkelerinde tanıtıyorlar'' dedi.

-''İDDİALIYIZ''-

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Rektörü Prof. Dr. Ufuk Taneri de 1979 yılında 105 öğrenciyle eğitim hayatına atılan üniversitenin, bugün 68 ülkeden 15 bin öğrencisi ile yoluna devam ettiğini anlattı.

7 fakülte, 2 yüksekokul ve İngilizce hazırlık okulunda eğitim veren üniversitenin, İngiltere başta olmak üzere Avrupa'daki üniversitelerle, Asya ve Orta Doğu'dan 6 üniversiteyle ortak programlar, yaz okulları, öğrenci-öğretim üyesi değişimi ve çift diploma konularında eş güdüm protokolleri imzaladığını anlatan Taneri, şöyle konuştu:

''İddialıyız. Çünkü, DAÜ, ABD tarafından mühendislik alanında verilen ABET'e üyedir. ABET, programlarınız, öğretim üyesi kadronuz, öğrenci profiliniz, laboratuvarlarınız gibi bir çok şey didik didik edilerek verilen bir akreditasyondur. Bu akreditasyon Türkiye'de sadece 4 üniversitede var. DAÜ'yü Türkiye üniversiteleriyle ortak görüyorum. Bugüne kadar kendimizi tanıtmada zayıf kalmışız ama bunu aşacağız.

Uluslararası camiada yerimizi almak üzere bir çok konferansa katıldığımız gibi akreditasyonlara ağırlık veriyoruz. Bu çok önemli bir faktör.''

-''EĞİTİMİN ÖNÜNE ENGEL KONULAMAZ''-

Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Ali Yükselen de 1997'de eğitim hayatına atılan üniversitede, 6 fakülte, 4 yüksekokul ve 3 enstitüde 4 bin 500 öğrenciye eğitim verdiklerini belirtti.

Yükselen, diploması dünyanın her yerinde tanınan üniversitenin, kurulduğu günden bu yana YÖK tarafından tanındığını ve tek bir denklik problemi yaşamadığını vurgulayarak, Uluslararası Otel, Restaurant ve Kurumsal Eğitim Konseyi, ECBE, FUIW'in de aralarında bulunduğu çok sayıda akreditasyonları bulunduğunu anlattı.

Eğitim dili olan İngilizce'nin yanı sıra Rusça, İtalyanca, Çinçe, Yunanca, Almanca ve Fransızca eğitimi verdiklerini ifade eden Mehmet Ali Yükselen, eğitimin önüne engel konulamayacağını vurgulayarak, şunları kaydetti:

''Eğitim öyle bir şey ki siz ne kadar duvarlar da koysanız, engeller de çıkarsanız, sonuçta bilgi akışını engelleyemezsiniz. Yurt dışından öğretim üyeleri de geliyor, öğrencilerimiz de mezun olduktan sonra yurt dışına gidiyor. Diplomalarımız dünyada kabul ediliyor. Bu konuda bizimle ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar çok başarılı olamayacaklardır. Eğitim evrenseldir. Bir bilgiye ihtiyaç duyuluyorsa ve bu bilgi UKÜ'de üretiliyorsa bir şekilde bizden alınacaktır. KKTC'deki bütün üniversiteler bu konuda elinden geleni yapıyor. Öğrencilerimize, öğretim üyelerimize ve çalışanlarımıza hep bu mesajı veriyoruz. Politika başka bir şey, eğitim başka bir şey.''

-ODTÜ-SUNY İŞBİRLİĞİ-

ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampüsü Rektörü Prof. Dr. Turgut Tümer ise ODTÜ'nün Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC hükümetlerinin daveti üzerine KKTC'de kampüs açtığını belirterek, akademik ve idari bakımdan bütünüyle ODTÜ Rektörlüğü'ne bağlı olduklarını anlattı.

Kampüsün Türkiye'nin 161 milyon YTL'lik yardımıyla yapıldığını ifade eden Tümer, yüzde 92'si Türkiye'den, yüzde 5'i KKTC'den ve yüzde 3'ü diğer ülkelerden olmak üzere 1280 öğrenciye, 12 lisans programında eğitim verildiğini kaydetti.

Tümer, her 11 öğrenciye 1 öğretim üyesi düştüğünü, öğrencilerinin yüzde 30'unun burslu olduğunu ifade ederek, Ankara'daki ODTÜ merkez ile KKTC kampüsünde aynı eğitimin verildiğini belirtti.

New York Eyalet Üniversitesi (SUNY) ile YÖK arasında çerçeve protokol bulunduğunu, çift diploma programları yürütüldüğünü anımsatan Tümer, SUNY ile ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampüsü'nün işletme ortak lisans programı bulunduğunu kaydetti. Tümer, ''KKTC'deki bir üniversite kampüsünün SUNY ile işbirliği içinde olması tabii ki belli mesajlar taşıyor. Bu programdan 6 öğrenci mezun verdi. Hem ODTÜ hem de SUNY rektörlerinin ortak imzasıyla diplomalarını aldı'' dedi.

ODTÜ Kuzey Kıbrıs diplomasının herhangi bir denklik sürecine girmeden Türkiye'de geçerli olduğunu vurgulayan Tümer, ''Yurt dışında ODTÜ diploması ne kadar geçerliyse ODTÜ Kuzey Kıbrıs diploması da o kadar geçerli. Çünkü diploma aynı diploma'' diye konuştu.

-ÇİFT DİPLOMA PROGRAMLARI-

Lefke Avrupa Üniversitesi (LAÜ) Rektörü Prof. Dr. Turgay Ergun da üniversitenin 1990 yılında kurulduğunu, 27 lisans, 8 yüksek lisans, 10 yüksek okul ve 1 doktora programıyla 35 farklı ülkeden 4 bin öğrenciye eğitim verdiklerini anlattı.

Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya'daki üniversitelerle öğrenci ve öğretim üyesi değişim programları bulunduğunu, İngiltere'deki Worwick, Marshall, Coventry ve Queen Mary üniversiteleri ile işbirliği yaptıklarını belirten Ergun, Fransa'daki Rouen Scholl of Management ile yürüttükleri işbirliği sayesinde öğrencilerine çift diploma verdiklerini söyledi.

Ergun, KKTC'ye uygulanan ambargoların kaldırılması gerektiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Ambargoların yapılmaması lazım. Türkiye'ye verilen sözler de bu yönde değildir. 'Annan Planı reddedilmezse biz size bütün imkanları açarız' denilmişti. Ama ambargo fiilen devam ediyor. Bu çerçeve içinde, KKTC'de ambargoyu büyük ölçüde aşabilen kurumlar üniversiteler oldu. Dolayısıyla KKTC üniversiteleri, uluslararası tanınmışlık açısından yaptıkları ikili, üçlü anlaşmalar ve dünyada tanınmış üniversitelerle verdikleri diplomalarla, bu ambargoyu büyük ölçüde aşabilmiş kurumlar. Yüzde 100 aşabildi mi? Hayır, ama bir yüzde vermek gerekirse yüzde 90 aşabilmiş durumda. Bizi, AB'nin üniversitelerle ilgili Bologna sürecine kabul etmiyorlar. Ama bunu biraz dolaylı yollardan aşmaya çalışıyoruz ve kabul görüyor.''

Kıbrıs Rum kesiminin sadece 1 üniversitesi bulunduğundan KKTC'deki üniversiteleri baltalamak için elinden geleni yaptığını kaydeden Ergun, ''Bizim bu konudaki gelişmemizi gördükleri için 10 yeni üniversite kurma çabası içine girdiler ve birlikte YÖK'e benzer bir kurum oluşturmak istiyorlar. Bir bakıma kıskançlık var, bir bakıma da buradaki üniversiteleri kendi egemenlikleri altına almak istiyorlar'' dedi.

-KIBRIS'IN EN BÜYÜK KÜTÜPHANESİ YDÜ'DE-

Basın mensuplarına gezdirilen üniversiteler arasında yer alan Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ), Kıbrıs'ın en büyük ve modern kütüphanesine sahip.

3 kat, 4 blok ve 15 bin metrekare alandan oluşan, 25 milyon dolara mal olan ve 600 bini aşkın eserin yer aldığı kütüphanenin programı, geçen yıl TBMM'ye de hediye edildi. Üniversite, her yıl 1 milyon doları kitap bütçesi olarak ayırıyor.

Ada'nın tek dişhekimliği, eczacılık ve tıp fakültesinin de yer aldığı üniversitenin bu fakülteleri en son teknoloji ile donatılmış durumda.

İletişim Fakültesi ile de Ada'da dikkati çeken üniversitede, aralarında 1899 model Crestmobil, 1906 model Wolseley, 1962 model Jaguar ile 1960'ta Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı görevinde bulunan Dr. Fazıl Küçük'ün makam aracının da bulunduğu yaklaşık 50 araçlık araba müzesi de yer alıyor.

-SÜPER BİLGİSAYAR RUMLARI KISKANDIRDI-

Avrupa'da 3, dünya üniversiteleri arasında 12, Doğu Avrupa, Kafkaslar ve Afrika bölgesinde tek olma özelliği taşıyan ''süper bilgisayar''a sahip olan üniversitenin İnovasyon ve Bilişim Teknolojileri Merkezi Başkanı Tümer Garip, son bir yılda dünyanın en büyük süper bilgisayarlarından birini kurarak, ambargoları kırma çalışması yürüttüklerini söyledi.

''Süper Bilgisayar''ın dünyanın en güçlülerinden birisi olduğunu belirten Garip, ''Saniyede 12 trilyon matematik işlemi yapan bir bilgisayara sahibiz. Bu bilgisayarın yüzde 20'sini Türkiye ve KKTC üniversitelerine akademik çalışma için ücretsiz açtık. Yüzde 10 kapasite ile de 4 aydır dünya kanser araştırması için çalışıyor. Son olarak da CERN'de gerçekleştirilen büyük patlamada görev almaya başladı'' dedi.

Bilgisayarı IBM ile ortaklaşa kurduklarını anlatan Garip, şöyle devam etti:

''Kıbrıs Rum Kesimi 'Eğer bilgisayarı Kuzey'de kurarsanız, Güney'deki ofisleri kapatırız' tehdidinde bulundu. Bu aşıldı. ABD IBM ve Türk IBM, 'Böyle akademik bir yere bilgisayar kurulmasına kimse karşı çıkamaz' dedi. Rum Kesimi, geçen yıl da bunun üzerine AB'ye daha büyüğünü kurmak için başvurdu. AB de Rum Kesimi'ne 'Kuzey'de böyle bir merkez kuruldu, sizin de kullanabileceğini söyledi, ortak kullanım için kuruldu' diyerek onaylamadı.''

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*