KKTC'ye tecrit kalksın

  • Giriş : 23.09.2006 / 00:00:00

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Kıbrıs Türk tarafının tecridinin kalkması çağrısında bulundu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, BM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada Ortadoğu, Irak, Kültürler arası uyum ve terörizm konularını gündeme getirdi ve Kıbrıs Türk tarafının tecridinin kalkması çağrısında bulundu. Gül, Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyi adaylığı için de destek istedi.

Gül, Lübnan'daki çatışmaların ve ağır tahribatın BM'ye olan inancı sınadığını belirterek, neticede BM üye devletlerinin kararlığını ortaya koyabildiğini söyledi.

Lübnan'daki krizin başından itibaren Türkiye'nin aktif bir diplomasi izlediğini ve akan kanı durdurabilmek için yürütülen uluslararası çabaların en ön saflarında yer aldığını belirten Gül, Türkiye'nin ihtilafın tüm taraflarıyla yakın temas içinde olduğunu kaydetti. Gül ayrıca Türkiye'nin Lübnan halkına insani yardım sağladığını ve on binlerce yabancı ülke vatandaşının acil tahliyesine yardımcı olduğunu bildirdi.

Türkiye'nin 1701 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararını desteklediğini söyleyen Gül, “Halen devam eden birçok sorun karşısında bu kararı bölgeye barış ve istikrar getirme yönünde atılmış bir ilk adım olarak değerlendiriyoruz. Gerçekten 1701 sayılı kararın sunduğu fırsatı çok iyi değerlendirmeliyiz. Ümidimiz bu kararın ardında yatan iradenin tüm bölge için geniş bir siyasi perspektife dönüştürülebilmesidir” dedi.

Gül, Lübnan'daki trajik olayların, güç kullanımının çözüm getirmediğini kanıtladığını söyleyerek, olayların aynı zamanda Orta Doğu'daki sorunların özünde Filistin meselesinin yattığını herkese açıkça gösterdiğini belirtti.
“Konu sadece iki taraf arasındaki basit bir ihtilaf değildir” diyen Gül, sorunun, herkesin ağır bir bedel ödediği ve küresel düzeyde tahrip edici etkileri olan bir sorun olduğunu söyledi. Gül “Orta Doğu'da kalıcı barış yönünde ilerleme sağlanması diğer sorunların üzerinde de olumlu etki yapacaktır” diye konuştu.

Herkesin Lübnan olaylarından gerekli dersleri çıkardığına işaret eden Abdullah Gül, “Şimdi bu trajedinin ışığında yeni bir barış inisiyatifinin başlatılabilmesine imkan veren farklı bir ortam doğmuştur” dedi.

Gül, Orta Doğu Barış sürecini yeniden rayına oturtmak için yeni bir çaba içine girmenin gerektiğini vurgulayarak, Türkiye'nin ilgili tüm taraflara ve uluslararası topluma bu fırsatın kaçırılmaması yönünde içten bir çağrı yaptığını dile getirdi.

KÜLTÜRLER ARASI UYUM

Abdullah Gül, Orta Doğu sorununun yarattığı artan adaletsizlik duygusunun kültürel algılamaları olumsuz yönde etkilediğine işaret ederek, bölgedeki gelişmelerin kültürler arası uyum yönündeki umutları baltalamasına izin verilmemesi gerektiğini vurguladı.
Gül, Türk ve İspanyol Başbakanlarının, BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından hayata geçirilen Medeniyetler İttifakı girişimine eş-başkanlık yapmasının nedeninin, kültürler arasındaki karşılıklı anlayışın iyileştirilmesine katkıda bulunmak olduğunu kaydederek, inisiyatifin amacının farklı toplumları insanlığın ortak birikiminde birleştiren değerleri öne çıkartmak olduğunu belirtti.
İttifak çerçevesinde kurulan Yüksek Düzeyli Grubun yakında Annan'a kapsamlı bir rapor sunacağını hatırlatan Bakan Gül, raporda kültürler arası diyaloğu geliştirmeye yönelik somut ve pratik tedbirlere yer vermesinin öngörüldüğüni ifade etti. Gül girişimin BM üyesi devletlerce desteklenmesini ümit ettiklerini belirtti.

'IRAK'TA ŞİDDET ACİL OLARAK DURMALI'

Abdullah Gül, Irak konusunun da çok önemli olduğunu belirterek, etnik ve mezhepsel şiddetten arındırılmış, demokratik ve müreffeh bir Irak'ın kurulabilmesinin çok acil bir ihtiyaç olduğunu söyledi. Gül “Bu bağlamda, Irak'taki şiddet nedeniyle çok sayıda insanın hayatını kaybettiğini unutmamalıyız” diye konuştu.

Irak halkına ulusal bir uyum ve oydaşma sağlamaları ve aralarındaki farklılıkları diyalog ve demokratik süreçler yoluyla çözmeleri yönünde yardım edilmesi gerektiğini söyleyen Gül, bu yönde en başta çaba sarfetmesi gerekenlerin bizzat Irak halkının kendisi olduğunu kaydetti.

'TERÖRİZMLE MÜCADELEDE ÇİFTE STANDART OLMASIN'

Konuşmasında terör sorununa da değinen Gül, terörizmin masum insanların hayatlarına mal olmaya devam ettiğini söyledi. Türkiye'nin terörle mücadelede çifte standartlara ve teröristler arasında ayrımcılık yapılmasına tahammül edemediğini belirten Gül, terörizmin hiçbir kültür ve dinle doğrudan bağlantısı olmadığını akıldan çıkartmamak gerektiğini bildirdi.

'TÜRK TARAFI, KIBRIS'TA KALICI ÇÖZÜMDEN YANA'

Abdullah Gül, 2004 yılında yapılan referandumda BM'nin Kapsamlı Kıbrıs Çözüm Planına olumlu oy veren Kıbrıs Türk halkının uluslararası toplumun beklentilerine olumlu karşılık verdiğini, ancak Kıbrıslı Rumların Genel Sekreterin tüm çabalarına rağmen planı reddettiklerini hatırlattı.

Gül “Planının reddine rağmen, Türk tarafı Kıbrıs meselesinin, Genel Sekreterin iyi niyet misyonları sürecinde oluşmuş olan yerleşik parametreler çerçevesinde adil, barışçıl ve kapsamlı bir çözüme kavuşturulması hedefine halen bağlı bulunduğunu” söyledi.

Türkiye ve KKTC'nin, Genel Sekreterin bu yöndeki misyonuna tam ve güçlü destek vermeye devam ettiğini söyleyen Gül, tüm Ada halkına kalıcı barış, işbirliği ve refah sağlayabilecek tek sağlıklı platformun BM olduğunu belirtti.
Türk tarafının hala Kıbrıs Rum liderliğinin, Kıbrıslı Türk tarafıyla siyasi eşitlik temeline dayalı yeni bir ortaklık kurulması vizyonu doğrultusunda hareket edeceğini ümit ettiğini belirten Gül, Kıbrıs Türk tarafının 8 Temmuz anlaşmasına desteğini verdiğini ve anlaşmanın uygulanabilmesi için BM tarafından yapılan önerileri de onayladığını belirtti.

Gül konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu yeni sürecin temel noktası, Adadaki iki lider arasında özlü konulara ilişkin kapsamlı müzakerelerin başlamasına dayanmaktadır. Öte yandan Adadaki tüm kısıtlamaların eş zamanlı olarak kaldırılmasını öngören 24 Ocak 2006 tarihli önerimiz de halen masada durmaktadır. Bu çağda adil olmayan kısıtlamalar altında yaşamak mantığa aykırı bir durum teşkil etmektedir. Kıbrıslı Türklerin küresel ekonomiyle bütünleşmeye başlamaları için artık zaman gelmiştir. Genel Sekreterin çağrıları paralelinde, uluslararası topluma vaadlerini yerine getirmesi ve hiçbir hukuki veya ahlaki temeli olmayan tecridin sona erdirilmesi konusunda kuvettli çağrıda bulunuyoruz”.

KAFKASYA'DA İŞBİRLİĞİ

Gül konuşmasında Kafkasya'daki “donmuş” ihtilaflardan da söz ederek Dağlık Karabağ sorununun Azerbaycan'ın toprak bütünlüğü çerçevesinde çözümlenmesinin bölge barış ve refahı bakımından hayati bir önemi olduğunun altını çizdi. Gül ,Türkiye'nin bu bölgenin işbirliği temelinde yükselen bir refah alanı olması istediğini belirtti.

AFGANİSTAN'A DESTEK SÜRECEK

Gül, Türkiye'nin Afganistan'daki siyasi süreci ve yeniden imar çabalarını desteklemeye devam edeceğini belirterek, “ISAF bünyesindeki kuvvetli varlığımıza ek olarak Türkiye aynı zamanda Vardak eyaletinde bir İl İmar Ekibi oluşturmaktadır. Bu bağlamda özellikle sağlık, eğitim, ve kalkınma alanlarında aktif rol oynamaya devam edeceğiz” dedi.

TÜRKİYE'NİN GÜVENLİK KONSEYİ ADAYLIĞI

Dişişleri Bakanı, Türkiye'nin son iki yıldır 2009-2010 döneminde Güvenlik Konseyi üyesi olabilmek için yoğun bir kampanya yürüttüğünü belirterek, Türkiye'nin bu organda en son 1961 yılında temsil edildiğini söyledi. Gül “Bu itibarla ve eşit rotasyon ilkesi uyarınca Güvenlik Konseyinde temsil edilme zamanımızın çoktan geldiğine inanıyoruz” diye konuştu.

Gül, Türkiye'nin üyeliğinin Güvenlik Konseyinin çalışmalarına fevkalade önemli bir katkı yapacağını ve Konsey'e yeni bir perspektif ve bakış açısı getireceğini sözlerine ekledi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious