Koç CEO'su krizi böyle değerlendirdi

Koç CEO'su krizi böyle değerlendirdi.10415
  • Giriş : 03.12.2008 / 14:50:00

Koç Holding CEO'su Dr. Bülent Bulgurlu, yaptığı açıklamada, krizin dünya ve Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Bulgurlu bu konulara dikkat çekti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Koç Holding Üst Yöneticisi (CEO) Dr. Bülent Bulgurlu, Hükümetin tedbirler üzerinde yoğun bir şekilde çalıştığını, kısa bir süre içinde açıklama yapılmasını beklediklerini ifade ederek, "Büyümedeki bu yavaşlamanın kalıcı olmaması için, iç ve dış etkenlerin iyi analiz edilmesi, yapısal önlemleri içeren tedbirlerin bir an önce açıklanması gerekiyor" dedi.

Dünya ve Türkiye ekonomisinin zor bir dönemden geçtiğini ve dünyanın son 100 yılın en derin krizlerinden birisini yaşadığını anlatan Bulgurlu, küresel bazda açıklanan paketler, alınan tedbirlere karşın, güven ortamının oluşturulamadığını kaydetti.

Tüketici güven endekslerinin düşmeye devam ettiğine dikkati çeken Bulgurlu, Türkiye'de 2007 yılında hissedilmeye başlayan yavaşlamanın bu yıl kendini tam olarak gösterdiğini, 2008'in ikinci çeyreğinde ekonominin sadece yüzde 1,9 büyüdüğünü, henüz 3. çeyreğin açıklanmadığını, beklentilerin üçüncü çeyrekte büyüme olmayacağı, hatta küçülme olabileceği yönünde olduğunu dile getirdi.

Büyümedeki bu yavaşlamanın kalıcı olmaması için iç ve dış etkenlerin iyi analiz edilmesi, yapısal önlemleri içeren tedbirlerin bir an önce açıklanması gerektiğine işaret eden Bülent Bulgurlu, "Eminim ki Hükümetimiz tedbirler üzerinde yoğun bir şekilde çalışıyor. Kısa bir süre içinde açıklama yapılmasını bekliyoruz." dedi.

Bülent Bulgurlu, hükümetin iş dünyasının önerilerini gerektiği zaman ve gerektiği kadar ciddiye almadığı eleştirilerine katılıp katılmadığı sorusuna şu yanıtı verdi:

"Ben farklı düşünüyorum. Dünya bu kadar büyük bir sıkıntı içindeyken hükümetin de bunun farkında olduğuna inanıyorum. Mutlaka yoğun çalışmalarını devam ettiriyorlar. Zamanlama açısından belki biraz geride kalmış olabiliriz ama basından takip ettiğimiz kadarıyla yakın bir süre sonra, sırası geldikçe açıklanacak. Yetkililerin güveni sarsacak açıklamalardan uzak durmasına, panik ve telaş yaratacak açıklamalardan uzak durmalarına katılıyorum.

Yaşanan küresel krizin, Türkiye üzerindeki etkilerini azaltabilmek için, herkese önemli görevler düştüğünü ifade eden Dr. Bülent Bulgurlu, "Sonuçta hepimiz aynı gemideyiz. Resmi kurumlar, işverenler, çalışanlar, sendikalar el ele müşterek işbirliği içinde olmalıdırlar."

BEYAZ YAKA ÇALIŞANLARDAN ''ZAM ALMAYALIM'' TEKLİFİ

Koç Holding CEO'su Dr. Bülent Bulgurlu, ilk 9 ay sonuçları, 4. çeyrek ve 2009 beklentilerine ilişkin olarak da değişim stratejisi ve risk yönetimi kapsamında aldıkları tedbirlerin neticesi olarak, "ilk 9 ayda elde ettikleri güçlü sonuçlar sayesinde önümüzdeki zor döneme", avanslı bir şekilde başladıklarını anlattı.

Bulgurlu, şöyle devam etti:

"Ancak, 2008'in son çeyreği ve 2009 yılı sıkıntılı olacak. Kar ve büyüme elde etmek zorlaştı.

Bugünkü öngörüler ile son çeyrekte ve önümüzdeki yıl bu yılın ilk 9 ayında elde ettiğimiz birikimlerimizin bir bölümünü kullanacağız.

Bu dönemde, şirketlerimiz, verimliliklerini artırarak, kapasite kullanım oranlarını optimum seviyede tutmaya gayret edecekler. Bu doğrultuda azalan kapasite kullanımlarına paralel olarak işçilerimize tam ücretli ve kısmi ücretli izin kullandırıyor, vardiya sayılarını azaltıyoruz. Ancak, bugün gelinen noktada, talebin azalması böyle devam ederse, daha radikal tedbirler almamız söz konusu olabilir.

Bu bağlamda, örnek olması açısından bahsetmek istediğim bir konu var. Beyaz yaka çalışanlarımız, özellikle yönetim kadrosundakiler, büyük sağduyu göstererek, bizlere bu yıl zam almak istemediklerini bildirdiler. Biz de, bu doğrultuda 2009 yılı için çalışma ve analizlerimizi başlattık.

Bu sıkıntılı dönemde, çalışanların ve işverenlerin sağduyulu ve uzlaşmacı bir yaklaşım ile birlikte bulacakları çözümleri çok önemsiyorum. Zira, zaman el birliği ile sorunları çözme zamanıdır."

NAKİT POZİSYONU

Migros'un satışının ardından elde dilen nakit pozisyonunun yeni satın alımlarda kullanılıp kullanılmayacağı sorusu üzerine Bulgurlu, değişim ve odaklanma stratejisi doğrultusunda son dönemde bir çok şirket sattıklarını anımsattı.

Odaklanma stratejileri kapsamında, kriz öncesinde, varlık fiyatları en yüksek düzeyde iken, proaktif bir yaklaşım ile TDD, İzocam, Demrad, Migros, Koç Allianz, Ramenka şirketlerindeki hisseleri sattıklarını hatırlatan Bulgurlu, şöyle devam etti:

"Bunların hepsinden devreden fonlarla nakit pozisyonumuz çok güçlü bir hale geldi ve bu doğrultuda döviz ve faiz dalgalanmalarına karşı daha olumlu bir duruma geldik, daha güçlü bir duruma geldik. Münhasıran daha önceden planlanmış illaki şunu satın alalım diye geliştirdiğimiz bir paket yok. Gayet tabii ki güçlü nakit pozisyonumuzu 2009'da da devam ettirmeyi düşünüyoruz. İleride eğer bize uygun olan işlerle karşı karşıya kalırsak gayet tabii bu nedenden değil ama bizim büyüme stratejimiz doğrultusunda değerlendirilecektir. Özellikle şu an belirteceğim herhangi bir şey yok ama ileride zaman gösterir."

Bütün bunların yanı sıra geçen yılın ortalarından itibaren sıkıntılı dönemi önceden hissederek, risk yönetimi kriterlerini daha da sıkılaştırdıklarını, geçen yılın sonunda, Aralık ayında, yaptıkları geleneksel üst düzey yöneticiler toplantısının temalarının "Değişim Stratejisi" ve yaklaşan kriz öncesi "Risk Yönetimi" olduğunu belirten Bulgurlu, bu doğrultuda, Şubat ayında baz iş programına ilave olarak, yeni senaryolar çalıştıklarını, bu senaryolar çerçevesinde, önce Haziran ayında daha sonra Ağustos ayında şirketlere alınması gereken tedbirleri içeren uyarılarını yaptıklarını söyledi.

Bulgurlu, "Eylül ayında, alınan tedbirlerin sonuçlara yansımasını gördüğümüz yeni bir senaryo çalışması daha yaptık. Şirketlerimize yeni hedefler verdik" dedi.

Şirket satışlarının ciroya etkisine ilişkin bir soru üzerine de Bülent Bulgurlu, bunun sık konuşulan bir konu olduğunu ama bunun tam olarak gerçekleşmediğinin görüldüğünü söyledi.

Bulgurlu, "Şirket satışlarından gelecek ciro kaybı, diğer odaklanılmış şirketlerdeki büyümeyle telafi edildiği gibi çok daha üzerine çıktı. Bunu şöyle söyleyebilirim, cirodaki artış, şirket satışları arındırıldıktan sonra bakıldığı zaman yüzde 30 civarında... Yani bir gerçek büyüme elde etmiş durumdayız, dolayısıyla şirket satışlarının ciroya olan etkisi biz de menfi değil müspet bir sonuç getirdi" diye konuştu.

IMF

Koç Holding Üst Yöneticisi (CEO) Dr. Bülent Bulgurlu, IMF ile anlaşma konusundaki soruyu ise şöyle yanıtladı:

"IMF ile anlaşma konusunda birçok farklı görüş bulunuyor. Bence, burada IMF ile anlaşmanın ne anlama geldiğinin iyi anlatılması gerekiyor. Anlaşmanın iki anlamı bulunuyor: İlk anlamı, finansal destek alınması... Asıl önemli olan anlamı ise IMF'nin dünya finans piyasalarında yabancı yatırımcılar için halen devam eden akreditasyon ve referans rolüdür. Anlaşmanın sağlanması ile Türkiye ve Özel sektörün kredibilitesi yükselecektir. Böylece kredi yenilemeleri ve ilave kredi bulmaları daha kolay olacaktır.

Türkiye'nin ve özel sektörün 2009'da yapacağı kredi yenilemelerini ve yabancı yatırımcı ihtiyacımızı göz önünde bulundurduğunuzda, IMF ile yapılması muhtemel anlaşmanın önemi ortaya çıkmaktadır."

BANKACILIK SEKTÖRÜ

Türk bankacılık sektörünün, dışarıdan gelen şoklara karşı, geçmişe nazaran, daha güçlü durumda olduğunu ve bunda BDDK'nın kurduğu denetim ve kontrol mekanizmasının çok önemli payı olduğunu ifade eden Bulgurlu, Yapı Kredi Bankasında 920 milyon YTL sermaye artışı yaptıklarını, sermaye yapısının son derece sağlam hale geldiğini, kredi kartlarında ve küçük şirket kredilerinde problemler çıkabildiğini ancak, varlık kalitesinin tamamına bakıldığında herhangi bir bozulma görünmediğini belirtti.

Bulgurlu, "Bugün itibariyle bankamızın toplamda yaklaşık 1,7 milyar dolar (2,1 milyar YTL) tutarında sendikasyonu var. Bunlardan 1 milyar dolar tutarında olan işlemi bu senenin Eylül ayında imzaladık ve geçen seneki 800 milyon dolar tutarındaki işlemimizi bu işlemle tutarını arttırarak yeniledik. Eylül ayındaki işlemimizin maliyeti Libor/Euribor 75 baz puandır." diye konuştu.

NÜKLEER SANTRAL

Grubun nükleer santral projeksiyonu olup olmadığının sorulması üzerine Bulgurlu, işin kendine has özellikleri olduğunu, yatırım sürecinin son derece uzun olduğunu belirterek, "İkincisi raftan alınıp yapılacak bir proje değil. Her iş için ayrı çalışma, ayrı bir projelendirme ihtiyacı doğuyor. Bu da tabii belirli bir ciddiyet, finansman imkanı, disiplinli bir takibi beraberinde getiriyor ve boyut olarak, ölçek olarak son derece büyük yatırım ihtiyacını birlikte getiriyor" dedi.

Teknolojik olarak Know-How'ı Türkiye'de olmayan bir iş, dolayısıyla mutlaka yabancı bir şirketle işbirliği yapılması gerektiğini anlatan Bülent Bulgurlu, çevre açısından da önem arz eden bir iş olduğunu, böyle bir projenin gerçekleşmesi için devlet, yerli şirket ve yabancı şirketin işbirliği içinde el ele, omuz omuza hareket etmesi gerektiğini bildirdi.

Dr. Bülent Bulgurlu, şöyle devam etti:

"Biz de ortamı buna uygun görürsek, böyle bir işbirliği imkanıyla karşı karşıya kalırsak ilgimizi çeken bir iş kolu. Ama bir ihaleye çıkıldı ve burada dokümanları incelediğimizde bu hususların tam olarak bir araya gelmediğini gördük. Bu kadar büyük bir riskle karşı karşıya kalıp herhangi bir paylaşım olmayınca... Bu paylaşım hükümet nezdinde olması lazım, devletin de bir miktar bu işin içine girmiş olması lazım. Bize çok uygun görünmedi.

Sonra ihale neticesinde gördük ki diğer firmalar da herhalde bizim gibi düşündüler ki bu projeye yeterli ilgi oluşmadı. Ama inanıyorum ki bunlar zaman içinde dikkate alınacak bu doğrultuda hareket edilecektir, o zaman biz tekrar gündemimize alırız."

"ENDİŞEYLE MÜDAFAAYA ÇEKİLMEK YERİNE..."

Avrupa pazarındaki talep azalması ile Uzak Doğulu rakiplerin agresif bir tutum içine girecekleri ve fiyat kıracaklarının beklendiğini, özellikle, Çinlilerin ellerindeki imkanları sonuna kadar kullanarak, pazar paylarını artıracaklarının öngörüldüğünü kaydeden Bulgurlu, Avrupa'da beklenen satışları yapamayan üreticilerin ise Türkiye gibi pazarlara yönelerek, rekabeti daha da arttıracaklarını ifade etti.

Özellikle Avrupa'daki durgunluğun Türkiye'nin ihracatını olumsuz etkilediğini, başta inşaat, tekstil olmak üzere tüm sektörlerde küçülmelere neden olduğunu anlatan Bulgurlu, otomotiv sektöründen örnek verdi.

Otomotiv dünyada sıkıntılı bir dönemde olduğunu ve bunun 2009 senesinde de devam edeceği beklentisi olduğunu bildiren Bulgurlu, dünya otomotiv üretim kapasitesinin yıllık 75 milyon adet olduğunu, mevcut durumda bu kapasitenin 68 milyonunun kullanıldığını, durgunluk nedeniyle kapasite kullanımının 50 milyon adedin altına düşebileceğinin konuşulduğunu anlattı.

Eylül ve Ekim ayı kapasite kullanım oranlarındaki gerilemenin, yıl sonuna kadar, hatta önümüzdeki yıl bu trendin devam edeceğini gösterdiğini vurgulayan Bulgurlu, gelişmiş ülkelerde ve ihraç pazarlarının çoğunda büyüme beklentilerinin aşağı doğru revize edildiğini dile getirdi.

Bulgurlu, "Bizim düşüncemiz; Endişeyle müdafaaya çekilmek yerine bizim de tehdit olarak gördüğümüz ülkelerin pazarlarında pay almak... Eğer Çin gelip Avrupa'daki pazar paylarını yükseltecekse Çin de çok büyük bir pazar, bizim de gidip onların pazarlarından ilave pay alarak oradaki kaybı telafi etme anlayışımız var, bu doğrultuda hareket ediyoruz" dedi.

Kredi daralması ve bankaların kredi çektiği iddialarına ilişkin soruya da Bulgurlu, kredi daralmasının sadece Türkiye için değil, tüm dünya için geçerli bir durum olduğunu kaydetti.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*