Koç Holding'in 2010 yılı ciro hedefi 18.7 milyar dolar

  • Giriş : 02.03.2006 / 00:00:00

Koç Holding Ceo'su Bülend Özaydınlı, 2010 yılı için 18.7 milyar dolar konsolide ciro hedefleri olduğunu belirterek, bu hedefe 2005 yılında yaklaştıklarını belirtti. Özaydınlı, grubun 2006 yılında 36 milyar dolar ciro hedeflediğini söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Koç Holding CEO'su Bülend Özaydınlı, yaptığı konuşmada, amortisman öncesi konsolide faaliyet karının 2006'da yüzde 100 artışla 3 milyar dolara çıkmasını hedeflediklerini belirterek, 2010 için 18.7 milyar dolarlık konsolide ciro hedefleri bulunduğunu, 2005 cirosunun yaklaşık bu seviyede gerçekleştiğini ifade etti.

Özaydınlı, "Satın almalar dahil kombine yatırım harcaması 2005'te 2.8 milyar dolar oldu, 2006 hedefi 5.9 milyar dolar" diyen Özaydınlı şunları söyledi: "Kombine ihracat cirosu 2005'te 6.2 milyar dolar oldu, 2006 hedefi 9.5 milyar dolar. 2005 yılında kombine yurtdışı ciro 8.5 milyar dolar oldu, 2006 yılında 12.3 milyar dolar olarak hedefleniyor" dedi.

Özaydınlı, 33 yıldan sonra enflasyonun tek haneli düzeylere gerilemesinin önemine dikkat çekerek, 2 yıl içinde reel faizlerdeki düşüşe paralel olarak genel bütçenin de fazla vermesinin beklendiğini kaydetti. Özaydınlı, "Bütün bunlar bir kaç yıl içinde özlem içinde beklediğimiz gelişmeler. Bu gelişmelere paralel olarak hızlı büyüme de gerçekleşmiş durumda. Bir yandan enflasyon düşerken, verimlilik artışlarına bağlı olarak son 5 yıldır Türkiye ekonomisi ortalama yüzde 7'nin üzerinde büyüme kaydetti" diye konuştu.

Özaydınlı, Türkiye'nin, 2006'da 382 milyar dolarlık milli geliriyle İsveç gibi ülkeleri geride bırakarak, dünya sıralamasında 16. sıraya geleceğini söyledi. Ekonominin giderek büyüdüğünün altını çizen Bülend Özaydınlı, son yaşanan karikatür krizine de değindi. Özaydınlı, son yaşanan karikatür krizinin, gerek batı ve gerek İslam dünyasıyla yakın ilişkileri bulunan Türkiye'nin ne kadar önemli bir rol üstlenebileceğini gösterdiğini belirterek, şöyle dedi:

"Bu tür ani krizlerin dışında da Türkiye'nin değişen dünya şartlarına uygun yeni stratejiler oluşturması zorunlu görülüyor. Önümüzdeki dönemin belirleyici faktörlerinden biri olan AB süreci kolay bir süreç olmayacak. Uyum ve yapısal değişim zaman alacak, kimi kesimleri de zorlayacak. Müzakerelerin olumlu biçimde sürdürülebilmesi Türkiye ekonomisinin geleceği açısından son derece önemli. Müzakere sürecinin ciddi bir çalışma ortamında beklenenden daha hızlı yürütülüyor olması güven verici olarak değerlendirilmekte."

"MALİ DİSİPLİNİN YAPISAL REFORMLARLA DESTEKLENMESİ İYİMSER BEKLENTİYİ ARTIRIYOR"

Bülend Özaydınlı, 2004 yılında 2.7 milyar dolar olan doğrudan sermaye yatırımlarının, müzakerelere başlama sürecinde 2005 yılında yaklaşık 9 milyar dolara ulaştığını ifade ederek, bu rakamın 2001-2004 dönemindeki 4 yıllık toplam tutara eşit olduğunu söyledi. Müzakere sürecinin kolay geçmeyeceğinin altını çizen Özaydınlı, "Müzakere süreci doğru değerlendirilirse, karşımıza çıkan bir çok riskin karşısında önemli mesafeler alırız. AB ile müzakere sürecinin başlamasıyla bu hususlarda sağlanan gelişmelere hepimiz şahidiz. Ortaya çıkmaya başlayan ve git gide artacağına inandığımız yoğun rekabet ortamı, verimliliğin her alanda artırılmasını zorunlu tutuyor. Bugün Türkiye'nin en büyük riks faktörü cari açık olarak görülmektedir. 2005 yılında büyüdüğü görülen cari açığın yüksek noktalara gelmesinin ana nedenlerinden birisi artan petrol fiyatları. 2004 yılında cari açık 15.6 milyar dolar iken, 2005 yılında 22.8 milyar dolara yükselmiştir" şeklinde konuştu.

Koç Holding CEO'su Özaydınlı, güven ve istikrar ortamının sağlanması için sadece hükümetin değil, herkesin üzerine düşen görevler olduğunu söyledi. Ana hedefin; 'özel sektörün tamamı için yatırım ortamını rekabet gücünü artıracak şekilde iyileştirmek, daha fazla doğrudan yatırımı teşvik etmek' olduğunu belirten Özaydınlı, "Türkiye'nin hedefi AB'nin üretim merkezi haline gelmek olmalıdır. AB üyeliği sürecinde Türkiye yılda 7-8 büyüme trendi yakalamalı. Onların hatalarını tekrarlamadan rekabet gücümüzü yatırımları özendirerek geliştirmeliyiz. Mali disiplinin yapısal reformlarla desteklenmesi iyimser beklentimizi artırıyor. Yapısal reform ve düzenlemeler mikro bazda da uygulanabilmeli. Yatırım yoksa vergi de yoktur, istihdam da yoktur, cari açıkta düşme de yoktur" diye konuştu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious