Koçyiğit ailesi, Ankara'daki yeni yaşamına alışmaya çalışıyor

  • Giriş : 07.05.2006 / 00:00:00

Kuş gribini Türkiye'ye tanıtan Koçyiğit ailesi, Ankara'daki yeni yaşamına başladı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Çocuklarının acısını üzerinden atamayan anne Marifet Koçyiğit, günde bir paket sigara içiyor, uykusu ise yalnız iki saat ile sınırlı. Evin gözbebeği Ali Hasan, üç nüfus eksikle yeni hayatına alışmaya çalışıyor. Bütün gün babasının kendisine aldığı bisiklete biniyor. Bir de, ilk defa Ankara'da yediğini söylediği ve "çok seviyorum" dediği dondurma kaçamakları yapıyor. Baba Zeki Koçyiğit ise, Hasan Ali'yi kendisine bırakan Allah'a şükrediyor. Onun alışamadığı tek şey, insanların birbirinden selamı bile esirgemesi.
Kuş gribi nedeniyle 15 yaşındaki Fatma, 14 yaşındaki Mehmet Ali ve 11 yaşındaki Hülya'yı kaybeden Koçyiğit ailesi Ankara'daki üç kişilik yeni yaşantılarına yaklaşık iki ay önce başladı. Aile, devletin kendilerine tahsis ettiği Eryaman'daki üç odalı evde yaşıyor. Baba Zeki Koçyiğit 75. Yıl Kültür Merkezi Tiyatro Salonu'nda çalışıyor. Mesaisi sabah 08:00'de başlıyor. Bazen eve 11:00'de geldiği oluyor. O işini sevdiğini söylüyor ancak ekliyor: "Ben oyunları seyretmeyi sevmiyorum. Ailemle gezmeyi seviyorum." Baba Koçyiğit, sık sık ailesini de alarak yakınında oturdukları parka gidiyor. Ailesi ile birlikte bir banka oturup, birer bardak çay içip ya da dondurma yiyip evine geri dönüyor.

Zeki Koçyiğit, 'çok büyük' dediği evlat acısına Allah'a olan inancı ile dayandığını belirtiyor. "Bize bu varlığı veren, her şeyin sahibi Allah. Hem verir, hem alır" diyen Koçyiğit ekliyor: "3 tane evladımız vardı. Ali Hasan'ı bize bağışladı. Bunu da alabilirdi."

Zeki Koçyiğit, Ankara'daki insanları biraz soğuk kanlı buluyor. "İnsanlara selam vermek istiyorsun, başka tarafa bakıyorlar" diyor ve devam ediyor: "Buna üzülüyorum. İnsanların sanki ölmeyecekmiş gibi bir tavrı var. İnsanlar ne kadar birbirine yakınlık ve sıcaklık gösterse o kadar daha iyi olur. İnsanlar birbirine muhtaç. Merhabalaşma, sıcaklık gösterme daha iyi."

Koçyiğit, bu durumun yalnızca kendisine yönelik olmadığının farkında olduğunu da belirtiyor: "Bana karşı bir önyargıları yok. Birbirlerine karşı da öyleler... Buraya gelmekten pişman değilim. Yeter ki insanlar birbirini sevsinler, sıcak baksınlar."

Altı yaşındaki Ali Hasan, evin gözbebeği. Günün büyük bir kısmını dışarda babasının kendisine aldığı bisiklete binerek geçirdiğini söylüyor. Yeni yeni arkadaş edinmeye başlayan Ali Hasan, bir de dondurma yemeyi çok seviyor. Hayatındaki ilk dondurmayı Ankara'da yediğini anlatan Ali Hasan, "En çok sütlü yiyorum" diyor.

Anne Marifet Koçyiğit ise, konuşmamayı tercih ediyor. Onun adına da eşi Zeki Koçyiğit konuşuyor. Zeki Koçyiğiti, eşinin henüz kaybettiği çocuklarının acısını dindiremediğini anlatıyor ve ekliyor: "Buraya geldik sigara içmeye başladı. Günde bir paket sigara içiyor. Uykusu ise hiç yok. Gece bir iki saat ya uyuyor ya uyumuyor."

Koçyiğit çifti, çocuklarının acısını Ali Hasan'a bir kardeş vererek azaltmayı düşünüyor. Zeki Koçyiğit, bunun için eşinin rahminde oluşan kistin alınması gerektiğini ekliyor. Zeki Koçyiğit, kendisine yardım eli uzatan yetkililerden ikinci bir ricada bulunuyor: "Eşimin psikolojisi bozuk. Bu konuda bir uzman doktor yardımcı olursa. Hem bu nedenle hem de tekrar oluşan kist için kontrole gitmesi gerekiyor."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious