Komisyona bilgi veren eski rektörün gözleri doldu

  • Giriş : 05.01.2006 / 00:00:00

Samsun 19 Mayıs Üniversiteisi'ndeki yolsuzluk, usülsüzlük ve kadrolaşma iddialarını araştırmak üzere kurulan Meclis Araştırma Komisyonu'na bilgi veren eski Rektör Prof. Dr. Osman Çakır'ın gözleri doldu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Samsun 19 Mayıs Üniversitesi'ndeki (OMÜ) kadrolaşma iddialarını ve keyfi uygulamaları araştırmak amacıyla kurulan TBMM Araştırma Komisyonu'nun dünkü toplantısına, usulsüzlük, keyfi yönetim, akademik personelin mağdur edilmesi iddiaları ile Cumhurbaşkanı Sezer'in rektör atamaları damgasını vurdu. AK Parti Samsun Milletvekili Cemal Yılmaz Demir başkanlığında yapılan toplantı, yaklaşık 5 saat sürdü.

Toplantıda ilk olarak şimdiki rektör Ferit Bernay'dan önceki rektör olan Osman Çakır dinlendi. Komisyon'a, döneminde yapılan işlerin fotoğraflarıyla yer aldığı ''Ondokuz Mayıs Üniversitesi 2000'' başlıklı bir kitap sunan Çakır, Üniversite'de akademik ve idari kadroya iki ayrı kutba bölünmüşlük görüntüsünün hakim olduğunu savundu. 19 Mayıs Üniversitesi'nde mevcut yönetimin hukuk dışı uygulamalara imza attığını ve kamu kaynaklarını kötü kullandığını öne süren eski rektör Çakır, "Benim dönemimde 200 dolayında geçici temizlik işçisi bulunmasına rağmen şu anda bu rakam ikibin dolayındadır. Bu da kamu kaynaklarının kötüye kullanılmasından başka bir şey değildir" diye konuştu.

Osman Çakır'ın eleştirilerinden Yükseköğretim Kanunu da nasibini aldı. Çakır, "Kanun, rektöre çok geniş yetkiler veriyor. Eğer bu yetkileri kullanan kişi, iyi niyetliyse çok iyi şeyler yapabilir. Eğer kötü niyetli ise üniversiteye, kamuya çok ciddi zararlar verebilir" dedi. YÖK'ün kurucu başkanı Prof.Dr. İhsan Doğramacı'nın 1992'de 2547 sayılı yasada rektör seçimiyle ilgili yapılan değişikliğe isyan ederek, düzenlemeyi protesto edip istifa ettiğini hatırlatan Çakır "O zaman ben bunun bu değişikliğin olumlu olduğunu düşündüm. Bugüne kadar yapılan uygulamanın sonuçlarını gördüğümde Doğramacı'nın eleştirilerinin çok yerinde olduğunu görüyorum" şeklinde konuştu.


REKTÖR SEÇME SİSTEMİ BÖLÜNMEYE YOL AÇIYOR


"Mevcut, sistemde rektör adayı ve rektör belirleme yönteminin çok ciddi mahzurları var. Mevcut sistem üniversiteleri bölüyor. Rektörlerin kendi seçmenini akademik kadrolara atadıkları bir seçim ne kadar demokratik olur" diyen Osman Çakır, akademik kadrolara yapılacak atamaların "objektif" kriterlere bağlanması gerektiğini ifade etti. Çakır, bir akademisyen adayının bütün istikbalinin rektörün inisiyatifinde olmasının mahzurları olacağını kaydetti.

Prof. Dr. Osman Çakır, özgeçmişini anlatırken konu, rektörlük seçimlerine geldiğinde duygularına hakim olamadı. 28 Haziran 2000 tarihinde yapılan rektörlük seçiminde Prof.Dr. Osman Çakır 297, Prof.Dr. Süleyman Çelik 73, Prof.Dr. Ferit Bernay 71 oy almıştı. Ancak Cumhurbaşkanı Sezer, seçimden üçüncü çıkan Ferit Bernay'ı Rektör yapınca akademisyenler sokaklara dökülmüş ve Ankara'ya yürümüşlerdi. Çakır, bu gelişmeleri anlatırken gözleri doldu.

Osman Çakır, kendisini rektörlük görevine atamamasının, Cumhurbaşkanı Sezer'in takdiri olduğunu dile getirerek, "Çocuklarıma bunu anlatamadım. 4 yıl başarıyla üniversiteyi yönetmeme rağmen, ne yaptım ki beni rektörlük görevine atamadı. O kadar takdirnamem, başarım varken; eski Cumhurbaşkanı Sayın Demirel, hakkımda o kadar takdir yazısı yazmışken birkaç ay önce Cumhurbaşkanı olan Sayın Sezer'in beni rektör olarak atamamasına çok üzüldüm. Seçimde birinci olmuşken, üçüncü sıradaki arkadaşımızın rektör olarak atanmasını, tüm başarılarıma rağmen Sayın Cumhurbaşkanı'nın beni rektör olarak atamamasını, çocuklarıma anlatamadım" diye konuştu. Bu sözleri söylerken duygulanan Çakır'ın gözleri doldu.

CHP Samsun Milletvekili İlyas Sezai Önder, Osman Çakır'a "Siz eski rektörsünüz. Madem üniversite ikilik çıkıyor, kamplaşma meydana geliyor. Buna niye müdahil olmadınız" diye sordu. Soru Üzerine Osman Çakır, "Rektöre birkaç kere mektup yazdım. Cevap vermedi. Ayıca basit bir konuda basına bilgi vermiştim. Basına bilgi verdiğim için hakkımda soruşturma tebligatı yaptı. Eski bir rektör olarak bu muameleye çok kırıldım ve bir daha rektörle diyaloğa girmedim" dedi.

OMÜ Tıp Fakültesi öğretim üyesi Doç.Dr. Ömer Kuru ise, en kıdemli fizik tedavi doçenti olduğunu belirtirken "6 yıldır profesörlük kadrosu bekliyorum" dedi. Kuru, OMÜ yönetiminin keyfi ve yanlı yönetim anlayışı sergilediğini savundu. Doç.Kuru, "mağdur edildiğini " savunurken şöyle konuştu: "Rektörlük, demirbaş listesinde kayıtlı bir koltuk takımını kaybettiğim iddiasıyla hakkımda düzmece bir soruşturma açtı. Üniversite'nin soruşturmacı olarak görevlendirdiği akademisyen bile, koltuk takımının var olduğu söylendiği halde, var mı yok mu diye tespite dahi gelmedi. Ve benim hakkımda 'kamu görevinden çıkartma' cezası talep ettiler. Ancak YÖK Genel Kurulu, maddi bir delil olmadığını bildirerek cezayı onaylamadı. YÖK'ten beni aradılar. Tespit için mahkemeye gittim, geldiler, baktılar, koltukların var olduğunu tespit ettiler ve mesnetsiz suçlamadan ve ceza tehdidinden kurtuldum."

Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Ertuğrul Bayraktarkatal ise bir yıldır rektör yardımcısı olduğunu anlatırken, Rektör Ferit Bernay yönetimine yapılan suçlamaların mesnetsiz olduğunu iddia etti. Konuyla ilgili iddiaları hatırlatan Bayraktarkatal, "Trilyonluk matbaa kapalı dururken, baskı işlerinin dışarıya verildiği iddia ediliyor. Üniversitenin trilyonluk matbaası yok. 1984'te kurulmuş bir matbaası var. Trilyon etmez. Renkli baskı yapabilecek bir matbaa değil. Ufak tefek baskı işleri yapılıyor. Matbaa tamamen kapatılmış değil" dedi.

TBMM Araştırma Komisyonu, son olarak OMÜ Öğretim Üyeleri Derneği OMÜ-DER Başkanı Prof.Dr.Yusuf Demir'i dinledi. 150 kadar akademisyenin derneklerine üye olduğunu ve 5 yıldır faaliyette olduklarını anlatan Demir, Üniversite yönetiminin OMÜ-DER'e ve üyelerine haksız uygulamalar yaptığını savundu.

Prof.Dr.Demir, daha sonra 19 Mayıs Üniversitesi'nde Bernay döneminin 5 yıllık koronolojik özetini yaptı. Rektör Bernay'ın "keyfi yönetim ve kadrolaşma" olarak nitelendirdiği uygulamalarına örnekler veren Demir, akademisyenlere "büyük haksızlıklar" yapıldığını savunurken "5 yıl içinde 500'e yakın soruşturma açarak, 100'e yakın öğretim üyesinin kadrosunu geciktirerek, yine bir o kadar öğretim üyesinin kadrosunu vermeyerek insanları mağdur ediyorlar" dedi.

Prof.Dr. Demir, şunları da kaydetti: "Sabah işine öğretim üyesi olarak giden birisi akşam evine bir sarı zarfla işsiz dönebilmektedir. Bu insan, çocuklarına durumu izah etmekte güçlük çektiği için günlerce sabah işe gidiyormuş gibi çıkıp günlerce sokaklarda dolaşmıştır. Yıllarını üniversiteye vermiş insanlar bu tür uygulamalar karşısında mağdur olmuştur."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious