Komutanın itirafı: Öcalan asılmalıydı!

  • Giriş : 12.11.2007 / 09:20:00
  • Güncelleme : 12.11.2007 / 09:32:53

Hilmi Özkök, sınır ötesi operasyonun terörü bitirmeyeceğini söylerken,Kenan Evren Kürtçe’yi yasaklamakla hata yaptıklarını itiraf etti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Ulusal bir gazetenin, terör örgütüyle savaşmış komutanlarla yaptığı röportajları içeren ’Komutanlar Cephesi’ adlı kitabında, PKK’yla ilgili çarpıcı tespitlere yer verildi. Kitapta Hilmi Özkök, sınır ötesi operasyonun terörü bitirmeyeceğini söylerken, Kenan Evren Kürtçe’yi yasaklamakla hata yaptıklarını itiraf etti. Bölgeyi, PKK’yı ve dönem şartlarını çok iyi bilenlerin, bazı ilginç tespitleri özetle şöyle:

BİR NEVİ TÜRK PKK’SI

Orgeneral Doğan Güreş: "(Özel Kuvvetler konusunda) İlk taburu Ankara’da kurduk. O tabur dağlarda, ovalarda eğitim yaptı. Doğada mücadeleyle yaşadılar. Arazi koşullarına alıştılar. Hepsi özel bir asker oldu. Ellerinden her şey gelir. Çok dayanıklı, sağlam, güçlüdürler. Çok iyi silah kullanırlar. Eğitim tamamlanıp birlik istenilen düzeye gelince Kemal Paşa onları alıp Güneydoğu’ya gitti. Güneydoğu’nun gizli kahramanlarıydılar. Bir nevi Türk PKK’sı. Dağlarda gezer, teröristler gibi dağlarda, o koşullarda yaşar. Teröristi dağda bulur ve etkisiz hale getirir."

HAREKAT ÇÖZÜM MÜ ?

Orgeneral Hilmi Özkök: "(Sınır ötesi operasyon için) Son zamanlarda, kamuoyunda böyle bir beklenti geliştirildi. Sanki, Irak’ın kuzeyine bir harekát yapılırsa bu iş biter. Şehitler verilmez. Hayır, bitmez. Neden bitmez? Daha evvel sınır ötesi harekátlar yaptık. Karşı taraftaki silahlı unsurların büyük bir stratejik derinliği var. Bir tane torbası var, vuruyor sırtına 200 kilometre gerilere gidiyor. Onu tanıyan, bilen, destekleyen insanlar var gittiği yerlerde. Ama, bu harekátın faydası yok mu? Var tabii. Büyük bir irade ortaya koyuyorsunuz. ’Ben bu işi bitirmeye kararlıyım ya da ben bu örgütün istediği şeyin yapılmasına asla müsaade etmeyeceğim’ mesajı vermiş oluyorsunuz."

İŞİN ŞAKASI YOKTU

Orgeneral Aytaç Yalman: "Aslında Türkiye’nin sorunu henüz sosyal boyuttayken görmesi ve doğru okuması gerekirdi. Bu yapılabilseydi, sorun belki sosyal aşamadayken çözülebilirdi. Bu açıdan baktığımızda, o aşamada sorunun kendini ifade olarak tarif edildiğini görüyoruz. Dilini konuşmak, şarkısını, türküsünü dinlemek, kültürünü yaşamak istiyor. Oysa, bizler o dönemde, ’Kürt yoktur’ diye eğitilmişiz. Sosyal istekleri ’yıkıcı faaliyet’ kapsamında görüyoruz. Bu durum iki noktayı gösteriyor: 1- Biz olayın sosyal yönünü görmemişiz, dolayısıyla sorunu zamanında görmemişiz, 2- Bir asimilasyon olmamış... Bence, ABD Irak’a müdahaleye çok önceden karar vermişti. Irak’a müdahale ederken Kürtlere dayanmak istiyordu. Bu işi Barzani ve Talabani desteğiyle yapmayı planlıyordu. Abdullah Öcalan, Barzani ve Talabani’ye alternatifti. Bana göre ABD, Barzani ve Talabani’yi güçlendirmek, manevra alanlarını genişletmek için Öcalan’ı Türkiye’ye teslim etti. Barzani ve Talabani için hem Öcalan’ı alternatif olmaktan çıkardı hem de Türkiye’yi memnun etmiş oldu. Ama PKK’yı da tümüyle sıfırlamadı."

Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı: "Geçmişteki kalkışmalar, örneğin Şeyh Sait olayı, PKK olayına göre şuursuz hareketlerdi. PKK ise örgütlü, organize, dış desteği yüksek, ayrı bir devlet hedefine yoğunlaşmış tam bir isyandır. Türkiye’de tehlikeli bir gidiş var. İsyanın amacı ayrı bir devlet kurmak, Türkiye’yi parçalamaktır. Olayı bir kimlik sorunu gibi başlattılar. Bu çok tehlikeli ve yanlış bir ayrımdır. Türkiye’nin kimliği Türktür. Başka kimlikler ortaya çıkarırsanız bu diğerleri için de emsal olur. Bu açıdan bakınca Türkiye’nin geleceğini iyi görmüyorum. Terörle mücadele sadece askerin işi değildir. Bana göre teröristle mücadelede baskın faktörü olmazsa risk artar. Biz yaptığımız sınır ötesi harekátta bu esasa uyduğumuz için başarılı olduk. Önceden ilan edilerek baskın yapılmaz. Bunun zararını da geçmişte gördük. Irak’la hududumuz dağların zirvesinden geçiyor. Bu, İngiltere’nin işi. Bir yerde İngiliz parmağı varsa dikkat edeceksiniz. Dağların zirvesindeki sınırı nasıl kontrol altına alacaksınız? PKK bu coğrafi zorluğu kullanıyor. Bunlar ilerisi düşünülerek çizilmiş sınırlar."

KÜRTÇE YASAĞI HATA

Orgeneral Kenan Evren: "12 Eylül’de bir hatamız da oydu. Kürtçe konuşmayı yasakladık. Şöyle yasakladık: Konuşmalarda, mitinglerde, şurada burada Kürtçe konuşulmayacak. Okulda filan Kürtçe tedrisat yapılamaz dedik. Neden dedik? Ben Devlet Başkanı’yken, bir köyde ilkokula gittim. Açtım kitabı, oku şunu dedim çocuğa. Kem küm, çocuk okuyamıyor. Kızdım. Öğretmene döndüm, ’Dördüncü sınıfa gelmiş, Türkçeyi okuyamıyor, bu nasıl iş?’ dedim. Sonradan anlaşıldı ki, öğretmen de Kürt. Kürtçe yapıyor tedrisatı. Döndüm ve Kürtçe yasağını koyduk. Ama, biraz ağır yasak koyduk. Sonra bu yasak kaldırıldı, ama hataydı. Hata olduğunu sonradan anladım. Güneydoğu’da hizmet verecek memurun Kürtçe de bilmesi lazım. Cumhurbaşkanlığından ayrılmıştım. Cumhurbaşkanı Özal’dı. Marmaris’te bana geldi. Dedi ki: "Bu ABD’nin Irak harekátı sırasında biz de kuzeyden girelim, bu Musul meselesini halledelim, ne dersiniz?" O zaman kendisine dedim ki: "Sakın ola böyle bir şey yapma. Çok zor bir harekáttır ve oraya girdikten sonra burnunu çamurdan kurtaramazsın. Öcalan’ın idam cezasının uygulanmaması da hataydı."

DEVLET GİDİYORDU

Orgeneral Necati Özgen: "Şırnak olayı, terör örgütüne devletin varlığının gösterildiği olaydır. Devlet gidiyordu neredeyse. Tugaydaki duvarın dibinde yatıp kalktık bir ay boyunca. Şehrin içi teröristle dolmuş, haberimiz olmamış. Neredeyse PKK bayrağı çekecekler. Hiçbir yer güvenli değil. Tam bir isyan görüntüsü. Şehre baktığın zaman sadece bina olarak görmeyeceksin bölgede. O binaların altında mağaralar, dehlizler var. Teröristler de bu mağaraları dehlizleri kullanırlar. Halkın içine karışmış, evlerden ateş yağdırıyorlar. Bir komutan asgari risk almasını bilecek. Eşref Paşa’nın şehit olduğunu duyunca kahroldum. O kadar severdim yani. Herşeyi beraber yapmışız yani düşünün. O kadar severdim ki Eşref Paşa’mı, apoletleri bendedir hálá."

1 MART GEÇMELİYDİ

Korgeneral Hasan Kundakçı: "(1986 yılı için) O dönemde PKK’ya destek belki çok az vardı. Teröristin içerisinde çocuğunu görünce sahiplenmezdi. Teröristler Mao’nun taktiğini uyguluyorlardı. Başlangıçta gerçekten Silahlı Kuvvetler gereken ilgiyi gösterdi. Fakat politik alanda yeterli ilgi gösterildiğini kabul etmiyorum. Siyasetçiler biraz küçümsediler olayları. PKK’lıların o zaman en çok korktuğu olaylardan birisi de şudur. Teslim. Yakalanıp, Türk yargısının önüne çıkmak. Abdullah Öcalan’ın başına da bu gelmiştir. Ama biz bundan yararlanamadık. 1 Mart tezkeresinin geçmemesi hata oldu. Kırılma noktası oldu bence."

ÖCALAN ASILMALIYDI

Korgeneral Altay Tokat: "Apo yargılandı, mahkeme idam kararı verdi. Yargıtay onayladı. TBMM’nin mahkeme kararını onaylaması gerekiyordu. Ama mahkeme kararını o günkü DSP-MHP-ANAP koalisyonu Meclis’e göndermeyip bekletti. Apo bir anlamda affedilmiş oldu. Bu şekilde yapılan tarihi ve stratejik hata ile marjinal düzeye indirilen PKK’nın sıfırlanması önlenmiş oldu. Örgüt moral kazandı. Terör ve illegal örgütlerin tamamen bitirilmesi için başta lider olmak üzere üst düzey yöneticilerinin yok edilmesi kuraldır. Apo idam edilmediği gibi idam kaldırıldığı için tehlikenin boyutu artmıştır. Teröristler için idam cezası getirilmelidir."

BIG GAME BAŞLADI

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel: "PKK, başlangıçta iki çapulcunun yaptığı hareket olarak küçümsenmiştir. Fakat, zamanla görülmüştür ki öyle değil. Ucudur o hadisenin, altı var. PKK terörü başladığında asker bu çeşit bir mücadeleye hazır değildi. Yani asker sahra savaşına hazırdır, oysa bu gerilla savaşıdır. Ne kadar halkın bir bağımsızlık hareketine veya yeni bir devlet kurulmasına ihtiyacı olmasa da, o propaganda geçersiz sayılmayacak bir propagandadır. Türkiye ayrılabilir mi? Türkiye’de halk ayrılabilir mi? Bu imkánsızdır. Kürtçe eğitim dili Türkiye’ye bölünmeye götürür. Big Game (büyük oyun) başlamıştır ve önümüzdeki on sene içinde birtakım şeyler olacaktır."

Hedefleri Türkiye’yi bölmek

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ: "Bölücü terör ve ayrılıkçı hareketin temelinde etnik milliyetçilik bulunmaktadır. Hedefleri ise ulus devlet ve üniter devlet yapısının ortadan kaldırılmasıdır. Daha sonraki hedeflerinin de ülkenin bölünmesine yönelik olacağı unutulmamalıdır. Türkçenin dışında, bazı etnik grupların kendi dillerini öğrenmek istemelerini kabul etmek ve bu isteğe saygı göstermek farklı bir durumdur, bu dillerde eğitim ve öğretimi kabul etmek ise çok başka bir durumu ifade eder. Bölücü terör örgütünün Irak’ın kuzeyinde barınması ve bu bölgeden beslenmesi, ABD ve Irak’ın bu terör örgütüne karşı hiçbir yaptırımda bulunmaması ve bugüne kadar bu konuda olumlu, elle tutulur sonuca ulaşmaması, diğer önemli sorunu oluşturmaktadır. Belki Türkiye’nin bulunulan şartlarda tek başına Irak’taki gelişmelere yön verebilecek güce sahip olmadığı söylenebilir, ancak Türkiye’nin gelişmeleri engelleyebilecek, maliyetini arttırabilecek bir güce sahip olmadığı da söylenemez. Türkiye’nin Irak’la ilgili kaygı ve sorunları Türkiye-ABD ilişkilerini etkilemektedir."

MİLLİYET

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious