Konuşursam yer yerinden oynar!

Konuşursam yer yerinden oynar!.14485
  • Giriş : 03.12.2007 / 20:54:00
  • Güncelleme : 03.12.2007 / 20:57:37

Yeri yerinden oynatacak ne olaylar yaşanır da, bu ülkede yaprak kımıldamaz!

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


NEDİM HAZAR yazdı...

Bu ülkenin en büyük sıkıntılarından biri, belki de birincisi, ehil olmayan kişilerin habire konuşması, konuşması gerekenlerin susmasıdır. Hatırlayınız lütfen Susurluk türü skandalları ve sonrasını.

Önüne gelen bu konuda atıp-tutarken, bir sürü boş adam bu konuda uzman ayağına yazı dizileri, kitaplar yazarken, meselenin kahramanları ağızlarını açmamışlardı. Ve yine bu ülkenin en büyük tehditlerinden biridir; 'Konuşturmayın beni!' yahut 'Bir konuşursam yer yerinden oynar...' Oysa yeri yerinden oynatacak ne büyük olaylar yaşanır da, bu ülkede yaprak kımıldamaz!

Geçtiğimiz gün yaşanan acı kaza sonrası ortalıkta gezinen geveze insanların dışında ne düşen uçağın şirketi, ne kiraya veren firma, ne bu ülkenin hava yönetimi adam gibi bir açıklama, insanları teskin edici bir demeç vermedi. Bunun yerine abuk-sabuk savunma refleksi, 'suç bizde değil şunlarda' saçmalığı sergilendi hep. deprem uzmanlarından sonra uçak uzmanları üşüştü ekranlara. Bir sürü yeni kavramımız oldu sektöre dair. Artık 'fay' yerine 'VOR-Inbound' gibi terimler gündelik hayata girdi. Belediye otobüsünde işe giden kaportacı kalfası arkadaşına, 'Abi kulenin suçu yok, adamlar inbound vermiş' diyordu mesela!

Mevzuun esas muhatapları ise bu ülkenin bir sorumluluk geleneği olarak yıllardan beri yaptığı gibi, susmayı tercih etti hep. Hâlâ bu öldüren suskunluktan ders almamış olmamız bana tuhaf geliyor artık.

Evet, böyle bir huyumuz var. Zannediyoruz ki, kimse konuşmazsa her şey normale dönecektir. Bu düşünceyi savunanların çok önemli ve kısmen haklı oldukları bir gerçek var; çünkü bu ülkenin hafızasızlığı her şeyinin üzerindedir. Biz Türkler kadar çabuk unutan bir başka topluluk yoktur zira! Bu düşüncede olanlardan biri de, havacılıkla ilgili derneğin bir başkanıydı. Adamcağız, 'Birkaç gün içinde her şey normale döner.' diyordu. Belki haklı olabilir, ama öyle olmamalı. Tekrar aynı acıyı yaşamamamız için, asla birkaç gün içinde her şey eskisi gibi olmamalıdır.

Üstelik bir şey daha var. Biz unutkan olabiliriz, ama acaba başkaları da öyle mi? Bizim konuşmayınca çözdüğümüzü sandığımız o kadar çok şey var ki! Ve bunların hemen hepsi şu anda önümüzde kocaman bir sorun olarak duruyor. Canımızı yakıyor, içimizi acıtıyor üstelik. Alın size Ermeni soykırımı iddiaları... Alın size Kürdistan olayı... Kıbrıs gerçeği vs...

Konunun ilgilileri, uzmanlar, yetkililer yıllardan beri Kuzey Irak konusunda bir şey yapmamayı politika olarak gördüler. Sandılar ki, biz kulağımızı ve ağzımızı kapatırsak burada hiç gelişme olmayacak! Keza Ermeni soykırım iddialarında da öyle... Ne üniversitelerimiz, ne siyasilerimiz, ne araştırmacılarımız bu konuda bir şey demeye lüzum görmediler. Kıbrıs'ın da bunlardan çok farkı yoktu elbette. Tuhaf bir çözümsüzlüğü sürekli hale getirmeyi çözüm zannettik. Oysa elin oğlu öylece durmadı tabii biliyorsunuz.

Şimdi bütün bu mevzular hep beraber üzerimize gelince ne yapacağımızı şaşırdık. Dün olduğu gibi bugün de bu konuda ağzını açanı hain olarak lanse etmeye alıştığımız için, kimse bir şey demeye yahut çözüm üretmeye de yanaşmıyor. Ve olaylar hep aleyhimize işliyor.

Yazık değil mi bu ülkeye? Yazık değil mi gelecek nesillerimize?

Kazayı yapan uçağın ait olduğu şirketin benzeri bir politikayı uygulamaya soktuğunu görüyoruz. Konuyla ilgisiz bin bir çeşit model gevezenin olmadık iddiaları her gün çarşaf çarşaf haykırırken konunun ilgili bakanlığının da benzeri bir politikayı uyguladığını söyleyebiliriz.

Konuşması gerekenlerin sustuğu, susması gerekenlerin ağzını kapatmadığı bir memlekete döndü bu ülke! Belki gerçekle yüzleşmenin fobisi, belki tuhaf bir 'adam sen de'cilik, bilemiyorum... Bildiğim, bu çarpık suskunluk ve dengesiz gevezeliğin bu ülkenin başına daha çok iş açacağı.

Bu tür trajik hadiseler sonrasında insanlar bir süre sonra kurban öykülerine odaklanıp, sebep-sonuç ilişkilerini unutabilirler. Ne zamana kadar? Bir uçak daha düşüp, aynı delikten tekrar sokulana kadar. Bu millete yakışmıyor aynı delikten defalarca sokulmak.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious