Konut sigortasında gerideyiz

  • Giriş : 16.08.2006 / 00:00:00

DASK 5 sene içerisinde sigortalı konut sayısını ikiye katlayacak.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


17 Ağustos 1999'da çok büyük can ve mal kaybına sebep olan Marmara depremi sonrasında zararların en aza indirgenmesi amacıyla kurulan Doğal Afet Sigortalar Kurumu, geçen 7 yılda 2,5 milyon konutu sigortaladı. Ancak bu rakam toplamın sadece yüzde 20'sine denk geliyor. Amaç 2010 yılına kadar bu rakamı iki katına çıkartmak, uzun vadede ise yaklaşık 13 milyon konutun tamamını teminat altına almak.
Şu anda geçerli olan deprem bölgeleri haritası esas alındığında yüzde 96'sı deprem bölgelerinde, nüfusun ise yüzde 98'i bu bölgeler içerisinde bulunan Türkiye'de, zorunlu deprem sigortası kapsamında bulunan konutların sayısı 2,5 milyona ulaştı. 17 Ağustos depreminin ardından başlatılan zorunlu deprem sigortası uygulaması DASK tarafından yürütülüyor. DASK'ın hedefi 2010 yılında 5 milyon konutun depreme karşı teminat altına alınması.

DASK'A KATILIMIN ARTMASI, deprem SONRASINDA DEVLETİN YÜKÜNÜ PAYLAŞTIRIYOR

Dünyada Kaliforniya ve Yeni Zelanda'da benzer uygulamaları bulunan DASK, kamu ve özel sektörün bir arada işleyişi açısından da örnek bir uygulama teşkil ediyor. DASK'ın dünya çapında örnek alınacak bir sistemi bulunuyor. DASK aracılığı ile Zorunlu deprem Sigortası alan ve evini sigorta almak üzere başvuranların ödediği primler bir havuzda toplanıyor. Böylece bu havuz sistemi ile vatandaşlara riskle ilgili oluşabilecek kayıpları telafi etme imkanı sağlanıyor.

Yurt içinde risk paylaşımı sağlanırken, aynı zamanda deprem hasarlarının neden olacağı mali yük sigorta yoluyla uluslararası ve sermaye piyasalarına dağıtılabiliyor. Bu da devletin depremlerden kaynaklanan mali yükünün azaltılmasını sağlayarak, muhtemel ek vergiler ile bu hasarın sağlanması yoluna gidilmesi önlenmiş oluyor.

ZORUNLU deprem SİGORTASI HALA "ZORUNLU" DEĞİL, SİGORTA BİLİNCİ ZAYIF

DASK İdarecisi Garanti Sigorta Genel Müdürü Hasan Güller, Zorunlu deprem Sigortası'nın (ZDS) yaygınlaşması için ZDS'ye ilişkin düzenlemenin Kanun Hükmünde Karaname şeklinden çıkartılması ve Başbakanlığa sevk edilen Doğal Afet Sigortaları Kanun Tasarısı'nın yasalaşmasının çok önemli bir adım teşkil edeceğini belirtti. Güller: "Bu yasa çerçevesinde cezai yaptırımlar ortaya çıkacak. Böylece Motorlu Taşıt Vergisi konusunda olduğu gibi herkes bu konuda farkındalık ve bilinç sahibi olacak. ZDS ek bir vergi değildir, ödediğiniz prim karşılığında, evinizde oluşacak hasarın giderilmesi için sunulan, diğer sigorta ürünleri bir hizmettir" dedi.

ZDS'nin yaygınlaşmasının önündeki bir diğer büyük engel ise, Türk halkında "devletin nasıl olsa hasarları ödeyeceği" yönündeki yanlış algılamadan kaynaklanıyor. Hasan Güller: "DASK'ın bir devlet kurumu olduğu ve devletin de zaten bir depremde yardım edeceği algısı, ZDS yaptırmanın gerekli olmadığını düşündürüyor. Oysa ki uluslararası kaynaklara riski plase eden ve paylaşan bu örnek sistem, devletin yükünü de azaltır. DASK 24 sigorta şirketini ve 15 bin acente ile koordine çalışan özel bir yapıya sahip" dedi.

ZDS'Yİ YAYGINLAŞTIRMAK İÇİN ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR

Hasan Güller, bu zorluklara rağmen, ZDS sayısını artırdıklarını ve DASK'ın hedefinin 2010 yılında sigortalı konut sayısını 5 milyona yükseltmek olduğunu söyledi. Sistemdeki bazı küçük değişkliklerle şirket ve acentelerin de konuya ilgisini yoğunlaştırmak için prim teşviki uygulamasını başlattıklarını söyleyen Güller, poliçe sayısında yüzde 5'lik bir artış için yüzde 1, yüzde 5 ila 10 arası artış için yüzde 1,5 ek komisyon verdiklerini belirtti.

Bu güne kadar devletin bu konuda maddi anlamda bir desteği olmaksızın bu rakamlara erişildiğini hatırlatan Güller şunları söyledi: "Devlet bölgelere göre risk oranlarına göre bir katkı yapsa, devletin üzerinde bulunan önemli bir risk de yurtdışı reasürans piyasalarına satılmış olacak. Aynı zamanda da vatandaşın üzerindeki yük hafifleyecek."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious