Köşk tartışması alev alev

  • Giriş : 21.03.2007 / 00:00:00

Erdoğan ve Baykal arasındaki Köşk tartışması büyüyor

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


'Sayın Öcalan' dediği iddialarına sert yanıt veren Başbakan Erdoğan, "19.dönemde Meclis çatısında terör örgütü yöneticileriyle birlikte değil miydiniz? Sayın Baykal vatanseverlik konusunda bizimle aşık atamazsınız" dedi..

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP lideri Baykal'ın iddialarına sert çıkarak, "Cemaziyelevvelini karıştırmaya kalkarsak kimin kime yakın olduğu çok daha iyi ortaya çıkar. 19'uncu dönemde Meclis çatısında terör örgütü yöneticileriyle birlikte değil miydiniz? Sayın Baykal vatanseverlik konusunda bizimle aşık atamazsınız" dedi.

OĞLUYLA İLGİLİ İDDİALAR

Başbakan Erdoğan, "Benim oğlumun iki ortaklı bir şirketi var. Aldıkları gemi 16 yıllı ufak bir koster, 2.5 milyon dolar. 500 bin dolar peşinat ve banka kredisiyle alındı. Gemi kazancıyla kendi taksitini ödeyecek" dedi.

MEDYAYA ÇIKIŞTI

Başbakan Erdoğan, "Bu medyanın sancısını biliyoruz, sancılarının ne olduğu belli. Neyin ne olduğunu Maliye zaten takip ediyor. Böyle belden aşağıya vurarak bir şey bulamazsınız" dedi.

BAYKAL'IN DÜŞTÜĞÜ ÇUKURA DÜŞMEYECEĞİM

Erdoğan, "Anamuhalefet partisi lideri müsrif tüccar gibi hep eski defterleri karıştırıp duruyor. Millet bunlara güvenmediği için hiç iktidar yapmadı. hep kenardan köşeden koalisyon ortağı oldular. şimdi belden aşağıya vuruyorlar, ben anamuhalefet liderinin düştüğü çukura düşmeyeceğim" diye konuştu.

BAYKAL: BAŞBAKAN TELAŞ İÇİNDE

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ''büyük bir telaş içinde olduğunu'' savunarak, ''Ortaya attığımız somut iddialara net cevaplar vermek yerine sadece bana hakaret ederek konuyu savuşturmaya çalışıyor'' dedi.

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Deniz Baykal'ın başkanlığında toplandı. Alınan bilgiye göre, toplantı devam ederken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın partisinin il başkanları toplantısında yaptığı konuşmanın haber metni Baykal'a iletildi. Baykal, haber metnini okuduktan sonra yaptığı değerlendirmede, ''Bunlar, Başbakan'ın içine düştüğü durumu gösteriyor. Büyük bir telaş içinde. Bizim ortaya attığımız somut iddialara net cevaplar vermek yerine, sadece bana hakaret ederek konuyu savuşturmaya çalışıyor'' dedi. Söz konusu iddialarının belgelerini ortaya koyduklarını belirten Baykal'ın, şunları söylediği öğrenildi:

''Belgeleriyle ortaya koyduğumuz gibi Abdullah Öcalan'a iki defa 'sayın' dedi mi, demedi mi? Şehitleri 'kelle' diye niteledi mi nitelemedi mi, bunun cevabını bekliyoruz. Öyle birşey söylemediyse bunu açıklamasını ya da Türk milletinden özür dilemesini bekliyoruz. Ama Başbakan bunu yapmıyor. Sadece bana hakaret ederek konuyu savuşturmaya çalışıyor.''

Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) Adalet Bakanlığı Müsteşarı katılmadığı için, boş Yargıtay ve Danıştay üyeliklerine seçim yapmak üzere toplanamadığını kaydeden Baykal, bunun anayasal rejim açısından ciddi bir soruna yol açığını savundu. Konuyu yarın gündem dışı bir konuşmayla TBMM gündemine getireceklerini de kaydeden Baykal, daha sonra da takipçisi olacaklarını ve TBMM'de gerekli tavrı ortaya koyacaklarını söyledi.

Baykal, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in iade ettiği Petrol Yasası'nın tekrar TBMM gündemine alındığına dikkati çekerek, ''Ulusal çıkarlarımızı gözetmeyen, Türkiye'de üretilen petrolün memleket ihtiyacı için ayrılmasını öngörmeyen bir yasanın, Cumhurbaşkanı'nın vetosundan sonra tekrar gündeme getirilmesi son derece yanlış. Yabancı şirketler istedi diye Türkiye'de yasa çıkarılması teslimiyetçi bir tavırdır ve ulusal bağımsızlığımıza aykırı düşmektedir'' diye konuştu.

CİNDORUK: MAHKUMİYETİ VAR, ERDOĞAN KÖŞKE ÇIKAMAZ

Öte yandan Yargıtay eski Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda ortaya attığı 367 savından sonra TBMM eski Başkanı Hüsamettin Cindoruk'tan da tartışma yaratacak bir görüş geldi.

Cindoruk, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Siirt'teki konuşması sonucu 312'nci maddeden aldığı 10 aylık Yargıtay'ın mahkumiyet kararını dayanak göstererek, cumhurbaşkanlığı seçimini taraflardan birinin ya da ana muhalefet partisinin Anayasa Mahkemesi'ne götürebileceğine dikkat çekti.

Bugünkü şekliyle Erdoğan'ın adaylığına engel bir hali olmadığını kaydeden Cindoruk, Erdoğan hakkında 312'den verilmiş mahkumiyete ilişkin Yargıtay'ın kesin hükmü olduğunu anımsattı.

Cindoruk, Yüksek seçim Kurulu'nun Erdoğan'ın milletvekilliğine engel teşkil etmediğine karar verdiğini, ancak YSK'nın bir mahkeme olmadığını, YSK'nın kararlarının sadece ilgili seçimleri ilgilendirdiğini belirtti.

YSK'nın kararlarının mahkeme kararı olmadığını, kamu hukukunu bağlayıcı nitelikte olmadığını vurgulayan Cindoruk, şöyle konuştu:

"Şimdi, Anayasa Mahkemesi şöyle bir inceleme yapacaktır. Milletvekilliğini engel teşkil eden bir karar varsa bu karar Cumhurbaşkanı niteliğine de ilişkin bir karar aynı zamanda.

Şunu yorumlayacak. Bu kararın varlığı Cumhurbaşkanı için aranan milletvekilli yeterliliği içine giriyor mu, yoksa bu karar varken geniş bir yorum yaparsa, milletvekili seçilme şartının gerçekleşmediğini söyleyebilir. Böyle bir tartışma açılabilir."

Cindoruk, bu yönde bir başvurunun TBMM Başkanlığı'na yapılması halinde mevcut hukuki prosedür nedeniyle reddedileceğini tahmin ederek, "Hem seçim kararını hem de meclisin ret kararını Anayasa Mahkemesi'ne götürüp bir yargı denetiminden geçirmekte fayda var. Ama ana muhalefet partisi bunu yapmazsa Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı adaylığı geçerli olur" dedi.

DOĞRU BİR ŞEY SÖYLÜYORUM

Cindoruk, değerledirmelerini şöyle sürdürdü:"Ortada kesinleşmiş bir yargı kararı var iken o karar milletvekiliği niteliğini seçilme yeterliliğini kaldırıcı nitelikte olduğu halde, Cumhurbaşkanı acaba bu niteliği kazanmış mıdır diye bir tartışmayı Anayasa Mahkemesi yapabilir. Benim söylediğim o, çok da doğru bir şey söylüyorum.

Çünkü, cumhurbaşkanlığı çok önemli bir konum. Cumhurbaşkanlığı milletvekilliğinden ayrı özellikler taşıyor. Bu özelliklerin bir tanesi de yüzde 100 hiç milletvekiliğine mani olacak bir halin olmamasıdır.
Ama geçmişte bu mani olan, bu yüzden adaylığı iptal edilen sonra YSK kararı, yargı kararı ile değil parlamentoya gelen başbakan olan bir zat Cumhurbaşkanı olabilir mi?

Ortada adli siçil kaydı var. Siyasi geçmişinde milletvekilliği sıfatını alabilme imkanı kaldırılmış bir kişi Yargıtay kararının geçerliliği sürdükçe tekrar cumhurbaşkanlığı için yeterlilik belgesi alabilir mi.Yani buna biz hukukta genişletici yorum deriz. Böyle bir genişletici yorumu Anayasa Mahkemesi yapabilir.

Böyle bir hukuki denemeyi anamuhalefet partisi yaparsa Anayasa Mahkemesi de bir karar verir. Başka kişiler ilerde daha başka suçlardan mahkum olup da zaman aşımı, memnu hakların iadesi gibi konularla adli sicilleri kaldırılmışsa Cumhurbaşkanı olabilirler mi? 312'nci maddenin kaldırılması falan hiç önemli değil. Ortada bir kesinleşmiş bir Yargıtay kararı var. Bu sadece şiir okumayı kapsamıyor. İçinde başka şeyler de var."

CİNDORUK'UN ÇIKIŞINI SİYASİLER TARTIŞIYOR!

TBMM eski Başkanı Hüsamettin Cindoruk'un cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin ortaya attığı görüş kulislerde yankı buldu.

ARINÇ: CİNDORUK'UN AÇIKLAMALARI ZUHÜL ESERİ

TBMM Başkanı Bülent Arınç, eski meclis başkanı Hüsamettin Cindoruk'un sözlerine Erdoğan'ın aldığı hapis cezasının Cumhurbaşkanlığı'na engel olacağı yönündeki sözlerini değerlendirdi. Arınç, "Şimdi yıllar öncesine dönerek o tarihte verilen bir hüküm sebebiyle bunun Cumhurbaşkanlığı'na engel olacağını söylemek çok ileri bir yorum yapmak olur. Ama bu yorum hiçbir zaman hukuki değildir'' dedi.
Bülent Arınç, Roma Anlaşması'nın 50. yıl dönümü törenlerine katılmak üzere İtalya'ya hareketinden önce Atatürk Havalimanı'nda açıklamalarda bulundu. İtalya temaslarına ilişkin bilgi veren Arınç'a, Hüsamettin Cindoruk'un ''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın hakkındaki mahkumiyet kararından dolayı Cumhurbaşkanı olamayacağı'' yönünde sözleri hatırlatıldı. Bunun üzerine bir süre duraksayan Arınç, "Çok nazik olmaya çalışıyorum da onun için bir iki dakika yutkundum" diyerek sözlerine devam etti. Cindoruk'un televizyondaki konuşmasını takip ettiğini belirten Meclis Başkanı Arınç, ''Bir eski meclis başkanımız, değerli bir huhukçumuzdur. Olaylara siyaset gözüyle bakınca insanlar çok farklı şeyler ifade edebilirler. Öncelikle sayın Cindoruk'un konuşması üzerinde durduğu bir hususu ifade edip ondan sonra değerlendirme yapayım. Kendisine, Sayın Sabih Kanadoğlu'nun 'Cumhurbaşkanlığı seçimi turlarına geçildiğinde içeride en az 367 milletvekili olmalıdır' seklindeki düşüncesi açıklandığı ve sorulduğunda 'bunun çok yanlış olduğunu TBMM İç tüzüğü ve Anayasa'da karar yeter sayısı ile ilgili hükümler olduğu, toplantı yeter sayısı için 184 ün yeterli olacağını' söyledi. Ve çok nazik bir ifade edile Sabih Kanadoğlu'nun düşüncesinin zuhul (hata,yanılgı) eseri olabileceğini ifade etti'' dedi.
Bülent Arınç sözlerine şöyle devam etti; ''Şimdi ben de çok nazik bir ifade ile Sayın Cindoruk'un, Sayın Başbakan'ın geçmişte yargılanıp hüküm giymesi ile ilgili konuyu zuhul eseri olarak ortaya attığını düşünüyorum. İnsanlar Anayasa ve bununla ilgili bir mevzuatı bir kenara koyarak 'niçin olmasın' şeklinde eğer zihninde bir karar varmışsa, bunun için yeni şeyler bulup söyleyebilirler. Ancak önemli olan hukuk çerçevesi içinde kalmaktır. Benim bilebildiğim kadarıyla sayın Başbakan'ın mahkumiyetine yol açan Siirt'teki konuşması sebebiyle verilen hüküm bir düşünce ve fikir suçuyla ilgili konudur. Yüz kızartıcı suçla ilgili bir konu değildir. Bununla ilgili yargı süreci tamamlanmış ve Sayın Erdoğan'ın milletvekili seçilmeye engel bir huhuki eksikliği olmadığı kanaatine varılarak kendisi Siirt'te yapılan ara seçimlerde milletvekili olmuş, ardından da başbakan olmuştur. Şimdi yıllar öncesine dönerek o tarihte verilen bir hüküm sebebiyle bunun cumhurbaşkanlığına engel olacağını söylemek çok ileri bir yorum yapmak olur. Ama bu yorum hiçbir zaman hukuki değildir.''

MHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI MEHMET ŞANDIR

"Sayın Başbakan'ın mahkumiyeti ile sonuçlanan TCK'nın 312'nci maddesine göre verilen bu ceza onun milletvekili olmasını önlemiştir. Sayın Başbakan'ın milletvekilliğini bir yargı organı veya kararları bir yargı kararı olmayan YSK sağlamıştır. Anayasa'nın değişikliğinde CHP'nin de katkısı bulunmaktadır. Dolayısıyla Başbakan'ın yargı kararıyla 312'den almış olduğu ceza milletvekili seçilmesini önlemiştir. Şimdi bu yargı kararı ortada durmaktadır. Siciline işlenmiştir.
Dolayısıyla sayın Cindoruk'un söylediği çok dikkate alınması gereken veya bu konuda hükmü yargı verecekse yargının verdiği bu hükmü ortadan kaldırmaya hiç kimsenin hakkı yok. Yargı kararı ortadadır. Sayın Başbakan'ın milletvekili olmasına engel teşkil eden bu yargı kararı onun Cumhurbaşkanı olmasını da engel teşkil edip etmeyeceği hukuken tartışılmalıdır."

SUNGURLU: "ÖYLE DÜŞÜNMÜYORUM"

Adalet eski Bakanı, ANAVATAN MKYK üyesi Oltan Sungurlu:
"Sayın Cindoruk'un bunu hangi kanuna dayanarak söylediğini bilemiyorum. Çünkü milletvekili olma şansı olan herkes Cumhurbaşkanı olabilir. Yüksek tahsilli olmak kaydıyla. Sayın Erdoğan, başbakan olmuş, milletvekili olmuş. O davaya rağmen o mahkumiyete rağmen onlar milletvekilliğine mani sayılmamış. Dolayısıyla cumhurbaşkanlığına mani olacak bir hali yoktur. Ben öyle düşünmüyorum. Yürüttüğü mantık münakaşa konusu yapılacak bir mantık. Çok ezbere konuşmamış ama ben o görüşte değilim."

DYP'Lİ ERCAN: "BEN YASAKÇI BİR ANLAYIŞA KARŞIYIM"

DYP Genel Başkan Yardımcısı Nevzat Ercan:
"Şu anda sağlıklı bir değerlendirme yapacak durumda değilim. Kişisel kanaatimi söylüyorum. Sayın Cindoruk'un değerlendirmesine atfen söylemiyorum. Ben yasakçı bir anlayışa karşıyım. Anayasanın 76'ncı maddesinde seçilmeye engel haller sayılmış. O haller belli."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious