Köşke çıkmazsa kendini bitirir

  • Giriş : 09.04.2007 / 00:00:00

Demirel’e göre; Erdoğan “Bunlar beni istemiyor, ben olmayayım da şu arkadaş olsun” derse, “Sen olursan ülkeye zarar verirsin” gibi bir ithamı kabul etmiş olur

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Tayyip Erdoğan sizce aday olacak mı olmayacak mı?
Tahminim olacaktır. Ama siyasi meseleler karar safhasına kadar değişkendir.

Ama olmamalı diyenler var, siz ne diyorsunuz?
Anayasa’ya göre cumhurbaşkanının nasıl seçileceği belli. seçim boşlukta, muallakta değildir. Çoğunluğu kim buluyorsa onun dediği olur. Yani Cumhurbaşkanı seçecek tek güç bugünkü siyasi iktidardır. Cumhurbaşkanı seçilmesini bugünkü kurala göre, yapacaksanız, bu kuralı değiştirmeyi aklınızdan geçirmiyorsanız, Cumhurbaşkanı seçimi bitmiştir. Neyi tartışıyorsunuz? Türkiye neyi tartışıyor? Diyorsunuz ki eğer şu zat Cumhurbaşkanı olacaksa olmaz. “Olmaz” diyenler seçecek değil ki, “olur” diyenler seçecek. Bunun altını çizelim. “Olur” diyenler seçecekse “olur” diyenler kararını vermiştir. Ve “olur” diyenlerin sayısı “olmaz” diyenlerden çoktur. Eğer Cumhurbaşkanı seçiminin seçmeni olarak alırsanız AK Parti üyesi olan 354 kişi, bu cumhurbaşkanını seçeceklerdir. Daha doğrusu ortaya çıkaracakları adayı tasdik edeceklerdir.

Sonuç şimdiden belli diyorsunuz?
Seçim tercihe dayanır. seçim dediğiniz şey “bu mu olsun, bu mu olsun” tercihinin yapılabildiği ortamdır. Böyle bir ortam yoktur. Bir tek aday çıkacaktır. Ama diğer partiler aday gösterebilirler onun da anlamı yoktur. Kimin kazanacağı belli olan bir yarışa yarış denmez. Kimin kazanacağı kesinlikle belli olan bir seçime de seçim denmez. Ortaya bir irade konacak. O irade sandığa konacak, sandıktan geçecek, sandık açılıp sayılacak, şu çıktı denilecek. Sandıktan ne çıkacağı belli olan bir muameledir şu an yapılmakta olan. Buna Türkiye’nin bir itirazı yoksa bu neticeyi kabul edeceksiniz.

Belirttiğiniz gibi sayısal açıdan bir sorun olmasa da siyaseten bir takım faktörler dikkate alınmaz mı?
Siyaseten kim alacak faktörleri dikkate? Seçici kurul. Seçici kurul bir parti. Seçici kurulda bir disiplin var. Seçici kurul adına konuşanlar deklare etmiş; Cumhurbaşkanı Meclis’in içinden olacaktır, AK Parti’den olacaktır ve cumhurbaşkanını biz seçeceğiz. Buna itiraz kabil değilse veyahut da “böyle yapamazsınız” demek mümkün değilse veyahut da “böyle yapamazsınız” deseniz de bir anlam taşımazsa netice ortada. Neye itiraz ediyorsunuz? Bu kurala itiraz ediyor musunuz? Kişiye itiraz ediyorsunuz. Kişiye “bu seçilmesin” diyenler itiraz ediyor. “Bu seçilsin” diyenler, “seçilmesin” diyenlerden çok. Bütün olay orada. Ne oluyor neticede? Partinin genel başkanı, başbakan olmasın da başka biri olsun. O da soracak sana; “neden?” “E, biz seni beğenmiyoruz?” “Zaten ne zaman beni beğendin ki?” diyecek adam. Ben parti siyaseti yapmıyorum. Ben size olacağı söylüyorum. “Neden?” diyecek adam. “Benim ne kusurum var?” diyecek. “Benim kanuni ve hukuki bir kusurum varsa onu ortaya koyarsınız. Zaten benim adaylığa müracaat ettiğim zaman Meclis Başkanlığı ’sen olamazsın’der. Benim kanuni ve hukuki bir kusurum yoksa siz anayasa değerinde ve ya kanun değerinde hüküm kuruyorsunuz, benim önümü kesiyorsunuz.”

Cindoruk’un yorumu olmuştu; “kesinleşmiş yargı kararında laiklikle ilgili hüküm var” demişti. YÖK’ün açıklamasında da vardı olmaması gerekir diye...
Erdoğan “adayım” diye çıktığı zaman Meclis Başkanlığı’na itiraz edilecektir. seçim yapılıp bittikten sonra Anayasa Mahkemesi’ne itiraz edecektir. Anayasa Mahkemesi derse ki “Evet bu iddia muteber, bu seçim muteber değildir.” O tamamen ayrı olay...

Yani mahkumiyetinden dolayı böyle diyebilir mi Anayasa Mahkemesi?
Onu bilemem. Diyebilir de demez de...

Bütün bunlara rağmen Tayyip Erdoğan aday olur mu?
Daha önce çıkmayı düşünmüyorsa bile şimdi çıkacaktır. Çünkü çıkmadığı takdirde o suçlamaları kabul etmiş sayılacaktır.

Ama başkasını da aday gösterebilir...
Siyasi bakımdan bir şey söyleyeyim. Bir partinin genel başkanı dururken partisinin içinden seçilecek eşitler içerisinden birini seçmeye kalktığı takdirde partisini parçalar. Eşitler kadar önemli bir iş yoktur. Birçok eşit var. Eşitler içinde sivrilmiş birisi yok. Herkesin kabul edeceği bu bizden daha değerlidir, daha üstün diyeceği biri yok. Siyasette de bu kabul kolay olmaz. Bu eşitlerin içindeki birine “hadi sen ol” dersen öbür eşitler “biz niye olmayalım?” diyecektir. Soruyor herkese, milletvekillerine hepsi diyor ki “sen varken başkası niye olsun.” Hepsi böyle diyecektir, ki diyorlar. Ama iş ters giderse yarın, Türkiye’de böyle bir seçim yapıldığı için herhangi bir kriz vs. çıkarsa, “sen varken başkası niye olsun” diyenlerin bir kısmı dönerler, “biz zaten buna söylemiştik” derler. Siyaset bu, zor bir iş.

Çıkmazsa sürpriz olur
Erdoğan’ın adaylığına neden kesin gözüyle baktığınız ortaya çıkıyor...
Siz bana soruyorsunuz kim olur diye. Ben de diyorum ki, partinin genel başkanı kimse, başbakan kimse o olur. O da Tayyip Erdoğan olduğuna göre o olur. Eğer çıkmazsa sürpriz olur.

Çıkmazsa ’sen niye çıkmadın senin bir ayıbın mı var, suçlamaları kabul mü ediyorsun’ diye mi algılanır?
Algılanır. “Fedakarlık yaptın ülke idaresinde, iyi yaptın bırakıp gitmedin” diyenler olabilecektir. Olur da. Ülke idaresinden kim memnun, neden memnun? Onlar su götürür şeyler. Ülke idaresinde çoğunluğun bugünkü iktidardan memnun olup olmadığı seçimde belli olacak. Öyle kendi kendine gelin güvey olmanın manası yoktur. “Halk benden memnun”. Halk sizden memnunsa eğer niçin bu kadar tartışmalı bir hadisenin odağında yer alıyorsunuz? Gidin halka. Ve halkta varsanız Çankaya’da da olursunuz. Halkta zaten yoksanız, kanuna karşı hile diyebileceğimiz yollardan giderek Çankaya’da oturursunuz ama rahat oturamazsınız.

Erdoğan’a “Başarılısın bir dönem daha başbakanlık yap, cumhurbaşkanlığına uzlaşmayla birini gönderin” diyor bazı çevreler. Sizce Cumhurbaşkanlığı başbakanlıktan daha mı değersiz bir makam?
Hizmetin şekli değişiktir. Cumhurbaşkanlığı bir temsil yeridir. Bir ahenkleştirme yeridir. Devletin işlemesinde tüme bakılan bir yerdir. Halkın beraberliğini gözeten bir yerdir. Siyaset üstü bir yerdir. Cumhuriyetin niteliklerini koruyan bir yerdir. Bu başkadır. Bir siyasi parti başkanı olarak Meclis’te güvenoyu alabilecek bir hükümet kurabilmek bir parti programını icra etmektir. Bir tarafta bir parti programı icra edeceksiniz, bir tarafta devletin temel hedeflerini gözeteceksiniz. İkisi birbirinden farklıdır.

Uzlaşma pratiği yoktur
‘Başbakan olarak kal’ deniyor ama Köşk için uzlaşma arayışı da yok...
Buradaki yanlış şu: Uzlaşmanın pratiği yoktur. Kim kiminle nasıl uzlaşacak? Neden uzlaşacak? Şimdi “biz seni istemiyoruz” deniyor, gene o diyecek ki “beni siz seçmeyeceksiniz ki beni isteyenler seçecek”. “Bunlar beni istemiyor en iyisi ben olmayım da şu arkadaş olsun” dediği yerde kendisi biter. Siyasette böyle bir şey yok. Kuvvet elindeyken kendisi seçilmediği takdirde seçilmeyişinin nedeni, “sen olursan ülkeye zarar verirsin” gibi bir ithamı kabul etmiş gibi olur kendisi. Bunu hiçkimse yapmaz. “Niye olmayayım” diyecek adam. “Ya sen iktidarda kal ülkeyi iyi idare ediyorsun”. Bu su götüren bir iddia. Buna TÜSİAD karar verecek değil, buna millet karar verecek.

Peki niye tartışılıyor?
Türkiye’de aslında şöyle tartışılsa mesele yok çok daha kolay. Cumhurbaşkanı, tüm Türkiye’nin, dağın, taşın, insanın Cumhurbaşkanı olacaktır. Bütün Türkiye’yi kucaklayacaktır. Öyleyse bir temsil kabiliyeti olması lazım. Bugünkü Meclis’in bana göre temsili sistem olmasına rağmen 2002 seçimleri dolayısıyla temsil çarpıklığı vardır. 41 milyon oyun sadece 10 milyon 600 binini almış birisi kendisini, bu kurallara göre, bu kurallar eskimiştir bana göre, bu eskimiş kurallara göre Cumhurbaşkanı seçtirirse, Türkiye’nin tümü bunu niçin benim cumhurbaşkanım diye kabul etsin?

Erdoğan’ın bu kadar tartışmalı bir Cumhurbaşkanı adayı olmasının nedeni Meclis’teki temsilin toplumun genelini yansıtmamasından mı kaynaklanıyor, yoksa başka kişisel sorunlar da mı var?
Kişisel konulara girmiyorum. Hakkında söylenen şeyleri söyledim zaten. Zaten bu söylenen şeyler doğru mu diye muhakemeye gerek yok, herkesin gözünün önünde onlar. Devlet kurumları ile olan ilişkisindeki sürtüşmeler vs bunlar doğru mu, eğri mi diye birisine sormaya lüzum yok. Eğer açıklık varsa yanılgıya yer yoktur. Devletin bütün kurumlarıyla kavgalısınız. Zaten rektörler deklarasyonu odur. Siz oraya çıkınca bu nasıl ortadan kalkacak? Halbuki sizin en önemli göreviniz ahengi sağlamak. E ben değişirim, ahengi sağlarım, pek yani kolay değil. Ya da ahenksiz gideriz ki ahenksiz gitmesi devletin zaafıdır. O zaman şu olur. AK Parti başını bırakıp başkasını Cumhurbaşkanı seçmez. Başını seçecektir. Başını seçtiği takdirde de bu tartışmalar seçildiği güne kadar devam edecektir. Seçildikten sonra da devam edecektir. Böyle bir durumu Türkiye’nin başına dert etmektense AK Parti’nin yapacağı en akıllı hareket, madem ki kendilerine güveniyorlar cumhurun başına halka seçtirmektir. Böylece Türkiye’de demokrasiyi daha da güçlendirirsiniz. Katılımcılığı artırırsınız.

*****

‘367 şartı’na katılmıyorum
Anayasa değişikliği niyeti yok ortada ve aksine 367 şartı tartışması var...
Katılmıyorum bu şeye.

Hem CHP, hem rektörler böyle bir açıklama yaptı... Bu dönemin sorununu aşmak için bulunmuş bir formül olabilir mi sizce?
Hayır. Aslında 367’yi de bulurlar. Şöyle bulurlar. 350 kendileri var. 10 tane bağımsız var. 19 tane ANAP var, 4 DYP var. 2-3 tane daha böyle şey var, kendileri dışında CHP hiç katılmasa bile bulurlar. Ama seçime geçildiği zaman 10 kişi bulurlarsa ilk celse de biter bulamazlarsa 2. celsede biter. Onda da bitmezse 3. celse de biter. Yani mutlaka biter.

Halk seçecek şekilde düzenleme yapılırsa siz aday olur musunuz?
Düşünmem.

Aday olmasını düşündüğünüz bir isim olur mu?
Hayır. Benim olmaz da 70 milyon Türkiye’den isimler çıkar. Eski tabirler vardır, gayrı kabili ikame. Yerine konulamazlık kadar yanlış bir şey yoktur. Herkesin yerine konulabilecek bir insan vardır. Hiç kimse kendisini yerine konamaz sanmasın. Analar neler doğurmuş lafı buradan gelir. 70 milyonluk Türkiye 30 tane Cumhurbaşkanı olacak adam çıkaramıyorsa yazıktır. O zaman Türkiye yıllarını boşa geçirmiştir. Cumhurbaşkanlığı meselesi söz konusu olunca Türkiye’nin kendi içinden bir Cumhurbaşkanı bulamayıp da Cumhurbaşkanı olma ehliyetine haiz olmayan birisine mahkum olacağını kabul etmiyorum. Gelin halkın rızasının önünü açık tutun.

Bunları söyleyerek nefes tüketmiyor musunuz?
Hayır tüketmiyorum. Boşuna bir şey söylemiyorum. Türkiye buraya gelirse rahat eder diyorum. Şimdi diyorsunuz ki kural bu, bu kurala göre Meclis’in kompzisyonu da bu. Her kompozisyonda seçici heyetin durumu da bu, ama biz bu seçici heyetten çıkacak adamı istemiyoruz. Buna kimse muktedir değil. Eğer bunun dışında bir şey yaparsanız yanlış yaparsınız diyorum.

Ama zaten “olsun” diyenlerin yapması gerekiyor Anayasa değişikliğini, ama onlar halkın önüne gitmeye gerek görmüyorlar.
Olsun diyenler için burda çok önemli olaylar var. Bu olmasın da şu olsun, uzlaşalım ama bunu yapmayalım, şunu yapalım, bunda uzlaşalım dediğin zaman, onun da prestijini kırarsınız. Kendi toplumunuzun da prestijini kırarsınız.

Şu anda seçilmesi garanti, halka giderse belki seçilmeyebilir. Bu riski göze almaları siyaseten doğru bir şey mi?
Halkta olmadıkları halde Çankaya’ya oturmak gibi bir durum zaten riski çıkarıyor ortaya. Zaten Türkiye’de ve dünyada bunalımlar riski göze alıyoruz diye büyük yanlışlıkları yapmaktan doğuyor. Burada büyük yanlış yapılıyor. Buradaki büyük yanlış bu kadar tartışmalı bir Cumhurbaşkanı Türkiye’de olmadı, bu kadar tartışmalı bir cumhurbaşkanlığı seçimi de olmadı. Eğer Meclis’teki çoğunlukla halktaki çoğunluk birbirini tutuyorsa bunun da görülmesi lazım. Hiç olmazsa halkın yüzde ellisinin üstünde bir oyla oraya oturulması lazım.

*****

İki satırlık Anayasa Değişikliği yapın ve halka gidin
Size göre tek çözüm halkın seçmesi mi?
Cumhurbaşkanı kimin Cumhurbaşkanı olacak? Cumhur’un başkanı. Niye cumhura gidip de kendinizi seçtirmiyorsunuz da bütün bu sıkıntılara katlanıyorsunuz? Bizim sistemimizdeki en büyük kusur bu. Bunaldığımız yerde hakeme gitmek yerine biz birbirimizin saçını başını yoluyoruz.

Ama şu anda halkın seçmesi zaten mümkün değil ki...
Diyorum ki hala yol yakındır. 2 satırlık Anayasa Değişikliği yapın halka gidin hiçbir şeyi değiştirmeyin sadece cumhurbaşkanını halk seçer deyin...

Seçim süreci başlamak üzereyken..?
Oraya, seçim şöyle, şu tarihte yapılır dersiniz. O zamana kadar Cumhurbaşkanı göreve devam eder. Efendim diyor ki bu güne kadar yapılan seçimler şöyle oldu böyle oldu. Varsay ki bu güne kadar yapılanların hepsi yanlış. Bu sizin bugün aynı yanlışı tekrarlamanızı destekler mi? Hayır. Ve sonra yanlış doğru, o geride kalmış, şimdi bunun zamanı gelmiştir. Şimdi bugün öyle bir durum ortaya çıkmış ki, devletin temel nitelikleri üzerindeki tartışmalar, kurumlar arasındaki tartışmalar, sizi çok sıkıntılı bir duruma sokuyor. Ama “bütün bunlar benimle ilgili değil. Ben bunların hiçbirini tanımıyorum. Bunlara rağmen ayaktayım” diyorsanız, bunu herkese kabul ettirmekte zorluğunuz olur. Daha doğrusu bu tartışmalar sizi de ülkeyi de rahatsız eder.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious