'Kriz, 2010'dan sonra inişe geçecek'

'Kriz, 2010'dan sonra inişe geçecek'.15549
  • Giriş : 26.01.2009 / 11:10:00

Türkiye İhracat Kredi Bankası A.Ş (Türk Eximbank) Genel Müdürü Ahmet Kılıçoğlu, 2009'un zor bir yıl olacağını belirterek, ''hep beraber bu zorluğun altından kalkmak için çalışacağız.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Kılıçoğlu, 2008 son çeyreğinden bu yana ciddi bir küresel krizin yaşandığını, 2009 yılında ABD'de resesyondan (durgunluk) bahsedildiğini, Avrupa'da ve Japonya'da da ona benzer bir durum olduğunu, bu arada emtia fiyatlarının düşmesiyle birlikte, gerek petrol gerek diğer hammadde üreticilerinin gelirlerinde de düşme görüldüğünü kaydetti. Bunun bütün dünyayı olumsuz şekilde etkilediğini hatırlatan Kılıçoğlu, Eximbank'ın Türkiye ihracatına geçen yıl yaklaşık 9,5 milyar dolarlık bir finansman sağladığını belirtti.

-''HEDEF, YÜZDE 37'LİK ARTIŞLA 13 MİLYAR DOLAR''-

Bu yıl, ihracatın finansmanına destek konusunda daha iddialı bir rakamla ortaya çıktıklarını, hedeflerinin yüzde 37'lik bir artışla 13 milyar dolarlık finansman sağlamak olduğunu bildiren Kılıçoğlu, şöyle dedi:

''Yüzde 37 gibi çok ciddi bir artışı amaçlıyoruz. Burada en azından finansman açısından ihracatçıları daha çok desteklemek konusunda iddialı bir hedef ortaya koyduk. Burada gerek işletme sermayesi konusunda destek olmak, yani hem ihracatta hazırlık safhasında finansman sıkıntısı çektirmemek hem de mevcut pazarlarda ve yeni pazarlarda Türk ihracatçılarının daha aktif olmasına destek olmayı amaçlıyoruz.''

-''ZOR BİR YIL OLACAK''-

2009'un zor bir yıl olacağını belirten Kılıçoğlu, ''hep beraber bu zorluğun altından kalkmak için çalışacağız. Durmak yok. 2010'dan sonra da bu kriz devam edecek değil. İnişe geçecektir. Ayakta durmak lazım. Biz de Eximbank olarak ayakta durmak için ihracatçılarımıza mümkün olduğu kadar destek olmaya çalışıyoruz'' diye konuştu.

Esas itibarıyla Türkiye'nin krizi çok ciddi hissetmemesinin nedeninin, bankacılık sektörünün oldukça sağlam bir durumda bulunması olduğunu vurgulayan Kılıçoğlu, bankacılık sektörünün, gerek sermaye yeterliliği açısından gerekse likidite açısından iyi olduğunu kaydetti.

-REEL SEKTÖRÜN SIKINTIYA GİRMESİ...-

Kılıçoğlu, reel sektörün sıkıntıya girmesinin ileride dönerek bankacılık sistemini de zora sokabileceğine işaret ederek, şöyle devam etti:

''Netice itibarıyla bankalar, topladıkları kaynakları reel sektöre aktarmakla görevli. Bankaların asıl işi bu. Mevduat toplayıp, reel sektöre plase edilmesi lazım. Burada birtakım sıkıntılar olabilir ama bu sıkıntıları hep beraber aşmak lazım. Özelde Eximbank'a geldiğimiz zaman kaynakların kısıtlandığı, kredi verme konusunda risk alma iştahının daha azaldığı dönemlerde Eximbank'ın önemi bir kat daha artıyor. Biz de bu beklentiye cevap verme amacıyla 2009 yılı için çok ciddi bir hedef koyduk. Bu kritik dönemde, en azından ihracatçılarımızın finansman açısından mümkün olduğu kadar ayakta kalmalarını sağlayacak çok çeşitli programlarımız var. Tabii ki bankalarımızla birlikte de hareket ederek mümkün olduğu kadar ihracatçılarımıza finansman sıkıntısı çektirmemeye çalışacağız.''

-KOMŞU VE ÇEVRE ÜLKELER STRATEJİSİ-

Komşu ve çevre ülkeler stratejisi konusunda, Dış Ticaret Müsteşarlığı ve Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in çizdiği program çerçevesinde Eximbank'ın da doğal olarak hareket ettiğini bildiren Kılıçoğlu, şöyle devam etti:

''Bizde öncelikli pazarlar, bölgeler tabii ki oluyor. Ama genel olarak ihracat desteğimizin dışında spesifik pazarlara yönelik de özellikle orta ve uzun vadeli kredilerde Orta Asya'da daha önce yaptığımız gibi şimdi Afrika'da Sudan'da Eximbank tarafından finanse edilen ciddi projeler var. Yine çevre ve komşu ülkelerde mümkün olduğu kadar ihracatçılarımızı desteklemeye çalışıyoruz. Bu stratejinin ne kadar doğru ve yerinde olduğu da görülüyor. Avrupa'da yaşanan daralmaya rağmen buralarda gösterdiğimiz üstün performansla hiç değilse daha az etkilendiğimizi söyleyebiliriz. Mısır'a bakın 200-300 rakamları konuşulurken şimdi 3 milyar dolarlara doğru giden bir ticaret hacmi, bunun dışında müteahhitlik hizmetleri var. Bu ülkede nüfus 80 milyon. Çok ciddi bir pazar. Türkiye ile olan ilişkileri yakın. Bizim burada yapabileceğimiz çok iş var. Bundan hem Türkiye hem Mısır karlı çıkacaktır.''

Mısır'da 5 milyar dolarlık ticaret hacmini yakalamanın hiç zor olmayacağını, bu konuda iyimser olduğunu bildiren Kılıçoğlu, ''çünkü kültür, yakınlık, piyasanın ihtiyacı, Türkiye'nin bu ihtiyaca cevap verme kabiliyeti. Bunlar çok önemli. Şu ana kadar yapılan işlerden de son derece memnunlar'' dedi.

-''YURT DIŞI BORÇLANMA BELLİ ÖLÇÜLERDE KISILDI''-

Kılıçoğlu, ''bankalar, para var da kredi açmıyorlar mı, yoksa para açısından bankalarda da sıkıntı var mı?'' şeklindeki soru üzerine, burada bir genelleme yapmanın çok doğru olmadığını kaydetti. Bankaların esas itibarıyla iki tane kaynağı olduğunu, bunlardan birinin öz sermaye, ikincisinin mevduat ve borçlanmadan oluşan yabancı kaynak olduğunu bildiren Kılıçoğlu, şunları söyledi:

''Yurt dışı borçlanmanın belli ölçülerde kısıldığı çok açık. Netice itibarıyla yurt dışından eskisi kadar kaynak bulmakta sıkıntıları var. Sendikasyon kredilerini birebir çevirmek çok mümkün değil. Dolayısıyla banka kaynaklarında böyle bir azalma söz konusu ama reel sektörün de kendine göre birtakım sıkıntıları var. Yani kaynak belli ölçülerde azalmış denilebilir. Ama bunun dışında da reel sektörde, dünyadaki talep daralmasından kaynaklanan ileriye dönük endişeler taşıyan sektörler var. Burada da kredilendirme konusunda bankalar daha temkinli davranıyorlar.''

-TEMİNAT SORUNU-

Kılıçoğlu, bankacılık sektörünün reel sektörle birlikte çalıştığını, ikisinin uyumlu, sağlıklı bir şekilde çalışmasının ekonomi için gerekli bir şey olduğunu, bankalar açısından teminatlandırmanın yasal birtakım zorunluluklardan ortaya çıkan bir durum olduğunu, kredinin geri dönüşünün garanti altına alınması gerektiğini bildirdi. Bankaların bunu gözetmesinin son derece doğal olduğunu ifade eden Kılıçoğlu, şöyle dedi:

''Şu anda sıkıntılardan bir tanesi, daha önce teminatlandırılan kredilerin teminat olarak verilen, alınan varlıkların değerlerindeki azalma. Dolayısıyla buralarda bir takım sıkıntılar çıktı. Daha evvel aldığınız 10 birimlik teminat bugün 5 birim olduysa burada ek teminat deniyor ya da bu kredinin tekrar yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Bu tür sıkıntılar oluyor. Bunlar yok dersek gerçekleri inkar etmiş oluruz. Netice itibarıyla bankacılık sektörüyle reel sektör birlikte çalışmak zorunda.''

-KISA VADELİ İHRACAT FİNANSMANI DIŞINDAKİ FAALİYETLER-

Türkiye'nin makro ekonomik koşulları, finansal sektörün imkanlarının Eximbank'ın da neler yapıp, neleri daha çok yapması gerektiğini belirlediğini belirten Kılıçoğlu, Eximbank'ın da ağırlıklı olarak yaklaşık 21 yıldır faaliyet gösterdiğini, kısa vadeli ihracat finansmanına yoğunlaşmış durumda olduğunu söyledi. Kılıçoğlu, buradan artan imkanlarını da veya imkanlarının belli bir kısmını da klasik Eximbank faaliyetleri nedeniyle orta ve uzun vadeli dış pazarlara, Türk müteahhitlerinin, Türk ihracatçılarının girmesini sağlayacak eğitim programları uyguladığını anlattı. Bunun en güzel örneklerinin 1992'de Orta Asya, daha önce Sovyetler Birliği'ne açılan ülke kredileri olduğunu bildiren Kılıçoğlu, şunları söyledi:

''Bu tür faaliyetleri vardı Eximbank'ın. Ama büyük bir kısmı kısa vadeli ihracat finansmanıyla sunuluyor. Bunun dışında bir de yurt dışında risk alarak ihracatçıların yeni pazarlara girmesini ve bu pazarlarda da paylarını korumalarını sağlayacak ihracat kredi sigortası programları var. Bu da çok ciddi bir şekilde bütün dünyada kullanılan çağdaş teşvik programları var. Eleştirilere bir ölçüde katılıyorum. Sudan'da çok ciddi iki projemiz var. Mısır'da sigorta kapsamında 120 milyon dolarlık ihracat desteklenmiş.''

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*