Kriz hangi sektörleri batıracak?

Kriz hangi sektörleri batıracak?.16652
  • Giriş : 23.10.2008 / 11:34:00

Küresel kriz tüm dünyada etkisini gösteriyor. Türkiye'de de üretimi durdurma ve işçi çıkarmalar konuşuluyor. Kriz sporu da vurabilir. Telekom ve turizm rahat.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Küresel finans kriziyle birlikte özellikle Avrupa piyasalarında başlayan daralma, Türkiye'deki otomotiv üreticilerinde üretimi durdurma ve işçi çıkarmayı gündeme getirdi.

Krizin en fazla darbe vurduğu ticari araç siparişlerindeki azalma yüzünden, Ramazan Bayramından önce ve sonra toplam 6 gün üretimini durduran Tofaş, Ekim ayı itibariyle 200 kişiyi emekliye sevk edip, 380 kişiyi işten çıkardı.

Ford Otosan talepteki düşüş nedeniyle 25 Ekim-2 Kasım tarihleri arasında üretimini durduracağını açıklarken, ticari araçlar başta olmak üzere otomotiv sektörü için dizel enjeksiyon sistemleri üreten Bosch Sanayi ve Ticaret A.Ş ise 600 işçiyi ücretsiz izne çıkarmayı gündeme getirdi, ancak işçilerin eylemi nedeniyle geri adım attı.

Türk Metal Sendikası Genel Teşkilatlandırma Sekreteri İsmail Dursun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, otomotiv sektörünün, üretiminin yüzde 70-80'ini ihraç ettiğini, ihracatın da yaklaşık yüzde 70'inin Avrupa'ya yapıldığını belirterek, Avrupa pazarlarındaki daralma yüzünden sektörün krizden kaçmasının mümkün olmadığını söyledi.

-TOFAŞ'TA İŞTEN ÇIKARMA-

Dursun, otomobil siparişlerinde yüzde 10 düşüş yaşanırken, bu rakamın ticari araçlarda yüzde 30'u bulduğuna dikkati çekerek, özellikle hafif ticari araç üreticisi firmalarla bazı yan sanayi firmalarında üretimi durdurma ve işten çıkarmaların gündeme getirildiğini bildirdi.

Doblo'nun yanı sıra, Peugeot ve Citroen markalarını bünyesinde barındıran Fransız PSA Grubu ve Fiat için ''mini cargo'' üreten Tofaş'ta, pazarlardaki daralma yüzünden Ekim ayı itibariyle 200 kişinin emekliye sevk edildiğini, 380 kişinin de işten çıkarıldığını kaydeden Dursun, buna rağmen fabrikada üretimin 3 vardiya şeklinde sürdüğünü belirtti.

-BOSCH'TA SORUN ÇÖZÜLDÜ-

Dursun, dizel enjeksiyon sistemleri üreten Bosch Sanayi ve Ticaret A.Ş'de ise 1990 yılından bu yana ilk kez sipariş iptalleri yaşandığını belirterek, işverenin bir süre önce 600 kişiyi ücretsiz izne çıkarmayı gündeme getirdiğini söyledi.

Bunun üzerine Bosch işçileriyle eylem başlattıklarını anımsatan Dursun, Bosch yetkilileriyle yaptıkları görüşmeler sonucunda işçilerin Kasım sonuna kadar çeşitli eğitim organizasyonlarına tabi tutulacağını belirtti.

Dursun, ayrıca Bosch'un üretimi durdurma planının da bulunduğunu, krizin derinleşmesi halinde bu alternatifin kullanılacağının kendilerine bildirildiğini ifade ederek, ''İşçi çıkarmayacaklar, ücretsiz izin de olmayacak. Üretimin durması halinde OYAK Renault ve TOFAŞ'ta uygulanan yüzde 76'lık sistemi burada da uygulamaya konulacak. Yani işçilere çalışmadıkları günler için ücretlerinin yüzde 76'sı ödenecek'' diye konuştu.

-BİLGİ KİRLİLİĞİ-

Otomotiv sektöründe üretimin durdurulması ve işçi çıkarma konularında bilgi kirliliği yaşandığına da değinen Dursun, ''Bazı yayınlarda Tofaş'tan bin 200 kişinin işten çıkarıldığı yazılıyor. Bu kesinlikle doğru değil'' dedi.

Dursun, krizin reel sektörde daha yeni hissedilmeye başladığını belirterek, üretim ve ihracatta yaşanan sıkıntının istihdamı daha fazla olumsuz etkilememesi için işçi, işveren ve hükümetin üzerlerine düşen görevi eksiksiz yapması gerektiğini vurguladı.

Otomotiv işçisinin kalifiye eleman olduğuna dikkati çeken Dursun, Türkiye'nin zenginliği olan otomotiv işçilerinin kolay yetişmediğini ve krizin ardından yine sektör için vazgeçilmez hale gelecek bu işçileri, kaybetmemek gerektiğini dile getirdi.

-TOPLU SÖZLEŞME SÜRECİ-

Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) ile yürüttükleri toplu sözleşme sürecine de değinen Dursun, yürürlük tarihi 1 Eylül olan toplu sözleşme görüşmelerinin anlaşmazlıkla sonuçlandığını, 8 Ekim'de uyuşmazlık zaptı tutulduğunu ve ara bulucu sürecinde olduklarını belirtti.

Dursun, sendika olarak krizin geldiğini gördükleri için toplu sözleşmeyi Ramazan Bayramı'ndan önce bitirmeyi hedeflediklerini, ancak bunun gerçekleştirilemediğini ifade ederek, ''Toplu sözleşme süreci ve krizin işçiye yansımalarını ayrı yürütüyoruz. Biz toplu sözleşmeyi krize rağmen en iyi şekilde sonuçlandırma amacındayız'' dedi.

-EKONOMİK KRİZİN SOĞUK NEFESİ SPORUN DA ENSESİNDE

Dünyanın birçok ülkesi, yeni bir ekonomik kriz dalgası ile karşı karşıya kalırken, spor sektöründe bundan en fazla etkilenen Avrupa futbolu, Formula 1 ve 2012 Londra Olimpiyatları oldu.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, ABD'de birer birer iflas eden bankaların, dünyanın birçok ülkesindeki piyasaları alt üst etmesiyle ortaya çıkan küresel mali kriz, ekonominin kilit noktalarından biri olan spor sektörünü de olumsuz etkilemeye başladı.

Krizden en fazla etkilenen spor sektörü olan futbolu, şimdilik Formula 1 yarışları ve Londra-2012 izliyor.

Zengin patronlarca finanse edilmeyen ve krizin soğuk nefesini enselerinde hisseden, özellikle İngiltere'nin başını çektiği bazı Avrupa kulüpleri, en fazla sponsorluk ve bilet satışlarındaki düşüşler gibi konularda problem yaşıyor.

İngiltere Futbol Federasyonu Başkanı David Triesman, İngiltere Premier Lig kulüplerinin toplam borç miktarının 3 milyar pound (5,23 milyar dolar) olduğunu belirtirken, İngiltere Premier Lig Başkanı Richard Scudamore, ay başında yaptığı açıklamada, küresel mali krize rağmen, futbolun sürdürebilir bir yapısı olduğunu iddia etti.

Avrupa futbolunun yönetim organı UEFA'nın Genel Sekreteri David Taylor ise Chelsea'nin düzenlediği, Futbolda Liderler Konferansı'nda yaptığı konuşmada, yüklü miktarda borç altında olan Avrupa kulüplerini, ''Borçlarını ödeyemeyen kulüpler, nihai yaptırımlarla karşı karşıya kalacak'' şeklinde uyarmış, bu kulüplerin uluslararası turnuvalardan çıkarılabileceğini ifade etmişti.

Manchester United'ın, sigorta şirketi American International Group (AIG) ile yaptığı 56,5 milyon poundluk rekor sponsorluk anlaşmasının geleceği hala merak konusu iken, West Ham United, tur operatörü XL Leisure Group'un iflasıyla forma sponsoru ile yollarını ayırarak, 5 milyon poundluk gelirine veda etti.

XL Leisure Group'un logosunu formalardan söken kulüp, taraftar formalarının da satışını durdurdu.

İngiltere Birinci Futbol Ligi (The Championship) kulüplerinden West Bromwich Albion da sponsor firması Deutsche Telekom's T-Mobile'un, Newcastle United ise Northern Rock Bank'ın yerine hala bir forma sponsoru bulamadı.

İtalya'nın 6. büyük kulübü Lazio da forma sponsorunu kaybeden bir başka kulüp.

Futbol kulüplerinin sıkıntıları, sponsorlarla sınırlı kalmıyor.

İngiliz kulübü Liverpool, kriz nedeniyle 60 bin koltuklu yeni stadın yapımını ertelerken, İtalya'dan Juventus da Stadio Delle Alpi'nin bitmek bilmeyen inşaatını tamamlamayı ümit ediyor.

-FORMULA 1-

Tıpkı Futbol gibi milyonları peşinden sürükleyen ve oldukça maliyetli bir spor dalı olan Formula 1 yarışları da finansal krizden etkilenen sektörler arasında yer alıyor.

Uluslararası Otomobil Sporları Federasyonları Birliği (FIA) Başkanı Max Mosley, geçen hafta yaptığı açıklamada, takımları, radikal maliyet kısıtlamasına gitmeleri konusunda kesin bir dille uyarmış, araçlarda tek tip motorun kullanılmasını önermişti.

Küçük takımların geleceği hakkında endişe duyan FIA Başkanı, ''Ekonomik krizin öncesinde bile takımların giderleri, gelirlerinden fazla idi. Kaldı ki takımlar, Formula 1 Yönetimi'nden aldıkları paranın yanı sıra, sponsorlarından da destek görüyorlardı'' diye konuşmuştu.

Küresel ekonomik fırtına, yarışlara ev sahipliği yapan ülkelerde de endişeye neden olmuş, hatta Fransa Motor Sporları Federasyonu (FFSA), 2009 Fransa Grand Prix'sinin, ''finansal nedenler''den ötürü iptalini istemişti.

-2012 OLİMPİYATLARI-

İngiltere'nin başkenti Londra'nın ev sahipliğinde, 2012 yılında yapılacak olan 30. Yaz Olimpiyat Oyunları, ekonomik krizden etkilenen bir diğer alan oldu.

Olimpiyat patronları, ekonomik krizin, oyunlar için ayrılan harcama miktarında 250 milyon poundluk indirime yol açtığını belirtirken, konut fiyatlarındaki ani düşüşün, oyunlar bittikten sonra satılacak olan olimpiyat köyündeki evlerin, alıcı bulamayacak olmasını gündeme getirdi.

-BASKETBOL: NBA LİGİ-

Basketbolseverlerin ilgiyle izlediği ABD Profesyonel Basketbol Ligi (NBA) ise krizden etkilenmiyor gibi görünse de sorunun çözümünü, bu yıl Avrupa'da yapılacak sezon öncesi hazırlık maçlarının sayısını azaltmakta buldu.

NBA Başkanı David Stern, ay başında yaptığı açıklamada, Avrupa'da bu yıl yapılacak maç sayısının, 4 kentte 4 maç şeklinde olacağını bildirmiş, geçen yılki rakamın ise 6 kentte 7 maç olduğunu hatırlatmıştı.

Stern ayrıca, NBA'de çalışan 80'e yakın personelin işten çıkarılacağını söylemişti.

AVEA ÜST YÖNETİCİSİ (CEO) CÜNEYT TÜRKTAN: TELEKOM SEKTÖRÜNDE (KÜRESEL KRİZDEN) ÇOK BÜYÜK ETKİLENME OLACAĞINI SANMIYORUM

Avea Üst Yöneticisi (CEO) Cüneyt Türktan, telekom sektöründe küresel kriz nedeniyle çok büyük bir etkilenme olacağını düşünmediğini ve Avea olarak sene sonunda YTL bazında yüzde 25 hedefi doğrultusunda büyüme öngördüklerini bildirdi.

Türktan, düzenlediği basın sohbet toplantısında yaptığı konuşmada, dünya mobil pazarının hat sayısının önümüzdeki 4 yılda yüzde 30 büyüyerek yaklaşık 5 milyara, Avrupa'daki sayının ise yüzde 10 büyümeyle 1 milyara ulaşmasının beklendiğini söyledi.

Türkiye'deki mobil pazarın ise 4 yılda Avrupa'nın 2 katı üzerinde yüzde 24 civarındaki artış ve 16,5 yeni hat ile 85,3 milyon hat sayısına ulaşacağını öngördüklerini ve 2010'da hat sayısının nüfusa oranının yüzde 114 olacağını belirten Türktan, Türkiye'nin bu sayı ile dünyada 2012 yılında ilk 15 ülke arasında yer alacağını kaydetti.

Dünya mobil pazarının 4 yılda 162 milyar dolar düzeyinde yüzde 19 oranında büyüyerek 1 trilyon dolara, vergi gelirlerinin toplam gelirler içindeki payının da yüzde 18'den 23'e yükselmesinin beklendiğine işaret eden Türktan, bu büyümenin 24 milyar dolarının Avrupa mobil pazarında gerçekleşeceğini ve bu pazarın 298 milyar dolara ulaşacağını ifade etti.

-"BÜYÜMENİN 1,8 MİLYAR DOLARI TÜRKİYE'DEN"-

Cüneyt Türktan, dünyadaki büyümenin 1,8 milyar dolarının ise Türkiye mobil pazarından geleceğini ve Türkiye'de 4 yıl içinde mobil pazarın yüzde 21'lik artış ile 10,5 milyar dolara ulaşmasının öngörüldüğünü bildirdi.

Avea'nın 2005 yılından bu yana toplam pazarın üstünde büyüdüğünü vurgulayan Türktan, 2007 yılının ilk yarısından bu yılın ilk yarısına kadar gelirlerde yüzde 36'lık artış kaydettiklerini söyledi.

Dünyada yaşanan küresel krize de işaret eden Türktan, "Telekom sektöründe çok büyük etkilenme olacağını sanmıyorum. Yeter ki nakit akışı ve finansman gücü olsun. Bizim eylül ayı itibariyle beklediğimiz büyüme devam etti. Ekim ayının da eylülden büyük farkı yok. Biz sene sonunda YTL bazında yüzde 25 hedefi doğrultusunda büyüme öngörüyoruz" şeklinde konuştu.

Şu anda sene sonuna ilişkin hedeflerde değişikliğin söz konusu olmadığının altını çizen Türktan, 2009'da da ciroda YTL bazında yüzde 20-25 aralığında büyüme beklediklerini, küresel krize rağmen yatırımlara devam ettiklerini belirtti.

Türktan, ancak Türkiye'deki 3 operatörün dolar kar-zararları açısından dünyadaki krizden etkilenebileceğini, şu anda Avea'nın batak alacak oranının sektör ortalaması olan yüzde 3 civarında olduğunu söyledi.

-"FIRSATLARI TÜRK TELEKOM İLE BİRLİKTE DEĞERLENDİRİYORUZ"-

Çevre ülkelerdeki fırsatlara da dikkati çeken Türktan, bu konuda ortak plan yapılabileceğini ve birlikte hareket edilebileceğini, Türk Telekom'un Avea'nın "öncü" şirketi olduğunu, dolayısıyla bölgedeki fırsatları Türk Telekom ile birlikte değerlendirdiklerini vurguladı.

Türktan, çevre ülkelerde telekom sektöründe elden çıkarmaların yaşanacağını, "akıllıca" davranıp buralara Türk Telekom ile birlikte gidebileceklerini ifade etti.

Konuşmasında numara taşınabilirliğe de değinen Türktan, bunun sektörde "çığır açacak" bir uygulama olduğunu, pazarda yaklaşık 6 ile 9 milyon arası operatöründen mutsuz abone bulunduğunu, numara taşınabilirlik ile bu kitlenin harekete geçmesinin beklendiğini, hedeflenen taşıma sürecinin ise 5-6 gün olduğunu kaydetti.

Türktan, "Numara taşınabilirliğin ilk yılı içinde 2 ile 2,5 milyon arası abonenin Avea'ya geçiş yapacağını bekliyoruz" dedi.

Numara taşınma oranlarına ilişkin dünyadan örnekler veren Türktan, geçen yıl Hong Kong'da yüzde 109, Finlandiya'da yüzde 68, Danimarka'da yüzde 42 oranlarında taşınmanın gerçekleştiğini, uygulamadan önce Hong Kong'da hakim operatörün yüzde 30,06 olan pazar payının numara taşınabilirliğinden sonra yüzde 28,27'ye gerilediğini, Finlandiya'da ise yüzde 50,95'ten 36,86'ya, Belçika'da yüzde 56'dan 43,24'e düşen pazar payı değişimi yaşandığını anlattı.

-"KRİZDE 3G YATIRIMLARININ GERİ DÖNÜŞLERİ UZAYABİLİR"-

Avea Üst Yöneticisi Türktan, 3G teknolojisinin getireceği yeniliklere de değinerek, buna ilişkin yatırımların geri dönüşlerinin kriz ortamında uzayabileceğini, ancak finansmanın sağlanmasının bu noktada büyük önem taşıdığını söyledi.

3G ihale tarihinin kriz nedeniyle değişip değişmeyeceği sorusu üzerine ise Türktan, "Bizim hiçbir sorunumuz yok. İhaleye gireriz. Lider operatör için de aynı şeyi söyleyebiliriz. Dolayısıyla en az 2 operatör hazırsa, bence hükümet vazgeçmez. Ertelenecek diye bir sıkıntı görmüyorum. Unutmayalım ki Türkiye'de 1994 krizinde ilk GSM yatırımları yapıldı. Nakit akışı, finansman olursa mobil operatörlerde bir sıkıntı olmaz" şeklinde konuştu.

-"KENDİMİZİ IPHONE HEYECANINA KAPTIRMADIK"-

Cüneyt Türktan, ıPhone ile ilgili olarak da, "ıPhone'de olmak için 200 bin telefon taahhüt etmek gerekiyordu. Biz buna gerek görmedik. ıPhone heyecanına kendimizi kaptırmadık. Özellikle taahhüt işine girmek istemedik" dedi.

Sanal operatörlüğe de işaret eden Türktan, bunun piyasaya ayrı bir hareketlilik kazandıracağını, şu anda aralarında Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor'un da olduğu 5 markayla bu konuya ilişkin görüşmeler yaptıklarını bildirdi.

Avea Regülasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Cengiz Anık da, sorular üzerine, numara taşınabilirliğin hayata geçtiği ülkelerde tamamen hakim ortağın abone kaybettiğini, kazananın olmadığını söyledi.

Avea Finanstan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Eren Güra da şu anda vadesi 6 yıl olan 1,6 milyar dolar seviyesinde kredileri bulunduğunu ve bunların IFC ile yurt dışındaki Eximbanklardan sağlanan krediler olduğunu, ayrıca 12 bankadan sağlanan 505 milyon dolarlık kredi dilimi içinde Garanti Bankasının da yer aldığını belirtti.

Güra, 3G ile ilgili yatırımlarda tedarikçiler vasıtasıyla yine Eximbanklar üzerinden ekstra finansmana gideceklerini ifade etti.

Avea Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı İlker Koçak ise, Avea'da yüzde 65 faturasız, yüzde 35 faturalı hattın bulunduğunu, toplam sektörde ise yüzde 15-20 düzeyinde faturalı hattın söz konusu olduğunu, gelen yeni abonelerle oranlarda bir değişiklik gözlemlemediklerini kaydetti.

TÜROFED BAŞKANI BARUT: KÜRESEL KRİZDEN DÜNYADA EN AZ ETKİLENEN TÜRK TURİZMİ OLACAKTIR

Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkanı Ahmet Barut, ''küresel krizden dünyada en az etkilenen Türk turizmi olacaktır'' dedi.

TÜROFED Başkanı Barut, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yıllardır döviz kurunun düşüklüğünden şikayet ettiklerine dikkati çekerek, ''döviz kuru her yıl enflasyonun altında kalıyordu. Bu nedenle turizmci kar edemiyordu. Dünyada yaşanan kriz nedeniyle döviz kuru son zamanlarda çok arttı ama bu artış da turizmciye yaramadı. Çünkü müşteri azaldı'' diye konuştu.

Küresel krizin her sektörü olduğu gibi turizm sektörünü de etkilediğine işaret eden Barut, bankaların kredi musluğunu kapatması veya kapatmayıp finansman maliyetlerini yükseltmesi durumunda turizmcinin yeni yatırımlara giremeyeceğini, yenileme yatırımı yapamayacağını söyledi.

Turizmin sadece Türkiye için değil, tüm dünya için ekonomide çok büyük yeri olduğunu anlatan Ahmet Barut, ''tüm dünyada kriz yaşanıyor. Bundan etkilenmemek mümkün değil. Ancak küresel krizden dünyada en az etkilenen Türk turizm olacaktır. Çok karmaşık bir durum yaşanıyor, net bir yorum yapılması zor. Bunun için biraz daha beklemek lazım. Karamsar bir tablo çizmiyoruz ama gelişmeleri çok iyi takip, anında reaksiyon vermek gerekir. Krizin etkisi azaldıktan ve hasar tespit yapıldıktan sonra daha her şey daha rahat olacaktır'' diye konuştu.

-''RAKİPLERİMİZDEN AVANTAJLIYIZ''-

Barut, Türk turizminin rakiplerine göre daha avantajlı olduğuna da değinerek, şöyle devam etti:

''Türk turizmi rakiplerine göre daha avantajlı konumdadır. Türk turizminin avantajları; fiyatı, kalitesi ve otellerde uygulanan her şey dahil sistemidir, ancak önemli olan, Avrupalı'nın tatile çıkıp çıkmayacağıdır. Son yıllarda turizm pazarlarındaki dağılma Türk turizmi için olumlu bir gelişmedir. Başta Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleri olmak üzere Orta Doğu pazarı gelişti. Bu olumlu bir gelişme. Bu nedenle fiyatlara kaliteye, her şey dahil sisteme güveniyoruz. Umutsuz değiliz. Bunlar bizim avantajlarımız. Fiyat kalite dengesinin olması, her şey dahilde kaç lira harcanacağının bilinmesi bizim için avantaj olmaktadır.''

-''HER ŞEY BİRKAÇ AY SONRA BELLİ OLUR''-

Barut, şu anda krizin turizme etkilerinin konuşulmasının erken olduğunu vurgulayarak, gelecek yılın turist sayısında artış yılı olmayacağını ancak Türkiye'nin krizden en az etkilenen ülkelerden olacağını söyledi. Barut, sözlerini, ''bizim konsantrasyonumuz bu krizi nasıl kazasız belasız atlatmamız olmalıdır. Şu anda bir şey belli olmaz ancak iki ay sonra çok farklı olabilir. Turizmin gelecek yıl iyi veya kötü olacağı birkaç ay sonra belirlenir. Ancak ben umutsuz değilim. Her şey güzel olacaktır'' diye tamamladı.

-TURKTRADE'DEN ''İHRACATTA KRİZ'' UYARISI

Türkiye Dış Ticaret Derneği (TURKTRADE), küresel krizin ihracatçılara çok ciddi olumsuz yansımalarının olmasının kaçınılmaz olduğunu belirterek, mevcut krizin devam etmesi halinde, gelecek 12 ayda, ihracatta dolar bazında yüzde 20'leri aşan düşüşler yaşanabileceği konusunda uyarıda bulundu.

TURKTRADE'den yapılan açıklamada, ''kriz nedeniyle sadece ihracat artış oranında düşme beklendiği'' yönündeki değerlendirmelerin gerçekçi olmadığı vurgulanırken, ''ilk teşhislerin aksine, TURKTRADE olarak analizlerimizde, mevcut krizin devam etmesi durumunda, önümüzdeki 12 ayda ihracatta dolar bazında yüzde 20;lere varan, hatta bunu aşan reel düşüşler yaşanacağını öngörüyoruz'' görüşüne yer verildi.

Kur artışlarının ihracatçıya ek rekabet gücü katmasına rağmen, geçmişte yaşanan krizlerden farklı olarak, bu kez aynı olgunun çok sayıda ülke ve şirket açısından geçerli olduğuna dikkat çekilen açıklamada, birçok sektörün kendisini küresel kriz nedeniyle daralan pazarlarda daha da keskinleşen bir rekabet ortamında bulacağına işaret edildi.

Avrupa pazarlarında avro/dolar kurundaki hızlı değişmenin bu bölgeye yönelik ihracatı dolar bazında aşağı çekeceği, ''mevcut trendin devam etmesi halinde sadece parite değişmesinden kaynaklanacak düşüşün gelecek 12 aylık dönemde 8-10 milyar dolar civarında olacağı'' anlatılan açıklamada, dünyada emtia, enerji ve ara malı fiyatlarında yaşanan çok keskin düşüşlerin birim fiyatlara yansımasının da önemli bir risk olduğu kaydedildi.

-EMTİA FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞÜN İHRACATA ETKİSİ-

Dünya emtia fiyatlarındaki düşüşün, demir-çelik, kimyasallar, petrol türevleri ve çimento başta olmak üzere bunların desteklediği makine, elektrik, elektronik, otomotiv ve tekstil gibi sektörleri de etkileyeceği kaydedilen açıklamada, şu değerlendirmelerde bulunuldu:

''Demir çelik sektöründe birim fiyatlarda son 3 ayda yüzde 65 düşüş yaşandı. Bu oranda olmamakla birlikte petrol ürünleri ve kimyasallarda da benzeri düşüşler yaşanmaktadır. Bu fiyat düşmeleri, bir taraftan reel sektör ihracatçılarımızın stoklarından kaynaklanan pozisyon zararlarına uğramalarına neden olmakta, diğer taraftan da ihracatın dolar bazındaki değerini hızla aşağıya çekmektedir. Aynı zamanda bu keskin fiyat düşüşleri, hem ihracatçılarımızın Dahilde İşleme Rejimi çerçevesindeki taahhütlerini kapatma sorunu yaşamalarına yol açmakta hem de şirket bilançolarında olumsuz etkiler yaratmaktadır.''

-CARİ AÇIK ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

''İhracatta yaşanacak düşüşün cari açık üzerindeki etkisinin sınırlı kalacağı'' görüşü belirtilen açıklamada, ihracattaki azalmanın, cari açığı yaratan 3 ana kalem olan enerji, yatırım malı ve ara malı ithalatında birim fiyatlardaki keskin düşüşler tarafından fazlasıyla telafi edilebileceği kaydedildi.

Ayrıca, yükselen dolar kuru ithalatı pahalı hale getireceğinden, küresel ekonominin bu olumsuz şartlarında yatırım malı ithalatında da gerileme öngörüldüğüne de dikkat çekildi.

TURKTRADE'in ekonomiden sorumlu bakanlara ihracatta yaşanacak sıkıntıların giderilmesine yönelik öneri ve taleplerini yazılı olarak ilettiği de belirtilen açıklamada, acil bazı tedbirlerin alınması durumunda, bu zorlu sürecin mümkün olan en az hasarla atlatılabileceği kaydedildi.

TURİST, KRİZ DİNLEMİYOR

Antalya'da turistlere yönelik düzenlenen anket, turistlerin bazı harcamalarından vazgeçebileceğini ancak tatilden vazgeçmeyeceğini ortaya koydu.

Öger Tur Türkiye Genel Müdürü Recep Yavuz AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyadaki krizin turizme yansımalarını belirlemek amacıyla Alman turistlere yönelik, ''Ekonomik krizin turizme etkisi'' konulu anket çalışması yaptıklarını belirtti.

Ankette 2 bin 970 turistin katıldığını ifade eden Yavuz, ''Ekonomik krize rağmen gelecek yıl tekrar tatile çıkacak mısınız? Türkiye'ye tekrar gelecek misiniz?'' sorusuna turistlerin 91.60'ının, gelecek yıl tekrar tatile çıkacakları ve Türkiye'ye gelecekleri yanıtını verdiğini söyledi.

Ankete katılan turistlerin yüzde 78'inin, ekonomik krizin tatillerini etkilemesine izin vermeyeceğini belirttiklerine dikkati çeken Yavuz, şöyle konuştu:

''Ekonomik krizin tatillerini etkilemeyeceğini kaydeden turistler, gerekirse başka giderlerinden feragat ederek, planladıkları tatillerini gerçekleştireceklerini belirttiler. Tatil için yeni bir araba, yeni bir ev almaktan, yatırım yapmaktan, mobilya, kıyafet, sinema, konser, hafta sonu gezileri, hobi giderlerinden tasarruf edebileceklerini ifade ettiler. Turistleri önemli bir kısmı da tatil sürelerini kısaltıp tatil esnasında alışveriş, tur, rent a car gibi ekstra harcamalardan tasarruf edebileceklerini kaydettiler. Bir kısmı da, yarım pansiyon otelleri tercih edebileceklerini veya yılda iki kez yerine bir kez tatile çıkabileceklerini vurguladılar.''

-YİNE TÜRKİYE'YE GELECEKLER-

Yavuz, 1-12 Ekim tarihlerinde ülkelerine dönen 2 bin 970 Alman turiste yönelttikleri ''Gelecek yıl Türkiye'yi tatil ülkesi olarak düşünüyor musunuz?'' sorusuna katılımcıların yüzde 91.60'ının ''evet'' yanıtını verdiğini ifade etti.

Türkiye'ye yeniden tatile gelmeyi düşünen turistlere ''Neden Türkiye'ye tekrar tatile gelirsiniz?'' sorusunu da yöneltiklerini kaydeden Yavuz, şöyle devam etti:

''Ankete katılan 656 turist, tatile gittikleri otellerin tercih nedeni olduğunu, otellerin çok iyi olduğunu belirtirken, 86'sı iyi olmadığını belirtti. Turistlerin 654'ü ise Türkiye'nin ve Türk insanının çok iyi olduğunu ve bu nedenle Türkiye'yi tercih ettiklerini söyledi. 846 turist ise tatile geldikleri Türkiye'de hava koşullarının ve otellerdeki fiyatların iyi olduğunu ve bu nedenle tatil için Türkiye'ye yeniden gelmek istediklerini söylediler.''

HABER7

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*