Krizin etkilerine karşı çaba gösterilmiyor

Krizin etkilerine karşı çaba gösterilmiyor.12130
  • Giriş : 16.06.2009 / 13:00:00

Bakan Ali Babacan 2. Türkiye Finans ve Yatırım Forumu'nda yaptığı konuşmada,küresel ekonomik krizin nasıl bertaraf edileceği konusunda çalışmaların ciddi olmadığını söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Bakan Ali Babacan Euromoney Conferences ve DEİK işbirliğiyle düzenlenen 2. Türkiye Finans ve Yatırım Forumu'nda yaptığı konuşmada,küresel ekonomik krizin nasıl bertaraf edileceği konusunda çalışmaların ciddi olmadığını söyledi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, küresel krizin etkilerine ilişkin, ''Bu binayı nasıl yeniden inşa edeceğiz, yangından sonra nasıl derleyip toparlayacağız, bu binayı yeniden nasıl oturulabilir hale getireceğiz? Ben henüz bu konuda ciddi bir çaba görmüyorum'' dedi.

Babacan, Euromoney Conferences ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) işbirliğiyle Conrad Oteli'nde düzenlenen 2. Türkiye Finans ve Yatırım Forumu'nda yaptığı konuşmada, küresel ekonominin son derece zor dönemlerden geçtiği bugünlerde bu tür toplantıların öneminin daha da arttığını, bunun bilinci içerisinde ilgili kurumlarla hükümetin küresel ve bölgesel işbirliklerine gereken desteği verdiğini söyledi.

Dünyanın modern ekonomi tarihinin gördüğü en derin krizle karşı karşıya bulunduğunu ifade eden Babacan, finans krizinin, hemen arkasından ekonomide ciddi daralmaları beraberinde getirdiğini, istihdamla ilgili sorunların ortaya çıkmaya başladığını, ülkelerin bütçe açığı ve borç stoku üzerinde çok olumsuz etkiler göstermeye başladığını anlattı.

Krizin kısa vadeli etkilerinden korunabilmek amacıyla ''dünyanın en büyük ekonomisi'' diye baktıkları ülkelerin hiç de alışılagelmeyen yöntemler uygulamaya başladığını belirten Babacan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Şu ana kadar gördüğümüz çabalar, ağırlıklı olarak yangını söndürme çabaları. Yani bir yangın var. Bu yangını büyütmeden nasıl kontrol altına alırız ve nasıl söndürürüz çabaları... Oysa ki bu binayı nasıl yeniden inşa edeceğiz, yangından sonra nasıl derleyip toparlayacağız, bu binayı yeniden nasıl oturulabilir hale getireceğiz? Ben henüz bu konuda ciddi bir çaba görmüyorum. Belki bu soruyu sorduğumuzda bazıları 'daha çok erken. Hala yangını tam kontrol altına alamadık. Hele önce tamamıyla bir söndürelim, ondan sonra düşünürüz, bakarız' diyecek. Ancak eğer bugünlerden artık yavaş yavaş bu yangın söndükten sonra neler yapılacağıyla alakalı bir öngörülebilirlik getirilmezse... Hükümetler, merkez bankaları, tekrar eski noktaya dönebilmek için, olan hasarın, yapılan hataların tekrar etmemesi için neler yapılması gerektiğini açıkça ortaya koyması gerektiğinin şart olduğunu düşünüyorum.''

Dünya ticaretinde en az yüzde 10 civarında daralma olacağını dile getiren Babacan, böylesine zor koşullarda neler yapılması gerektiği konusuna değinirken, Türkiye'nin bu konuda çok aktif olduğunu söyledi.

Ali Babacan, özellikle denetim ve düzenlemede mutlaka küresel bir yaklaşımın olması gerektiğini düşündüklerini ifade ederek, ''Dünyanın en büyük ekonomisi 'ben çok büyüğüm, diğerleri kendi işine bakabilir ya da diğerleriyle ilgili söz sahibi olabilirim, ama bana hiç kimse karışmasın' dememeli, diyememeli. Böyle dediği anda neler olduğunu çok acı bir şekilde yaşadık, yaşıyoruz'' şeklinde konuştu.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, köklü bir yargı reformu stratejisi üzerinde çalışıldığını, bir iki ay içinde açıklanacağını kaydetti.

Euromoney Türkiye Finans ve Yatırım Forumunun açılışında konuşan Babacan, küresel krize, bütün ekonomilerin ortak hareket alanı yakalaması ile hep beraber çözüm bulabileceğini, bu sistemin dışında kalacak ülkelerin ileride problem yaşayabileceğini söyledi.

Babacan, ''Özellikle Amerika ve Avrupa'daki reel sektörün bankalara olan yükümlülüklerine baktığımızda dolar üzerinden yüzde 10-20 faiz ödemek zorunda kalan reel sektör kuruluşlarının olduğunu görüyoruz. Bu bizi endişelendiriyor. Bu noktada bu krizin hep beraber aşılması için çalışılması gerek'' dedi.

Türkiye'nin açık bir ekonomi olduğunu söyleyen Babacan, şunları kaydetti:

''Ancak bu dönemde açık bir ekonomi olmanın da bedeli var ve biz bu bedeli şu anda ödüyoruz. Ancak, uzun vadede yine açık bir ekonomi, özel sektörün ağırlıklı olduğu bir ekonomi, yine Türkiye'nin ve gelişmekte olan pek çok ülkenin çıkış yolu olacaktır. Korumacılık bugün çok ciddi bir tehlikedir. Korumacılık popülizme açıktır. Bu dönemde bir başka önemli tehlike de ekonomi politikalarında ulusal bir söyleme düşmektir. Bunu da yine Avrupa'da bazı ülkelerde görüyoruz. Bu yaklaşım da sadece popülizmdir. Başka bir şey değildir. Bu zor dönemde rasyonel gerçekçi politikalar uygulamak son derece önemli. Kısa vadede krizin olumsuz etkilerini atlatmak için her ülke kısa vadeli tedbirler alabilir. Ama orta ve uzun vadede neler yapılacağının da mutlaka ülkeler tarafından ortaya konması gerekir. Bugün ABD bunu hala yapmış değil. Avrupa'daki pek çok ülke yapmış değil. Bunun bir an önce yapılması gerekiyor. Bunu Türkiye'de bir an önce yapmamız gerekiyor. Bu sene olağanüstü bir yıl.''

Türkiye'nin bu sene bütçe açığının son 6-7 yıllık dönemden sonra ilk defa bir miktar artacağını, borç stoğunda yine bir miktar artış olacağını söyleyen Babacan, ''Ancak bunun orta ve uzun vadede sürdürülemez olduğunun çok iyi farkındayız. Bunun en kısa zamanda orta vadeli programla öngörülebilir bir patikaya oturtulmasının son derece önemli olduğunu düşünüyoruz ve şu anda bunun üzerinde çalışıyoruz. Çok büyük ekonomilerin dahi 'daha vakit var' dediği konular üzerinde biz çalışmaya başlamış durumdayız'' şeklinde konuştu.

Bakan Babacan, kriz aşıldıktan sonra G20 ülkeleri içinde Türkiye'nin milli gelirine oranla en az borçlu ve bütçe açığı en az olan ülkelerden biri olacağını ifade ederek, bu noktada krizden çıkış döneminde Türkiye'nin avantajlarının çok büyük olacağını vurguladı.

Babacan, ''Türkiye, kamu dengelerini belli bir noktaya oturtmuş ve özellikle kur riskleri açısından da kendini oldukça sağlama almış bir ülke olacaktır'' dedi.

''REFORMLARI ERTELEME LÜKSÜMÜZ YOK''

Türkiye'nin kriz dönemlerinde dahi yalpa yapmadan akıllı politikalarla, asla içine kapanma ya da korumacılık tuzağına düşmeyen bir ülke olarak yoluna devam edeceğini belirten Ali Babacan, Türkiye ekonomisinin 2002 yılından 2008'e kadarki dönemde gösterdiği performansı anlattı.

Türkiye'de demokrasinin derinleşmesi, temel hak ve özgürlüklerde ilerleme sağlanması, Türkiye'nin gerçek anlamda bir hukuk devleti olması için çok önemli adımlar attıklarını ifade eden Babacan, şunları kaydetti:

''Bizim ne pahasına olursa olsun Türkiye'deki demokrasiyi daha da derinleştirmemiz, sağlamlaştırmamız gerekiyor. Türkiye'nin gerçek anlamda hukuk devleti olmasını da hızla sağlamamız gerekiyor. Bu, iş dünyası için de önemlidir. Hukuki çerçevede, yasal alt yapıda şirketlerimiz tek tek kendini emniyette hissetmelidir. Mahkemeye gittiğinde 'adil bir karar çıkacaktır ve bu kadar çabuk çıkacaktır' görüşü iş dünyasında hakim olmalıdır. Bu ekonomik ilerlemenin de en büyük destekleyicisi olacak konulardan biridir.

Şu anda biz çok köklü bir yargı reformu stratejisi üzerinde çalışıyoruz. Yeni adalet bakanımızla da konuyu konuştuk. Kendisi yoğun bir şekilde çalışıyor. Önümüzdeki bir iki ay içerisinde bu açıklanacak. Ondan sonra da o yargı reformu stratejisinin uygulanmasıyla ilgili adımlar atmaya başlayacağız. Aksi halde 'mevcut sistem, Türkiye'nin kendine özgü sistemidir, bu iyidir, dolayısıyla dışarıda ne oluyor bitiyor bizi pek fazla ilgilendirmez, biz bununla devam edelim'...Bu kafayla Türkiye hiçbir yere gidemez. Mutlaka kendimize çeki düzen vermemiz gerekiyor. Dünya ekonomisinin yoğun sarsıntılar geçirdiği bu dönemde bizim reformları erteleme lüksümüz yok.

TBMM'nin yasama sistemi, yasama çalışmaları...Burada maalesef şunu gözlemledik ki Türkiye adına olumlu bir adım da olsa sadece muhalefet yapma adına bu adımların engellenmesi gibi bir çaba olmamalı. Böylesine bir ortamda biz bir milli seferberlik yolu ile hep beraber Türkiye için doğru olanı yapmak zorundayız. Aksi halde gelecek nesiller bunun hesabını sorar. Derler ki (Bu kadar dünya sarsılırken, yoğun kriz yaşanırken, siz neden birlik beraberlik içinde olup ülke için doğru adımları atmadınız) Türkiye'yi çok daha parlak geleceğe ulaştırmak için beraber hareket etmeliyiz. Çocuklarımız, torunlarımız yarın bunun hesabını sorar. Onun için ben burada bütün siyasi partilerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza, iş dünyamızın temsilcilerine böyle bir ortamda (Hep beraber Türkiye için doğru olanı yapalım) diyorum ve onları Türkiye için doğru olana davet ediyorum.''

AVRUPA BİRLİĞİ

Bundan sonraki dönemde Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilgili duruşunun çok net olduğunu söyleyen Babacan, ''Yıldırmaya, korkutmaya, utandırmaya çalışacaklar. (Türkiye kendi vazgeçse artık şu süreçten) diyecekler. Bunu gönülden arzu eden belki bir kaç politikacı var Avrupa'da ama biz bunu yapmayacağız. Bizim AB sürecinde şu anda bulunduğumuz nokta elde etmiş olduğumuz bir hak. Biz bunu kendi bileğimizin gücü ile hak ettik. Bu noktaya büyük bir mücadele vererek geldik. Böyle bir hakkı kimsenin elimizden kolayca alıp götürmesine izin vermeyiz'' şeklinde konuştu.

Ali Babacan şu anda 35 fasıldan 10 tanesini açtıklarını, bu ay içerisinde bir faslın daha müzakereye açılacağını belirtti.

Babacan, ''Yavaş da olsa hızlı da olsa biz bu yolda emin adımlarla yürüyeceğiz. Atalar demiş, (Sayılı gün çabuk geçer, görünen köyün de uzağı olmaz) Biz o hedefi görüyoruz ve o hedefe şu anda gidiyoruz'' dedi.
AB hedefi sapasağlam yerinde durduktan sonra Türkiye'nin kısa, orta ve uzun vadede akılcı ekonomi politikaları uyguladığı sürece zorlukların üzerinden rahatça geleceği ifade eden Babacan, bu problemli dönem aşıldığında Türkiye'de çok daha farklı bir ortam görüleceğini kaydetti.

Babacan, ''Bugün hareket eden, bugün yatırımla ilgili adımlar atan bundan pişman olmayacaklar'' diye konuştu.

Açıkladıkları yatırım teşvik paketinin Türkiye'deki doğrudan yatırımları çok cazip hale getiren paket olduğunu anlatan Babacan, ''Dün yine önemli bir karar açıkladık. Özellikle döviz kredileri konusunda çok daha farklı bir noktaya geldik. Tüketicilerin kur riski almasının da artık tamamen önüne geçecek bir düzenlemeyi getirdik. Zaten tüketici kredilerinde döviz miktarı yüzde 4 civarındaydı. Onu da kapatırken büyük hacimli işlemler için çok daha açık bir sisteme geçtik. Bugün Resmi Gazetede yayınlanıp yürürlüğe girecek'' diye konuştu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*