Kuraklık olmazsa rekor hasat olur

Kuraklık olmazsa rekor hasat olur.8781
  • Giriş : 02.02.2009 / 11:09:00

Bakan Eker, bu yıl su olması ve kuraklık olmaması durumunda hububatta mükemmel bir yıl olabileceğini söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker, bu yıl su olması ve kuraklık olmaması durumunda hububatta mükemmel bir yıl olabileceğini söyledi.

Bakan Eker, sütte arz fazlasına ilişkin olarak da, okullarda süt dağıtımının yanı sıra gıda paketleri, yardım paketlerinin içine de süt konulması noktasında bir talepte bulunduklarını bildirdi.

Eker, tarıma dayalı organize sanayi bölgesi (OSB) açılışı için gittiği Diyarbakır'da gazetecilerin sorularını yanıtladı. Dünya genelinde hububat bakliyat fiyatlarındaki dalgalanmalara ve bu yılki beklentiye dönük bir soru üzerine Eker, dünyada 2007 yılında küresel ısınmanın bölgesel etkileri, petrol fiyatlarındaki artış ve piyasalardaki hedge fonların tarımsal ürünlere yönelmesiyle, hububat fiyatlarının anormal şekilde artığını ve bunun 2008 yılı ilkbaharına kadar sürdüğünü söyledi.

Bu tarihten sonra ise petrol fiyatlarındaki düşüş, küresel krizin etkisiyle durumun tam tersine döndüğünü ve bunun hububat fiyatlarını etkilediğini anlatan Eker, ''dünyada bu sene şu ana kadar bir kuraklık etkisinin görülmüyor, ilkbaharda bir kaç dönemde yani başaklama döneminde bir kaç kere suya ihtiyaç var bu dönemlerde su olursa, kuraklık olmazsa, mükemmel bir rekolte olur. Su olmazsa sıkıntı olabilir'' diye konuştu.

Türkiye'nin bu yıl tarihteki en yüksek pirinç üretimini gerçekleştirdiğini bildiren Eker, çeltik üretiminin 765 bin tona çıktığını bunun da 459 bin ton pirinç anlamına geldiğini kaydetti.

Ülkenin mercimek üretiminin yüzde 95'inin ise Güneydoğu Anadolu bölgesinden karşılandığına işaret eden Eker, ancak geçen yıl Diyarbakır ve Şanlıurfa'da yaşanan kuraklık sonucunda kırmızı mercimek üretiminde ciddi bir düşüşü yaşandığını hatırlattı.

Bunun piyasaya fazla yansımaması için çeşitli önlemler aldıklarını dile getiren Eker, bu kapsamda, bir miktar ithalat yapıldığını ve TİGEM'in piyasadan tohumluk mercimek alarak çiftçilere çok makul fiyatlara sattığını söyledi. Böylelikle bu sene 2,5 milyon dekar alanda mercimek ekimi yapıldığına dikkati çeken eker, 2009 yılı haziran ve temmuzdaki hasattan iyi bir mercimek, baklagil rekoltesi beklediklerini kaydetti.

-''ÜRETİCİ ARTIK HANGİ ÜRÜN KARLIYSA ONA YÖNELİYOR''-

Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) daha çok müdahale kurumuna döndüğünü ifade eden Eker, ofisin ''fındık dışında diğer tarla ürünlerinde piyasanın kendi dengesini bulması, eğer kendi mekanizması işlerse müdahale etme niyetinde olmama'' politikasının bulunduğunu söyledi.

Kendilerinin müdahale yolunu değil, çiftçiye prim ödeme yoluyla destekleme yolunu tercih ettiklerini belirten Eker, bu kapsamda 2002 yılında verilen toplam 186 milyon liralık prim desteği miktarını 1,2 milyar liraya çıkardıklarını ve kendi dönemlerinde 21 yeni desteğin daha verildiğini bildirdi.

Pamukta da alan anlamında bir miktar azalma olduğuna ancak verimliğin arttığına işaret eden Eker, örneğin Diyarbakır'da halen tarlada kalan pamuk bulunduğunu bunun işçilik maliyetlerinin fazla olmasından kaynaklandığını söyledi.

Artık üreticilerinin hangi ürün karlıysa ona yöneldiğini belirten Eker, ''çiftçi bakıyor, işçilik maliyetlerine, satışlara mısır karlıysa pamuktan mısıra yöneliyor. Artık ekonomik hesap kitap var, iş artık daha profesyonelce yapılıyor, insanlar artık ne yapacağını nereden para kazanacağını biliyor'' şeklinde konuştu.

-SÜTTE ARZ FAZLASINA ÜÇ FORMÜL-

Sütte arzdan kaynaklanan soruna ilişkin olarak da üç formül geliştirdiklerini anlatan Eker, bu formülleri okullara süt dağıtımı, arz fazlası ürünün süt tozuna dönüştürülmesi ve sosyal yardımlaşma dayanışma fonu kapsamında dağıtılan gıda paketlerinin içerisine sütün de konulması şeklinde özetledi.

Türkiye'de 2002 yılında 8,4 milyon ton olan süt üretiminin 2007 yılında 12,4 milyon tona çıktığını belirten Bakan Eker, süt üreticilerinin talebin düşmesine, marketlere verdikleri sütün parasını zamanında alamamalarına dönük iddiaları bulunduğunu hatırlattı.

Süt konusunda doğrudan müdahalenin de mümkün olmadığını dile getiren Eker, arzdan kaynaklanan soruna dönük olarak bir kaç proje geliştirdiklerini söyledi.

Bu kapsamda ilk önerilerinin sütün okullarda dağıtılması olduğuna işaret eden Eker, şöyle devam etti:

''Çocuklar başta olmak üzere yaşlılar ve kadınların yani bu üç grubun da süt ve süt ürünlerine kemik sağlığı açısından ciddi ihtiyaçları var. Sosyal Yardımlaşma Dayanışma fonu kapsamında gıda paketleri, yardım paketlerine dönük bizim bir talebimiz var. sütün bir miktarının biz orada değerlendirilmesini istiyoruz.

Gıda paketlerini içine süt de koyulması noktasında bir talepte bulunduk. Özellikle sosyal yardımlaşma kararı ile fakirlere dönük belirlenmiş, düzenli yardım alan aileler var. Onların paketlerinin içine süt koyalım ya da sadece süt alımında kullanılabilen fiş verelim istiyoruz. Bu konuyu görüşüyoruz olumlu bakılıyor ama daha henüz resmiyet kazanmadı.

Üçüncü olarak da Hazine ve DPT'den bir kaynak istedik, bu kaynak temin edildiği takdirde şu andaki arz fazlasını süt tozu yapıp kullanabiliriz.''

Türkiye'de süt tozunun sadece dahilde işleme rejimi kapsamında ithal ettiğini anlatan Eker, süt tozunun uzun süre muhafaza edilebildiğine dikkat çekti.

''Biz diyoruz ki bize bir fon, bir kaynak verin bu kaynakla mesela her gün piyasadan 500-1000 ton taze süt çekelim, bunu süt tozu yapalım'' diyen Eker, bu konuda alt yapı çalışmalarını tamamladıklarını söyledi.

Küresel kriz sonrası sektörlere dönük tedbirler içeren ekonomik paketlerin gündeme geldiğini ve bunun EKK toplantılarında ele alındığını hatırlatan Eker, kendilerinin de bu kapsamda, düşük fiyatlar ve arz fazlası nedeniyle sıkıntı yaşayan süt üreticilerinin sıkıntılarına dönük formül önerilerini dile getireceklerini ifade etti.

-''FINDIKLA İLGİLİ ETKİN BİR MEKANİZMA ORTAYA KOYMAK LAZIM''-

Fındık alımları sonrası TMO'nun görev zararlarına ilişkin bir soru üzerine Eker, fındığın özel bir ürün olduğunu ve şu anda görev zararı denilecek bir noktada bulunulmadığını söyledi.

Fındıktaki arz fazlası üzerine, ürünün ortada kalmaması için zorunlu olarak alım yaptıklarını ve 2006 yılında fındık almaya başladıklarını anlatan Eker, bu fındıkların önemli bir kısmının halen depolarda durduğunu söyledi. Fındığın çok uzun süre muhafaza edilebilir bir ürün olduğuna dikkat çeken Eker, alınan fındığın sadece bir kısmını sattıklarını, dünya ve Türkiye'de fındık üretiminin düşük olması durumunda, stoklardan piyasanın ihtiyacını karşılayacaklarını ifade etti.

Türkiye'de fındıkla ilgili bir kanun olduğunu ve fındığın bir ekolojisi bulunduğuna dikkat çeken Eker, fındık üretimi yapılacak belirlenen bölgeler olmasına rağmen, ürünün getirisinin yüksek olması nedeniyle kanun dışında belirlenen yerlerde de üretim yapıldığını böylelikle arz fazlası nedeniyle ürünün fiyatının düştüğünü ve piyasanın zarar gördüğünü söyledi.

Bu anlamda fındığı normal ekolojisinin alanına çekmek için etkin bir mekanizmayı ortaya koymak gerektiğini vurgulayan Eker, bununla ilgili çalışmalar yaptıklarını kaydetti.

-HİBRİT TOHUM ALIMI-

İsrail'den tohum alımına ilişkin bir soru üzerine de Eker, Türkiye'nin hibrit sebze tohumunu sadece İsrail'den değil, ABD, Almanya, Hollanda, Fransa gibi bir çok ülkeden aldığını, bunun bir ticari faaliyet olduğunu, neresi uygunsa ona göre alım yapıldığını söyledi.

Kendilerinin tohum konusunda da çok önemli bir hamle yaptıklarını belirten Eker, 2004 yılında çıkarılan bitki patent kanunu sonrası hibrit sebze tohumunda Türkiye'nin yüzde 90 ithalat yapıp yüzde 10 üretim yaparken, iç üretimin yüzde 25'lere çıktığını söyledi.

Türkiye'nin tohumculuk konusunda kendine yeter hale gelmesinin önemini vurgulayan Eker, 2012'de ülke içinde üretilen tohum miktarının yüzde 60'lara çıkmasını öngördüklerini ifade etti.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*